12. Ceza Dairesi 2021/2364 E. , 2021/6593 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Şantaj, görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal
Hükümler : 1- Şantaj suçundan TCK’nın 107/2. maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 107/1, 52/2, 53. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- Görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini suçundan TCK’nın 134/2-1, 53. maddeleri gereğince mahkumiyet
Şantaj ve görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık ...’ın, aralarındaki arkadaşlık ilişkisini sona erdirmek isteyen mağdur ...’e, talep ettiği miktardaki parayı ve altını göndermediği takdirde, birlikte oldukları dönemde çekilmiş çıplak fotoğraflarını ifşa edeceği tehdidiyle şantajda bulunduğu ve istediği maddi menfaati temin edemeyip, mağdurla tekrar iletişim kurma çabalarına olumlu yanıt alamayınca, mağdurun müstehcen fotoğraflarını ağabeyi ve akrabaları olan tanıkların cep telefonlarına gönderdiği iddialarına konu olayda;
Sanığın, mağdurun kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle mağduru tehdit ederek veya ona cebir kullanarak mağdurdan para talebinde bulunması söz konusu olmadığından, sanığa isnat edilen şantaj eyleminin TCK"nın 148. maddesinde tanımlanan yağma suçunu oluşturmayacağının anlaşılması ve mağdurun cinsel mahremiyetine ilişkin görüntülerinin rızası olmaksızın yakınlarına ifşa edilmesi karşısında, sanığın üzerine atılı TCK’nın 107/2. madde ve fıkrasındaki şantaj ile aynı Kanunun 134/2-1. madde, fıkra ve cümlesindeki görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarının sübut bulduğuna ve eylemlerin hukuki nitelendirmesine yönelik yerel mahkemenin kabulünde dosya kapsamına göre bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğine, sübuta, katılan vekilinin temel cezaların üst hadden belirlenmesi gerektiğine ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Tefhim olunan ve hükümlerin esasını oluşturan kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasında hükmedilen hapis cezalarının asgari hadden tayin edildiği açıklanmasına rağmen hükümlerin gerekçesinde; “...sanığın katılanın eski sevgilisi olması, duygusal ilişki gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanması ve katılanı ailesine ve çevresine karşı mahcup edecek hale getirmesi nedeniyle suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu, olayın önemi dikkate alınarak ceza teşdiden verilerek alt sınırdan uzaklaşılmış...” ibarelerine yer vermek suretiyle gerekçeyle hükümler arasında çelişkiye neden olunması,
2- TCK’nın 134/2-1. madde, fıkra ve cümlesinde yalnızca hapis cezası öngörülmesine ve sanığa 1 yıl hapis cezası hükmedilmesine rağmen görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan temel ceza tayin edildiği esnada; “suçun işleniş biçimi, zamanı, suç konusunun önem ve değeri dikkate alınarak takdiren hapis cezası yönünden alt sınırdan adli para cezası yönünden cezanın etkinliği ve ıslah edici gayesi dikkate alınarak teşdiden olmak üzere...” ibarelerine yer vermek suretiyle hükümde karışıklığa neden olunması,
3- Kabul ve uygulamaya göre de:
a) Dosyada mevcut adli sicil kaydının incelenmesinde; sanığın, 01.02.2005 tarihinde işlediği hırsızlık suçundan dolayı 765 sayılı TCK’nın 492/2, 522, 523, 647 sayılı Kanunun 4 ve 6. maddeleri gereğince 960 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.04.2007 tarihli, 2006/542 esas, 2007/168 sayılı ve 28.05.2007 tarihinde kesinleşen hükümlülüğünün bulunduğu anlaşıldığından, anılan erteli ilamın aynen infazına karar verilip verilmediği hususu mahkemesinden sorularak, 765 sayılı TCK’nın 95/2. maddesi uyarınca hüküm tarihinden itibaren 5 yıllık deneme süresinin dolması nedeniyle esasen vaki olmamış sayılıp sayılmadığı ve bu nedenle tekerrüre esas olup olmadığı araştırılarak, sonucuna göre sanık hakkında TCK’nın 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Sanık hakkında şantaj suçundan hükmedilen 60 gün adli para cezasının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktarının belirlenmesi esnasında, TCK’nın 52/2. madde ve fıkrasının uygulama maddesi olarak yazılmaması suretiyle CMK"nın 232/6. madde ve fıkrasına uyulmaması,
Kanuna aykırı olup, sanığın ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 06.10.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.