
Esas No: 2015/11480
Karar No: 2015/11480
Karar Tarihi: 11/9/2019
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
TUĞRUL DEMİR BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2015/11480) |
|
Karar Tarihi: 11/9/2019 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Hasan Tahsin
GÖKCAN |
Üyeler |
: |
Serdar
ÖZGÜLDÜR |
|
|
Hicabi DURSUN |
|
|
Kadir ÖZKAYA |
|
|
Selahaddin
MENTEŞ |
Raportör |
: |
Engin GÜNDÜZ |
Başvurucu |
: |
Tuğrul DEMİR |
Vekili |
: |
Av. Kadir
GÜNDOĞAN |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, nakdi tazminat isteminin reddi işleminin iptali
istemiyle açılan davada hukuka aykırı karar verilmesi ve hükme dayanak alınan
bilirkişi raporunun tebliğ edilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının
ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 10/7/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön
incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas
incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına
gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle
şöyledir:
7. Başvurucu Bolu 2. Komando Tugay Komutanlığı emrinde uzman
çavuş olarak görev yapmakta iken Hakkari/Şemdinli
bölgesinde icra edilen operasyonda görev almıştır. 29/7/2012 tarihinde
nişancısı olduğu roketatar ile ateş etmesi sonrasında kulağında şiddetli ağrı,
yanma ve işitme kaybı meydana geldiğini üstlerine bildirmiştir. Olaydan iki
hafta sonra 12/8/2012 tarihinde düzenlenen tutanağa göre başvurucuya ilk
müdahalenin mevzide yapıldığı ve ilaç tedavisi uygulandığı, çatışmaların şiddetli
geçmesi nedeniyle operasyon bölgesine helikopter gönderilemediği, başvurucunun
tedavisine ancak olaydan beş gün sonra intikal ettirildiği Şemdinli merkezinde
konuşlu tabur revirinde başlandığı anlaşılmıştır.
8. Başvurucu 3/8/2012 tarihinde Van Asker Hastanesine sevk
edilmiş, buradan da akustik travma şüphesiyle ileri tetkik ve tedavi amacıyla
Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Kulak Burun Boğaz (KBB) Polikliniğine sevk
edilmiştir. KBB Polikliniğinin konsültasyon talebi üzerine Psikiyatri Polikliniğince
düzenlenen 9/8/2012 tarihli raporla başvurucuya on gün istirahat verilmiştir.
Sürenin bitimiyle görevine dönen başvurucu ağrılarının devam etmesi nedeniyle
başvurduğu Van Asker Hastanesi tarafından 3/9/2012 tarihinde Van Yüzüncü Yıl
Üniversitesi Tıp Fakültesi (YYÜTF) Hastanesine sevk edilmiştir. Uygulanan
tedaviden fayda görülmemesi üzerine başvurucu 25/9/2012 tarihinde tekrar
GATA"ya sevk edilmiş, sağ kulakta akıntı, işitme kaybı ve ağrı şikâyetleriyle
yatışı yapılmış, tedavisinin ardından 4/10/2012 tarihinde sağ eksternal otit tanısıyla bir aylık hava değişimi ile
taburcu edilmiştir. 5/11/2012 tarihinde GATA"da yeniden muayene olan başvurucu
rahatsızlığının geçmemesi üzerine müracaat ettiği YYÜTF Hastanesince bu kez
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi (HÜTF) Hastanesine sevk edilmiş, burada
işitme kaybı tanısıyla 14/12/2012 tarihinde ameliyat olmuştur.
9. Başvurucunun tedavi sürecinde GATA tarafından düzenlenen
11/2/2013 tarihli hasta tedavi kararında dış
kulak yolu kazanılmış stenozu tanısı konularak
altı ay sonra kontrol muayenesi önerilmiştir. 16/7/2013 tarihli tedavi
kararında ise aynı tanı tekrarlanarak orta dereceli işitme kaybı bulunduğu,
askerliğe elverişli olmakla birlikte işitme hassasiyeti gerektiren görev
verilmemesinin uygun görüldüğü belirtilmiştir.
10. Başvurucu 26/7/2013 tarihli dilekçesi ile 3/11/1980 tarihli
ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun uyarınca
tazminat ödenmesi istemiyle Millî Savunma Bakanlığına (Bakanlık) başvuruda
bulunmuştur.
11. Başvurucu Bakanlık tarafından başvurusuna cevap
verilmediğini belirterek Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) nakdi tazminat
ödenmemesi işleminin iptali talebiyle 8/11/2013 tarihinde dava açmıştır. Dava
dilekçesinde, kadrosu nişancı yardımcısı olmasına rağmen operasyonda roketatar
nişancısı olarak görev yaptığını, iç güvenlik ve asayişin korunması görevi
sırasında ve görevin etkisiyle sağ kulağında işitme kaybına maruz kaldığını,
GATA"ya ilk sevkinde detaylı bir muayene yapılmadığını, geçici tedaviler sonucu
rahatsızlığının ilerlediğini ileri sürmüştür.
12. Başvurucunun 3/10/2013 tarihinde GATA"da yapılan
muayenesinde normal muayene bulgularının mevcut olduğu belirtilmiş, 9/12/2013
tarihli konsültasyon raporunda ise durumunun iddia edilen olayla ilişkili olma
ihtimalinin düşük olduğu, hakkındaki net kararın ilk muayene olduğu YYÜTF
Hastanesi ile ameliyat olduğu HÜTF Hastanesi tarafından verilmesinin uygun
olduğu ifade edilmiştir.
13. AYİM Başsavcılığı uyuşmazlığa dair düşüncesinde,
başvurucunun iç güvenlik operasyonu esnasında roketatar atışı sonunda
yaralandığı yönündeki beyanına davalı idareden bir itiraz gelmediğini, Mevki
Asker Hastanesinin 16/7/2013 tarihli raporunda orta dereceli işitme kaybının
mevcut olduğuna karar verildiğini dikkate sunmuştur. Bu itibarla olayın 2330
sayılı Kanun kapsamında nakdi tazminat ödenmesini gerektirir mahiyette olduğu
gerekçesiyle aksi yönde tesis edilen işlemin iptali gerektiğini belirtmiştir.
14. Dava süreci devam ederken Bakanlık Nakdi Tazminat Komisyonu
3/4/2014 tarihli kararıyla; başvurucunun yaralanması olayının 2330 sayılı
Kanun"da belirtilen görevlerden kaynaklanmaması sebebiyle durumunun Kanun
kapsamında değerlendirilemeyeceği sonucuna varmış, başvurucuya nakdi tazminat
ödenmemesine karar vermiştir.
15. AYİM 3. Dairesi yaptığı yargılamada GATA"dan, başvurucunun
muayenesinin yapılmasını ve işitme kaybı bulunup bulunmadığı, işitme kaybının
hangi sınırlarda olduğu, kulakta araz meydana gelip gelmediği, teşhis edilen
rahatsızlıklarının etkenlerinin neler olduğu, rahatsızlığın roket patlamasına
bağlı olup olmadığı hususlarında sağlık kurulu raporu düzenlemesini talep
etmiştir.
16. GATA yaptığı muayene sonucu düzenlediği 9/7/2014 tarihli
raporda, sağ dış kulak yolu stenozu + sağ kulak orta düzeyde iletim tipi işitme kaybı
tanısına yer vermiştir. Ayrıca raporda, rahatsızlığın kronik dış kulak yolu
enfeksiyonu, travması, doğumsal nedenler gibi birçok nedene bağlı olabileceği,
akustik travmanın (sese bağlı gürültü travması) beklenen bir etyolojik neden olmadığı, akustik travma sonrası sıklıkla sensörinöral tip (sinirsel ve algısal tip) işitme kaybı
beklendiği, mevcut işitme kaybı ve dış kulak yolu stenozunun
konu ile ilişkili olma ihtimalinin düşük olduğu belirtilmiştir. GATA, araya
girmiş olabilecek diğer etmenlerin, dış kulak yolu enfeksiyonu, dış kulak
yolunda yabancı cisim, bireysel faktörler gibi faktörlerin tespiti için ilk
müracaat yeri olan Van Asker Hastanesi ve YYÜTF Hastanesinin bulgu ve kayıtları
eşliğinde tıbbi kanaat bildirilmesinin uygun olduğunu ifade etmiştir.
17. AYİM, GATA"nın talebi doğrultusunda Van Asker Hastanesi ve
YYÜTF Hastanesinden başvurucunun tıbbi kayıt ve tetkik sonuçlarını temin ederek
GATA"dan ikinci kez sağlık kurulu raporu düzenlemesini istemiştir.
18. GATA tarafından başvurucu yeniden muayene edilerek
düzenlenen 22/1/2015 tarihli raporda; sağ dış kulak yolu kemik kanalının
başlangıcında kanalı tam olarak kapatan sert kıvamlı yabancı cisimle uyumlu
lezyon izlendiği, bu nedenle kanalın medialinde kalan
bölümün ve kulak zarının değerlendirilemediği belirtilmiştir. Raporda ayrıca,
yabancı cisim çıkartıldıktan sonra işitme testi yapılarak karar verilebileceği
anlatılmasına rağmen başvurucunun bu girişime rıza göstermediği, dolayısıyla
hakkında bir karar verilemediği ifade edilmiştir.
19. AYİM 13/2/2015 tarihli kararı ile davayı reddetmiştir. Karar
gerekçesinde, GATA Sağlık Kurulunun düzenlediği raporda yazılı açıklamalar esas
alınmıştır. Buna göre dış kulak yolu stenozu rahatsızlığı ve orta düzeyde işitme
kaybının sebepleri arasında enfeksiyon, devamlı kulak karıştırılması, doğumsal
nedenlerin bulunduğu, sese bağlı gürültü travması sonrasında sensörinöral
tip işitme kaybı meydana gelmesinin beklendiği, başvurucunun rahatsızlığının
ise dış kulak yolu stenozuna
bağlı olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, zayıf ihtimal de olsa yanında roketatar
patlaması nedeniyle rahatsızlığın oluşup oluşmadığının tespiti için kulaktaki
yabancı cismin çıkarılması gerektiği, başvurucunun cismin çıkarılmasına yönelik
girişimi kabul etmediği, dolayısıyla soyut iddia dışında bir bilgi ve belgeye
ulaşılamadığından işlemde hukuka aykırılık görülmediği ifade edilmiştir.
20. Başvurucu; 22/1/2015 tarihli raporun tarafına tebliğ
edilmediğini, raporun objektif değerlendirmeler içermediğini, birçok kez sevk
edildiği halde sonuç alamadığından GATA"ya güvenmediğini, kulağında herhangi
bir cisim bulunmadığını, üniversite hastanesinden rapor alınması gerektiğini
belirterek karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
21. AYİM Başsavcılığı talep hakkındaki düşüncesinde, HÜTF
Hastanesi kayıtlarının bilirkişi incelemesine dâhil edilmemesi ve raporun
başvurucuya tebliğ edilmemesinin eksiklik olduğunu, rahatsızlığın roketatar
atışından kaynaklanma ihtimalinin mevcut olduğunu, bilirkişi raporunda bu
hususun aksinin ortaya konulamadığını belirtmiştir. Başsavcılık bu nedenlerle
talebin kabulü ile önceki düşünceleri doğrultusunda işlemin iptaline karar
verilmesi gerektiğini bildirmiştir.
22. AYİM 28/5/2015 tarihli kararıyla karar düzeltme istemini
reddetmiştir. Karar gerekçesinde, başvurucunun yanında roketatar patlamış
olmasının işitme kaybının bu patlamadan meydana geldiğini kanıtlamaya yeterli
olmadığı, bu hususun tıbbi verilerle hekim tarafından tespit edilebileceği
belirtilmiştir. Ayrıca, GATA"nın rahatsızlığın etkenleri hakkında açıklama ve
ayrıntılı inceleme yaptığı, başvurucunun kulağındaki cismin çıkartılmasına rıza
göstermemesi nedeniyle mevcut belgelere göre karar verildiği, raporun ilme ve
fenne aykırı olduğuna ilişkin somut bir veri ortaya konulmaması nedeniyle rapora
itibar edildiği, yeni bir hastaneye sevkine gerek görülmediği açıklanmıştır.
23. Başvurucu nihai kararı 19/6/2015 tarihinde tebellüğ
etmesinin ardından 10/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
24. AYİM"deki yargılama devam ederken
başvurucu hakkında, emre itaatsizlikte ısrar iddiasıyla suç dosyası
hazırlanmıştır. Dosyada başvurucunun, verilen emirlere rağmen atışlarda
kullanılmak üzere aldırılan kulak tıkacını operasyon günü yanına almadığı ve
kullanmadığı, roketatarla atış yaptığı sırada rahatsızlandığı belirtilmiştir.
Dosyayı inceleyen Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı
4/12/2014 tarihli kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.
Kararda, şüpheliye tebliğ edildiği belirtilen emir hükümlerinin ikaz özelliği
taşıdığı, hareket tarzını düzenlediği ve tedbir mahiyetinde olduğu, doğrudan
bir askerî vazifenin veya hizmetin yapılmasına veya yapılmamasına yönelik
olmadığı, ayrıca şüphelinin suç kastıyla hareket ettiğine dair delil elde
edilemediği belirtilmiştir.
25. Diğer taraftan başvurucu, yaralanma olayı nedeniyle uğradığı
maddi ve manevi zararların genel hükümlere göre tazmini istemiyle 8/11/2013
tarihinde Bakanlığa karşı AYİM"de ayrı bir dava
açmıştır. Davanın devamı sırasında AYİM"in
kaldırılması nedeniyle Ankara İdare Mahkemesine gönderilen dosyada Van İdare
Mahkemesinin yetkili olduğuna karar verilmiştir. Dosyada bilirkişi incelemesi
yaptırılmasına karar verilerek başvurucuda meydana gelen işitme kaybının
bünyesel bir durumdan veya hastalıktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı,
rahatsızlığın oluşumunda roket atışının ya da genel olarak askerlik görevinin
sebep ve tesirinin bulunup bulunmadığı hususlarında Adli Tıp Kurumu
Başkanlığından rapor düzenlemesi istenmiştir. Bireysel başvurunun incelendiği
tarih itibarıyla Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi üzerinden mahkeme dosyasında
yapılan araştırmada bilirkişi raporunun henüz düzenlenmediği tespit edilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
26. 2330 sayılı Kanun "un 1. maddesi şöyledir:
"Bu kanunun amacı; barışta güven ve
asayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğini
veya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanların;
Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı
ve Emniyet Teşkilatında bulunan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası,
nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerinde
görevlendirilenlerin bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsa
bile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıkları
yaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya engelli hâle gelmeleri halinde
ödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzden
yaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinin
düzenlenmesidir."
27. 2330 sayılı Kanun"un 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Bu kanun;
a) İçgüvenlik ve
asayişin korunması veya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki veya trafik ve yol
güvenliğini sağlamak konularında görevlendirilen:
...
2. Silahlı Kuvvetler mensuplarını,
...
kapsar"
28. 2330 sayılı Kanun"un
"Nakdi tazminat" kenar başlıklı 3. maddesinin ilgili kısmı
şöyledir:
"Bu kanun kapsamına girenlerden;
...
b) Yaşamak için gerekli hareketleri yapmaktan
aciz ve hayatını başkasının yardım ve desteği ile sürdürebilecek şekilde malül olanlara 200 katı, diğer engelli hâle gelenlere (a)
bendinde belirtilen tutarın % 25"inden % 75"ine kadar,
yaralananlara ise % 20"sini geçmemek üzere engellilik ve yaralanma derecesine
göre, nakdi tazminat ödenir."
29. 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı mülga Gülhane Askeri Tıp
Akademisi Kanunu’nun "Tanımlar" kenar
başlıklı 3. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"a) Gülhane Askeri Tıp Akademisi:
Genelkurmay Başkanlığının kuruluşunda, bilimsel özerkliğe sahip, Atatürk
ilkelerine bağlı, milli şuur ve disiplini görev bilen, Türk Silahlı
Kuvvetlerinin sağlık bilimleri alanında en yüksek danışma organı olan; lisans
ve lisansüstü düzeyde eğitim ve öğretim, bilimsel araştırma ve yayım yapan,
Türk Silahlı Kuvvetlerine muvazzaf askeri tabip ve gerektiğinde diğer sağlık
bilimleri alanında askeri personel yetiştiren; kendisine ve bünyesindeki Askeri
Tıp Fakültesine enstitü, yüksekokul ve benzeri kuruluşlar, eğitim hastaneleri
ile diğer eğitim ve öğretim kurumları bağlanabilen ve Genelkurmay Başkanlığının
gerek gördüğü sağlıkla ilgili eğitim ve öğretimi de yaptıran bir yükseköğretim
kurumudur.
...
c) Askeri Eğitim Hastanesi: Gülhane Askeri Tıp
Akademisi Komutanlığının önerisi ve Genelkurmay Başkanlığının onayı ile
vazifelendirilen, 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç hizmet Kanununun ve
Yönetmeliğinin öngördüğü personelin muayene ve tedavilerinin, tıpta uzmanlık
öğreniminde bulunan askeri tabipler ile diğer sağlık personelinin eğitimlerinin
ve bu eğitim ile ilgili klinik ve laboratuvar çalışmalarının yapıldığı, Türk
Silahlı Kuvvetleri Kuruluş ve kadrolarında gösterilen hastanelerdir."
30. 2955 sayılı mülga Kanun’un
"Görevler" kenar başlıklı 7. maddesinin ilgili kısımları
şöyledir:
"g) Askeri ve genel tababet alanlarında
bilimsel araştırmalar yapmak, yayımda bulunmak, memleketin epidemiyolojik
durumunu incelemek, Türk Silahlı Kuvvetlerinde ortaya çıkacak salgınlarla
mücadele etmek ve korunma için gerekli önlemlerin alınması maksadıyla öneride
bulunmak, Türk Silahlı Kuvvetlerinin sağlığını ilgilendiren hertürlü
sorunlarda danışmanlık ve hakem vazifelerini görmek,
…
i) Silahlı Kuvvetler mensuplarıyla 211 sayılı
Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununda ve diğer kanunlarda askeri
kurumlarda tedavileri öngörülen kişilerin her türlü muayene ve tedavilerini
yapmak,"
31. 29/9/2011 tarihli ve 28069 sayılı Resmî Gazete’de
yayımlanan mülga Gülhane Askeri Tıp Akademisi Yönetmeliği’nin "Profesörler Sağlık Kurulu"
kenar başlıklı 15. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile (3) numaralı
fıkrasının (a) bendinin ilgili kısımları şöyledir:
"(1) Profesörler Sağlık Kurulu, GATF ve
Eğitim Hastanesindeki anabilim ve bilim dallarından, Akademi Kurulu tarafından
iki yıl için seçilen birer asil ve birer yedek asker öğretim üyelerinden
oluşur. Asil üyelerden herhangi birisinin yokluğu halinde, yedek üye toplantıya
çağrılır. En kıdemli üye kurula başkanlık yapar. GATF Dekanı ve Eğitim
Hastanesi Baştabibi gerekli gördüğü hallerde toplantıya başkanlık eder.
(2) Raporlar GATF Dekanı ve Eğitim Hastanesi
Baştabipliğince onaylanır.
(3) Kurulun görevleri şunlardır:
a) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu, 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu,
926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 1076 sayılı Yedek Subaylar
ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu, 1111 sayılı Askerlik Kanunu ... hükümleri kapsamında,
TSK personelinin sağlık sorunları ve raporlarıyla ilgili anlaşmazlıkları sağlık
kurulu olarak ve hakem sıfatı ile kesin karara bağlamak, ...”
32. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare
Mahkemesi Kanunu"nun "Dosya dışında
inceleme" kenar başlıklı 52. maddesinin birinci fıkrası
şöyledir:
"Daireler veya Daireler Kurulu, bakmakta
oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabilecekleri
gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve
her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden
isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine
getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya
mahsus olmak üzere uzatılabilir.""
33. 1602 sayılı mülga Kanun"un "İdari
Yargılama Usulü Kanunu ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun uygulanacağı
haller" kenar başlıklı 56. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
""Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde;
İdari Yargılama Usulü Kanunu ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun
...bilirkişi, keşif, delillerin tespitine... ilişkin hükümleri uygulanır.""
34. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu"nun "Dosyaların
incelenmesi" kenar başlıklı 20. maddesinin (1) numaralı fıkrası
şöyledir:
"Danıştay ile idare ve vergi mahkemeleri,
bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapar.
Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve
her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden
isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine
getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin varlığı halinde bu süre, bir defaya
mahsus olmak üzere uzatılabilir.""
B. Uluslararası Hukuk
35. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.
maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile
ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar
konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme
tarafından davasının ... hakkaniyete uygun ... görülmesini isteme hakkına
sahiptir. ..."
36. Sözleşme’deki hakların etkili bir
biçimde korunması için davaya bakan mahkemelerin Sözleşme’nin 6. maddesine göre
tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde
inceleme görevi vardır (Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, §
33).
37. Hakkaniyete uygun yargılanmanın temel unsurunun,
yargılamanın çelişmeli olması ve taraflar arasında silahların eşitliğinin sağlanması
olarak vurgulayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme’nin 6.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde hakkaniyete uygun
yargılanma hakkını güvence altına aldığını ve mahkeme tarafından dinlenen bir bilirkişinin
ise aynı gereksinimleri karşılamasının zorunlu olmadığını açıkça
kaydetmektedir. AİHM; bununla birlikte dava ile gündeme getirilen soruları ele
almak için yetkili mahkeme tarafından görevlendirilen bir bilirkişi görüşünün
söz konusu mahkemenin davayı değerlendirme biçiminde belirgin bir rol
oynayabileceğini, bazı koşullarda bir mahkeme tarafından görevlendirilen
bilirkişinin tarafsız olmamasının adil yargılanma kavramının içindeki
silahların eşitliği ilkesini ihlal edebileceğini, özellikle bilirkişinin yeri
ve rolü gibi etkenlerin dikkate alınması gerektiğini ifade etmektedir. Ayrıca
AİHM, uyuşmazlığın esası ile ilgili olarak görüşü istenen kurumun konumu ve
oluşumu nedeniyle başvuranın kaygılanabileceğini ancak önemli olan noktanın bu
kaygının objektif olarak kanıtlanabilmesi olduğunu belirtmiştir (Sarıdaş/Türkiye, B. No: 6341/10, 7/7/2015, §§ 35,
36).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
38. Mahkemenin 11/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
39. Başvurucu; mahkemenin talep ve iddialarını dikkate
almadığını, itirazlarını karşılamadığını, bilirkişilerin ameliyat kayıt ve
belgelerini incelemeden rapor düzenlediğini, raporun tarafına tebliğ
edilmediğini iddia etmiştir. Ayrıca, GATA"ya ilk sevkinde detaylı muayene
yapılmayarak geçici tedavi uygulanması sonucu rahatsızlığının ilerlediğini,
mahkemenin sevkinden sonra GATA"da ön yargılı tutumla karşılaştığını, "baş belası" gibi görülerek
hakarete maruz kaldığını, bölük komutanı tarafından doktorlara baskı
yapıldığını ifade etmiştir. Başvurucu, mahkemenin sevkine kadar yapılan
tetkiklerde yabancı cisimden söz etmeyen GATA"nın bilirkişi incelemesi
sırasında yabancı cisim nedeniyle kulağına müdahale etmek istemesinin
düşündürücü olduğunu, GATA"yı güvenilir bulmadığından bilirkişi incelemesinin
başka bir hastaneye yaptırılması gerektiğini, ret hükmünün hukuka aykırı
olduğunu belirterek adil yargılanma hakkı ve hak arama hürriyetinin ihlal
edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
40. Anayasa’nın "Hak
arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası
şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardan
faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve
savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
41. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan
hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini
kendisi takdir eder (Tahir Canan,
B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucunun iddiaları özü
itibariyle, eksik ve ön yargılı inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporunun
karara dayanak alınmasına ilişkindir. Bu hâle göre başvurucunun iddialarının
adil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ilkesi yönünden
incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir (Mustafa
Kupal, B. No: 2013/7727, 4/2/2016, §§ 45-50; Ahmet Korkmaz, B. No: 2014/16232, 25/1/2018, § 20; Selim Türk, B. No: 2014/9017, 5/4/2018, § 23).
1.Kabul Edilebilirlik Yönünden
42. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine
karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adil
yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna
karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
43. Anayasa"nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia,
savunma ve adil yargılanma
hakkına sahiptir. Anayasa"nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı
olarak iddia ve savunma hakkına birlikte yer verilmesi,
taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde dile getirme fırsatı tanınması
gerektiği anlamını da içermektedir (Mehmet
Fidan, B. No: 2014/14673, 20/9/2017, § 37).
44. Diğer yandan Anayasa"nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine
ilişkin gerekçede, Türkiye"nin tarafı olduğu uluslararası sözleşmelerce de
güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği
vurgulanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme
yaptığı birçok kararında, AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına
dâhil edilen silahların eşitliği ilkelerine
Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Bu itibarla anılan ilkenin
adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil olduğu sonucu ortaya
çıkmaktadır. Anılan ilkeye uygun yürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyete
uygun olması olanaklı değildir (Mehmet Fidan,
§ 38).
45. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule
ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin
diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını
makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına
gelir (Yaşasın Aslan, B. No:
2013/1134, 16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi gereğince uyuşmazlığın her iki
tarafına da savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasını
kapsamaktadır (Yüksel Hançer, B.
No: 2013/2116, 23/1/2014, § 18).
46. Silahların eşitliği ilkesi kapsamında yapılacak inceleme,
başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının
değerlendirilmesidir (Yüksel Hançer,
§ 19).
47. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın
yürütülebilmesi için silahların eşitliği ilkesi ışığında taraflara delillerini
sunma, inceletme noktasında uygun imkânların tanınması ve yargılamaya etkin
katılımlarının sağlanması gerekir. Bu anlamda delillere ilişkin dengesizlik
veya hakkaniyetsiz olma iddiaları yargılamanın bütünü kapsamında
değerlendirilmelidir. Zira ceza davaları ile medeni hak ve yükümlülüklere
ilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzere yargılamanın tüm
aşamalarında silahların eşitliği ilkesinin güvence altına alınarak adil
yargılanma hakkının korunması hukuk devleti olmanın bir gereğidir (Mustafa Kupal, §§
50-52).
b. İlkelerin Olaya Uygulanması
48. Başvuru konusu davanın tarafları arasındaki ihtilaf,
başvurucunun yaşadığı sağlık sorunlarının askerlik görevinin koşullarının bir
sonucu olarak ortaya çıkıp çıkmadığı noktasındadır. Başvurucu, kulağındaki işitme
kaybının operasyonda kullandığı roketatardan kaynaklandığını, dolayısıyla
rahatsızlığının yürüttüğü askerlik hizmetinin sebep ve tesiriyle meydana
geldiğini öne sürmektedir.
49. AYİM kararına dayanak alınan raporda GATA, başvurucunun
kulağındaki yabancı cisme müdahale edilmesine rıza göstermediğini, bu nedenle
hakkında değerlendirme yapılamadığını ve bir karar alınamadığını belirtmiştir.
Rapora göre başvurucunun muayenesinin eksiksiz olarak yapılması hâlinde
rahatsızlığının sebebi hakkında bir değerlendirme yapılabilecektir. Öte yandan
başvurucu, rahatsızlanmasından sonra sevk edildiği GATA"da yapılan tedaviden
fayda görmediğini, hatta şikâyetlerinin arttığını, kendisine karşı ön yargılı
bir tutum sergilendiğini, komutanı tarafından doktorlara baskı yapıldığını,
önceki muayenelerinde kulağında cisim bulunduğuna dair bir tespitin
yapılmadığını iddia ederek GATA"ya güven duymadığından yapılmak istenen cerrahi
girişime rıza göstermediğini ifade etmiştir. AYİM olayda, başvurucunun GATA"nın
yapacağı tıbbi girişimi reddetmesine dayanak gösterdiği iddiaların haklılığını
GATA"nın tarafsızlığı bağlamında ele alıp değerlendirmeden raporu yeterli
görerek kararına dayanak yapmıştır. AYİM bu suretle, başvurucunun gerektiğinde
başka bir sağlık kuruluşunda muayene edilmesi veya yeniden bilirkişi incelemesi
yaptırılması gibi usuli imkânlara başvurmayı seçenek
dışı bırakmıştır.
50. Diğer taraftan GATA, tedavi aşamasında düzenlediği 9/12/2013
tarihli konsültasyon raporunda rahatsızlığın sebebi hakkında kesin bir sonuca
varamadığını belirterek YYÜTF ile HÜTF"nden görüş
alınması önerisinde bulunmuş, buna karşın yaptığı bilirkişilik görevinde, daha
önce önem atfettiği HÜTF Hastanesince düzenlenen tıbbi kayıtları temin edip
incelemeden raporunu düzenlemiştir. AYİM de başvurucunun talebine rağmen söz
konusu tıbbi kayıtlara neden ihtiyaç duyulmadığını araştırmamış, bu durumun
olayın açıklığa kavuşturulması bakımından bir eksiklik olarak görülmemesinin gerekçesini
kararında izah etmemiştir. Dolayısıyla gerek AYİM kararında,
gerekse dayanak alınan GATA raporundaki değerlendirmelerde olayın özellikleri
ve gelişimi, başvurucunun iddiaları ve dayanağı belgeler yeterli ölçüde
incelenip tartışılmamıştır.
51. Tüm bu tespit ve açıklamalar ışığında, başvurucunun belgeye
dayalı ve uyuşmazlığın çözümü için önem taşıyan iddialarının AYİM tarafından
dikkate alınmadığı, diğer taraftan kesin bir kanaat içermeyen ve olayı
aydınlatmaya elverişli bulunmayan bilirkişi raporu dayanak alınarak uyuşmazlık
hakkında karar verildiği görülmektedir. Bu itibarla AYİM tarafından yapılan
yargılamada başvurucunun davalı idareye nazaran zayıf bir duruma düşürüldüğü,
davalı idarenin ise önemli ölçüde avantajlı hâle getirildiği, katlanılması zor
külfetler yüklenen başvurucu aleyhine çıkarlar dengesinin bozulduğu ve bu
durumun silahların eşitliği ilkesine yönelik orantısız bir müdahale oluşturduğu
sonucuna ulaşılmıştır.
52. Açıklanan gerekçelerle yargılamaya bir bütün olarak
bakıldığında Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma
hakkının güvencelerinden olan silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine
karar verilmesi gerekir.
53. Öte yandan ihlal gerekçesi ve yeniden yargılama yapılacak
olması dikkate alındığında, bilirkişi raporunun başvurucuya tebliğ edilmediği
iddiasıyla ilgili olarak bu aşamada bir değerlendirme yapılmamıştır.
3. 6216 Sayılı Kanun"un
50. Maddesi Yönünden
54. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili
kısımları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun
hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı
verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması
gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından
kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama
yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. ... Yeniden yargılama yapmakla
yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve
sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar
verir."
55. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetin
ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan
kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle
getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için
öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işlemin ve
bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu
maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer
tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet
Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018, § 55).
56. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması
gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Buna
göre ihlal idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasama işlemlerinden
kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderim yolunun
belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet
Doğan, § 57).
57. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216
sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)
bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için
yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye
gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §
58).
58. Buna göre Anayasa Mahkemesince ihlalin tespit edildiği
hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir derece
mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesine
bırakılmıştır. Derece mahkemeleri ise Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında
belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri
yapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan,
§ 59).
59. Başvurucu, ihlalin tespitiyle birlikte yargılamanın
yenilenmesine ve lehine 140.000 TL tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
60. Başvurucunun uyuşmazlığın çözümü için önem taşıyan
iddialarını dikkate almayan ve olayı aydınlatmaya elverişli bulunmayan
bilirkişi raporunu dayanak alan derece mahkemesinin başvurucuyu davalı idareye
nazaran zayıf duruma düşürmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki
silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla
somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
61. Bu durumda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için
yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak
yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun"un 50. maddesinin (2) numaralı
fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu
kapsamda yeniden yargılama sürecinde mahkemelerce yapılması gereken iş,
öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılmasından ve ihlal
kararı verilmesinin nedenlerini gideren, Anayasa Mahkemesince belirtilen
ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir
örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine
karar verilmesi gerekir.
62. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemesine
gönderilmesine karar verilmesi nedeniyle başvurucunun tazminat talebinin
reddine karar verilmesi gerekir.
63. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475
TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuya
ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği
ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan adil
yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere
-Anayasa"nın geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt
bendi gereğince- yetkili idari yargı merciine GÖNDERİLMESİNE (Karar AYİM 3.
Dairesinin 13/2/2015 tarihli ve E.2013/1448, K.2015/218 sayılı kararına ait
dava dosyası ile ilgilidir.),
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam
2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve
Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,
ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine
kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
11/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.