14. Hukuk Dairesi 2013/14130 E. , 2013/15940 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 08.10.2012 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.04.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davalı vekili taşınmaz üzerindeki bağ ve artezyen kuyusunun kendisine ait olduğunu muhdesat bedelinin verilmesini taksim veya satış suretiyle ortaklığın giderilmesini istemiştir.
Mahkemece, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
Paydaşlığın satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhtesatın bir kısım paydaşlara ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara dağıtılır.
Bütünleyici parçanın arzın paydaşlarına değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir.
Somut olaya gelince; 6100 sayılı HMK"nın 297/2. maddesi gereğince “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” Mahkemece, hüküm sonucunun birinci fıkrasında “...elde edilecek satış bedelinin taraflara tapudaki ve mirasçılık belgesindeki payları oranında pay edilerek paydaşlığından giderilmesine," 2. fıkrasında ise "Taşınmazda Ziraat mühendisi ..."nın 28/03/2013 tarihli ek raporu dikkate alınarak bu parselin satışına elde edilecek bedelin %16,66"sının muhtesat bedeli olarak muhtesat sahibi davalı ..."un tapudaki hissesi dikkate alınarak kendisine ödenmesine," şeklinde hüküm kurulmuştur.
Oysa satış parasının bilirkişi raporundaki oranlar dikkate alınarak %16,66"sının muhdesat sahibi davalıya, kalan kısmın tapudaki payları oranında taraflara dağıtılmasına karar verilmesi gerekirken hüküm sonucunda çelişki oluşturacak şekilde hüküm sonucunun 1.bendinde tapudaki payları oranında taraflara ödenmesine, denildikten sonra 2.bendinde ise muhtesatın %16,66"sı oranında muhdesat sahibi paydaşa ödenmesine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, 492 Sayılı Harçlar Kanunu ve eki Tarifenin karar ve ilam harcına ilişkin hükmü uyarınca karar tarihi itibariyle gayrimenkulün satış bedeli üzerinden alınacak binde 11,38 oranında harcın taraflardan satış bedelinden aldıkları payları oranında tahsil edilmesine karar verilmesi gerekirken bu hususun hüküm fıkrasında yazılmamış olması doğru değildir.
Bu nedenlerle çelişkili ve infazda tereddüte neden olacak biçimde usul hükümlerine aykırı olan hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 20.12.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.