
Esas No: 2017/24068
Karar No: 2017/24068
Karar Tarihi: 18/7/2019
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
MEHMET SEVİK BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2017/24068) |
|
Karar Tarihi: 18/7/2019 |
R.G. Tarih ve Sayı: 1/8/2019-30849 |
|
BİRİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
Başkan |
: |
Hasan Tahsin
GÖKCAN |
Üyeler |
: |
Serdar
ÖZGÜLDÜR |
|
|
Hicabi DURSUN |
|
|
Kadir ÖZKAYA |
|
|
Yusuf Şevki
HAKYEMEZ |
Raportör |
: |
Şermin
BİRTANE |
Başvurucu |
: |
Mehmet SEVİK |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, hükümlünün üç kişilik ziyaretçi listesi oluşturma
talebinin reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği
iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 4/5/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön
incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas
incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına
(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda
bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar
özetle şöyledir:
8. Başvurucu Tekirdağ 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı
Ceza İnfaz Kurumunda (Kurum) hükümlü olarak bulunmaktadır.
9. Başvurucuya ailesi, yasal temsilcisi ve üçüncü dereceye kadar
kan ve kayın hısımlarının yanı sıra bu kişilerin dışında kendisinin
belirleyeceği üç kişi tarafından ziyaret edilme hakkı tanınmış; başvurucu
Kuruma geldiği sırada bir kişiyi ziyaretçi olarak bildirmiştir.
10. Başvurucu 1/2/2017 tarihinde iki arkadaşının ismini vererek
bu kişilerin ziyaretçi listesine eklenmesini talep etmiştir. İdare ve Gözlem
Kurulunun 2/2/2017 tarihli kararıyla başvurucunun talebi ilgili mevzuat hükmüne
uygun olmadığı belirtilerek reddedilmiştir.
11. Başvurucu 13/2/2017 tarihinde İdare ve Gözlem Kurulunun
kararına karşı Tekirdağ 2. İnfaz Hâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) şikâyet
başvurusunda bulunmuştur. İnfaz Hâkimliği 28/2/2017 tarihinde şikâyet
başvurusunu reddetmiştir. İnfaz Hâkimliği kararının gerekçesinde 17/06/2005
tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete"de yayımlanan
Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik (Ziyaret
Yönetmeliği) hükümlerine göre ziyaretçi listesinin ziyaretle ilgili hususların
hükümlüye tebliğinden itibaren altmış gün içinde Kuruma verilmesi gerektiği,
başvurucunun bu süre geçtikten sonra talepte bulunmuş olması nedeniyle talebin
reddinin gerekeceği ifade edilmiştir.
12. Başvurucunun bu karara karşı itirazı Tekirdağ 2. Ağır Ceza
Mahkemesinin 20/4/2017 tarihli kararıyla işlemlerin usul ve kanuna uygun olduğu
gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu karar, başvurucuya 21/4/2017 tarihinde tebliğ
edilmiştir.
13. Başvurucu 4/5/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
14. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un "Hükümlüyü
ziyaret" kenar başlıklı 83. maddesi şöyledir:
"(1) Hükümlü, belgelendirilmesi koşuluyla
eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı
tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunlu hâller
dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazla
üç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzere çalışma
saatleri içinde ziyaret edilebilir. (Ek cümle: 24/1/2013-6411/9 md.) Çocuk hükümlüler için ziyaret süresi bir saatten az,
üç saatten fazla olmamak üzere belirlenir.
(2)
Birinci fıkrada belirtilenler dışındaki kimselerin ziyaretine Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından yazılı olarak izin verilebilir.
(3)
Görüşler, koşul ve süreleri Adalet Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı
ve açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır."
15. Ziyaret Yönetmeliği"nin 9. maddesinin ikinci fıkrası
şöyledir:
“Hükümlü
ve tutuklular, birinci fıkrada sayılanlar dışında kalan üç ziyaretçisinin adı
ve soyadı ile bilmesi hâlinde adresini ceza infaz kurumuna kabulünden ve
kendisine bu hususun tebliğ edildiği tarihten itibaren 60 gün içinde bildirir.
Bu ziyaretçiler, ölüm, ağır hastalık, doğal afet, hükümlü ve tutuklunun nakli
ya da ziyaretçinin ziyaret olanağını ortadan kaldıracak yerleşim yeri
değişikliği gibi zorunlu hâller dışında değiştirilemez. Ceza infaz kurumu
yönetimince, gerekli görülmesi hâlinde bildirilen ziyaretçiler hakkında,
ziyarette bulunmalarında sakınca bulunup bulunmadığı konusunda kolluk
aracılığıyla araştırma yaptırılır. Sakıncalı görülenlere ziyaret izni verilmez
ve yeni ziyaretçinin bildirilmesi istenir.”
V. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 18/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım Talebi
Yönünden
17. Başvurucu yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun
olduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.
18. Anayasa Mahkemesinin Mehmet
Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler
dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama
giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça
dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi
gerekir.
B. Özel Hayata Saygı
Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
19. Başvurucu; altmış gün kısıtlamasının kanunda mevcut olmayıp
yönetmelikle getirildiğini, yönetmeliklerin kanunlara aykırı olamayacağını,
düzenlemenin hakkın kullanımını ortadan kaldırdığını ve dış dünya ile iletişim
kurmasını engellediğini, itirazlarının gerekçe belirtilmeden reddedildiğini
belirterek adil yargılanma hakkı ile suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin
ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
20. Bakanlık görüşünde; başvurucunun 19/10/2017 tarihinde
Kurumdan Burhaniye T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu"na nakledildiği, Kuruma
kabulünden sonra üç kişilik ziyaretçi listesini bildirdiği ve hâlihazırda
bildirdiği ziyaretçileri ile görüş yaptığı, bu nedenle güncel ve kişisel bir
hak ihlalinin bulunmadığı belirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun ziyaretçi
listesine yeni isim ekleme talebinin reddi şeklindeki müdahalenin kanunlara
uygun olduğu ve meşru amaç taşıdığı bildirilmiştir.
21. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında, Burhaniye T
Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmesinin Kurumda yaşadığı ihlali ortadan
kaldırmayacağını, 1,5 yıl süreyle ziyaretçileriyle görüşemediğini, bu nedenle mağduriyetinin
ortadan kalkmadığını belirtmiştir. Başvurucu ayrıca altmış günlük süre içinde
üç ziyaretçi ismi bildirememesinin kendi iradesi dışında olduğunu, Bakanlığın
uygulamaları nedeniyle ziyaretçi isimlerini bildiremediğini zira Ankara Sincan
1 No.lu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda kalmakta iken darbe girişimi
sonrasında 22/7/2016 tarihinde hiçbir eşyasını alamadan Kuruma nakledildiğini,
aylar sonra eşyalarının getirildiğini ve yakınlarıyla iletişim kurabildiğini,
bu nedenle altmış günlük süre içinde sadece bir kişinin ismini ve bilgilerini
bildirebildiğini ifade etmiştir.
2. Değerlendirme
22. Anayasa"nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak
Anayasa"nın 20. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes,
özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir.
Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”
23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan
hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini
kendisi takdir eder (Tahir Canan,
B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Anayasa Mahkemesinin benzer kararları
dikkate alındığında başvurucunun ziyaretçi listesi oluşturma isteminin
reddedilmesi nedeniyle görüşme hakkının kısıtlandığı ve bu suretle dış dünya
ile sağlıklı bir ilişki kurmasının engellendiği yolundaki iddiası Anayasa"nın
20. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenmiştir (Mehmet Zahit Şahin, B. No: 2013/4708,
20/4/2016, § 28; Ethem Zariç, B. No: 2014/4137, 9/11/2017, § 27).
a. Kabul Edilebilirlik
Yönünden
24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine
karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel
hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir
olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı
25. Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği Mehmet Zahit Şahin kararında, ceza infaz
kurumlarında ziyaretçi listesinde değişiklik yapılması talebinin reddi
nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasını incelemiştir.
Anayasa Mahkemesi ziyaretçi listesinde değişiklik yapılması talebinin
reddedilmesinin özel hayata saygı hakkına müdahale teşkil edeceği sonucuna
varmıştır (Mehmet Zahit Şahin, §
42).
26. Somut olayda uyuşmazlık, başvurucunun ziyaretçi listesine
iki kişinin eklenmesi talebinin reddedilmesinden kaynaklanmaktadır. Başvuruya
konu kararın ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun dış dünya
ile iletişim kurması ve sosyal ilişkilerinin sınırlandırılması yönünde etkiler
doğurması nedeniyle özel hayata saygı hakkına müdahale teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.
ii. Müdahalenin İhlal
Oluşturup Oluşturmadığı
27. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temel
hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili
maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.
Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve
lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
28. Anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen
koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 20. maddesini ihlal
edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve
somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, meşru amaç taşıma,
demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine aykırı
olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
(1) Kanunilik
29. Başvurucunun ziyaretçi listesi oluşturma talebinin reddi
işlemine dayanak teşkil eden mevzuat hükümleri dikkate alındığında müdahalenin
kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygun olduğu değerlendirilmiştir (Mehmet Zahit Şahin, §§ 47-56).
(2) Meşru
Amaç
30. Müdahalenin kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi genel
amacı çerçevesinde ceza infaz kurumlarında güvenliğin ve disiplinin sağlanması
şeklinde meşru amaç taşıdığı anlaşılmaktadır (Mehmet
Zahit Şahin, § 57).
(3) Demokratik
Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
(a) Genel
İlkeler
31. Anayasa"nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutukluların
özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda
tutulmanın kaçınılmaz ve bir sonucudur. Öte yandan hükümlü ve tutukluların özel
ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlü
ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri
almasını zorunlu kılmaktadır (Mehmet Zahit
Şahin, § 36).
32. Hükümlü ve tutukluların ziyaret hakkı değerlendirilirken
ceza infaz kurumunun güvenliğinin ve düzeninin sağlanması ile hükümlü ve
tutukluların dış dünyayla iletişim kurmaları ve sosyalleşmeleri suretiyle
iyileştirilmesi ilkeleri arasında makul bir dengenin kurulması gerekir (Mehmet Zahit Şahin, § 62).
33. Hükümlü ve tutukluların temel haklarına yapılan müdahalelere
gerekçe olarak gösterilebilecek makul nedenlerin somut olayın tüm koşulları
çerçevesi dâhilinde, olaya özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesi
gerekmektedir. Bunun yanı sıra yapılacak değerlendirmede kişinin itham edildiği
suçun ve tutuklama sebeplerinin de dikkate alınması gerekmektedir (Mehmet Zahit Şahin, § 63). Bu bağlamda
başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin temel ekseni,
müdahaleye neden olan idari makamlar ve derece mahkemelerinin kararlarında
dayandıkları gerekçelerin özel hayata saygı hakkının kısıtlanması bakımından demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk
ve ölçülülük ilkesine uygun
olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Mehmet Zahit Şahin, § 64; Ahmet Temiz, B. No: 2013/1822, 20/5/2015,
§ 68).
34. Demokratik bir toplumda, güvenliğin ve disiplinin sağlanması
amacıyla ceza infaz kurumlarına gelebilecek ziyaretçi sayısının
sınırlandırılması mümkün olmakla birlikte hükümlü ve tutukluların öznel
durumlarının da dikkate alınması ve bu hususta somut olayın koşullarının
gerektirdiği esnekliğin temin edilmesi gerekir. Bu anlamda ceza infaz
kurumlarında güvenliğin ve disiplinin sağlanmasındaki kamu yararı ile tutuklu
ve hükümlülerin sosyal ilişkiler kurabilmelerindeki bireysel yarar arasında
makul bir denge gözetilmelidir.
(b) İlkelerin
Olaya Uygulanması
35. 5275 sayılı Kanun ve Ziyaret Yönetmeliği"nde hükümlü ve
tutuklulara üç kişilik ziyaretçi isim listesinde zorunlu hâllerde değişiklik
yapabilme olanağı verilmiş, zorunlu hâllerin neler olduğu konusu uygulamaya
bırakılarak bu konuda esneklik sağlanmıştır.
"Zorunlu hâller" Ziyaret Yönetmeliği"nde "ölüm, ağır hastalık, doğal afet, hükümlü ve
tutuklunun nakli ya da ziyaretçinin ziyaret olanağını ortadan kaldıracak
yerleşim yeri değişikliği gibi" denmek suretiyle sınırlı sayıda
değil örnekleme yoluyla belirtilmiştir. Dolayısıyla uygulamada, bu belirtilen
hâller dışında da zorunlu hâller kapsamında nitelendirilebilecek durumlarla
karşılaşılması mümkün olup bunun takdiri kamu makamlarına bırakılmıştır(Mehmet Zahit Şahin, §§ 53, 66).
36. Somut olayda başvurucunun ziyaretçi listesine iki kişinin
eklenmesi yolundaki talebi İnfaz Hâkimliği tarafından Ziyaret Yönetmeliği"nde
belirtilen altmış günlük süre içinde sunulmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Anayasa"nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlükler ancak kanunla
sınırlanabilir. 5275 sayılı Kanun"da ziyaretçi isim listesinin bildirilmesi
için herhangi bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Ziyaret Yönetmeliği"nde
ziyaretçi isimlerinin ziyaretle ilgili hususların tebliğ edildiği tarihten
itibaren altmış gün içinde bildirilmesi öngörülmüş ancak bildirim için tanınan
sürenin niteliği belirtilmemiştir. Ayrıca Ziyaret Yönetmeliği"nde sürenin geçmesinden
sonra bildirimde bulunulmasına engel oluşturan bir kurala da rastlanmamaktadır.
Bu durumda Ziyaret Yönetmeliği"nde belirtilen sürenin hak düşürücü değil
düzenleyici süre olarak yorumlanabileceği anlaşılmaktadır. Olayda derece
mahkemelerinin Ziyaret Yönetmeliği"ndeki altmış günlük sürenin hak düşürücü
olduğu şeklindeki yorumları başvurucunun ceza infaz kurumunda kaldığı süre
boyunca ziyaretçi belirleme ve kabul etme hakkından yararlanamaması sonucunu
doğurmaktadır. Bu şekilde ziyaret hakkına getirilen kısıtlamanın hükümlü ve
tutukluların dış dünyayla iletişim kurması ve sosyalleşmesi suretiyle
iyileştirilmesi ilkelerine uygun düştüğü söylenemez.
37. Kaldı ki Ziyaret Yönetmeliği"nin 9. maddesinde, ceza infaz
kurumu yönetimince gerekli görülmesi hâlinde bildirilen ziyaretçiler hakkında
ziyarette bulunmalarında sakınca bulunup bulunmadığı hakkında kolluk
aracılığıyla araştırma yaptırılacağı, sakıncalı görülenlere ziyaret izni
verilmeyeceği ve yeni ziyaretçinin bildirilmesi isteneceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla
kamu makamlarının söz konusu yetkisi ışığında başvurucunun ziyaretçi olarak
görüşmek istediği kişiler hakkında kolluk vasıtasıyla araştırma yaptırma ve
Kurumun güvenliği ve disiplini bakımından uygun görülmeyenlere ziyaret izni
vermeme yetkisi bulunmaktadır. Bu nedenle kamu makamlarının bu şekildeki geniş
takdir yetkisi gözetildiğinde başvurucunun talebinin salt altmış günlük sürenin
geçtiğinden bahisle reddedilmesinin özel hayata saygı hakkı ile kamu güvenliği
amacı arasında adil denge sağlamaktan uzak olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle
başvurucunun ziyaretçi listesine iki kişinin eklenmesi talebinin reddedilmesi
suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahalenin ilgili ve yeterli
gerekçelere dayandırılmadığı, müdahalenin demokratik toplum düzeninde gerekli
bir müdahale olmadığı sonucuna varılmıştır.
38. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa"nın 20.
maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine
karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun"un
50. Maddesi Yönünden
39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)
numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun
hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı
verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması
gerekenlere hükmedilir…
(2)
Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve
sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili
mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan
hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava
açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,
Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan
kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
40. Başvurucu ihlalin tespit edilerek yeniden yargılama
yapılmasına ve uygun miktarda manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini
talep etmiştir.
41. Anayasa Mahkemesinin Mehmet
Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucuna
varıldığında ihlalin ortadan nasıl kaldırılacağı hususunda genel ilkeler
belirlenmiştir.
42. Mehmet Doğan
kararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikle
ihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalin
mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin
(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün
79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali
ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın
bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57-58).
43. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemesinin hak düşürücü
nitelikte olmayan bir süre düzenlemesine dair katı yorumunun başvurucunun
ziyaret hakkına kısıtlama getirilmesine yol açması nedeniyle ihlal sonucuna
ulaşmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararlarından
kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte başvurucunun 19/10/2017
tarihinde Burhaniye T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledildiği, ihlalin
başvurucunun Kurumda kaldığı süre için geçerli olduğu, bu nedenle ihlalin
sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki
yarar bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak eski
hâle getirme ilkesi çerçevesinde özel hayata saygı hakkının ihlali
nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları
karşılığında başvurucuya net 2.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar
verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata
saygı hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Başvurucuya net 2.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede
gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar
geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Tekirdağ 2. İnfaz
Hakimliğine (28/2/2017 tarihli ve E.2017/105, K.2017/381sayılı kararla
ilgilidir) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
18/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.