
Esas No: 2015/5452
Karar No: 2015/5452
Karar Tarihi: 17/7/2019
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
ŞAHİN İÇYER BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2015/5452) |
|
Karar Tarihi: 17/7/20119 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Engin YILDIRIM |
Üyeler |
: |
Celal Mümtaz AKINCI |
|
|
Muammer TOPAL |
|
|
M. Emin KUZ |
|
|
Yıldız SEFERİNOĞLU |
Raportör |
: |
Mehmet Sadık YAMLI |
Başvurucu |
: |
Şahin İÇYER |
Vekilleri |
: |
Av. Meral HANBAYAT YEŞİL |
|
|
Av. Ümit SİSLİGÜN |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, terör olaylarından doğan maddi zararların eksik
tazmin edilmesi, manevi zararların ise tazmin edilmemesi nedeniyle mülkiyet
hakkının; buna ilişkin idari ve yargısal sürecin makul sürede
sonuçlandırılmaması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği
iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 26/3/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön
incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyon başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili
olaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu, Tunceli"nin Ovacık ilçesi Eğrikavak
köyünde ikamet etmekte iken 1994 yılında meydana gelen terör olayları
neticesinde köyünün boşaltılmasıyla yerleşim yerinden göç etmek zorunda
kaldığını iddia etmiş ve 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle
Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında
zararlarının karşılanması talebiyle Tunceli Valiliği Terör ve Terörle
Mücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur. Komisyon
26/1/2010 tarihli kararıyla başvurucuya 15.094,31 TL ödenmesine karar vermiştir.
7. Söz konusu tutarı yeterli bulmayan başvurucu dava açmıştır.
Başvurucu, dava dilekçesinde; zararının Komisyonca belirlenen tutardan çok daha
yüksek olduğunu belirterek Komisyonun 3/11/2009 tarihli işleminin iptaline ve
5233 sayılı Kanun"daki esaslar çerçevesinde 55.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi
tazminat ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
8. Elazığ 2. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 20/9/2012 tarihli
kararıyla eksik incelemeye dayalı olduğu gerekçesiyle Komisyon kararının
iptaline, maddi tazminat istemi hakkında bu aşamada karar verilmesine yer
olmadığına, manevi tazminat isteminin ise 5233 sayılı Kanun"da
düzenlenmediğinden reddine karar vermiştir.
9. Başvurucu, kararı temyiz etmiştir. Danıştay Onbeşinci Dairesi (Daire), ilk derece mahkemesi kararının
usul ve hukuka uygun olduğunu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin
kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğini belirterek kararı
23/1/2014 tarihinde onamıştır.
10. Karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 11/12/2014 tarihli
kararı ile reddedilmiştir. Bu karar 26/2/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.
11. Başvurucu 26/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda
bulunmuştur.
12. Bu arada iptal kararı üzerine anılan Komisyon tarafından
yeniden yapılan inceme ve değerlendirme sonucu 25/2/2013 tarihli kararla
başvurucuya 18.223,52 TL ödenmesine karar verilmiştir.
13. Başvurucu, hesaplanan yeni tutarı bu defa kabul etmiştir.
5233 sayılı Kanun’un 12. maddesi gereğince davet yazısı ile birlikte gönderilen
ve “Yukarıda ayni/nakdi olarak belirtilen
zararımın/zararlarımın karşılanması sonucunda Komisyonun tespitine esas olay
ile ilgili olarak uğradığım zararımın tamamının karşılanmış olduğunu kabul ve
taahhüt ederim.” beyanını içeren 18/7/2013 tarihli sulhname başvurucunun avukatı tarafından imzalanmıştır. Söz
konusu tutar başvurucunun avukatının hesabına yatırılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
14. 5233 sayılı Kanun"un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,
geçici 4. maddeleri (Celal Demir,
B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-21, 23).
15. İlgili diğer ulusal hukuk için bkz. Ali Ekber Çeçi ve diğerleri (B. No:
2015/5463, 23/1/2019, §§ 18-25) başvurusu hakkında verilen karar.
B. Uluslararası Hukuk
16. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), söz konusu başvuruya
benzer şekilde terör olaylarından dolayı köyü terke mecbur kalınması nedeniyle
uğranılan zararın tazminine ilişkin olarak sulhname
imzalanmasının ardından köyü terkten önce var olan hayvanlarına ilişkin zararla
manevi zararının tazmin edilmediği iddialarıyla yapılan şikâyetleri kapsayan
bir grup başvuruyu incelediği Akbayır ve diğerleri/Türkiye (B. No: 30415/08,
28/6/2011) kararında sulhname imzalanmasının
-taleplerden feragat edilmesini gerektirdiği için- yerel boyuttaki bu
uzlaşmanın tartışmasız olarak ihtilaflı tazminat hakkında öne sürülen itiraza
son verdiği gerekçesiyle başvuruları kabul edilemez bulmuştur.
17. AİHM, başvuranlar tarafından imzalanan dostane çözüm
beyanlarında (sulhnamelerin) manevi tazminattan söz
edilmediğini gözlemlediğini belirterek dostane çözüme dair bu beyanların (sulhname) ilgili tarafların prosedürü sona erdirmeye
ilişkin açık iradesinin tezahürü olduğunu ifade etmiştir. AİHM; tüm başvuru
sahiplerinin iç hukukta ve AİHM huzurunda avukatlar tarafından temsil
edildiğini, bu hâlde başvuranların ne 5233 sayılı Kanun ve kendi beyanlarının
manevi zarara ilişkin hiçbir talep içermediği iddiasını ne de bu anlaşmaların
sonuçlarından habersiz oldukları iddiasını ileri süremeyeceklerini
belirtmiştir. AİHM"e göre söz konusu düzenleme,
başvuranların prosedürle ilgili her türlü iddiadan feragat etmelerini
gerektirmektedir ve uluslararası boyutta bu anlaşmanın söz konusu ödemeyle
ilgili anlaşmazlığı tartışmasız bir şekilde sonlandırması nedeniyle
başvuranların şikâyette bulunamayacakları sonucuna ulaşılmıştır (Akbayır ve diğerleri/Türkiye, § 77).
18. AİHM sürü hayvanlarının farklı türlerine göre besicilikten
elde edilen gelirlerin tazminatının komisyonlarca yanlış değerlendirilmesine
ilişkin şikâyetle ilgili olarak da dostane çözümün kabul edilmesiyle ilgili
yukarıda belirtilen sonuçların ayrıca bu şikâyete de uygulanabilir olduğu
kanaatinde olup AİHM"e göre sulhnamelerin
imzalandığı ve ödemeler gerçekleştiği andan itibaren Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi (Sözleşme) bağlamında başvuranların mağdur sıfatı yok olmaktadır (Akbayır ve diğerleri/Türkiye, § 78).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 17/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mülkiyet Hakkının
İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Maddi Zararların Eksik
Tazmin Edildiğine İlişkin Şikâyet Yönünden
a. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu; Komisyon kararında köyü terkten önceki hayvan
varlığının dikkate alınmadığını, mülkünden mahrum kaldığı sürenin yedi yıl olarak
kabul edildiğini oysa bu sürenin dokuz yıl olduğunu belirterek eksik tazmin
nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
b. Değerlendirme
21. Somut başvuruda başvurucu, terör ve terörle mücadele
kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle oluşan zararlarının karşılanması
amacıyla 5233 sayılı Kanun kapsamında Komisyona başvurmuş; Komisyon tarafından
tespit edilen zararları öngörülen birim fiyatlara tabi tutularak bir tazminat
miktarı belirlenmiş ancak belirlenen tazminatı kabul etmeyen başvurucu konuyu
yargıya taşımıştır. Açılan davalar sonucunda idari yargı yeri maddi tazminat
yönünden Komisyon kararlarını hukuka aykırı bularak iptal etmiştir. Nihayetinde
Komisyon tarafından yeniden hesaplama yapılmış ve belirlenen tutar başvurucu
tarafından kabul edilmiş, yeniden yargıya taşınmamıştır. Bir başka deyişle
başvurucu sulh teklifini kabul etmiştir (bkz. §§ 6 -13).
22. Bireysel başvuruda bir hakkın ihlaline karar verilebilmesi
için mağdurluk statüsünün ve/veya başvuruya konu olan kamu gücü kullanımına
dayalı temel nedenlerin başvurunun yapıldığı anda mevcut olması ve başvuru
hakkında karar verileceği zamana kadar devam etmesi gerekir. Mağdurluk
statüsünün varlığı konusunda değerlendirme yapılırken başvurucunun şikâyet
ettiği hususların gerçekleşip gerçekleşmediği, hâlâ mevcut olup olmadığı ve
muhtemel hak ihlalinin etkilerinin giderilip giderilmediği incelenmelidir (Zübeyit Kaya, B. No: 2013/7674, 21/5/2015, § 36).
23. Bunun yanında tazminat ya da başvurucunun taleplerinin anlaşma
ile karşılanması da mağdurluk statüsünün belirlenmesine etki eder (Arman Mazman, B.
No: 2013/1752, 26/6/2014, § 43).
24. Başvuruya konu olayda eksik hesaplandığı iddia edilen
zararın miktarı üzerinde başvurucunun idareyle anlaşma sağlamış ve sulhnameyi imzalamış olması sebebiyle maddi mağduriyetinin
açıkça orantısız olmayacak şekilde giderildiği sonucuna varılmıştır. Başvurucu,
Komisyonun tespitinde belirlenen ve zararlarının tamamını karşıladığını beyan
ettiği alacağı tümüyle davalı idareden tahsil ettiğinden mülkiyet hakkına
ilişkin mağduriyet giderilmiş ve bu hak yönünden mağdurluk statüsü de aynı
tarihte sona ermiştir. Belirtmek gerekir ki başvurucu, Komisyonun sulhname teklifini avukatı aracılığıyla kabul etmiş ve sulhname başvurucu adına avukatı tarafından imzalanmıştır.
Dolayısıyla başvurucunun maddi tazminat iddialarını sona erdiren sulhnamenin bu hukuki sonucundan habersiz olduğu da
düşünülemez. Öte yandan başvurucu, Komisyon tarafından ödenmesine karar verilen
tazminat tutarının kendilerine ödenmediği ya da eksik ödendiği yönünde bir
iddiada da bulunmamıştır.
25. Diğer taraftan manevi tazminat, 5233 sayılı Kanun"da
öngörülmediğinden sulhname konusu olamayacağı açık
olup bu kısımda varılan sonuç sadece maddi tazminata ilişkindir. Manevi tazminat
yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılacaktır.
26. Açıklanan gerekçelerle eksik maddi tazminattan kaynaklanan
mülkiyet hakkına yönelik şikâyet yönünden başvurucunun mağdurluk statüsünü
kaybettiği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik
şartları yönünden incelenmeksizin kişi
bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar
verilmesi gerekir.
2. Manevi Zararların
Tazmin Edilmediğine İlişkin Şikâyet Yönünden
a. Başvurucunun İddiaları
27. Başvurucu, manevi zararlarının tazmin edilmemesi nedeniyle
mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
28. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, manevi tazminat
taleplerinin reddedilmesine ilişkin iddialar daha önce bireysel başvuruya konu
olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında başvurucuların
terör eylemi kapsamında gerçekleşen zararlarının manevi tazminat ödenmesi ile
giderilmesine ilişkin olarak 5233 sayılı Kanun’da hüküm bulunmamakla birlikte
idare hukukunun genel hükümleri kapsamında başvurucuların anılan talep hakkına
sahip olduğu belirtilmiştir (Özden Sayar ve
Deren Dilara Sayar, B. No: 2013/4022, 13/4/2016, §§ 51-76).
29. Bir başka deyişle 5233 sayılı Kanun; Anayasa Mahkemesi ve
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun verdiği kararlarda da belirtildiği
üzere maddi zararların özel bir giderim usulü olmakla birlikte manevi
zararların genel hükümlere göre karşılanmasına da engel olmayan bir kanundur.
6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu"nun 12. ve 13.
maddelerinde, idarenin işlem veya eyleminden kaynaklı olarak hakları ihlal
edilenlere tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır. Bu yol, 5233 sayılı
Kanun dışında idari yargıda genel hükümlere başvurularak uğranılan zararın
tazminine imkân sağlamaktadır(Abbas Emre,
B. No: 2014/5005, 6/1/2016, § 81).
30. Anılan içtihatlarda ortaya konulduğu üzere 5233 sayılı Kanun
manevi zararların karşılanmasını öngörmemekle birlikte genel hükümlere göre
açılacak tam yargı davasında manevi tazminat istenmesini de engellememektedir.
Bir başka ifadeyle kişiler manevi tazminat taleplerini 5233 sayılı Kanun
kapsamında değil 5233 sayılı Kanun"dan bağımsız olarak tazminat hukukunun genel
prensiplerine göre açacakları davalarda dile getirebilirler.
31.
Bu durumda başvurucuların idare mahkemelerinde açtıkları davaların niteliği ve
manevi tazminata ilişkin taleplerini dile getiriliş biçimleri özel önem taşır.
Bir başka deyişle davanın yukarıda belirtilen içtihada uygun şekilde yani genel
hükümler çerçevesinde 2577 sayılı Kanun"un ilgili maddelerinde belirtilen
usullere göre mi açıldığı yoksa manevi tazminat talebinin 5233 sayılı Kanun"a
mı dayandırıldığının ortaya konulması gerekir.
32. Başvurucunun İdare Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinin
incelenmesinden dilekçenin sonuç ve istem kısmında 5233 sayılı Kanun"daki
esaslar çerçevesinde 55.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminat ödenmesine
karar verilmesini istediği, bir başka deyişle başvurucunun davasını 5233 sayılı
Kanun kapsamında açtığı ve taleplerini anılan Kanun"a dayandırdığı
görülmektedir.
33. Başvurucunun dava dilekçesindeki talepleri ve dayanakları
bağlamında inceleme yapan İdare Mahkemesi; başvurucunun anılan iddialarına
yönelik olarak 5233 sayılı Kanun"un sadece maddi zararların karşılanmasını
düzenlediği, manevi zararların tazminine yönelik herhangi düzenlemeye yer
vermediği, dolayısıyla talep edilen manevi zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında
karşılanmasına imkân bulunmadığı gerekçesiyle manevi tazminat istemini
reddetmiştir. Dava dilekçesinden açıkça anlaşıldığı üzere 5233 sayılı Kanun
kapsamına göre talep edilen, 2577 sayılı Kanun"un genel hükümlerine göre talep
edilmeyen manevi tazminat isteminin reddine ilişkin karar Danıştay tarafından
onanarak kesinleşmiştir.
34. Somut olayda başvurucu tarafından Anayasa Mahkemesi ve
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu içtihatlarında belirtildiği şekilde manevi
tazminat istemiyle genel hükümlere göre tam yargı davası açılmadığından, manevi
tazminat istemiyle 5233 sayılı Kanun kapsamında açılan davada derece
mahkemelerinin söz konusu istemin 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanmasına
imkân bulunmadığı değerlendirmesini yaparak reddetmesinde mülkiyet hakkına yönelik
bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.
35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle
kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Makul Sürede
Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
36. Başvurucu; köyü terkten evvel var olan hayvan varlığına
ilişkin iddiaların dikkate alınmaması, derece mahkemelerinin bu konuda
gerekçelerinin bulunmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının da ihlal edildiğini
ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca 5233 sayılı Kanun kapsamında başvurulan idari
süreç ve yargılama prosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle
makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
37. Somut olayda sulhname imzalanarak
maddi tazminata ilişkin uyuşmazlığın sona erdirildiğine ilişkin yukarıda
mülkiyet hakkına dair gerekçede belirtilen değerlendirme ve varılan sonuç
gözetildiğinde usul güvencesi olan adil yargılanma hakkı bakımından aynı
şikâyetlerin tekrar incelenmesini gerektiren bir neden bulunmamaktadır. Bu
nedenle başvurucunun bu başlık altındaki mülkiyet hakkı yönünden ileri sürdüğü
benzer mahiyetteki şikâyetlerinin incelenmesine gerek görülmemiştir.
38. Diğer taraftan makul sürede yargılanma hakkına ilişkin
şikâyet ise sulhname imzalanmasından bağımsız
olduğundan ve başvurucunun temel şikâyetlerinden ayrıca ele alınabilecek
nitelikte olduğundan makul sürede yargılanma hakkı yönünden inceleme
yapılmıştır.
39. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra 31/7/2018 tarihli ve
30495 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe
giren 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 20. maddesiyle 9/1/2013
tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı
Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun"a geçici madde
eklenmiştir.
40. 6384 sayılı Kanun"a eklenen geçici maddeye göre
yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesi
ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddenin
yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olan
bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabul
edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaat
üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (Tazminat
Komisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.
41. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)
kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya
da yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği
iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara
ilişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin
yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama
kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğini
tartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 27-36).
42. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru
yolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması
nedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına
makul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat
ödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi
olanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama
imkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler
doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal
iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi
olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan
başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile
bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması
nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36)
43. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektiren bir
durum bulunmamaktadır.
44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle
kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Maddi zararların eksik tazmin edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Manevi zararların tazmin edilmediğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin
iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
17/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.