Abaküs Yazılım
Birinci Bölüm
Esas No: 2015/14245
Karar No: 2015/14245
Karar Tarihi: 11/9/2019

        Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

NASRULLAH KURAN BAŞVURUSU (4)

(Başvuru Numarası: 2015/14245)

 

Karar Tarihi: 11/9/2019

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

 

 

Hicabi DURSUN

 

 

Kadir ÖZKAYA

 

 

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Ali KOZAN

Başvurucu

:

Nasrullah KURAN

Vekili

:

Av. Rezan SARICA

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucu tarafından avukatına gönderilmek istenen mektubun sakıncalı bulunarak muhatabına gönderilmemesine karar verilmesi nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/8/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmiştir. Başvurucu bakanlık görüşüyle ilgili beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak, PKK terör örgütüne üye olmak suçlarından hükümlü olarak bulunmaktadır.

8. Başvurucu, C.Ç. isimli avukata yedi sayfadan oluşan bir mektup göndermek istemiştir.

9. Söz konusu mektupta, örgüt içindeki tartışmalara yer verildiği ve önderlik olarak tanımlanan lideri anlamanın önemi vurgulanarak örgütün güncel olaylar karşısında nasıl davranması gerektiği ile örgütlenme ve mücadele stratejilerine dair görüşlerin, talimatların ifade edildiği görülmüştür.

10. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının (Disiplin Kurulu) 26/5/2015 tarihli sakıncalı mektup değerlendirme kararıyla mektubun gönderilmemesine karar vermiştir. Karar gerekçesinde, mektup içeriğinin terör örgütü mensuplarının örgüt faaliyetleri ile ilgili haberleşmesine yönelik olduğu değerlendirilmiştir.

11. Başvurucu anılan karara, sakıncalı görülen mektubu hukuki yardım amacıyla avukatına gönderdiğini, avukata gönderilen mektubun denetlenemeyeceğini belirtilerek itiraz etmiştir. Bursa 1. İnfaz Hâkimliği (İnfaz Hâkimliği) yapılan itirazı 17/6/2015 tarihli kararıyla reddetmiştir. Kararda; mektupta herhangi bir hukuki yardım talebi olmadığı vurgulanarak Disiplin Kurulu kararının yerinde olduğu belirtilmiştir.

12. Başvurucu tarafından İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı Bursa2. Ağır Ceza Mahkemesine yapılan itiraz 3/7/2015 tarihli kararla reddedilmiştir. Karar gerekçesinde, İnfaz Hâkimliği kararının usul ve yasaya uygun olduğuna ilişkin değerlendirmeye yer verilmiştir.

13. Nihai karar 9/7/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 10/8/2015tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

15. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektupların denetlenmesine dayanak oluşturan mevzuata yer vermiştir (Ahmet Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20). Somut olay bakımından uygulanan mevzuat ayrıca aşağıda belirtilmiştir.

16. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun"un "Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı" kenar başlıklı 68. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:

"Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir."

17. 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete"de yayımlanan 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük"ün (Tüzük) "Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı" kenar başlıklı 91. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi değildir. Ancak, hükümlünün savunması için avukatına gönderilen mektup, faks veya telgraflar 84 üncü maddenin ikinci fıkrasının (c) bendinin (2) numaralı alt bendinde belirtilen hâllerin gerçekleşmesi hâlinde, bu gönderiler hakkında da 84 üncü maddenin ikinci fıkrasının (c) bendinin (2) numaralı alt bendinde belirtilen esas ve usuller uygulanır."

18. Tüzük"ün "Avukat ve noterle görüşme" kenar başlıklı 84. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (2) numaralı alt bendi şöyledir:

"(2) 5237 sayılı Kanunun 220 nci maddesinde, İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü ve Beşinci Bölümlerinde yer alan suçlardan mahkûm olan hükümlülerin avukatları ile ilişkisinde avukatın savunmaya ilişkin olduğunu beyan ettiği belge ve dosyalar fiziki olarak aranabilir. Konusu suç teşkil eden fiilleri işlediğine, infaz kurumunun güvenliğini tehlikeye düşürdüğüne, terör örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı haberleşmelerine aracılık ettiğine ilişkin bulgu veya belge elde edilmesi halinde, Cumhuriyet başsavcılığının istemi ve infaz hâkiminin kararıyla, bir görevli görüşmede hazır bulundurulabileceği gibi bu kişilerin avukatlarına verdiği veya avukatlarınca bu kişilere verilen belgeler infaz hâkimince incelenebilir. İnfaz hâkimi belgenin kısmen veya tamamen verilmesine veya verilmemesine karar verir. Bu karara karşı ilgililer, 4675 sayılı Kanuna göre itiraz edebilirler."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 11/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

20. Başvurucu; avukatına göndermek istediği mektuba mevzuata aykırı bir şekilde el konulduğunu, avukata gönderilen mektubun denetlenemeyeceği hususunun mevzuatta açık olduğunu belirtmiştir. Başvurucu 5275 sayılı Kanun"un 68. maddesinde yer alan "...savunması için avukata gönderilen mektup...denetime tabi değildir." şeklindeki düzenlemede belirtilen "savunması için" ibaresinin bir ön şart olarak kabulü hâlinde doğacak inceleme gerekliliğinin savunma hakkının özüne aykırı olacağını ifade etmiştir. Başvurucu, avukat ile müvekkili arasındaki yazışmaların denetimden geçemeyeceğini, savunma nitelikli mektubun örgütsel haberleşme olarak kabulünün mümkün olmadığını vurgulayarak ifade ve haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

21. Bakanlık görüşünde; Ceza İnfaz Kurumu kayıtlarında başvurucu ile mektup göndermek istediği kişi arasında vekâlet ilişkisi olduğuna dair bir belge olmadığı, başvurucunun da mektup muhatabıyla vekâlet ilişkisine dair belge sunmadığı vurgulanarak başvurucunun iddiasının savunma için avukata gönderilen mektup kapsamında değerlendirilmemesi gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca Ceza İnfaz Kurumu tarafından Abdullah Öcalan"ın hükümlülerle yaptığı sohbetlerde görüşlerinin örgüt üyelerine bildirilmesine yönelik talimat verdiğine dair tutanak düzenlendiği, mektup içeriğinden bu talimatın yerine getirildiğinin anlaşıldığı vurgulanmış ve mektup içeriği ile yargı kararlarının gerekçelerine atıf yapılarak mektubun alıkonulmasının yasanın uygulanması olduğu, Anayasa"da yer alan hak ve özgürlükleri ihlal eder nitelikte olmadığı belirtilmiştir.

22. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı cevabında; mektubun muhatabı olan C.Ç.nin uzun süredir avukatlığını yaptığını belirterek C.Ç.nin avukatı olduğunu gösteren vekâletnameleri ve yetki belgelerini ibraz etmiştir. Ayrıca başvurucu, kaldığı Ceza İnfaz Kurumunda avukatların müvekkilleri ile görüşme başvurularının vekâletname veya yetki belgesi ile yapılmasının zorunlu olduğunu, avukatı C.Ç.nin de birçok kez kendisiyle görüşmek için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına başvurduğunu bu nedenle Ceza İnfaz Kurumunda vekâlet ilişkisini gösterir belge olmadığı yönündeki iddianın gerçeği yansıtmadığını vurgulayarak C.Ç.nin avukat sıfatıyla görüşme taleplerini içerir başvuru örneklerini de dosyaya sunmuştur.

B. Değerlendirme

23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, göndermek istediği mektubun Disiplin Kurulunca sakıncalı görülerek alıkonulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin engellenmesine ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında bu tür başvurular haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz, § 23; Özkan Kart (2), B. No: 2013/1201, 20/5/2015, § 22; Akif İpek, B. No: 2013/9456, 24/6/2015, § 23; Ramazan Vural, B. No: 2013/1148, 7/7/2015, § 24; Eren Yıldız, B. No: 2013/759, 7/7/2015, § 25; Mustafa Aydin, B. No: 2013/275, 6/10/2015, § 24). Somut başvuruda da bu durumdan ayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.

24. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa"nın "Haberleşme hürriyeti" kenar başlıklı 22. maddesi şöyledir:

"Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. ...

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir."

25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun"un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre Anayasa Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını temellendiremediği, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

26. Anayasa Mahkemesinin Ahmet Temiz kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara ceza infaz kurumunun ilgili kurulları tarafından yapılan müdahalelere ilişkin genel ilkeler belirtilmiştir (Ahmet Temiz, §§ 28-34). Buna göre haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağını oluşturan mevzuatın ulaşılabilir, yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir. İkinci olarak söz konusu müdahale meşru bir amaca dayanmalı, demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olmalıdır.

27. Disiplin Kurulu, başvurucu tarafından gönderilmek istenen mektubun sakıncalı olduğunu değerlendirerek alıkonulmasına karar vermiştir. Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun haberleşme hürriyetine bir müdahalede bulunulduğu açıktır.

28. Haberleşme hürriyetinin düzenlendiği Anayasa"nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında, söz konusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak yapılacak sınırlamanın ancak usulüne uygun olarak verilecek hâkim kararıyla mümkün olabileceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir." denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı ve bu kurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebileceği açıkça düzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamda ceza infaz kurumları, Anayasa"nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında istisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, §§ 74-76).

29. Somut olayda 5275 sayılı Kanun"un 68. maddesinin hükümlülerin ceza infaz kurumlarından yaptıkları yazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının kanuni dayanağını oluşturduğu anlaşılmaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ahmet Temiz, §§ 37-46). Öte yandan anılan Kanun"un 68. maddesinin (4) numaralı fıkrasında "savunması için avukatına gönderilen" mektubun denetlenemeyeceği belirlenmiştir. Anılan düzenlenmenin adil yargılanma hakkı kapsamında hükümlülerin ve tutukluların kendilerini savunmalarını kolaylaştırmak amacına hizmet ettiği açıktır. Bu kapsamda, hükümlü ve tutukluların avukatlarına gönderdiği mektup ve faksların savunmalarına yönelik olup olmadığı yönünde sınırlı bir incelemeden geçirilmesi gerektiği 5275 sayılı Kanun"un lafzından ve amacından anlaşılmaktadır.

30. Ayrıca Tüzük"te, anılan Kanun"a uygun düzenleme yapılarken 12/10/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 220. maddesinde belirtilen suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, bu örgütü yönetmek ve örgüte üye olmak suçlarından hükümlü olanların avukatlarına gönderdiği mektupların ve faksların infaz hâkimliği tarafından incelenebileceği hususu düzenlenmiştir. Tüzük ile getirilen inceleme usulünün, avukata gönderilen mektubun içeriğinin yukarıda belirtilen savunmaya yönelik sınırlı bir incelemeye tabi tutulması amacını taşıdığı açıktır. Bu kapsamda Disiplin Kurulu kararına itiraz üzerine, İnfaz Hâkimliği tarafından savunmaya yönelik içerik incelemesi yapılarak ilgili kararın denetlenmesi hâlinde de Tüzük ile öngörülen amacın gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Öte yandan mektup içeriğinin savunmaya ilişkin olmadığının tespit edildiği durumlarda ilgili mektup veya faksın mevzuatın diğer hükümlerine göre sakıncalı olup olmadığı yönünde bir incelemeden geçirilmesi gerektiği de açıktır.

31. Somut olayda Disiplin Kurulu kararı ile alıkonulan mektubun, itiraz üzerine başvurucunun savunmasına ilişkin olup olmadığı yönünde İnfaz Hâkimliği tarafından inceleme yapıldığı ve içeriğinin savunmaya yönelik olmadığı tespit edilerek mevzuat kapsamında sakıncalı olduğuna karar verildiği görülmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere avukata gönderilen mektubun veya faksın, savunmaya yönelik olup olmadığı yönünde incelenmesi ve içeriğinin savunmaya yönelik olmadığının tespit edilmesi hâlinde mevzuatın diğer hükümleri bağlamında değerlendirilerek sakıncalı olup olmadığına karar verilmesinin kanun ile öngörüldüğü ve kanunilik kriterini karşıladığı sonucuna varılmıştır.

32. Somut olayda ilgili kararlarda mektubun sakıncalı bulunarak alıkonulma sebebi, mektup içeriğinin hukuki yardım talebi içermediğinin ve örgüt mensuplarının örgütsel haberleşmesine yönelik olduğunun tespit edilmesidir. Bu kapsamda başvurucunun mektubunun Disiplin Kurulunca denetlenmesi suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ile ceza infaz kurumlarında asayiş ve güvenliğin sağlanması amaçlarını taşıdığı, bunun da Anayasa"nın haberleşme hürriyetine ilişkin 22. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucuna varılmıştır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ahmet Temiz, § 51).

33. Ceza infaz kurumlarında tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi ceza infaz kurumunda güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olması durumunda hükümlü ve tutukluların sahip oldukları haklar sınırlandırılabilir (Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35).

34. Somut olaya konu mektupta sık sık biz vurgusu yapılarak örgütsel kimliğe vurgu yapılırken önderlik olarak tanımlanan lideri anlamanın ve ona itaat etmenin öneminin vurgulandığı, örgütün faaliyetlerine ilişkin tavsiyeler ve talimat olarak algılanacak görüşlerin açıklandığı anlaşılmıştır. Ayrıca Suriye"de yaşanan gelişmeler karşısında terör örgütünün nasıl hareket etmesi gerektiği yönünde talimatların da mektupta yer aldığı görülmüştür. Somut olaya konu mektubun başvurucunun savunmasına ya da hukuki yardım talebine yönelik bir içeriğinin olmadığı, silahlı terör örgütü olduğu yargı kararlarıyla hüküm altına alınan ve başvurucunun üyesi olduğu bir örgütün mensuplarına hitaben kaleme alındığı açıktır.

35. Ceza İnfaz Kurumu tarafından düzenlenen örgüt yöneticisinin görüşlerinin ceza infaz kurumu dışına iletilmesi yönündeki talimatını tespit eden tutanak ile başvurucunun mektubun hitap kısmında tuttuğu notları gönderdiğini açıkça beyan etmiş olması, mektupta kullanılan üslup ve ifadeler birlikte değerlendirildiğinde; mektubun örgüt yöneticisinin ağzıyla yazıldığı ve örgüt yöneticisinin örgütsel faaliyetler ile ilgili görüşlerinin örgüt mensuplarına mektup yoluyla ulaştırılmaya çalışılarak örgütsel haberleşmenin amaçlandığına ilişkin Disiplin Kurulu gerekçesinin mektup içeriğiyle uyumlu olduğu anlaşılmaktadır.

36. Buna göre terör örgütü mensupları arasında haberleşme ve dayanışma sağlamak amacıyla yazılan ve talimat içerenmektubun, sakıncalı görülerek elkonulması şeklindeki müdahalenin, Anayasa"nın 22. maddesi anlamında kamu düzeninin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi için ihtiyaç duyulan demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmadığı ve müdahalenin ulaşılmak istenen amaçla ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır. Bu kapsamda İnfaz Hâkimliği kararının da ilgili ve yeterli gerekçeler içerdiği görülmektedir. Sonuç olarak somut olayda haberleşme hürriyetine yönelik açık ve görünür bir ihlal bulunmamaktadır.

37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 11/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.



Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


Avukat Web Sitesi