21. Hukuk Dairesi 2012/9580 E. , 2013/1568 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava 09.07.2005 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece sigorta tahsisleri peşin sermaye değeri ile karşılandığından maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulü ile davalılardan ...’dan tahsiline, Davalılar... ile ...’a yönelik davanın ise tefrikine karar verilmiş ve karar süresinde davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçinin, davalı işveren ...’ya ait işyerinde şef garson olarak çalıştığı olay günü, davalılar.... ile ...’ın hesaplarını ödeyemedikleri, bunun üzerine ....’ün para bulmak üzere ...’a ait araçla evine gittiği, davacı murisi ile iş yeri çalışanlarından....’ın işveren ... tarafından ...’ün yanına katıldığı, Davalı ...’ün evinden para almasından sonra, dönüş yolunda direksiyon hakimiyetini kaybederek, kullandığı aracın takla atmasına ve devrilmesine neden olduğu ve bu kazada davacı murisinin öldüğü, olayın iş kazası olduğunun kesinleşmiş yargı kararı ile tespit edilerek hak sahiplerine... Başkanlığı tarafından gelir bağlandığı dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu olay tarihinde yürürlükte bulunan İş Kanununun 77.maddesinin açık buyruğudur.
İşverenin, tazminattan sorumlu tutulması giderek, tazminat miktarının belirlenmesinde; İş Kanunun 77 ve İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği’nin öngördüğü önlemlerin işyerinde olup olmadığının saptanması ile mümkündür. Bu yön ise, başka bir anlatımla, işverenin kusurlu olup olmadığı, varsa kusur oranı, uzman bilirkişiler tarafından düzenlenecek kusur raporu ile tespit edileceği yönü tartışmasızdır. Oysa, mahkeme hakimlik mesleğinin gerektirdiği, genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olmayan, özel ve teknik bilgiyi gerektiren konuda bilirkişiye gitmeden bilirkişi yerine geçerek sorunu çözümlediği açık-seçiktir.
Yapılacak iş, işçi sağlığı iş güvenliği konularında uzman bilirkişilerden, İş Kanunun 77 ve İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği hükümleri göz önünde tutularak yöntemince rapor alınmak, alınan rapor, mevcut delillerle birlikte değerlendirmek ve buna göre karar vermekten ibarettir.
Öte yandan, ispat yükü davacıda olduğundan kusur bilirkişi ücretinin öncelikle davacıdan talep edilerek, gerektiğinde İş ve Sosyal güvenlik hukuku ile ilgili düzenlemelerin nitelikçe ve kural olarak kamu düzeniyle ilgili olduğu, bu bakımdan, kusur ve hesap raporlarının alınması ve sair hususların incelenmesinin, davanın niteliği göz önünde tutularak, gerçeğin saptanması yönünden tarafların istemlerine bakılmaksızın hakimin görevi gereğince resen yerine getirmesi gereken hususlardan bulunduğu, göz önüne alınarak HUMK’nun 415. maddesi ile HMK’nun 325. maddesinde öngörülen prosedür işletilmek suretiyle sonuca gidilmesi gerektiği açık-seçiktir.
Davalılar Tuncer Kürtül ile ...’a yönelik davanın tefrikine ilişkin hükme yönelik temyize gelince: Eldeki dava, iş kazası nedeniyle davalı işveren ile birlikte genel hükümlere göre sorumlu bulundukları iddia edilen diğer davalılara karşı birlikte açılmış olup, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmaktadır. İhtiyari dava arkadaşlığı durumunda, davalılardan biri hakkındaki dava genel mahkemenin, diğeri hakkındaki dava özel bir mahkemenin görevine giriyorsa, özel nitelikteki mahkemede davanın görülmesi gereklidir.
Somut olayda, davacılar iş kazası geçiren işçinin mirasçıları, davalı ... ise işvereni konumunda olup, 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1.maddesi uyarınca işveren ile işçi arasındaki iş akdinden kaynaklanan veya İş Kanunu’na dayalı iddiaların özel yetkili iş mahkemesinde görülerek, davanın sonuçlandırılması gerekli olduğundan, diğer davalılar yönünden de İş Mahkemesi olarak davaya bakılmaya devam edilmelidir. Dava birlikte açıldığından, her dava açıldığı zamanki duruma göre değerlendirileceğinden, işverenin kusurlu olup olmadığının belirlenmesi göreve değil, davanın sonucuna etkilidir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 45. maddesinde; ""Aynı mahkemede görülmekte olan davalar aralarında bağlantı bulunması halinde, davanın her safhasında, istek üzerine veya kendiliğinden mahkemece birleştirilebilir"" Hükmü yer almaktadır. Yine aynı Yasanın 46. maddesinde; ""Mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her safhasında, istek üzerine veya kendiliğinden karar verebilir."" 48. maddesinde de;"" Birleştirme ve ayırma istekleri, dilekçe ile veya duruşmada sözlü olarak da yapılabilir... . Aynı Mahkemede görülmekte olan davalar yönünden verileri birleştirme ve ayırma hususundaki kararlar hakkında ancak hükümle
birlikte temyiz yoluna gidilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına bozma sebebi teşkil etmez."" Denilmektedir. 6100 sayılı HMK’nun 166 vd maddelerindeki düzenleme de aynı doğrultudadır. Somut olayda ihtiyari dava arkadaşı olan davalılara yönelik davalar arasında irtibat olduğu ortadadır. Hal böyle olunca bağlantı bulunduğundan davalıların tümüne yönelik davanın birlikte görülerek sonuçlandırılması gerekirken bir kısım davalılar bakımından yazılı şekilde tefrik kararı verilmesi hatalı olmuştur. Yapılacak iş; tefrik edilen davalılara yönelik dava bakımından yeniden birleştirme kararı verilerek, ihtiyari dava arkadaşı davalılara yönelik davayı birlikte inceleyerek sonuçlandırmaktan ibarettir.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, ve özellikle kusur bilirkişi raporu alınmaksızın ve aralarında irtibat bulunduğu halde ihtiyari dava arkadaşı davalılardan bir bölümüne yönelik davanın tefriki suretiyle yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı ...’nın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre sair temyiz itirazlarının ilerde incelenmesine, temyiz harcının istek halinde davalı ..."ya iadesine, 30/01/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.