Abaküs Yazılım
Birinci Bölüm
Esas No: 2016/5785
Karar No: 2016/5785
Karar Tarihi: 11/9/2019

        Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.

 

 

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

 

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

KARAR

 

VELİ ÇELEBİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2016/5785)

 

Karar Tarihi: 11/9/2019


BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

 

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

 

 

Hicabi DURSUN

 

 

Kadir ÖZKAYA

 

 

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Mahmut ALTIN

Başvurucu

:

Veli ÇELEBİ

Vekili

:

Av. Cihan SEVİM

 

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Sosyal Güvenlik Kurumunun hatalı işlemi sonucu emekli aylığının iptal edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/3/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:

A. Emeklilik Aylığının Bağlanması ve İptal Edilmesi Süreci

7. Başvurucu 1/12/1979-30/9/1980 tarihleri arasında yaklaşık on ay Türkiye"de öğretmen olarak 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu"nun 4. maddesinin c fıkrası (4/c) kapsamında çalıştıktan sonra istifa ederek Almanya"ya gitmiştir. Başvurucu daha sonra Türkiye"ye dönerek 1/10/2008-1/1/2009 tarihleri arasında üç ay süreyle 5510 sayılı Kanun"un 4. maddesinin birinci fıkrasının b bendi (4/1-b) kapsamında BAĞ-KUR sigortalısı olarak çalışmıştır.

8. Başvurucu 12/9/2011 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) başvurarak yurt dışında geçen süreyi borçlanarak emekli olmak istemiştir. SGK 8/5/2012 tarihli cevap yazısında, yurt dışında geçirdiği 24 yıl 2 aylık hizmetinin karşılığı olarak başvurucudan 124.123 TL ödemesini talep etmiştir.

9. Başvurucu 8/6/2012 tarihinde 124.132 TL"yi ödemiş ve SGK tarafından 1/7/2012 tarihinde başvuruya Emekli Sandığından emeklilik aylığı bağlanmıştır. 2/3/2014 tarihinde ise başvurucunun Emekli Sandığından değil de BAĞ-KUR"dan emekli olması gerektiği gerekçesiyle emeklilik aylığı iptal edilmiştir.

10. Emeklilik aylığının iptal edildiği tarihe kadar ödenen yaşlılık aylıklarının ödenmesi talebiyle başvurucu aleyhine İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğünde icra takibi başlatılmıştır.

B. İptal Davası Süreci

11. Başvurucu 5/3/2014 tarihinde İstanbul 20. İş Mahkemesinde (Mahkeme) emekli aylığının iptaline ilişkin işlemin iptali, almaya hak kazandığı emekli aylığının tekrar ödenmesi ve ödenmiş emekli aylığının iadesi isteminin iptali talepleriyle dava açmıştır.

12. Mahkemece 25/12/2014 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Karar gerekçesinde, Türkiye"de sigortalılıkları bulunan kişilerin borçlanma sürelerinin en son sigortalılık hâline göre yapılması gerektiği açıklandıktan sonra başvurucunun borçlanma sürelerinin 5510 sayılı Kanunu"nun 4/1-b maddesi kapsamında sigortalılık süresinin değerlendirilmesinin yasal bir zorunluluk olduğu belirtilmiştir.

13. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Yargıtay 21. Hukuk Dairesince 1/2/2016 tarihinde onanmıştır.

14. Nihai karar, başvurucu vekiline 18/2/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 18/3/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

16. 17/4/2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun"un 2. maddesiyle değişik 5510 sayılı Kanun"un 4. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"...

b) Köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ise;

1) Ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar,

...

c) Kamu idarelerinde;

1) Bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendine tabi olmayanlardan, kadro ve pozisyonlarda sürekli olarak çalışıp ilgili kanunlarında (a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar,

2) Bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine tabi olmayanlardan, sözleşmeli olarak çalışıp ilgili kanunlarında (a) bendi kapsamına girenler gibi sigortalı olması öngörülmemiş olanlar ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86 ncı maddesi uyarınca açıktan vekil atananlar,

sigortalı sayılırlar.”

17. 5754 sayılı Kanun"un 79. maddesiyle değişik 8/5/1985 tarihli ve 3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun"un 3. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilenler ile yurt dışında çalışmakta iken veya yurda kesin dönüş yaptıktan sonra ölenlerin Türk vatandaşı olan hak sahipleri sigortalının Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması yoksa Sosyal Güvenlik Kurumuna, Türkiye’de çalışması varsa en son tabi olduğu sosyal güvenlik kuruluşuna müracaat etmek suretiyle bu Kanunla getirilen haklardan yararlanırlar.

Sosyal güvenlik sözleşmeleri uygulanmak suretiyle kendilerine veya hak sahiplerine kısmi aylık bağlanmış olanların borçlanma işlemleri aylık aldıkları sosyal güvenlik kuruluşunca yapılır. ”

18. 5754 sayılı Kanun"un 79. maddesiyle değişik 3201 sayılı Kanun"un 5. maddesinin 4. fıkrası şöyledir:

 “Yurtdışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

19. Mahkemenin 11/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Ödenen Primlerin İadesi ve Yaşlılık Aylığı Bağlanması Şikâyetleri Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, emeklilik aylığının SGK"nın yapmış olduğu hatalı işlemden dolayı iptal edilmesine rağmen ödemiş olduğu 124.132 TL"nin iade edilmediğini ve başka bir sosyal güvenceden de yararlanamadığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

21. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).

22. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).

23. Somut olayda her ne kadar başvurucu kendisine yaşlılık aylığı bağlanmadığını veya ödediği primlerin iade edilmediğini öne sürmüş ise de başvuru formu ve eklerinden başvurucunun emekli olmak için ödediği paranın iade edilmesi veya BAĞ-KUR"dan yaşlılık aylığı bağlanması talebiyle idareye başvuruda bulunduğuna ilişkin bilgi ve belgeye rastlanmamıştır. Dolayısıyla hukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal yollar tüketilmeden bireysel başvuruda bulunulduğu anlaşılmaktadır.

24. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Emeklilik Aylığının İptali ve Ödenen Aylıkların İadesi Şikâyetleri Yönünden

a. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu, emeklilik aylığının hukuka aykırı olarak iptal edildiğini ve bu nedenle sosyal güvenceden yararlanamadığını belirterek mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile sosyal devlet ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

26. Anayasa"nın "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiası yanında adil yargılanma hakkı ve sosyal devlet ilkesinin de ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Ancak başvurucunun emeklilik aylığının iptal edilmesi nedeniyle ileri sürdüğü şikâyetlerinin mülkiyet hakkına ilişkin olduğu anlaşıldığından şikâyetlerin mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

28. Somut olayda yurt dışındaki çalışma süresinin de borçlandırılarak emekli edilmesine ilişkin olarak başvurucunun SGK nezdinde yaptığı başvuru kabul edilerek kendisine emeklilik aylığı ödenmiştir. Ancak bu işlem, SGK tarafından iptal edilerek başvurucunun almakta olduğu emeklilik aylıkları geri istenmiştir. Dolayısıyla başvurucuya ödenen ancak sonradan iadesi istenen emeklilik aylıkları yönünden Anayasa"nın 35. maddesi bağlamında başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamında bir menfaatinin bulunduğu sonucuna varılmıştır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Kuddis Büyükakıllı, B. No: 2014/3941, 5/10/2017, § 41; Fatma Ülker Akkaya, B. No: 2014/18879, 22/2/2018, § 33).

29. Başvuru konusu olayda başvurucunun BAĞ-KUR"dan emekli edilmesi gerekirken Emekli Sandığından emekli edildiği gerekçesiyle emeklilik aylığı ödenmesine ilişkin işlemin iptal edilmesinin ve ödenen tutarların ise geri alınmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır.

30. Başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahale, mülkiyetten yoksun bırakma sonucuna yol açmamaktadır. Müdahalenin sosyal güvenlik alanının düzenlenmesine yönelik olduğu anlaşıldığından mülkiyet hakkının kullanımın kontrolüne ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelenmesi gerekir.

31. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesi gereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespit edildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması, müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanun hükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company, B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).

32. Somut olayda Emekli Sandığına tabi görevde bulunmakta iken bu görevinden ayrılan ve Almanya"da uzunca bir süre çalıştıktan sonra en son Türkiye"de üç ay süreyle 5510 sayılı Kanunu"nun 4/1-b maddesi kapsamında BAĞ-KUR sigortalısı olarak çalışan başvurucunun Emekli Sandığına bağlı olarak kendisine emeklilik aylığı bağlanmamasına ilişkin derece mahkemesi kararlarının 5510 sayılı Kanun"un 4. maddesi ile 3201 sayılı Kanun"un 3. ve 5. maddelerine dayandığı anlaşılmaktadır.

33. Anılan mevzuat hükümlerinin belirli, öngörülebilir ve ulaşılabilir olduğu açıktır. Bu itibarla derece mahkemelerinin kararlarının dayandığı gerekçeler ile yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri dikkate alındığında başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı değerlendirilmiştir.

34. Anayasa"nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkı, kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yapılan bir müdahalenin kamu yararına dayalı meşru bir amacının bulunması gerekmektedir.

35. Sosyal güvenlik hakkının yer aldığı Anayasa"nın 60. maddesinde "Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar." denilmektedir. Sosyal güvenlik bireylerin istek ve iradeleri dışında oluşan sosyal risklerin kendilerinin ve geçindirmekle yükümlü oldukları kişilerin üzerlerindeki gelir azaltıcı ve harcama artırıcı etkilerini en aza indirmek, ayrıca sağlıklı ve asgari hayat standardını güvence altına alabilmektir. Bu güvencenin gerçekleştirilebilmesi için sosyal güvenlik kuruluşları oluşturularak kişilerin yaşlılık, hastalık, malullük, kaza ve ölüm gibi sosyal risklere karşı asgari yaşam düzeylerinin korunması amaçlanmıştır (AYM, E.2006/111, K.2006/112, 15/12/2006).

36. Sosyal güvenlik ödeme ve yardımlarının devletin mali imkânlarının yeterliliği ve adil ölçüler ile sınırlı olduğu dikkate alındığında açıkça kamu yararı amacı güttüğünden müdahalenin meşru amacı bulunmaktadır.

37. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).

38. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkının sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucunun şahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuş olacaktır. Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken Anayasa Mahkemesi bir taraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahalenin niteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate alacaktır (Arif Güven, B. No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60; Osman Ukav, B. No: 2014/12501, 6/7/2017, § 71).

39. İdarenin ölçülülük bağlamında iyi yönetim ilkesine uygun hareket etme yükümlülüğü bulunmaktadır. İyi yönetim ilkesi, kamu yararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin uygun zamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerini gerektirir (Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 68). Bu bağlamda idarelerin kendi hatalarının sonuçlarını gidermeleri ve bireylere yüklememeleri gerekir (Reis Otomotiv Ticaret ve Sanayi A.Ş. [GK], B. No: 2015/6728, 1/2/2018, § 100).

40. Başvurucu Emekli Sandığına tabi olarak çalışıp istifa ettikten sonra yurt dışında çalışmış ve yurt dışında geçirdiği hizmet sürelerini saydırarak emekli olmayı talep etmiştir. Bu talebi kabul eden SGK, 124.132 TL ödenmesi karşılığında 1/7/2012 tarihinde başvurucuya emeklilik aylığı bağlamıştır. Ancak SGK bu defa 2/3/2014 tarihinde emeklilik aylığı yerine başvurucunun son olarak tabi olduğu BAĞ-KUR sigortalılığı sebebiyle emeklilik aylığı bağlanması işlemini iptal etmiş ve emeklilik aylıklarının iadesini talep etmiştir.

41. Başvurucunun emeklilik aylığının iptali son olarak Emekli Sandığına tabi olmaması sebebine dayanmaktadır. Nitekim BAĞ-KUR"a tabi olarak çalıştıktan sonra emeklilik talebinde bulunan başvurucu da bu gerekçenin kanuniliğini sorgulamamış, bunun aksini ortaya koyamamıştır. İdarenin hatalı işleminden dönebilmesi mümkün kabul edilmeli ancak yukarıda da değinildiği üzere iyi yönetim ilkesi çerçevesinde başvurucuya aşırı bir külfet de yüklenmemelidir.

42. Bu açıklamalar doğrultusunda olaya bakıldığında başvurucu, Emekli Sandığına tabi olarak emekli olamamakla birlikte başka sosyal güvenlik şartlarına uygun olarak yaşlılık aylığı alması önünde bir engel olduğunu ortaya koyamamıştır. Diğer taraftan başvurucu emekli olmak için ödediği parayı geri alabilmesinin mümkün olmadığını da gösterememiştir. Ayrıca emeklilik aylığı bağlandıktan yaklaşık 1 yıl 8 ay sonra bu hatanın fark edilerek düzeltildiği dikkate alınmalıdır. Nihayetinde başvurucunun aylıklarının toptan ve faiziyle birlikte geri istendiği yönünde açık bir şikâyeti de yoktur. Dolayısıyla başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kamu yararı amacı ile karşılaştırıldığında başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemediği, bu sebeple müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi bozmadığı ve ölçülü olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edilmediği açıktır.

43. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).

44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik nedenleri incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın ödenen primlerin iadesi ve yaşlılık aylığı bağlanması şikâyetleri yönünden başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın emeklilik aylığının iptali ve ödenen aylıkların iadesi şikâyetleri yönünden açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 11/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.



Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


Avukat Web Sitesi