
Esas No: 2022/894
Karar No: 2022/5875
Karar Tarihi: 15.06.2022
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/894 Esas 2022/5875 Karar Sayılı İlamı
Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)
Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen bir dava sonucunda, kullanım kadastrosu sonucu tescil edilen taşınmazların Hazinenin satışına dayalı idari işlem ile 3. kişi adına tescil edilmesinden sonra tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin davanın dinlenme olanağı bulunmadığı, dolayısı ile davanın reddedilmesine karar verilmiştir. Davacılar temyiz etmiştir. Temyiz incelemesi sonucunda, hak düşürücü süre nedeni ile davanın usulden reddi gerekçesiyle verilen karar düzeltilerek, davanın reddine karar verilmesi uygun bulunmuştur. Kararda, 6831 sayılı Kanun'un 11. maddesinde düzenlenen 6 aylık süre ile 6292 sayılı Kanun'un 4. maddesinde düzenlenen 1 aylık sürelerin davanın reddi için hak düşürücü olduğu belirtilmiştir.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : 6292 Sayılı Kanun Gereğince Yapılan Satış Sonucu Oluşan Tapu Kaydının İptali ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Kullanım kadastrosu sonucu, Manavgat İlçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 171 ada 1 parsel sayılı 47.215,75 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesine; 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve taşınmazın eşit hisselerle ..., ..., ..., ... ..., ..., ... ... ve ...'in fiili kullanımında bulunduğu, krokisinde A, B, C, D, E harfleri ile gösterilen kargir evlerin ...'a; F, G, H ve I ile gösterilen kargir evlerin ...'a ve İ, J ve K ile gösterilen evlerin ise ...'a ait olduğu şerhi yazılarak Hazine adına tespit ve 24.05.2010 tarihinde tescil edildikten sonra 31.05.2013 ve 01.04.2014 tarihleri arasında ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a 6292 sayılı kanun uyarınca satılarak tapu kaydında gösterilen payları nispetinde bu kişiler adına kayden intikal ettirilmiştir.
Davacı ... ve ..., taşınmazın 16.600,00 m2 kısmının kendi fiili kullanımlarında olup, satış işleminin hukuken geçersiz olduğunu ve taşınmazı tasarrufunda bulunduran kişileri yansıtmadığını ileri sürerek iddialarına konu kısmın tapu kaydının iptali ile adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Eldeki dava; 6292 sayılı Kanun gereği davalı tarafa yapılan satış işleminin ve bunun sonucu oluşan tapu kaydının yolsuz şekilde oluştuğu iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere, kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmaz/taşınmazların Hazine'nin mülkiyetinden çıkıp, 3. şahıs/şahıslar adına tescil edilmelerine esas olan hukuki işlem 6292 sayılı Kanun uyarınca Hazinenin satışına dayanan idari işlem olup, Hazinenin satış işlemi ortadan kaldırılmadıkça, başka bir ifade ile idari işlem niteliğindeki Hazinenin satışı idarece geri alınmadıkça ya da idari yargıda iptal edilmedikçe 3. kişi adına oluşan tapu kaydının yolsuz tescil olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.
Dolayısı ile kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmaz/ taşınmazların Hazine'nin mülkiyetinden çıkıp, 3. şahıs/şahıslar adına tescilinden sonra tapu iptali ve tescil isteğine yönelik davanın dinlenme olanağı bulunmamaktadır.
Somut olaya gelince; davacı ... ve ..., eldeki davayı 18.06.2014 tarihinde açmış olup, çekişmeli taşınmazın dava konusu paylarının ise dava tarihinden önceki tarih olan 31.05.2013 ve 01.04.2014 tarihleri arasında 6292 sayılı Kanun uyarınca ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a satılarak bu kişilerin adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Dava tarihi itibariyle taşınmazlar 6292 sayılı Kanun uyarınca satılarak davalılar adına tescil edildiğine ve dosya kapsamından da idari işlem niteliğindeki satış işleminin idarece geri alındığı ya da idari yargıda iptal edildiği anlaşılamadığına göre eldeki davanın dinlenme olanağı bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, davanın bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken, 6831 sayılı Kanun'un 11. maddesinde düzenlenen 6 aylık süre ile 6292 sayılı Kanun'un 4. maddesinde düzenlenen 1 aylık sürelerin geçirildiği gerekçesiyle hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmesi ve hüküm yerinde de, "...davacının davasının hak düşürücü süre nedeni ile usulden reddine..." şeklinde hüküm kurulması doğru değil ise de; bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden, kararının düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazının kabulü ile; hüküm fıkrasının 1. bendinin hüküm yerinden çıkarılarak, yerine "...davanın reddine..." ibarelerinin yazılmasına, hükmün 1. bendi ve gerekçesinin 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 438/7. fıkrası gereğince düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.06.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.