20. Hukuk Dairesi 2013/8171 E. , 2013/9691 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar Hazine ve Orman Yönetimi ile davalı ...mirasçıları vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında ... Köyü 376, 377, 380, 390 ve 393 parsel sayılı sırasıyla 27600 m², 4100 m², 11500 m², 32000 m² ve 12500 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, belgesizden ham toprak niteliği ile davalı Hazine adına tesbit edilmişler, davalıların kadastro komisyonuna yaptıkları itirazları kabul edilerek komisyon kararıyla tarla niteliğiyle davalı gerçek kişiler adına tesbitlerine karar verilmiştir.
Davacı Hazine vekili, 12.06.2000 günlü dava dilekçesiyle; çekişmeli 380 ve 390 sayılı parsellerde davalıların zilyetlik koşullarının oluşmadığı iddiasıyla komisyon kararının iptali ile taşınmazların ilk tesbitte olduğu gibi Hazine adına tesbit ve tescillerini istemiş; mahkemece davanın reddine ilişkin karar, davacı Hazine tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 04.12.2006 gün ve 2006/5389-8825 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “ Taşınmazın öncesinin tapusuz olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Tapusuz bir taşınmazın zilyedi adına tesciline karar verilebilmesi için taşınmazın tarım arazisi ve özel mülkiyete konu yerlerden olması zilyedin zilyetliğinin aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla olmak üzere 20 yıla ulaşması ve ayrıca maddî olaylardan sayılan zilyetliğin ve sürdürülüş biçiminin tanık ve diğer delillerle kanıtlanması gerekir. Taşınmazın ikinci sınıf tarım arazisi olduğu ziraatçi bilirkişi raporunda belirtilmiştir. O halde, üzerinde durulacak husus zilyetliğin süresi ve sürdürülüş biçimidir. Bilgisine başvurulan yerel bilirkişi süre belirtmeksizin taşınmazın davalı Halit’e babasından kaldığını ve kendisini bildi bileli davalının elinde olduğunu bildirmiştir. Davalı tanıkları da aynı şekilde beyanda bulunmuşlardır. Tanıkların birisi 1964 diğeri ise 1968 doğumludur. Kadastro tesbiti 1984 yılında yapılmıştır. Hal böyle olunca; her iki tanığın da doğum tarihi itibariyle taşınmazın öncesi, zilyetliğin başlangıç tarihi ve süresi ve sürdürülüş biçimiyle ilgili yeterli bilgiye sahip olduğu söylenemez. Öte yandan, tesbit bilirkişilerinden Fevzi Koçoğlu’nun dinlenilmesiyle yetinilmiş diğerleri dinlenilmemiş ve hayatta olup olmadıkları konusuda araştırılmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm verilemez. O halde, gerek davacı Hazineden ve gerekse davalı ...mirasçılarından taşınmazın öncesini iyi bilen yaşlı tanıklar göstermeleri istenmeli,... dışındaki tesbit bilirkişilerinin sağ olup olmadıkları araştırılmalı, daha sonra önceki keşifte dinlenen yerel bilirkişi ile hayatta bulunan tesbit bilirkişileri ve taraflarca gösterilecek tanıklar eşliğinde yerinde yeniden keşif yapılarak, bilirkişi ve tanıklardan taşınmaz öncesinin
mer’a ya da Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığı, değilse kimden kaldığı Halit Eral’ın ve miras bırakanlarının zilyetliklerinin başlangıç tarihi, süresi ve de sürdürülüş biçimi olaylara dayalı olarak ayrı ayrı sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri arasında aykırılık doğduğunda giderilmeli, gerektiğinde yukarıda yazılı hususlarla ilgili olarak komşu parsellerin malik ya da zilyetlerini tanık sıfatıyla bilgilerine başvurulmalı, fen bilirkişisine önceden olduğu gibi kroki düzenlettirilmeli, ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilmeli ” denilmiştir.
Bozma sonrası dava dosyası 2007/1 Esas numarasını almıştır. Daha sonra Hazine vekili tarafından dava konusu 376, 377, 380 ve 393 sayılı parseller hakkında aynı iddiayla açılan mahkemenin 2005/2 Esas sayılı dosyası ile Orman Yönetimi tarafından 376, 377, 380 ve 393 sayılı parsellerin orman sayılan yerlerden oldukları iddiasıyla açılan mahkemenin 2005/7 Esas sayılı dosyaları asıl dosya olan mahkemenin 2007/1 Esas sayılı dava dosyasıyla birleştirilmiştir. Mahkemece; Hazine ve Orman Yönetiminin davalarının kısmen kabulüne ve dava konusu... Köyü 380 nolu parselin tamamı ile 376 nolu parselin fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 9001,91 m²"lik bölümünün orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescillerine, 390 nolu parselin ... mirasçıları adına, 393 nolu parselin ...mirasçıları adına, 376 nolu parselin fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 18.198,09 m²"lik bölümünün ...mirasçıları adına, 376 nolu parselin fen bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen 400 m²"lik bölümünün ilk tesbit gibi Hazine adına, 377 nolu parselin ilk tesbit gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine, birleşen dosya davacısı Orman Yönetimi ve davalılar Halit Eral mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılmamıştır.
Mahkemece, çekişmeli 380 nolu parselin tamamı ile 376 nolu taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün orman sayılan yerlerden olduğu, 376 sayılı parselin (B) harfi ile gösterilen bölümü ile, 390 ve 393 nolu taşınmazlarda zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu, 376 sayılı parselin (C) harfi ile gösterilen ile 377 sayılı parselin ham toprak vasfında olduğu, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; hükme esas alınan orman bilirkişi raporuna incelenen hava fotoğrafı eklenmediğinden rapor denetlenemediği gibi çekişmeli 390 nolu taşınmaz bilirkişi tarafından hiç incelenmemiş, ayrıca 380 nolu parselin tamamı ile 376 sayılı parselin (A) bölümünün memleket haritasında ormanlık alanda kaldığı belirtildiği halde Dairenin iade kararı üzerine dosyaya orman bilirkişi tarafından sunulan ek raporda ise 376 nolu parselin (B) ile gösterilen bölümünün de ormanlık alanda yer aldığı ve 390 nolu taşınmazın kısmen ormanlık alan olarak görüldüğü açıklanmış, bu haliyle iki rapor arasında çelişki de oluşmuştur. Eksik inceleme ve araştırmaya, çelişkili ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı hüküm kurulamaz.
Bu nedenle; mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 veya 20 yıl önce çekilmiş hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritası, topografik fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro haritaları, geniş pafta örneği ile komşu parsellere ilişkin kadastro tespit tutanak ve dayanakları ilgili yerlerden getirtildikten sonra önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı(Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman
toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapıları, bitki örtüsü ve çevreleri incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftalarında zilyet ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı belirlenmeli, çekişmeli taşınmazların miktarı ve konumuna göre 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi gereğince orman içi açıklığı niteliğinde olup olmadığı, orman içi açıklıklarının zilyetlikle kazanılamayacağı gözetilmeli; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar davalılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davalılar yanında, (murisler) yönünden de tapu ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanunun 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükümleri gözönünde bulundurularak sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine, birleşen dosya davacısı Orman Yönetimi ve davalılar Halit Eral mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA , temyiz harcının istek halinde iadesine 07.11.2013 günü oy birliği ile karar verildi.