14. Hukuk Dairesi 2013/14193 E. , 2013/15545 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 02.02.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; bozmaya uyularak davanın kabulüne dair verilen 26.02.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı ile birlikte dava dışı ... Körfez Yapı Kooperatifi Üyesi olduklarını, 07.08.1995 tarihinde yapılan kura ile 1938 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki binanın A Blok 1. kat 7 numaralı bağımsız bölümünün kendisine isabet ettiği halde 18.10.2010 tarihinde tapuda yapılan ferdileşme sırasında davalı adına tescil edildiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 03.07.2012 tarihli 2012/8128-9127sayılı ilamı ile özetle “...mahkemece tüm bağımsız bölümleri gösterir şekilde 07.08.1995 tarihli kura zaptı, tadilat projesi getirtilmemiştir. Öte yandan, davalı da yanlışlığın düzeltilmesi istemiyle 2010/110 Esas sayılı dava açtığını ve A Blok 9 numaralı bağımsız bölümün adına tescilini istediğini bildirmiş, mahkemece yapılan incelemede anılan dosyanın derdest olduğu anlaşılmıştır. Hal böyle olunca mahkemece, 07.08.1995 tarihli kura zaptı ve tadilat projesi getirtilmeli, davalı tarafından 2010/110 Esasta açılan dava dosyasındaki bilgi ve belgeler incelenmeli, gerektiğinde 6100 sayılı HMK’nun 266. maddesi hükmü uyarınca uzman bilirkişi görüşüne başvurulmalı ve kura zaptı ile taraflara isabet eden bağımsız bölümlerin hangisi olduğu kesin olarak saptanmalı, gerekirse HMK’nun 166. maddesi uyarınca davaların birleştirilmesi hususu değerlendirilmeli...” şeklindeki gerekçe ile karar bozulmuştur.
Bozma sonrası 29.11.2012 tarihli oturumda mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ve sadece kura zaptı getirtilerek başkaca bir araştırma yapmadan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında usuli kazanılmış hak kuralına değinilmiştir. Anılan içtihadı birleştirme kararında tarif edildiği üzere mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu taraflardan birisi lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur. Buna da usul hukukunda “usuli müktesep hak” denilmektedir. Mahkeme uyduğu bozma kararına uygun olarak karar vermek zorunda olduğu gibi Yargıtay Dairesi de kural olarak bozma kararı ile benimsemiş olduğu ilke ile bağlıdır.
Somut uyuşmazlıkta; bozmaya uyulmasına karar verildiği halde mahkemece Dairemizin bozma ilamı uyarınca araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Mahkemece yerinde yeniden keşif yapılarak 07.08.1995 tarihli kura zaptı ve ekindeki paylaşımı gösterir kroki ve kooperatif yönetiminin proje tadilatı yapması nedeniyle bağımsız bölüm numaralarının değiştiğine ilişkin savunmalar da dikkate alınarak, kura zaptında taraflara düşen tüm bağımsız bölümlerin kat irtifakı sonucu hangi bağımsız bölüm numaralarını aldığına dair bilirkişilere denetime elverişli yeni bir rapor düzenlettirilerek ve davalı tarafından açılan 2010/110 esas sayılı dava dosyası da gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece yukarıda değinilen usuli kazanılmış hak kuralı bir yana bırakılarak, hükmüne uyulan Dairemizin bozma kararına rağmen eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 11.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.