1. Hukuk Dairesi 2016/16954 E. , 2020/1412 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın davalı ... yönünden kabulüne, davalı ... yönünden reddine ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan ...’ün maliki olduğu 14473 parsel sayılı taşınmazdaki 15 nolu bağımsız bölümün 1/2 payını davalıların telkin ve iknası sonucu davalı yeğeni ...’e satış suretiyle devrettiğini, işlem tarihinde mirasbırakanın 74 yaşında olup hukuki işlem ehliyetinin bulunmadığını, temlikin muvazaalı olduğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişler, hüküm verildikten sonra davacı ... davadan feragat etmiştir.
Davalılar, iddiaların yersiz olduğunu, satış işleminin gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, muvazaa olgusunun sabit olduğu gerekçesi ile davalı ... yönünden davanın kabulüne, davalı ... yönünden ise kayıt maliki olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ...’ün maliki olduğu 14471 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payını 11.01.2011 tarihinde davalı yeğeni ...’e satış suretiyle temlik ettiği, 1937 doğumlu murisin 27.12.2011 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak davacı kardeşleri...,..,...,...ten olma yeğeni ..., davalı kardeşi Dursun, dava dışı kardeşi İsmail ile kardeşi ...’ten olma yeğenleri ...,..,..,.,..ve ...’in kaldıkları, karar tarihinden sonra davacılardan Ali’nin 27.06.2016 tarihli tevsikli dilekçe ile davadan feragat ettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu"nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu"nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu"nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Öte yandan, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda mirasbırakanın kastının açık bir şekilde saptanması gerekmektedir. Bu kapsamda, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığını ispat külfeti 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun (HMK) 190. maddesi ile Türk Medeni Kanunu"nun (TMK) 6. maddesi gereği davacı tarafa aittir.
Somut olayda, dinlenen davacı tanıkları temlikin muvazaalı olduğu yönünde bir beyanda bulunmadıkları gibi, davacılar tarafından, mirasbırakanın kendilerinden mal kaçırmasını gerektirir somut bir neden de ortaya konulamamıştır. Dolayısıyla, davacılar mevcut deliller ile temlikin muvazaalı olduğu iddiasını kanıtlayamamışlardır. Bedeller arasındaki farkın da tek başına muvazaanın kanıtı olamayacağı açıktır.
Diğer taraftan; davacılardan Ali hükümden sonra verdiği 27.06.2016 tarihli dilekçe ile davadan feragat ettiğini bildirmiştir. Davadan feragata ilişkin beyanının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 307 v.d. maddeleri uyarınca sonuç doğurucu nitelikte olduğu anlaşılmakla; Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu"nun 11.04.1940 gün ve 70 sayılı ve HGK"nun 21.11.1981 gün ve 1981/2-551 sayılı kararları uyarınca, hükümden sonra ortaya çıkan ve temyiz incelemesine engel oluşturan davadan feragat bakımından hüküm verme yetkisi, hükmü veren mahkemeye ait olduğundan, bu konuda da bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmektedir.
Hal böyle olunca, öncelikle hükümden sonra davadan feragat eden davacılardan Ali bakımından 6100 sayılı HMK"nin 307 ve devamı maddeleri uyarınca bir hüküm kurulması, diğer davacılar bakımından ise ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Kabule göre de; çekişmeli taşınmazda mirasbırakan tarafından 1/2 payın davalı ...’e temlik edilmesine rağmen taşınmazın tamamının iptal tesciline karar verilmesi isabetsizdir.
Davalıların yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 27.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.