
Esas No: 2016/463
Karar No: 2016/463
Karar Tarihi: 12/9/2019
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
MECİT ŞAHİNKAYA VE TAMER KORKMAZ BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2016/463) |
|
Karar Tarihi: 12/9/2019 |
R.G. Tarih ve Sayı: 8/10/2019 - 30912 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
Başkan y. |
: |
Recep
KÖMÜRCÜ |
Üyeler |
: |
M. Emin KUZ |
|
|
Rıdvan GÜLEÇ |
|
|
Recai AKYEL |
|
|
Yıldız
SEFERİNOĞLU |
Raportör |
: |
Volkan
SEVTEKİN |
Başvurucular |
: |
1. Mecit ŞAHİNKAYA |
|
|
2. Tamer
KORKMAZ |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan
başvurucular tarafından gönderilmek istenen mektupların sakıncalı bulunarak
gönderilmemesine karar verilmesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal
edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 21/12/2015 ve 4/1/2016 tarihlerinde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan
ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurucuların adli yardım taleplerinin kabulüne
karar verilmiştir.
5. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin
Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. 2016/759 numaralı başvuru dosyasının konu yönünden hukuki
irtibat nedeniyle 2016/463 numaralı başvuru dosyası ile birleştirilmesine,
incelemenin 2016/413 numaralı başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve diğer
dosyanın kapatılmasına karar verilmiştir.
7. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve
esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
8. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına
(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
9. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuşlardır.
III. OLAY VE OLGULAR
10. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili
olaylar özetle şöyledir:
11. Başvurucular, Kocaeli 1 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli
Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) hükümlü olarak bulunmaktadır.
12. Başvurucu Mecit Şahinkaya,
milletvekili V.A.ya; diğer
başvurucu da milletvekili A.H.H.ye birer mektup göndermek istemişlerdir.
13. Beş sayfadan oluşan aynı mahiyetteki söz konusu mektupların
ilgili kısımlarında İnfaz Kurumundaki hak gasplarının, keyfî uygulamaların,
hukuksuzlukların ve işkencelerin her geçen gün arttığı belirtilerek bu kapsamda
hükümlülerin mektuplarına el konulmak suretiyle iletişim haklarının gasp
edildiği ileri sürülmüştür. Diğer yandan avukatla görüşme hakkına yönelik
sıkıntıların protesto edilmesi, başka ceza infaz kurumundan nakil gelen
hükümlünün çıplak olarak aranmasına direnilmesi ve baskılara karşı açlık grevi
yapılması nedenleriyle disiplin cezaları verildiğinden, ayrıca diyet yemeği ve
ilaç teminine ilişkin problemlerden bahsedilerek milletvekillerinden duyarlılık
gösterilmesi talebinde bulunulmuştur.
14. İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının (Disiplin Kurulu)
6/11/2015 ve 10/11/2015 tarihli sakıncalı mektup değerlendirme kararlarıyla
mektupların gönderilmemesine karar verilmiştir. Karar gerekçelerinde;
mektuplarda yalan ve yanlış bilgiler ile İnfaz Kurumunu yıpratmak amacıyla kamuoyu oluşturmaya
yönelik ibareler bulunduğu vurgulanmak suretiyle 6/4/2006 tarihli ve 26131
sayılı Resmî Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren
Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Tüzük"ün (İnfaz Tüzüğü) 91. maddesine göre
mektupların alıcılarına gönderilmediği belirtilmiştir.
15. Başvurucular tarafından Disiplin Kurulu kararlarına karşı
Kocaeli İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) yapılan şikâyet 18/11/2015 ve
23/11/2015 tarihli kararlarla kabul edilerek Disiplin Kurulu kararlarının
iptaline karar verilmiştir. Karar gerekçelerinde, 13/12/2004 tarihli ve 5275
sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun"un 68. maddesinin
(3) numaralı fıkrasında "Kurumun asayiş
ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar
amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden
olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit
ve hakareti içeren mektup, faks ve telgrafların" hükümlüye
verilmeyeceğinin ve hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceğinin hükme
bağlandığı belirtilmiştir. Kararlarda; söz konusu mektuplarda İnfaz Kurumunda
hak ihlali olarak görülen bazı olayların anlatıldığı, bu iddiaların gerçek olup
olmadığının veya haklılığının ayrı bir tartışma konusu olduğu, mektuplara el
konulabilmesi için yazılan hususların yanlış olmasının yeterli olmadığı, bu
bilgilerin kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek nitelikte olması ve
değerlendirme yapılırken mektubun muhatabının kim olduğunun da dikkate alınması
gerektiği vurgulanmıştır. Kararlarda ayrıca, mektupların kamuoyunda tanınan
kişilere yazıldığı ifade edilerek ceza infaz kurumlarında insan hakları
ihlallerinin önlenebilmesi için mümkün olduğunca şeffaflığın sağlanmasının
zorunlu olduğu, hak ihlali olarak belirtilen eylemlerin gerektiğinde yetkili makamlar
tarafından etkili bir şekilde soruşturulabilmesi ve kamuoyu tarafından durumun
takip edilebilmesi için hükümlü ve tutukluların dışarıyla haberleşmelerinin son
derece önemli olduğu açıklanmıştır. Ayrıca benzer bir olayda Anayasa
Mahkemesinin Akif İpek (B. No:
2013/9456, 24/6/2015) kararında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar
verdiği hatırlatılarak başvurucuların gönderdiği mektuplara el konulması
yerinde görülmemiştir.
16. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca (Savcılık) yapılan
itiraz, Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 3/12/2015 tarihli kararları ile kabul
edilerek İnfaz Hâkimliği kararlarının kaldırılmasına kesin olarak karar
verilmiştir. Karar gerekçelerinde, Savcılık itirazının yerinde görüldüğü
açıklanmıştır.
17. Nihai kararlar 10/12/2015 tarihinde başvuruculara tebliğ
edilmiştir.
18. Başvurucular 21/12/2015 ve 4/1/2016 tarihlerinde bireysel
başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
19. İlgili hukuk için bkz. Ahmet
Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
20. Mahkemenin 12/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların
İddiaları ve Bakanlık Görüşü
21. Başvurucular, İnfaz Kurumunda uğradıklarını iddia ettikleri
baskı ve hak ihlallerini milletvekillerine bildirmek için yazdıkları
mektuplarına Disiplin Kurulu kararlarıyla el konulduğunu ve bu kararlara karşı
İnfaz Hâkimliğine yaptıkları şikâyetin kabul edilmesine rağmen Savcılığın
itirazı üzerine hiçbir gerekçe gösterilmeden İnfaz Hâkimliği kararlarının
kaldırılarak mektupların gönderilmemesi suretiyle adil yargılanma hakkı ile
ifade özgürlüğü ve haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
22. Bakanlık görüşünde, Disiplin Kurulu tarafından mevzuata göre
işlem yapıldığı belirtilmiştir. Öte yandan benzer olaylara ilişkin Anayasa
Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına atıfta bulunularak
İnfaz Hâkimliği kararı kaldırılırken Disiplin Kurulu kararının ve kullanılan
takdir hakkının usul ve mevzuata uygun olup olmadığının değerlendirildiği ifade
edilmiştir. Dolayısıyla İnfaz Hâkimliği kararına itiraz üzerine verilen
karardaki tespit ve sonuçların Kanun"un uygulanması niteliğinde olduğu ve bu
anlamda hak ve özgürlükleri ihlal eder nitelikte olmadığı, varılan tespit ve
sonuçların açık bir keyfîlik içermediği
belirtilmiştir.
23. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında mektupların
muhatabı olan milletvekillerinin o dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)
İnsan Hakları İnceleme Komisyonunda üye olması dikkate alındığında gönderilmek
istenen mektupların sakıncalı bulunarak gönderilmemesinin keyfî olduğunu,
müdahalenin haklı olduğuna ilişkin Bakanlık görüşünün dayanaktan uzak olduğunu
iddia etmişlerdir.
B. Değerlendirme
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan
hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini
kendisi takdir eder (Tahir Canan,
B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının özü, göndermek
istedikleri mektupların sakıncalı görülerek alıkonulması nedeniyle haberleşme
hürriyetinin engellenmesine ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin önceki
kararlarında bu tür başvurular haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz, § 23; Özkan Kart (2), B. No: 2013/1201,
20/5/2015, § 22; Akif İpek, § 23;
Ramazan Vural, B. No: 2013/1148,
7/7/2015, § 24; Eren Yıldız, B.
No: 2013/759, 7/7/2015, § 25; Mustafa Aydin,
B. No: 2013/275, 6/10/2015, § 24; Kahraman
Güvenç, B. No: 2013/2072, 3/2/2016, § 20). Somut başvuruda da bu
durumdan ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.
1. Kabul Edilebilirlik
Yönünden
25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine
karar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşılan haberleşme
hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar
verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
26. Anayasa"nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak
"Haberleşme hürriyeti"
kenar başlıklı 22. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Herkes, haberleşme
hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin
önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve
özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak
usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde
sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri
bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz...
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve
kuruluşları kanunda belirtilir."
27. Anayasa Mahkemesinin Ahmet
Temiz (aynı kararda bkz. §§ 28-34)
kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya kendilerine
gönderilen mektuplara ceza infaz kurumunun ilgili kurulları tarafından yapılan
müdahalelere ilişkin genel ilkeler belirtilmiştir. Buna göre haberleşme özgürlüğüne
yapılan müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağını
oluşturan mevzuatın ulaşılabilir,
yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir. İkinci
olarak söz konusu müdahale meşru bir amaca
dayanmalı, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olmalıdır.
28. Disiplin Kurulu, başvurucuların gönderdiği mektupların
sakıncalı olduğunu değerlendirerek mektuplara elkonulmasına
karar vermiştir. Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından
başvurucuların haberleşme hürriyetine bir müdahalede bulunulduğu açıktır.
29. Anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci
fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı ve
Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde
Anayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın
Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen kanun tarafından öngörülme, meşru amaç
taşıma, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine
aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir. (Ahmet Temiz, § 36).
30. Anayasa Mahkemesinin Ahmet
Temiz (aynı kararda bkz. §§ 37-46) kararında, somut olayda da
uygulanan 5275 sayılı Kanun"un 68. maddesinin, hükümlülerin ceza infaz
kurumlarından yaptıkları yazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının kanuni
dayanağını oluşturduğu ve düzenlemenin kanunilik ölçütünü karşıladığı tespit
edilmiştir. Öte yandan haberleşme hürriyetinin düzenlendiği Anayasa"nın 22.
maddesinin ikinci fıkrasında, söz konusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak
yapılacak sınırlamanın ancak usulüne uygun olarak verilecek hâkim kararıyla
mümkün olabileceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları
kanunda belirtilir" denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı ve
bu kurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebileceği açıkça
düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamda
ceza infaz kurumları, Anayasa"nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında
istisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa, B. No:
2013/6693, 16/4/2015, §§ 74-76).
31. Somut olayda Disiplin Kurulunca mektupların alıkonulma
sebebi olarak mektuplarda yalan ve yanlış bilgiler ile İnfaz Kurumunu yıpratmak
amacıyla kamuoyu oluşturmaya yönelik ibareler olması gösterilmiştir. Bu
kapsamda başvurucuların mektuplarının denetlenmesi suretiyle haberleşme
hürriyetine yapılan müdahalenin kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin
önlenmesi ile ceza infaz kurumlarında asayiş ve güvenliğin sağlanması
amaçlarını taşıdığı, bunun da Anayasa"nın haberleşme hürriyetine ilişkin 22.
maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucuna varılmıştır
(Ahmet Temiz, §§ 47-51).
32. Anayasa Mahkemesinin Ahmet
Temiz (aynı kararda bkz. §§ 58-68) kararında hükümlü ve tutukluların
gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara ceza infaz kurumlarının
ilgili kurulları tarafından yapılan müdahalelerde demokratik toplum düzeninin
gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesi yönünden genel ilkelere yer
verilmiştir. Buna göre demokratik toplum düzeninin gerekleri gözetilmeli,
sınırlamada öngörülen meşru amaç ile sınırlandırma aracı arasında orantısızlık
bulunmamalı, sınırlandırmayla ulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve
özgürlüğü sınırlandırılan bireyin kaybı arasında adil bir denge kurulmasına
özen gösterilmelidir.
33. Ayrıca ceza infaz kurumu yetkilileri, mektup gönderme ve
almanın ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünya
ile bağlantısında en önemli araçlardan biri olduğu gerçeğini gözönünde bulundurarak dış dünya ile yeterli bir iletişim
sürdürmelerinde mahkûmlara yardım etmeli ve bunun için onlara uygun desteği
sunmalıdır (Musa Kaya (2), B. No:
2013/2351, 16/9/2015, § 66).
34. Ancak ceza infaz kurumlarında tutulmanın kaçınılmaz sonucu
olarak kamu düzeninin korunmasına ve suç işlenmesinin önlenmesine yönelik kabul
edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü ve tutukluların sahip
oldukları haklar sınırlandırılabilir (Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35). Bu
kapsamda mektubun tamamında ya da mektup içeriğinin bir kısmında yer alan
ifadelerin 5275 sayılı Kanun"un 68. maddesinde yer verilen sebeplerden en az
birini içermesi, özellikle ceza infaz kurumunun ilgili kurulları tarafından da
yeterli düzeyde gerekçelendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla somut olayda da
mektubun içeriğindeki hangi sözlerin neden sakıncalı olduğu gerekçede
gösterilmek zorundadır.
35. Hatta bir hükümlü tarafından milletvekiline gönderilmek
istenen mektup ile herhangi bir kişiye gönderilmek istenen mektubun
değerlendirilmesi de bu kapsamda aynı şekilde olmamalıdır. Mektubun muhatabı
olan milletvekilinin o dönemde TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonunda üye
olduğu dikkate alındığında gerekçelerin ikna ediciliği daha kuvvetli olmak
zorundadır (Kahraman Güvenç, §
47).
36. Başvuru konusu mektupların muhataplarının milletvekilleri
oldukları görülmektedir. Başvurucular tarafından yazılan mektuplarda, bazı
hükümlülerin yaşadığı iddia edilen hak ihlalleri ile İnfaz Kurumunda yaşandığı
ileri sürülen aksaklıklarla ilgili bilgilerin paylaşıldığı anlaşılmaktadır (bkz.
§§ 12,13).
37. Somut olayda mektupların alıkonulmasına yönelik Disiplin
Kurulu kararlarında, başvuruya konu mektup içeriklerinde yer alan hangi
sözlerin muhataplarına (milletvekillerine) ulaştırılmasının ne suretle
sakıncalı olduğu açıklanmadan, mektupların içeriklerinde yalan ve yanlış
bilgiler ile Kurumu yıpratmak amacıyla kamuoyu oluşturmaya yönelik ibareler
bulunduğu belirtilmiştir. İnfaz Hâkimliği kararlarında ise ceza infaz
kurumlarında insan hakları ihlallerine yönelik olarak şeffaflığın önemine
işaret edilerek ve Anayasa Mahkemesinin Akif
İpek kararına atıfla mektuplara el konulmasının yerinde olmadığı
açıklanmıştır. İtiraz üzerine bu defa Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Savcılık
itirazının yerinde görüldüğünü vurgulamakla yetinerek İnfaz Hâkimliği
kararlarının kaldırılmasına karar vermiştir.
38. Başvurucuların İnfaz Kurumunda yaşandığını iddia ettikleri
hak ihlallerine ilişkin bir kısım bilgileri paylaşmak amacıyla
milletvekillerine göndermek istedikleri mektuplarındaki iddialarının bir kısmının
veyahut tamamının gerçeğe uygun olmadığı kabul edilse dahi Disiplin Kurulu ve
Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararlarında mektup içeriklerinin sakıncalı
olduğuna ilişkin ve somut tespitlere dayalı yeterli bir gerekçe
gösterilmemiştir. Mektupların alıkonulmasını gerektirecek boyutta ceza infaz
kurumunda düzeni ve güvenliği tehlikeye sokan özel ve olağanüstü koşulların
bulunduğunu, başka bir ifade ile haberleşme hakkının kötüye kullanıldığını ikna
edebilecek herhangi bir gerekçeye yer verilmemiştir. Bu kapsamda somut olayda
suçun önlenmesine, disiplinin ve ceza infaz kurumunda güvenliğin sağlanmasına
yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin somut bilgilere dayalı olarak
ortaya konulmadığı sonucuna varılmıştır.
39. Diğer yandan ceza infaz kurumu idaresinin başvurucuların
infaz kurumunda yaşandığını ileri sürdükleri insan hakkı ihlallerine ilişkin
iddialarını TBMM üyesi olan milletvekillerine ulaştırılmasını engellemek gibi
bir yetkisi olduğundan söz edilemez. Aksine hukuka bağlı ceza infaz kurumu
idaresinin başvurucuların kötü muamele iddialarının araştırılması ve gerçeğin
ortaya çıkarılması için bağımsız ve tarafsız bir resmî soruşturma yürütecek
idari ve yargısal makamları durumdan derhâl haberdar etme ve harekete geçirme
yükümlülüğü vardır (aynı yönde değerlendirme için bkz. Akif İpek, § 72).
40. Dolayısıyla başvurucular tarafından gönderilmek istenen
mektupların alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahale
amaçlanan hedefler açısından orantısız olup demokratik toplum gereklerine uygun
değildir.
41. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa"nın 22.
maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine karar
verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun"un
50. Maddesi Yönünden
42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun"un 50. maddesinin (1) numaralı
fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"(1) Esas inceleme
sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar
verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan
kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)
Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve
sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili
mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan
hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava
açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,
Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan
kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
43. Başvurucular, ihlalin tespiti ile maddi ve manevi
zararlarının giderilmesi talebinde bulunmuşlardır.
44. Başvurucuların Anayasa"nın 22. maddesinde güvence altına
alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
45. Başvurucuların Anayasa"nın 22. maddesinde güvence altına
alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğinin tespit edilmesi sebebiyle
yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında
başvuruculara ayrı ayrı takdiren net 2.000 TL manevi
tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
46. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için
başvurucuların uğradığını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilen ihlal
arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir belge
sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi
gerekir.
47. Başvuru kapsamında haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği
gözetilerek kararın bir örneğinin bilgi edinilmesi için Kocaeli İnfaz
Hâkimliğine ve ihlalin sonuçlarının giderilmesi için Adalet Bakanlığına
gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın
KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme
hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvuruculara ayrı ayrı net 2.000 TL manevi tazminat
ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine ve
Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,
ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine
kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
E. Kararın bir örneğinin bilgi için Kocaeli İnfaz Hâkimliğine
(E.2015/4359, K.2015/4559; E.2015/4381, K.2015/4606) GÖNDERİLMESİNE,
F. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının giderilmesi için
Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 12/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar
verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.