
Esas No: 2016/76720
Karar No: 2016/76720
Karar Tarihi: 25/9/2019
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
ALİ UĞUR ARAS BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2016/76720) |
|
Karar Tarihi: 25/9/2019 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Engin
YILDIRIM |
Üyeler |
: |
Recep
KÖMÜRCÜ |
|
|
M.Emin KUZ |
|
|
Rıdvan GÜLEÇ |
|
|
Yıldız
SEFERİNOĞLU |
Raportör |
: |
Yusuf Enes
KAYA |
Başvurucu |
: |
Ali Uğur
ARAS |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutuklamanın hukuka aykırı olması ve tutukluluk
incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması nedenleriyle kişi
hürriyeti ve güvenliği hakkının; soruşturma dosyasında gizlilik kararı
verilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına
ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 11/11/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön
incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal
Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler
çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından
başlatılan Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet
Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında27/8/2016 tarihinde gözaltına
alınmıştır.
7. Belirlenemeyen bir tarihte 17/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı
Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 153. maddesi uyarınca soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasına karar verilmiştir.
8. Başvurucu 2/9/2016 tarihinde İstanbul 1. Sulh Ceza
Hâkimliğince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Tutuklama
gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Şüphelinin üzerine atılı FETÖ/PDY
Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan; atılı suçun niteliği, mevcut delil
durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı,
atılı suçun yasada öngörülen cezasının üst sınırı, kaçma ve delilleri karartma
şüphesi nazara alındığında bu aşamada adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının
yetersiz kalacağı anlaşıldığından CMK 100 ve devamı maddeleri uyarınca
şüphelinin tutuklanmasına [karar verildi]."
9. Başvurucu bu karara itiraz etmiştir. İstanbul 2. Sulh Ceza
Hâkimliği 21/9/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Bu karar
14/10/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
10. Başvurucu 11/11/2016 tarihinde bireysel başvuruda
bulunmuştur.
11. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 8/2/2017 tarihli
iddianamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan
cezalandırılması istemiyle İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası
açılmıştır.
12. İddianamede, başvurucunun FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer
aldığı ileri sürülmüş; başvurucunun 11/8/2014 tarihinde ByLock programını yüklediği
belirtilmiştir.
13. İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi 1/3/2017 tarihinde, Ankara
mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı vermiştir.
14. Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesi de 22/5/2017 tarihinde
yetkisizlik kararı vermiştir.
15. Yetki uyuşmazlığı üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2/10/2017
tarihli kararıyla İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin yetkili olduğuna karar
vermiştir.
16. İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi 30/11/2018 tarihinde
başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası
ile cezalandırılmasına ve tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Kararın
gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...Kullanımında olan GSM hattı ile
FETÖ/PDY örgütü mensuplarınca kullanılan ve örgüt mensubu olmayanlarca
kullanılması mümkün görülmeyen Bylock programını
kullandığı, sanığın örgütsel bilinçle Digitürk aboneliğini sonlandırdığı, örgüt
liderinin talimatı ile Bankasya isimli bankada işlem
gerçekleştirdiği, sanığın Deniz Kuvvetleri Mahrem yapılanması içerisinde yer
aldığı, örgüt içerisinde "Sami" kod adını kullandığı ve tüm dosya kapsamına
göre sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve bu suretle verilecek
görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine
terk ettiği,örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine
girdiği, örgütle organik bağ kurup örgüt üyesi sıfatına haiz olduğu
anlaşılmıştır."
17. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulmuştur. İstanbul
Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 2/7/2019 tarihinde istinaf başvurusunun
esastan reddine karar vermiştir.
18. İstinaf mahkemesi kararına karşı temyiz yoluna başvurulmuş
olup temyiz incelemesi devam etmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
19. İlgili hukuk için bkz. Metin
Evecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 31-35.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
20. Mahkemenin 25/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal
Edildiğine İlişkin İddialar
1. Tutuklamanın Hukuki
Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
21. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan deliller
olmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, ByLock listesine dayalı olarak
hakkında soruşturma başlatıldığını ancak bu listenin dayanaktan yoksun
olduğunu, beraat edeceği bir isnat nedeniyle tutuklanmasının ölçüsüz olduğunu,
somut olayda delilleri karartma tehlikesi ve kaçma şüphesinin de bulunmadığını
ve tutuklama kararının gerekçesiz olduğunubelirterek
kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
22. Anayasa"nın "Temel
hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi
şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerine
dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere
bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın
sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine
ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
23. Anayasa"nın "Kişi
hürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci
fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine
sahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan
kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini
önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda
gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan
hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini
kendisi takdir eder (Tahir Canan,
B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının
Anayasa"nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve
güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
i. Uygulanabilirlik Yönünden
25. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığı
dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları incelerken
Anayasa"nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere ilişkin
güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017,
§§ 187-191). Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama
tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki
yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa
Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla
ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk
Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
26. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının
Anayasa"nın başta 13. ve 19. maddeleri olmak üzere ilgili maddelerinde yer alan
güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde
ise Anayasa"nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı
değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve
diğerleri, §§ 193-195, 242).
ii. Genel İlkeler
27. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkate alınacak
genel ilkeler için bkz. Metin Evecen, §§
47-52.
iii. İlkelerin Olaya Uygulanması
28. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni
dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
29. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu
belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında
silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun"un 100. maddesi
uyarınca tutuklanmıştır. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama
tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
30. Kanuni dayanağının olduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin
meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın
ön koşulu olan suçun işlendiğine dair
kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının da değerlendirilmesi
gerekir.
31. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede ve mahkûmiyet
kararında, başvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki iletişimi
sağladığı ifade edilen ByLock
uygulamasının kullanıcısı olduğu belirtilmiştir.
32. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayı
kullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarına
yüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından bir
belirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).
Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar veren
mahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasının
somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi -anılan programın özellikleri
itibarıyla- temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir, § 74).
33. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç
şüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama
tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu
değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı edilmemelidir.
34. Darbe teşebbüsü sırasında gerçekleşen vahim olayların
toplumda oluşturduğu kaygı, teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY"nin örgütlenmesinin karmaşıklığı ve bu yapılanmanın arz
ettiği tehlike (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK],
§§ 15-19, 26) darbe teşebbüsüne ilişkin faaliyetler kapsamında ülke genelinde
binlerce kişi tarafından icra edilen, suç oluşturabilecek nitelikteki on
binlerce eylemin aynı anda işlenmesi, bunun yanı sıra çoğunluğu önemli yerlerde
kamu görevlisi olan on binlerce şüpheli hakkında doğrudan darbeyle ilişkili
olmasa da FETÖ/PDY"ye mensubiyet nedeniyle ivedilikle
soruşturma yapılması ihtiyacı birlikte dikkate alındığında soruşturma konusu
olaylara ilişkin delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve
soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma
tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir (aynı yöndeki
değerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz ve
diğerleri, § 271; Selçuk Özdemir,§
78).
35. Darbe teşebbüsüyle bağlantılı veya darbe teşebbüsüyle
bağlantılı olmasa bile teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY ile
bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan
yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi
ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır. Diğer taraftan
FETÖ/PDY"nin ülkedeki neredeyse tüm kamu kurum ve kuruşlarında
örgütlenmiş olması, yüz elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi ve ciddi
seviyede uluslararası ittifaklarının bulunması, bu yapılanma ile ilgili olarak
soruşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışına kaçmasını ve yurt dışında
barınmasını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır (aynı yöndeki değerlendirmeler için
Aydın Yavuz ve diğerleri, § 272; Selçuk Özdemir,§ 79).
36. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör
örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar öngörülen
suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda öngörülen
cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir (aynı yöndeki
değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak,
B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran
Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç
5271 sayılı Kanun"un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun
gereği tutuklama nedeni varsayılabilen
suçlar arasındadır (bkz. § 32; Gülser Yıldırım
(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 148).
37. Somut olayda İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun
tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüne
üye olma suçunun vasıf ve mahiyetine, suçun 5271 sayılı Kanun"un 100.
maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına,
suça ilişkin Kanun"da öngörülen yaptırımın ağırlığına, kaçma ve delilleri
karartma şüphesine dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 8).
38. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel
koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile İstanbul 1.
Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte
değerlendirildiğinde başvurucu yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesine
yönelik tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olmadığı söylenemez.
39. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup
olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa"nın 13.
ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm
özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım
(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 151).
40. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını
ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve
güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize
olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini
aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı
yöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,
16/11/2016, § 214; Devran Duran,
§ 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY"yle
bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY"nin
özellikleri de -gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,
kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi-
dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok
daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın
Yavuz ve diğerleri, § 350).
41. Ayrıca başvurucunun darbe teşebbüsünün savuşturulması
sürecinde gözaltına alındığı ve sonrasında tutuklandığı dikkate alındığında
soruşturma süreci bakımından tutuklamanın ölçülülük ilkesinin bir unsuru olarak
gerekli olmadığı sonucuna varılması için herhangi bir nedenin bulunmadığı
değerlendirilmiştir.
42. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate
alındığında başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olmadığı
söylenemeyecektir.
43. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki
olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan
başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan
yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi
gerekir.
44. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına
tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa"da bu hakka dair (13. ve 19.
maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden
Anayasa"nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme
yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
2. Tutukluluk
İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
45. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz ve tutukluluğun
devamına ilişkin kararların dosya üzerinden duruşma açılmaksızın incelendiğini
ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
46. Anayasa Mahkemesi Erdal
Tercan ([GK], B. No: 2016/15637, 12/4/2018) kararında; bu şikâyete
ilişkin olarak yaptığı inceleme kapsamında darbe teşebbüsünden sonraki süreçte
darbe teşebbüsü, teşebbüsün arkasındaki yapılanma olan FETÖ/PDY veya terörle
bağlantılı suçlardan tutuklanan kişilerin tutukluluk incelemelerinin on sekiz
aya kadar hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasının olağanüstü hâl
döneminde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal etmediği sonucuna
varmıştır. Somut olay bakımdan 2/9/2016 tutuklanıp 25/1/2018 tarihinde
hâkim/mahkeme önüne çıktığı anlaşılan başvurucunun bu kapsamdaki şikâyeti
bakımından anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir.
47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle
kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Adil Yargılanma
Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
48. Başvurucu; soruşturma dosyasındaki kısıtlama kararı
nedeniyle savunma hakkını kullanamadığını, kendisine yöneltilen suçlamalara
ilişkin açıklama yapma hakkından mahrum kaldığını, kısıtlama kararının dışında
kalan belgelerin de kendisine verilmediğini, kısıtlama kararına itiraz etme
imkânı bulamadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri
sürmüştür.
2. Değerlendirme
49. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,
meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı
veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
50. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan
hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini
kendisi takdir eder (Tahir Canan,
B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu soruşturma dosyasındaki kısıtlama
kararına ilişkin iddialarını tutuklama kararına etkili itiraz etme bağlamında
değil adil yargılanma hakkı bağlamında dile getirmiştir. Bu nedenle başvurucunun
iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamında
incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
51. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek
için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve
özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin
ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve
yargısal makamların görevidir. Bu nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal
edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu
makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet
Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).
52. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak
ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek
ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği
gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle
olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun
Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili
idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip
olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı zamanda bu
süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması
gerekir (Ayşe Zıraman
ve Cennet Yeşilyurt, § 17).
53. Somut olayda başvurucu, hakkında yargılama devam ederken
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesince
inceleme yapıldığı tarih itibarıyla da başvurucu hakkındaki davanın temyiz
incelemesi devam etmektedir. Başvurucunun hakkındaki soruşturma ve yargılama
süreçlerinde yapılan uygulamalar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal
edildiği iddialarına ilişkin şikâyetlerini kanun yollarında ileri sürebilme ve
ileri sürmüş ise şikâyetlerinin bu aşamalarda incelenme imkânı bulunmaktadır.
Bu çerçevede başvurucu tarafından istinaf/temyiz süreçlerinin sonuçlanması
beklenmeden ileri sürülen adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki
şikâyetlerin bireysel başvuruya konu edildiği görülmüştür.
54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul
edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez
olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve
güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ
OLDUĞUNA,
2. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne
çıkarılmaksızın yapılması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının
ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça
dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
25/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.