
Esas No: 2015/14976
Karar No: 2015/14976
Karar Tarihi: 12/9/2019
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
FATMA FEYHA KARSLI BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2015/14976) |
|
Karar Tarihi: 12/9/2019 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan y. |
: |
Recep KÖMÜRCÜ |
Üyeler |
: |
M. Emin KUZ |
|
|
Rıdvan GÜLEÇ |
|
|
Recai AKYEL |
|
|
Yıldız SEFERİNOĞLU |
Raportör |
: |
Heysem KOCAÇİNAR |
Başvurucu |
: |
Fatma Feyha
KARSLI |
Vekili |
: |
Av. Aydan BARIM |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; yargılamanın uzun sürmesi, derece mahkemelerinin
kararlarının yeterli gerekçe içermemesi, delillerin takdirinde keyfî hareket
edilmesi ve aleyhe fazla vekâlet ücretine hükmedilmesi nedenleriyle adil
yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 28/8/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön
incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve
esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına
(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili
olaylar özetle şöyledir:
8. 30/5/2008 tarihinde ülke çapında faaliyette bulunan bir
firmanın bayisinden kullanılmamış bir araç satın alan başvurucu, iki yıllık
garanti süresi içinde meydana gelen arızalar nedeniyle yetkili servise
müracaatlarda bulunmuştur.
9. Başvurucu 26/4/2010 tarihli dilekçesiyle, garanti süresi
içinde üç kez yetkili servise müracaat etmesine rağmen marş motorundaki
arızaların giderilemediğini belirterek aracın aynı nitelik ve özelliklere sahip
yeni bir araçla değiştirilmesi ya da bedeline hükmedilmesi talebiyle ilgililer
aleyhine dava açmıştır.
10. Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme), yargılama
sırasında aracın satış belgeleri ile servis kayıtlarını getirterek araç
üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırmıştır.
11. Bilirkişi heyeti 4/4/2013 havale tarihli raporda; ilk arıza
kaydının satın alma tarihinden bir yıl iki ay sonra yapıldığı, bu süre içinde
aracın yaklaşık 30.000 km yol aldığı ve aradan üç yıl geçtikten sonra yapılan
keşifte aracın çalışır vaziyette olduğu nazara alındığında üretimden
kaynaklanan bir arızanın tespit edilmediği yönünde görüş bildirmiştir.
12. Mahkeme 4/6/2013 tarihli kararıyla, servis kayıtlarına göre
marş motorundaki arıza birçok kez tekrar ettiğinden bilirkişi raporunun aksine
bir kanaatle aracın ayıplı olduğu sonucuna varmış ve davayı kabul etmiştir.
13. Hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi (Yargıtay), bilirkişi raporundaki saptamalar
ışığında aracın ayıplı olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle hükmü
bozmuştur. Bozma kararında, anılan bilirkişi raporundaki, üç yıllık kullanım
süresi sonunda yaklaşık 30.000 km yol alındıktan sonra arıza şikâyetiyle
servise müracaat edildiği, başvurucu izin vermediğinden motor açılarak asıl
sebep tespit edilememişse de arızanın çözüme kavuşturulması sonrasında aracın
sorunsuz olarak çalışmasının sağlandığı, meydana gelen bu arızaların maldan
yararlanmayı sürekli kılmadığı ve üretimden kaynaklanan bir hata bulunmadığı
tespitlerine vurgu yapılmıştır. Mahkeme, Yargıtayın
bozma kararına uymuş ve bu karardaki hususlara atıf yaparak davanın reddine
karar vermiştir. Mahkeme 15/1/2015 tarihinde davanın reddi ile birlikte karar
tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca dava
değeri üzerinden iki davalı için hesaplanan toplam 9.590 TL nispi vekâlet
ücretinin de başvurucudan alınarak davalılara verilmesine karar vermiştir.
14. Temyiz edilen hüküm, Yargıtay tarafından onanarak 25/6/2015
tarihinde kesinleşmiştir.
15. Nihai karar 31/7/2015 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu
28/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Kanun Hükümleri
16. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
Kanunu"nun 323. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Yargılama giderleri şunlardır:
...
ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun
gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti.
...""
17. 6100 sayılı Kanun"un 326. maddesinin (1) ve (3) numaralı
fıkraları şöyledir:
"Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama
giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir."
"Aleyhine hüküm verilenler birden fazla
ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir.""
18. 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu"nun 164.
maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Avukatlık ücreti, avukatın hukukî
yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.""
19. 1136 sayılı Kanun"un 168. maddesinin üçüncü fıkrası
şöyledir:
"Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukî
yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan
tarife esas alınır."
20. 1136 sayılı Kanun"un 169. maddesi şöyledir:
"Yargı mercilerince karşı tarafa
yükletilecek avukatlık ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az
ve üç katından fazla olamaz.""
B. Tarife Hükümleri
21. 31/12/2014 tarihli ve 29222 sayılı Resmî Gazete"de
yayımlanarak yürürlüğe giren (karar tarihinde yürürlükte bulunan) Avukatlık
Asgari Ücret Tarifesi"nin 3. maddesinin (2) numaralı
fıkrası şöyledir:
"Müteselsil sorumluluk da dahil olmak
üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak
olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine
ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.""
22. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi"nin 13. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Tarifenin ikinci kısmının ikinci
bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile
değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, (yedinci maddenin ikinci fıkrası,
dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son
fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre
belirlenir."
C. Yargıtay İçtihatları
23. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 21/12/2017 tarihli ve E.2015/29937,
K.2017/13033 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"2-Davacı eldeki dava ile davalı D."nin yetkili bayisi olan diğer davalı şirketten 13/6/2011
tarihli fatura ile satın aldığı aracın gizli ayıplı olduğunu ileri sürerek,
ayıpsız misli ile değiştirilmesini istemiş, Mahkemece davanın reddine karar
verilmiştir. Davada, 2 adet davalı bulunmakta olup, red
sebebi ortak olan ve kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar yararına
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3. maddesi uyarınca tek vekalet ücretine
hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, değinilen bu yönü gözardı
edilerek her bir davalı yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi usul
ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi
yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7. maddesi
gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan
nedenle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan
nedenlerle kararın hüküm bölümünün 6. ve 7. bendinin karardan çıkartılarak
yerine aynen "Davanın ret sebebi aynı olduğundan Avukatlık Asgari Ücret
Tarifesi uyarınca takdir olunan 4.844,10 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak
davalılara verilmesine" söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu
şekliyle ONANMASINA [karar verildi].
24. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 22/6/2011 tarihli ve
E.2011/12439, K.2011/8326 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
" Davalı banka vekilinin temyiz
itirazlarına gelince;
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık
Asgari Ücret Tarifesi"nin 3/2 nci
maddesine göre müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere birden fazla davalı
aleyhine açılan davanın reddinde ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine
tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı
ayrı vekalet ücretine hükmolunur.""
25. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 20/2/2017 tarihli ve
E.2017/3365, K.2017/2728 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Karar tarihinde yürürlükte bulunan 2016
yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3. maddesinin ikinci fıkrasında;
"Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine
açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret
sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı
avukatlık ücretine hükmolunur" şeklinde düzenlenme yer almaktadır.
Somut olayda davanın ilgili tarife gereği
belirlenen vekalet ücretinin aralarında asıl işveren-alt işverenlik bulunan bu
açıdan müteselsil sorumluluğu olmakla aynı sebeple talebi kısmi red edilen davalılar lehine ayr
ayrı vekalet ücrerine hükmedilmesi isabetli
olmamıştır.""
V. İNCELEME VE GEREKÇE
26. Mahkemenin 12/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Makul Sürede
Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
27. Başvurucu, yargılamanın makul süre içinde tamamlanmadığını
ileri sürmüştür.
28. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)
kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya
da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği
iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara
ilişkin olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığına
(Tazminat Komisyonu) başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir
olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup
bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır.
29. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru
yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması
nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına
makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat
ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi
olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama
imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel,
§§ 27-34). Bu gerekçeler
doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal
iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi
olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan
başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile
bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması
nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).
30. Mevcut başvuruda, söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren
bir durum bulunmamaktadır.
31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul
edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez
olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Gerekçeli Karar
Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
32. Başvurucu, Yargıtayın bozma
kararının iddia olunan eylem ve hüküm arasındaki illiyet bağını ortaya koyacak
bir gerekçe içermediğini ve bu karara atıf yapılarak kurulan ilk derece
mahkemesi hükmünün de aynı nedenlerle sakat olduğunu belirterek gerekçeli karar
hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
33. Anayasa"nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil
yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından
açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa"nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine
ilişkin gerekçede, Türkiye"nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de
güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği
vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi"nin 6. maddesinin (1)
numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli
karar hakkının da dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok
kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen
adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının
kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu,
B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).
34. Anayasa"nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli
olarak yazılır" denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli
yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan
Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu, § 76).
35. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm
iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu
nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı, kararın niteliğine göre
değişebilir (Mehmet Yavuz, B. No:
2013/2995, 20/2/2014, § 51). Ancak ileri sürülen iddialardan biri kabul
edildiğinde davanın sonucuna etkili olması hâlinde mahkeme bu hususa belirli ve
açık bir yanıt vermek zorunda olabilir (Yasemin
Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56).
36. Somut olayda Yargıtay, dosya kapsamında bulunan bilirkişi
raporundaki tespitlerden hareketle üretim hatasından kaynaklanan bir arızanın
varlığını kabul etmenin mümkün olmadığı kanaatiyle davanın kabulüne ilişkin
kararı bozmuştur. Bozma üzerine yargılama yapan ilk derece mahkemesi ise bozma
kararındaki bu tespitlere atıf yaparak davanın reddine karar vermiştir. Bu
itibarla yapılan yargılama sonunda tarafların davanın sonucuna etkili olabilecek
tüm iddia ve savunmaları ile dosya kapsamı dikkate alınarak verilen kararda
hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu (bkz. § 13) görüldüğünden
gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal bulunmadığının açık olduğu
anlaşılmaktadır.
37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul
edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez
olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Mahkemeye Erişim
Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
38. Başvurucu, aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin miktarı
dikkate alındığında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
39. Anayasa"nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi
şöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek
için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."
40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun"un "Bireysel başvuru
hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu
ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve
yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce
tüketilmiş olması gerekir."
41. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru
yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının
tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm
organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya
çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu
nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların
öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından
değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §
16).
42. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak
ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek
ikincil nitelikte bir başvuru yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil
niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için
öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca
başvurucunun şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal
mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bilgi ve kanıtlarını zamanında bu
makamlara sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için
gerekli özeni göstermiş olması gerekir (Ayşe
Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).
43. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak
olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bu
mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §
20).
44. Somut olayda başvurucunun temyiz sürecinde, ilk derece
mahkemesince iki ayrı nispi vekâlet ücretine hükmedildiği veya aleyhe
hükmedilen nispi vekâlet ücretinin fazla olduğu yönünde açık bir şikâyetinin olmadığı
görülmektedir. Bu nedenle söz konusu ihlal iddiası yönünden usulüne uygun
şekilde başvuru yollarının tüketilmediği anlaşılan başvurunun bu kısmının
Anayasa Mahkemesi tarafından incelenmesi mümkün değildir.
45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul
edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez
olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Diğer İhlal İddiaları
46. Başvurucu, Yargıtayın 4/3/2014
tarihli bozma ilamının bariz takdir hatası ve keyfî bir yoruma dayalı olduğunu
ve bu karar uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından kurulan hükmün de aynı
nedenlerle hukuka aykırı olup adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri
sürmüştür.
47. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun
yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda
incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava
konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi,
hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıkla ilgili varılan
sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancak bireysel
başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir
hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum, uygulama
ve sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013,
§ 42).
48. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, mahkemelerce
delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup
mahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik
oluşturan bir hususun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının
kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
49. Açıklanan gerekçelerle başvurucu tarafından ileri sürülen
iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, derece mahkemesi
kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik
de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının da, diğer kabul
edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez
olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin
iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Diğer ihlal iddialarının açıkça
dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
12/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.