Abaküs Yazılım
17. Hukuk Dairesi
Esas No: 2014/3174
Karar No: 2015/9842
Karar Tarihi: 29.9.2015

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2014/3174 Esas 2015/9842 Karar Sayılı İlamı

17. Hukuk Dairesi         2014/3174 E.  ,  2015/9842 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Banaz Asliye Hukuk Mahkemesi
    TARİHİ : 20/11/2013
    NUMARASI : 2003/398-2013/412

    Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı M.. A.. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
    -K A R A R-
    Davacı vekili, muris M. Y."un yolcu olarak bulunduğu dava dışı H. İ."nin kullandığı minibüs ile davalı M.. A.."ın sürücüsü ve işleteni olduğu kamyonetin çarpışması sonucunda meydana gelen kazada yolcu muris M. Y."un öldüğünü, kazada kamyonet sürücüsü davalı M.. A.."ın tam kusurlu olduğunu, karşı kamyonetin sigortası kapital sigorta olup poliçeleri iptal edildiğinden Güvence hesabı Fonu aleyhine dava açtıklarını belirterek, fazlaya ilşkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı eş Nezahat ve oğlu Numan için 1.000,00"er TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteslsilen tahsili ile mursisn eşi ve çocukları için ayrı ayrı 15.000,00"er TL den toplam 60.000,00 TL manevi tazminatın davalı M.. A.."dan tahsiline karar verilmesini, davalı M.. A.. yönünden olay tarihinden itibaren davalı Güvence hesabı yönünden yasal ihbar tarihi olan 17.06.2004 tarihinden itibaren reeskont faizi işletilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı Güvence hesabı vekili, davacı N.. Y.."a 07.12.2004 tarihinde 18.000,00 TL ödeme yapıldığını, davacının müvekkil Güvence hesabını ibra ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
    Davalı M.. A.. vekili, manevi tazminatın fahiş olduğunu, reeskont faizi talep edilemeyeceğini savunmuştur.
    Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacı Numan tarafından açılan maddi tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine; davacı eş
    Nezahat için 30.000,00 TL maddi tazminatın davalı M.. A.. yönünden kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalı Güvence Hesabı yönünden 17.06.2004 tarihinden itibaren işleycek yasal faizi ile birlikte ve ödeme sonrası bakiye 12.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere müştereken ve müteselsilen tahsiline; manevi taminat talebinin kısmen kabulü ile davacı eş Nezahat için 10.000,00 TL, murisin çocukları davacı Esma, Numan ve Abdullah için ayrı ayrı 8.000,00"er TL den toplam 34.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı M.. A.."dan tahsiline, fazlaya ilişkin istemien reddin karar verilmiş; hüküm, davalı M.. A.. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve özellikle manevi tazminatın takdirinde 818 sayılı Borçlar Kanunu"nun 47.maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre, davalı M.. A.. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
    2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
    818 sayılı BK.nun 41. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir.
    Buna karşılık, 2918 sayılı KTK.nun 109/1.maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.
    2918 sayılı Kanunun anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak
    davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür (HGK"nin 10.10.2001 gün ve 2001/19-652 E., 705 K., 16.04.2008 gün ve 2008/4-326 E., 325 K. sayılı kararları ile de uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir).
    Açıklanan ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; kaza 28.05.2003 tarihinde gerçekleşmiş, davacı vekilince ıslah talebi 24.10.2013 tarihli dilekçeyle yapılmış ve aynı gün harcı yatırılmıştır. Davaya konu trafik kazası sonucunda bir kişi de ölmüş olup, eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 765 Sayılı TCK"nin 102/3 maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresi 10 yıldır. Buna göre davada, kaza tarihiyle ıslah tarihi arasında uzamış ceza zamanaşımı süresi de dolmuştur. Hal böyle iken, mahkemece ıslahla artırılan kısım yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, talebin tamamının kabulü yönünde yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
    SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı M.. A.. vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı M.. A.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı M.. A.."a geri verilmesine 29.9.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi