Abaküs Yazılım
Birinci Bölüm
Esas No: 2015/17882
Karar No: 2015/17882
Karar Tarihi: 11/9/2019

        Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

ERDAL KIRAN VE ORHAN KIRAN BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/17882)

 

Karar Tarihi: 11/9/2019

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

 

 

Hicabi DURSUN

 

 

Kadir ÖZKAYA

 

 

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Engin GÜNDÜZ

Başvurucular

:

1. Erdal KIRAN

 

 

2. Orhan KIRAN

Vekili

:

Av. Suat ÇAKMAK

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; zorunlu askerlik hizmeti sırasında dayak ve psikolojik baskı nedeniyle sağlığını kaybetmekten dolayı kötü muamele yasağının, sağlık sorunlarına rağmen askerliğe alınma nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının, açılan tazminat davasında mahkeme heyetinde hâkim sınıfından olmayan üyelerin yer alması, hâkim sınıfından olan üyelerin ise askerî hiyerarşiye bağlı olması nedeniyle bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/11/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurucu Erdal Kıran"ın adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

5. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

6. 2015/17880 numaralı başvuru dosyasının konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2015/17882 numaralı başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2015/17882 numaralı başvuru dosyası üzerinden yapılmasına ve 2015/17880 numaralı başvuru dosyasının kapatılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve ekleri ile dava dosyası içeriğinden tespit edilen olaylar özetle şöyledir:

9. 1987 doğumlu olan başvurucu Erdal Kıran, son yoklamasında askerliğe elverişli olduğuna karar verilmesi üzerine askere sevk edilmiştir. 25/8/2007 tarihinde birliğine katılan başvurucunun herhangi bir sağlık sorunu olmadığına dair imzalı beyanı alınmış, algılama yeteneği ve Türkçe"yi konuşabilme seviyesi normal olarak değerlendirilmiştir. Başvurucu 23/11/2007 tarihinde esas birliği olan Balıkesir Asker Hastanesi Baştabipliği Emniyet ve Hizmet Takım Komutanlığına katıldıktan sonra 3/12/2007 tarihinde rahatsızlanmış, danışma ve intaniye polikliniklerinde muayene ve tetkikleri yapılmıştır. Laboratuvar tahlilleri sonucunda başvurucuya HBV Enfeksiyonu ve Transaminaz Yüksekliği teşhisi konulmuş ve on gün süre ile yatak istirahati verilmiştir. Başvurucu istirahat bitiminde genel temizlik hizmetlerinde görevlendirilmiştir.

10. Başvurucunun arkadaşları ile sorun yaşamaya başlaması nedeniyle hakkında 24/12/2007 tarihli Kıt"a Anketi Formu düzenlenmiştir. Formda; dört gündür arkadaşlarına karşı çeşitli ithamlarda bulunduğu ve saldırgan davranışlar sergilediği, iletişim kurmakta zorlanan ve sessiz bir kişiliğe sahip olduğu belirtilmiştir. Sevk edildiği psikiyatri polikliniğinde dört gün yatarak tedavi gören ve 27/12/2007 tarihli Sağlık Kurulu Raporu ile psikotik bozukluk tanısı konulan başvurucuya üç ay süreyle hava değişimi verilmiştir. Raporda başvurucunun nedensiz korkular, konuşamama ve aşırı kuşku tarzında yakınmalarının olduğu, hastalığının dört yıl önce başladığı, bu durumu gizleyerek askere geldiği bilgisine yer verilmiştir.

11. 18/1/2008 tarihinde rahatsızlanan başvurucu Van Asker Hastanesine başvurmuş, ileri tetkik ve tedavi amacıyla Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Plastik Cerrahi Polikliniğine sevk edilmiştir. Bu işlem sonrasında Erdal Kıran"ın abisi diğer başvurucu Orhan Kıran, Van Asker Hastanesi doktoru S.U.nun yatış vermemesi nedeniyle eve dönen kardeşinin rahatsızlandığını ve kesici aletle kendi kendisini yaraladığını belirterek tedavide kusurlu davrandığı iddiasıyla Dr. S.U.dan şikâyetçi olmuştur. Van Cumhuriyet Başsavcılığının 18/2/2008 tarihli kararıyla askerî mahkemeye gönderilmek üzere başvuru hakkında görevsizlik kararı verilmiştir.

12. Başvurucu 15/2/2008 tarihinde Van Asker Hastanesine tekrar müracaat etmiş, bu kez ileri tetkik ve tedavi amacıyla Ankara Gülhane Askerî Tıp Akademisi (GATA) Psikiyatri Polikliniğine sevk edilmiştir. GATA"da yapılan muayene ve tedavi neticesinde 11/3/2008 tarihli üç uzman tabip imzalı raporda, davranışlarının kendine zarar verme, sınırsızlık, başkalarının eşyalarını karıştırma ve içe çekilme tarzında bozulduğu, hava değişimi içinde garip hareketleri ve konuşmalarının olduğu belirtilmiş, psikotik bozukluk tanısı teyit edilerek üç ay süreli hava değişimi önerilmiştir.

13. Başvurucu sağlık durumunun tespiti amacıyla 2/6/2008 tarihinde Van Asker Hastanesine sevk edilmiş, yatış verilerek yapılan muayene ve tetkikler sonrasında düzenlenen 10/6/2008 tarihli sağlık kurulu raporu ile kronik psikotik bozukluk teşhisi konulan başvurucunun askerliğe elverişli olmadığına karar verilmiştir.

14. Başvurucular 30/6/2008 tarihli dilekçe ile Erdal Kıran"ın rahatsızlığının askerlik hizmeti sırasında arkadaşlarından gördüğü ağır psikolojik baskı ve dayak sonucu oluştuğunu ileri sürerek tazminat talebiyle Millî Savunma Bakanlığına başvurmuşlardır. Bakanlık başvuruya cevap vermemiştir.

15. Başvurucular, askerlik koşulları ile arkadaşları ve üstlerinin tavırları nedeniyle psikolojisinin bozulduğunu ileri sürerek Millî Savunma Bakanlığına karşı 7/10/2008 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) tazminat davası açmışlardır. Dava dilekçesinde; Erdal"ın askere alınmadan önce hayatına normal bir insan gibi devam etmekte iken şimdi evden çıkamaz hâle geldiğini, abisi ve komşularının maddi yardımları ile yaşadığını belirtmişlerdir. Dilekçede ayrıca, başvurucunun çoğu zaman kendisine zarar vermeye çalıştığı, nitekim Van Asker Hastanesinde yatış verilmemesi nedeniyle kesici aletle kendisine zarar verdiği, ciddi bir tedaviye ihtiyaç duymasına rağmen davalı Millî Savunma Bakanlığının tedavi imkânı sağlamadığı ifade edilmiştir. Başvurucu Erdal Kıran maddi ve manevi tazminat, abisi Orhan Kıran ise manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

16. Başvurucular fakirlik belgesi sunarak adli yardım talebinde bulunmuş, AYİM 2. Dairesi 28/10/2008 tarihli kararıyla adli yardım isteminin reddine karar vermiştir. Harç ve posta ücreti eksikliğinin tamamlanmaması üzerine AYİM 4/2/2009 tarihli kararıyla davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir. Başvurucular bu karara karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvuruda bulunmuşlar, AİHM 10/1/2012 tarihli kararıyla mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Başvurucular bunun üzerine 5/3/3012 tarihli dilekçeleri ile yargılamanın yenilenmesi istemiyle AYİM"e başvurmuşlardır. Başvuru dilekçesinde; başvurucunun askere alınmadan önce pek çok muayeneden geçerek sağlam ve sağlıklı olarak askere gittiğini, Van İpekyolu Devlet Hastanesince düzenlenen 3/6/2009 tarihli sağlık kurulu raporuna göre şizofreni tanısıyla %80 oranında vücut fonksiyon kaybına uğradığını belirtmişlerdir.

17. AYİM 31/10/2012 tarihinde yargılamanın yenilenmesi istemini kabul ederek davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın kaldırılmasına ve yargılamaya kalınan yerden devam edilmesine karar vermiştir.

18. Millî Savunma Bakanlığı dava dilekçesine karşı savunmasında; psikotik bozukluğun dalgalı bir seyir izleyebildiğini, belirtilerde zaman zaman yatışma olduğundan askere alınırken rahatsızlığın tespit edilemeyebildiğini, başvurucunun askere alınması ile rahatsızlanması arasında çok kısa bir süre bulunmasının hastalığın bünyesel ve başvurucunun askere alınmasından önce de mevcut olduğunu gösterdiğini, ancak alevlenme döneminde ve askerlik hizmeti sırasında tespit edildiğini ileri sürmüştür.

19. AYİM, başvurucuya ait tıbbi kayıt ve belgeleri temin ederek Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalında görevli üç öğretim üyesinden oluşan Bilirkişi Kuruluna tıbbi inceleme yaptırmıştır. Bilirkişi Kurulundan başvurucunun rahatsızlığının bünyesel olup olmadığı, oluşumunda veya tetiklenmesinde askerlik hizmetinin sebep ve tesirinin bulunup bulunmadığı, teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinde hata, gecikme ve eksiklik bulunup bulunmadığı, rahatsızlığın askerlik başlangıcında mevcut olup olmadığı, mevcut ise askere alındığı sırada tespit imkânı bulunup bulunmadığı hususlarında görüş istenmiştir.

20. 30/9/2014 tarihli Bilirkişi Raporunda; şizofreni hastalığının neden ortaya çıktığı ve nasıl başladığı tam olarak bilinemeyen bir hastalık olduğu, tek bir nedene bağlı olmadığı, doğuştan gelen yatkınlığa, büyüme döneminde yaşanılan ve maruz kalınan çevresel şartlara bağlı olarak 15-35 yaşları arasında bazen sinsi bazen de ani başlangıçlı olarak ortaya çıkabildiği, tümüyle tedavi edilemeyen, tedaviyle belirtilerin yatıştığı iyileşme dönemleri ve alevlenmelerle gidiş gösteren bir hastalık olduğu belirtilmiştir. Bilirkişiler, dosyadaki bilgilere göre rahatsızlığın bünyesel olduğunu, askerliğin şizofreninin tetiklenmesinde etkili olabileceğini, ancak bu etkinin askerliğe özgü olmadığını, başka hayat olaylarının da hastalığı tetikleyebileceğini, stres verici bir etken yokken kendiliğinden de başlayabileceğini değerlendirmiştir. Ayrıca raporda, rahatsızlığından itibaren başvurucuya tıbbi bakım ve tedavinin verildiği, istirahat ve geri hizmet uygulamasına gidildiği, organ kesimine neden olan alevlenme döneminde hastaneye yatırılmamasında ihmal sorgulanabilecek ise de benzer dürtüsel eylemlerin her zaman öngörülebilmesinin mümkün olmadığı, başvurucunun dört yıl önce bu rahatsızlık nedeniyle doktora gittiği hâlde askere alındığı sırada hastalığından söz etmediği, iyileşme döneminde bilgi verilmediği takdirde kişide böyle bir rahatsızlık olduğunun tespit edilemeyebileceği ifade edilmiştir.

21. Başvurucular bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde; askere alınmadan önce psikolojik rahatsızlık sebebiyle doktora başvurmadığını, bizzat muayene edilmeden ve davalı idareye bağlı hastane kayıtlarına dayanılarak verilen raporun bilimsel kurallara aykırı olduğunu, kesin kanaat içermeyip muğlak ifadelerden oluştuğunu belirtmiştir. Bu nedenle başvurucu bizzat muayene edilmek ve yatışı yapılmak suretiyle başka bir üniversiteden veya Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını talep etmiştir.

22. AYİM ayrıca, Van Cumhuriyet Başsavcılığınca başvuruculardan Orhan Kıran"ın şikâyeti hakkında verilen 18/2/2008 tarihli görevsizlik kararına konu soruşturma dosyasını talep etmiştir. Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı konuyla ilgili soruşturma emri verilmediğini ve arşiv kayıtlarında soruşturma dosyasına rastlanmadığını, bu nedenle talebin karşılanamadığını belirtmiştir.

23. AYİM 2. Dairesi 21/1/2015 tarihli kararıyla Bilirkişi Raporundaki tespit ve değerlendirmeleri esas alarak oyçokluğuyla davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde; başvurucunun askerlik hizmeti sırasında tespit edilen ve askerliğe elverişsiz hâle gelmesine neden olan psikotik bozukluk (şizofreni vb.) rahatsızlığının, idari bir eylem veya işlemden kaynaklandığına ilişkin somut bir iddia ve kanıtın bulunmadığı, hastalığın askerliğin sebep ve tesirinden meydana gelmediği, Balıkesir Asker Hastanesi Sağlık Kurulunca düzenlenen 27/12/2007 tarihli raporda hastalığın öyküsünün dört yıl önce başladığı, ancak askere alınırken bu durumun gizlendiğine dair bilgi notunun bulunduğu, bunun da rahatsızlığın askere gelmeden önce başladığını gösterdiği belirtilmiştir. Kararda ayrıca hastalığın teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinde herhangi bir hata, gecikme ve eksiklik bulunmadığı, zararlı sonuçla idarenin davranışı arasında uygun nedensellik bağının, idareyi sorumlu tutacak herhangi bir kusurlu hareket veya kusursuz sorumluluğu gerektirecek bir durumun bulunmadığı ifade edilmiştir.

24. Karara katılmayan bir üye, bilirkişilerin askerlik gibi kısmen stresli ve disiplin temelli olan silahlı eğitimin olduğu mesleklerin şizofreni gibi kronik psikotik hastalıkların tetiklenmesinde etkili olabileceği yönündeki görüşlerine vurgu yaparak başvurucunun bünyesel rahatsızlığı olsa da askerlik hizmetinin bu hastalığı tetiklemiş olabileceği değerlendirmesinde bulunmuş ve bir miktar tazminat verilmesi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmamıştır.

25. Başvurucular kararın düzeltilmesini talep etmişlerdir. Buna ilişkin dilekçede; başvurucu Erdal Kıran"ın askerlik öncesinde psikotik bir rahatsızlıktan dolayı herhangi bir sağlık kuruluşuna başvurmadığını, bu konuda askerî hastane tarafından düzenlenen rapordaki tespitlerin gerçeği yansıtmadığını, ayrıca bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu belirtmişlerdir.

26. Karar düzeltme istemi AYİM"in 30/9/2015 tarihli kararıyla kabul edilerek 21/1/2015 tarihli karar kaldırılmıştır. AYİM yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönünden farklı hüküm kurmuş ise de davanın esasını önceki kararındaki gerekçeyle reddetmiştir.

27. Nihai karar 10/11/2015 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir.

28. Başvurucular 16/11/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

29. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu"nun "İdari davalar ve yargı yetkisinin sınırı" kenar başlıklı 21. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"20 nci maddede belirtilen kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden dolayı; yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından bahisle menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacak iptal davaları, aynı idari işlem ve eylemlerin haklarını ihlal etmesi halinde açılacak tam yargı davaları, doğrudan doğruya ve kesin olarak Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde çözümlenir ve karara bağlanır."

30. Anayasa Mahkemesi, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığına (Tazminat Komisyonu) başvuru imkânının getirilmesine ilişkin mevzuata önceki içtihadında yer vermiştir (Ferat Yüksel, B. No: 2014/13828, 12/9/2018, §§ 11-14).

B. Uluslararası Hukuk

31. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi"nin (Sözleşme) "İnsan haklarına saygı yükümlülüğü" kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Yüksek Sözleşmeci Taraflar kendi yetki alanları içinde bulunan herkesin, bu Sözleşme"nin birinci bölümünde açıklanan hak ve özgürlüklerden yararlanmalarını sağlarlar."

32. Sözleşme"nin 3. maddesi şöyledir:

 “Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”

33. AİHM"e göre yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülükler, askerlik hizmetini yerine getiren kişilerin sağlıklarının ve iyilik hâllerinin korunmasını ve bu kişilere gerekli tıbbi bakımın sağlanmasını gerekli kılar. AİHM"e göre yetkili makamlar, askerlik hizmeti sırasında gerçekleşen her türlü yaralanma ve ölüm olayına ilişkin makul bir açıklama sunma yükümlülüğü altındadır (Metin Gültekin ve diğerleri/Türkiye, B. No: 17081/06, 6/10/2015, §§ 32, 33; Beker/Türkiye, B. No: 27866/03, 24/3/2009, §§ 41-43).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

34. Mahkemenin 11/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım Talebi Yönünden

35. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucu Orhan Kıran"ın açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Bağımsız ve Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların İddiaları

36. Başvurucular; askerî mahkeme üyelerinin tamamının asker olması nedeniyle emir komuta zincirine dâhil olduklarını, bir kısım üyenin ise hâkim sınıfından olmadığını, hâlen sivil olan ve yaşamının sadece bir kısmını asker olarak geçiren birinin askerî mahkemede hak aramak zorunda bırakılmasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddiası, adil yargılanma hakkı kapsamında bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkı yönünden incelenmiştir.

38. AYİM"in bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı iddiaları, daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesince bu iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğuna karar verilmiştir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 29; S.Ç., B. No: 2012/1061, 21/11/2013, § 26; Salih Karakoç, 2013/2954, 19/12/2013, § 49). Somut başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların İddiaları

39. Başvurucular, yargılamanın çok uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

2. Değerlendirme

40. 31/7/2018 tarihli ve 30495 sayılı Resmî Gazete"de yayımlanan 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun"un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun"a geçici madde eklenmiştir.

41. 6384 sayılı Kanun"a eklenen geçici maddeye göre yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat üzerine Tazminat Komisyonu tarafından incelenmesi öngörülmüştür.

42. Anayasa Mahkemesi Ferat Yüksel kararında; yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu, ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek etkililiğini tartışmıştır (Ferat Yüksel, § 26).

43. Ferat Yüksel kararında özetle; anılan başvuru yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).

44. Mevcut başvurunun bu kısmı yönünden söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.

45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

D. Kişinin Maddi ve Manevi Varlığını Koruma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucu Orhan Kıran Yönünden

46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesine göre Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulması için başvuruya konu edilen ve ihlale yol açtığı ileri sürülen kamusal eylem veya işlemden başvurucunun kişisel olarak ve doğrudan etkilenmiş olması gerekir (Onur Doğanay, B. No: 2013/1977, 9/1/2014, §§ 42-45).

47. Somut olayda başvurucunun, kardeşi olan diğer başvurucu Erdal Kıran"ın askerlik hizmeti sırasında maruz kaldığı eylemlere ilişkin olarak kendisi adına ayrıca yaptığı başvuruda ileri sürdüğü iddiaların kardeşinin maddi ve manevi varlığında meydana gelen etki ve sonuçlar üzerinde yoğunlaştığı anlaşılmaktadır. Başvurucunun söz konusu olaydan güncel ve kişisel olarak doğrudan etkilenme durumu açık bir anlatımla ortaya konulamadığından mağdur statüsünün bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun başvurucu Orhan Kıran yönünden diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi yönünden yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Başvurucu Erdal Kıran Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

49. Başvurucu; hastalığının askerlik öncesinde de mevcut olduğu tespitinin gerçeği yansıtmadığını, tespitin doğru olduğunun kabulü hâlinde ise hastalığının fark edilmemesinin mümkün olmadığını, askerliğe elverişli sayılmaması gerekirken elverişli görülüp askere alınması nedeniyle idarenin kusur işlediğini iddia etmiştir.

b. Değerlendirme

50. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bu mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).

51. Somut olayda başvurucu yargılama süreci boyunca askere alınmadan önce herhangi bir psikotik rahatsızlığının bulunmadığını, askere alındığında sağlıklı olduğunu ileri sürmüştür. Öte yandan AYİM"in esas hakkındaki 21/1/2015 tarihli kararının gerekçesinde, başvurucunun rahatsızlığının askerlik öncesinde de mevcut olduğu tespitine yer verildiği ve bu karara karşı düzeltme isteminde bulunulduğu hâlde başvurucunun karar düzeltme dilekçesinde askerlik öncesinde şizofreni olduğu yönündeki tespit ve değerlendirmenin gerçeği yansıtmadığı, askere sağlam olarak alındığı iddiası tekrarlanmıştır. Başvurucu, önceden mevcut hastalığının askerliğe engel olduğu, dolayısıyla askere alınmaması gerektiği iddiasını ilk defa bireysel başvuru formunda ileri sürmektedir. O hâlde başvurucunun, ihlale neden olduğunu ileri sürdüğü söz konusu iddiayı yargılama aşamalarında dile getirmediği, bu iddiasına ilişkin bilgi veya belge sunmadığı, böylece başvuru yollarını usulüne uygun tüketmediği anlaşılmaktadır.

52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

E. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucu Orhan Kıran Yönünden

53. Başvurunun Orhan Kıran"a yönelik kısmının, yukarıda yer verilen 46 ve 47 numaralı paragraflarda açıklanan gerekçelerle ve diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi yönünden yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Başvurucu Erdal Kıran Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

54. Başvurucu; Türkçe"yi yeterli düzeyde konuşamadığı için söylenenleri tam olarak anlayamadığını, bundan dolayı maruz kaldığı yoğun psikolojik baskı ve dayak nedeniyle ruh sağlığının bozulduğunu, askere alınmadan önce böyle bir rahatsızlığının bulunmadığını iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca, bilirkişilerin kendisini bizzat muayene etmediğini, muayene etmiş olsalar şizofreninin sebebini tespit edilebileceklerini, bu nedenle raporun yetersiz olduğunu, mahkeme kararının taleplerini karşılayacak gerekçeyi haiz olmadığını belirterek kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.

b. Değerlendirme

55. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Buna göre somut olayda başvurucunun iddialarının özünün kötü muamele yasağına yönelik olduğu anlaşıldığından başvurucunun bu konudaki şikâyetlerinin Anayasa"nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.

56. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:

"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

57. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “İşkence yasağı” kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:

 “Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muamelelere tabi tutulamaz.”

58. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncü fıkrasında da kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı belirtilmiştir (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 80).

59. Bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı olarak ve Anayasa"nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde Anayasa"nın 17. maddesi -"Devletin temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında- etkili bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır (Tahir Canan, § 25).

60. Usul yükümlülüğünün bir olayda gerektirdiği soruşturma türünün bireyin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının esasına ilişkin yükümlülüklerin cezai bir yaptırım gerektirip gerektirmediğine bağlı olarak tespiti gerekmektedir. Kasten ya da saldırı veya kötü muameleler sonucu meydana gelen ölüm ve yaralama olaylarına ilişkin davalarda Anayasa’nın 17. maddesi gereğince devletin, ölümcül ya da yaralamalı saldırı durumunda sorumluların tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verebilecek nitelikte cezai soruşturmalar yürütme yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 55).

61. Başvurucuların şikâyetleri açısından maddi olayın ortaya çıkarılması, olayda sorumluluğu bulunanların tespiti ve cezalandırılması şeklinde makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte olan yolun etkili bir ceza soruşturması yürütülmesi yolu olduğu anlaşılmaktadır (Zeki Güngör, B. No: 2013/8491, 31/3/2016, § 40).

62. Devletin sahip olduğu etkili soruşturma yükümü kapsamında, işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli, kesin belirtiler mevcut olduğunda müdahale üçüncü kişilerden gelmiş olsa dahi şikâyet ya da ihbar yapılmadığında bile resen soruşturma açılmasının sağlanması gerektiği açıktır (Tahir Canan, § 25). Bununla birlikte devletin sahip olduğu resen soruşturma yükümünü yerine getirmemesi, bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği başvurucuların sahip olduğu iddialarını idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletme yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır(Zeki Güngör, § 42).

63. Başvurucu askerlik hizmeti sırasında arkadaşlarının ve üstlerinin psikolojik baskısı ve dayak eylemlerine maruz kalması nedeniyle sağlığını kaybettiğini ileri sürmektedir. Ancak başvurucu bu eylemlerin kim tarafından, hangi tarihte ve ne şekilde gerçekleştirildiğini belirtmek suretiyle somut olay ve olgulardan söz etmemektedir. Başvurucu ayrıca iddialarını yetkili makamlara ilettiğini ileri sürmemekte, iddialarını makul ve savunulabilir kılan bir adli rapordan veya benzeri bir delilden bahsetmemektedir. Başvurucu devletin ilgili makamlarının, iddiasına konu durumdan bir şekilde haberdar olmak suretiyle resen ceza soruşturması başlatma yükümlülüğü altında olduklarını da ortaya koyabilmiş değildir.

64. Öte yandan başvurucu, bilirkişiler tarafından bizzat muayene edilmiş olması hâlinde hastalığının darp ve psikolojik baskı nedeniyle meydana geldiğinin anlaşılabileceğini ileri sürmüştür. Bilirkişi Raporunda belirtildiği üzere şizofreni gibi psikotik bozukluklarda sürecin iyileşme ve alevlenme şeklinde dalgalı bir seyir izlediği dikkate alındığında, bilirkişilerin rapor düzenledikleri dönemde başvurucuyu bizzat muayene etmelerinin olayın aydınlatılmasında yarar sağlayıp sağlamayacağı hususunda vardıkları sonuç bilirkişilerin tıbbi kanaatlerinin bir parçasıdır. Bu noktada Anayasa Mahkemesinin bilirkişilerin vardığı sonucun doğruluğu hakkında fikir yürütme görevi bulunmamaktadır.

65. Tüm bu açıklamalar dikkate alındığında başvurucunun psikolojik baskı ve dayak eylemlerine maruz kaldığı yönündeki iddiasını somut olgulara dayalı olarak temellendiremediği, dolayısıyla iddiasının makul ve savunulabilir olmaktan uzak bulunduğu, ayrıca bu konuda etkili yol olan ceza soruşturması üzerine bireysel başvuruda bulunulmadığı anlaşıldığından kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasının incelenebilmesi için gerekli koşulların başvuruya konu olayda mevcut olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

66. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvuruculardan Orhan Kıran"ın adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın;

a. Başvurucu Erdal Kıran yönünden başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

b. Başvurucu Orhan Kıran yönünden kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın;

a. Başvurucu Erdal Kıran yönünden açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

b. Başvurucu Orhan Kıran yönünden kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetlerine neden olacağından başvurucuların yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 11/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.



Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


Avukat Web Sitesi