Hukuk Genel Kurulu 2017/2554 E. , 2018/501 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 07.05.2013 gün ve 2012/540 E., 2013/298 K. sayılı kararın temyizen incelenmesinin davacı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekili ve davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 20.02.2014 gün ve 2013/19157 E., 2014/4297 K. sayılı kararı ile;
(…Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Taşınmazın tarım arazisi niteliğinde kabulü ile olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri üzerinden bilimsel yolla değerinin tespit edilmesi ve bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesi doğru olduğu gibi, kamulaştırılan taşınmaz, baraj gölü içinde kaldığından, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/C maddesi uyarınca tapudan terkinine karar verilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bu nedenle taraf vekillerinin aşağıdaki hususlar dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
1) Dava konusu taşınmaz üzerindeki fidanlar tel örgü ve damlama sistemine maktuen değer biçildikten sonra ayrıca objektif değer arttırıcı unsur ilavesiyle fazla bedel tespiti,
2) Tespit edilen kamulaştırma bedeli gözönüne alındığında karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12. maddesinin 2. fıkrasına göre taraf vekilleri lehine 440,00-TL vekalet ücretine hükmedilmemesi,
Doğru görülmemiştir...)
gerekçesiyle karar bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece bozma kararının 2. bendinde direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı idare vekili davalıya ait taşımazın Ilısu Barajı ve HES Baraj Gölü alanında kalması nedeniyle kamulaştırmasına karar verildiğini, kamulaştırılacak taşınmazın değerinin belirlenmesi amacıyla uzlaşma komisyonu kurulduğunu ve mülk sahibinin kamulaştırmaya konu taşınmazı pazarlıkla satmak hususunda iradesini bildirmek ve uzlaşma komisyonu ile pazarlık görüşmeleri yapmak üzere davet edildiğini, ancak mülk sahibinin pazarlık görüşmesine katılmadığını, bu nedenle de kamulaştırma işleminin satın alma usulü ile gerçekleşmediğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiğini savunmuştur.
Mahkemece dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti amacıyla eldeki davanın açıldığı ve taşınmazın gerçek değerinin belirlenmesi amacıyla keşif yapıldığı, yapılan keşif neticesinde bilirkişi kurulundan aldırılan raporda taşınmazın bedelinin tespit edildiği, bilirkişi raporunun ayrıntılı ve denetime açık, bilimsel verilere uygun olduğu, kamulaştırma kriterlerine uyduğu, bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı idare vekilinin ve davalı vekilinin temyizi üzerine hüküm Özel Dairece, yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.
Yerel mahkemece yapılan hesaplama neticesinde taşınmazın değerinin bozma kararı da dikkate alınmak suretiyle yeniden belirlendiği, ancak kamulaştırma bedeli göz önüne alındığında, taraf vekilleri lehine maktu vekâlet ücreti verilmesi gerektiği belirtilerek bozma kararının 2. bendi yönünden direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararı davacı idare vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamının özü; taraflar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 12. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 440.00 TL vekalet ücretine mi, yoksa Asliye Mahkemelerinde takip edilen davalar için uygulanan maktu vekâlet ücretine mi hükmedilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce davanın kabulü (217.231,40 TL) yönündeki ilk kararın Özel Daire tarafından bozulduğu, yerel mahkemece bozma kararının 1. bendine uyulduğu, 2. bent yönünden ise kamulaştırma bedeli dikkate alındığında (uyulan kısım yönünden yeniden yapılan hesaplama neticesinde kamulaştırma bedeli 214.320,07 TL olarak belirlenmiştir.) taraflar lehine maktu vekâlet ücreti verilmesinin yerinde olduğu belirtilmek suretiyle direnme kararı verildiği, mahkeme kararının davacı idare vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmakla, taraf vekillerince ibraz edilen dilekçelerin kapsamı dikkate alındığında, bu dilekçelerin direnme kararının temyizi niteliğinde olup olmadığı hususu ilk ön sorun olarak görüşülüp, tartışılmıştır.
Davacı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekili dosya içerisine ibraz ettiği 27.10.2014 harç tarihli temyiz dilekçesi ile; yazılı ve sözlü beyanları ile bilirkişi raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını, tarımsal üretimde yer alması gereken maliyet unsurlarından değişen masrafların, döner sermaye faizi ve genel idare giderlerinin bilirkişilerinin hazırladıkları raporlarda hesaplara dâhil edilmediğini, bilirkişi raporunda dava konusu gayrimenkul içerisinde hâli hazırda 4X4 aralıklarla 3-5 yaşlarında zeytin fidanları olduğunun ve taşınmazın dört tarafının da tel örgü ile çevrili olduğunun belirtildiğini, ancak 2011 tarihli arazi kamulaştırmalarında DSİ Kıymet Taktir Komisyonu Raporuna göre o tarihte davalıya ait olan gayrimenkulde zeytin fidanlarının olmadığının görüleceğini, davalının sırf kamulaştırma bedelini artırma amacıyla kötü niyetli olarak tespitten sonra zeytin fidanlarını gayrimenkule diktiğini, bu nedenle davalıya ait gayrimenkulün değerini tespit ederken bilirkişinin bu zeytin fidanlarını da değer tespitine dâhil etmesinin hatalı olduğunu, kamulaştırma davalarına ilişkin Yönetmelikte, Kanuna ve bilimsel esaslara uygun hesaplama tekniklerinin belirtildiğini, dosyada ise bu esaslara uyulmadığını, kapitalizasyon faiz oranının düşük alınmasının hatalı olduğunu, kapitalizasyon faiz oranının belirlenmesinde dikkate alınan hususların objektif değer artışı için dikkate alınamayacağını, ayrıca Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün yargı harçlarından muaf olduğunu belirterek, yerel mahkeme direnme kararının bozulması gerektiğini beyan etmiştir.
Öte yandan davalı vekili ise 13.10.2014 harç tarihli dilekçesi ile; taşınmazın bedelinin eksik tespit edildiğini, taşınmaz üzerinde bulunan fidanların yaşlarının küçük hesaplandığını, dava konusu taşınmazın kapama zeytin bahçesi olarak değerlendirilmesinin gerektiğini, taşınmaz içerisinde bulunan su borularının değerinin hesaplanmadığını, su borularının birbirine bağlı olduğunu ve taşınacak durumlarının bulunmadığını, yine tel örgülerin değeri ile işçilik bedellerinin eksik hesaplandığının ve dikme demirlerin çakma veya betonarme olup olamadığının belirtilmediğini ve kamulaştırma bedelinin belirlenmesinde dikkate alınmadığını, objektif değer artışının eksik hesaplandığını, kaldı ki kapitalizasyon faiz oranı verilerinin değerlendirilmediğini, bilirkişilerin baraj yapımını devletin bölgeye bir yatırımı olarak değerlendirdiklerini, bu nedenle de vatandaşların aleyhine hareket ettiklerini gerekçe göstererek mahkeme kararını temyiz etmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile yukarıda özetlenen temyiz dilekçeleri dikkate alındığında, Özel Dairenin “tespit edilen kamulaştırma bedeli göz önüne alındığında, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12. maddesinin ikinci fıkrasına göre taraf vekilleri lehine 440,00-TL vekâlet ücretine hükmedilmemesi,…”nin doğru olmadığını işaret eden ve 2. bentte yer alan bozma nedenine karşı yerel mahkemece verilen direnme kararına karşı bir temyizin bulunmadığı, taraf vekillerinin dilekçelerinin kapsamının “Dava konusu taşınmaz üzerindeki fidanlar tel örgü ve damlama sistemine maktuen değer biçildikten sonra ayrıca objektif değer arttırıcı unsur ilavesiyle fazla bedel tespiti,” gerektiğine işaret eden ve 1. bentte yer alan bozma nedenine yönelik olduğu anlaşılmıştır.
O hâlde yerel mahkemenin vekâlet ücretine yönelik kısım için verdiği direnme kararına karşı bir temyiz bulunmadığı anlaşılmakla, ön sorunun varlığının kabulü ile bozma kararı doğrultusunda verilen kararın direnme dışındaki hususlara yönelik temyiz nedenlerinin incelemesi için dosyanın Özel Dairesine gönderilmesi gerekir.
S O N U Ç : Direnme hükmüne yönelik temyiz bulunmadığından hükmün direnme dışı hususlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 5. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 21.03.2018 gününde karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere oy birliği ile karar verildi.