1. Hukuk Dairesi 2020/3679 E. , 2021/4148 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK
DAVADA DAVALILAR : ... VD.
Taraflar arasında görülen davada;
Asıl ve birleşen davada davacılar, mirasbırakanları ...’den intikal eden 12174 parsel sayılı taşınmazdaki 1, 2, 3, 4 ve 5 nolu ve 2812 parsel sayılı taşınmazdaki 6 nolu bağımsız bölüm yönünden intikal işlemleri yapması için davalı kardeşleri ...’ı Bakırköy 10. Noterliğinin 23.03.2000 tarih ve 9271 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile vekil tayin ettiklerini, daha sonra vekalet görevinin kötüye kullanılacağı yönünde duyumlar almaları üzerine Bakırköy 10. Noterliğinin 15.09.2006 tarihli azilnamesi ile azlettiklerini, azilnamenin 25.09.2006 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, buna rağmen anılan vekaletname kullanılmak suretiyle çekişme konusu taşınmazlardaki payların öncelikle diğer davalı ...’a, ondan da aynı gün davalı kardeşleri ... adına satış işlemi ile tescil edildiğini, bu işlem nedeniyle kendilerine bir bedel ödenmediğini, geçersiz vekaletname ile yapılan işlemin yolsuz olduğunu ileri sürerek, çekişme konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, haksız kullanım nedeniyle 3.000,00 TL ecrimisil bedelinin tahsiline karar verilmesini istemişler, aşamada davacı ... ... yönünden davayı atiye bıraktıklarını bildirmişlerdir.
Asıl ve birleştirilen davada davalı ..., dava konusu taşınmazların mirasbırakan ...’in sağlığında kendisine sözlü vasiyet edildiğini, bu durumun davacılarında bilgisi dahilinde olduğunu, vekaletin de bu amaç ile verildiğini belirterek asıl ve birleştirilen davanın ayrı ayrı reddini savunmuştur.
Asıl ve birleştirilen davada davalı ..., davalı ...’ın kardeşleri tarafından vekil tayin edildiğini söyleyip, dava konusu taşınmazları üzerine alıp daha sonra devretmesi yönündeki talebini yerine getirdiğini taraflar arasında önceden gerçekleşen işlemlerden haberdar olmadığını belirterek tapu kayıt maliki olmaması nedeniyle husumet yokluğundan asıl ve birleştirilen davanın ayrı ayrı reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın ispatlandığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davada, tapu iptal ve tescil isteği kabul edilmiş, diğer davalı ... yönünden kayıt maliki olmaması nedeniyle pasif husumet yokluğundan reddine, asıl davada davacı ... ... yönünden açılan davanın atiye bırakılması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil isteği yönünden ise asıl davada 49.724.00 TL’nin davalı ...’ten tahsili ile davacı ... ...’e ödenmesine, birleşen davada 15.444,00 TL ecrimisil alacağının davalı ...’dan tahsili ile davacılar ... ve ... ...’e ödenmesine karar verilmiş, davacılar ..., ... ve ... ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi tarafından 6100 sayılı HMK’nin 353/1-b-2. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesine ait hüküm ortadan kaldırılarak, ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davada davalı ... yönünden açılan iptal tescil davasının esastan reddine, asıl davada davacı ... ... yönünden açılan davanın atiye bırakılması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, asıl ve birleştirilen davada davalı ... yönünden ise ispatlandığı gerekçesiyle tapu iptal ve tescil isteğinin kabulüne, ecrimisil alacağı yönünden ise asıl davada 49.724,00 TL, birleştirilen davada ise 15.444,00 TL’nin tahsiline karar verilmiştir.
Karar, asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hâkimi ...’un raporu okundu. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Asıl ve birleştirilen dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil ile ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasının ispatlandığı gerekçesiyle iptal tescil isteği yönünden asıl ve birleştirilen davada davalı ... yönünden davanın kabulüne, diğer davalı ... yönünden ise ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın esastan reddine, asıl davada davacı ... ... yönünden ise açılan davanın atiye bırakılması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA.
Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, ecrimisil isteğinin kabulü ile asıl davada 49.724,00 TL, birleştirilen davada ise 15.444,00 TL’nin tahsiline karar verilmiş; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2.Hukuk Dairesince asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilinin istinaf başvurusunun ecrimisil isteği yönünden esastan reddine ilişkin olarak verilen karar süresi içerisinde asıl ve birleşen davada davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK."nın 362.maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin temyiz olunamayan kararları düzenlenmiş aynı maddenin 1/a bendinde de miktar veya değeri kırkbin Türk Lirasını (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar" hükmüne yer verilmiş, 2020 yılı itibarıyla HMK."nın 362/1-a bendinde belirtilen 40.000.00 TL"lik kesinlik sınırı 72.070,00 TL olarak uygulanmaya başlamıştır.
Somut olayda, ecrimisil isteği yönünden mahkemece asıl davada 49.724,00-TL’ye, birleşen davada ise 15.444,00 TL’ye hükmedildiği, bu değerlerin ise 2020 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 72.070,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, temyiz kesinlik sınırı içinde kalması nedeniyle temyiz kabiliyeti olmayan kararlara karşı temyiz isteği yönünden mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı Uyarınca Yargıtay tarafından bir karar verilebilir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz kesinlik sınırı içinde kaldığı anlaşılan asıl ve birleşen davada ecrimisil isteği yönünden davalılar vekilinin temyiz isteğinin değerden REDDİNE, alınan peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 16/09/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.