
Esas No: 2021/2702
Karar No: 2022/4373
Karar Tarihi: 10.05.2022
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/2702 Esas 2022/4373 Karar Sayılı İlamı
8. Hukuk Dairesi 2021/2702 E. , 2022/4373 K."İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Alacak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu ... Maliye Nazırı ... Vakfının kesinleşmiş mahkeme kararı ile galle fazlasını almaya hak kazanmış evlatları olduklarını, ancak davalı ... Müdürlüğünce bu gallenin eksik ödendiğini ileri sürerek 1996 yılından dava tarihine kadar eksik ödenen galle fazlası ile tevliyet ücretinin fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 10.0000 TL’nin yasal faizi ve masraflarla birlikte davalıdan tahsilini istemiş, yargılama aşamasında dava değerini 694.023,83 TL’ye yükseltmiştir.
Mahkemece Vakıflar Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca davanın reddine dair verilen ilk hüküm, davacılar vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 19.06.2012 tarihli ve 2012/4222-7477 sayılı ilamıyla işin esasının incelenmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 07.04.2016 tarihli ve 2015/13331-2016/5838 sayılı ilamıyla "davanın 26.08.2010 tarihinde açıldığı, Mahkemece 6111 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınmadan kabul kararı verildiği, 25.02.2011 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 208 ve 209. maddeleri ile 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 7. maddesine iki fıkra ve bundan başka geçici 10. maddenin eklendiği, buna göre 5737 sayılı Vakıflar Kanun'un 7. maddesinde; mazbut vakıflarda intifa hakları, galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren, vakfın son beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve giderleri ile sınırlı olmak ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla Genel Müdürlükçe belirleneceği, Geçici 10. maddesinde ise, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Kanun'un 7 .maddesine eklenen hükümlerin, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış ve halen devam eden intifa haklarının ödenmesi, malvarlığı ve gelirlerinin tespitine ilişkin davalarda da uygulanacağının hükme bağlandığı, sözü edilen maddelerin mazbut vakıflar ile ilgili halen devam eden intifa haklarının ödenmesi, malvarlığı ve gelirlerinin tespitine ilişkin davalarda da uygulanacağının öngörülmüş olması, Dairemiz tarafından benimsenen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.11.2014 tarihli ve 2013/18-1095 Esas, 2014/897 Karar sayılı ilamının da bu yönde olması karşısında somut olayda 6111 sayılı Kanun hükümleri dikkate alınarak değerlendirme yapılması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle - sair yönleri incelenmeksizin- bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulü ile 51.254,65-TL'nin davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, galle fazlasına müstahak vakıf evlatları tarafından açılan, eksik ödenen galle fazlası alacağının ve tevliyet ücretinin isteğine ilişkindir.
"Galle, bir vakfın hasılatı, geliri anlamında kullanılmaktadır. Vakfa tahsis edilen paradan sağlanan faiz, vakfa ait malın kiraya verilmesi yoluyla elde edilen kira geliri, vakfa ait iktisadî işletmelerin gelirleri, vakıf bahçesinin semeresi galle olarak sayılabilir (Yener, M. S.: Uygulamada Açıklamalı Örnek Kararlı Eski Vakıf Davalarına Giriş Vakfiyeden ... Evladiye, Galle, Tevliyet, Ücret ve Sıla Davaları, ... Yayınevi, ... Mart 2004, s. 39). Galle fazlası ise; 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 3. maddesinde yer alan tanımlara göre, mazbut ve mülhak vakıflarda, vakfın hayrat ve akarlarının onarımı ile vakfiyelerindeki hayrat hizmetlerin ifasından sonra kalan miktarı ifade eder.
5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 3. maddesine göre, Mülga 743 sayılı Türk Kanun'u Medenisi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kurulan vakıflar “yeni vakıf”, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin yürürlük tarihinden önce kurulan vakıflar ise, “eski vakıf” olarak nitelendirilmektedir. Yine aynı madde hükmünde, Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile 743 sayılı Türk Kanun'u Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar “mazbut vakıf”, 743 sayılı Türk Kanun'u Medenisi’nin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilmiş vakıflar da “mülhak vakıflar” olarak tanımlanmıştır. Buna göre, mazbut vakıflar Genel Müdürlük tarafından yönetilirken, mülhak vakıflar vakfedenlerin soyundan gelen kişilerce yönetilir.
743 sayılı Türk Kanun'u Medenisi’nin yürürlük tarihinden önce kurulan vakıflar, amaçları çerçevesinde vakıftan yararlananlar bakımından, “hayrî vakıf” ve “zürrî vakıf” olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Bunlardan zürri vakıflarda, vakıf gelirlerinden (galleden) vakıfın evlatlarının yararlanması amaçlanmıştır. Zürri vakıf denilen bu vakıflarda vakfiyede belirtilen hayri koşulların ifasından sonra vakfın gelirinden (galle) fazlasının vakfiyede belirtilen evlatlara ya da hısımlara verilmesi öngörülmüştür. Vakfeden, vakfın gelir fazlasından sadece belirli bir kişi ya da kişilerin yararlanmasını mümkün kılabileceği gibi, çocuklarının, usul ve/veya füruunun ya da diğer akrabalarının yararlanmasını mümkün kılabilir (Akipek, Ş./ Altaş, H.: “Vakıflarda Evladiye Davaları”, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 47, S. 1-4, s. 145-151, ... 1998, s. 145-146; Uluç, Y.:Vakıflar Hukuku ve Mevzuatı, ... 2008, s. 49).
743 sayılı Türk Kanun'u Medenisi sonrasında 2762 sayılı Vakıflar Kanunu ile mazbut ya da mülhak vakıf kabul edilen zürri vakıfların malvarlığı üzerinde hak sahipliği bulunanların bu hakları belirli koşullara bağlı olarak korunmuştur. Gerek 2762 sayılı gerekse 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nda ve bu Kanun uyarınca çıkarılan Yönetmelikte mazbut ve mülhak vakıfların gelirinden yararlanacak kişiler “intifa ...” sahibi olarak nitelendirilmiş ve bu kişilerin dava yoluyla bu hakkını kullanabileceği belirtilmiştir (..., Ö.: “Mazbut ve Mülhak Vakıflarda Galle (Gelir) Üzerinde Vakıf Evlatlarının ve Diğer İlgililerin Hak Sahipliği ve İntifa ... Hayrından Fazla Olan Mülhak Vakıfların Aile Vakfına Dönüştürülmesi”, Prof. Dr. ... ...’a ..., C. I, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 22(3), 2016, s. 831).
2/7898 sayılı mülga Vakıflarda İntifa Haklarının Ne Suretle Tesbit ve İta Edileceği Hakkında 17.07.1936 tarihli Vakıflar Nizamnamesine Ek Nizamname’nin 30.07.1987 tarihinde değişik 3. maddesinde; 2762 sayılı Vakıflar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten önce mazbut Vakıflar arasına alınan vakıflarda intifa hakları, vakfiye şartları esas alınarak 7. maddeye göre belirlenen vakıf ilgililerine, 6. madde hükümlerine göre her yıl ödeneceği belirtilmiş, 30.07.1987 tarihinde değişik 6. maddesinde; “vakfiyeleri gereği intifa ... almaya hak kazanan vakıf evladı veya ilgilisi bulunan mazbut vakıfların, gelir ve giderleri, ayrı ayrı vakıfları adına tutulur. Akar ve toprak satış bedelleri, taviz bedelleri ve hayrat satış bedellerine yürütülen faizler ana paraya eklenerek değerlendirilir ve Vakıflar Meclisi kararıyla yatırıma dönüştürülebilir. Vakfiyesinde vakıf taşınmazların bakım ve onarım şartı bulunan vakıfların gayrisafi gelirlerinden, her yıl %10 oranında ihtiyat akçesi ayrılarak taşınmazların bakım ve onarımları yapılır. Bu oran, vakıfların malvarlığına göre, Vakıflar Meclisi kararıyla artırılabilir. Vakıfların yıllık gayrisafi gelir tahsilatından %20 oranında yönetim ve temsil gideri karşılığı alınarak ... bütçesine gelir yazılır.Bu vakıfların gerçekleşen yıllık gayrisafi gelir tahsilatından, vakıf için yapılan giderler ve vakfiye şartı gereği yapılan her türlü harcamalar çıkarıldıktan sonra vakıf evlatlarına veya ilgililerine ödenecek intifa ... belirlenir. Bu haklar, vakfın gelir fazlasının (intifa hakkının) doğduğu mali yılı izleyen ilk altı ay içinde vakıfın evladı veya ilgilisi olduğunu mali yılın birinci ayında belgeleyenlere yıllık olarak ödenir.” düzenlemesi yer almış, Ek Nizamnamenin 30.10.1987 tarihinde değişik 7. maddesinde de; her vakıf için belirlenen gelir fazlası (intifa hakları) vakfiye şartı gereği vakıf evladı veya ilgilisi olduğunu ve galleye hak kazandığını kesinleşen mahkeme kararıyla ispat edenlere ödeneceği hususları düzenlenmişti.
27.02.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 75. maddesinde, mazbut ve mülhak vakıfların vakfiyelerindeki şartlar doğrultusunda, ilgililerin haklarının saklı olduğu, bu hakların kullanılmasına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.
27.09.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve anılan madde doğrultusunda düzenlenen Vakıflar Yönetmeliği’nin 53. maddesi uyarınca; vakıf evlatları veya ilgilileri dilekçe ile vakfiye şartı gereği vakıf evladı veya ilgilisi olduğunu ve galle fazlası almaya hak kazandığını gösteren mahkeme kararıyla; vakıf evladı veya ilgilisi olduğu mülhak vakıf yöneticisine, vakfiyesinde galle fazlası ödenmesine ilişkin şart bulunan mazbut vakıflarda, ilgili Bölge Müdürlüğüne veya Genel Müdürlüğün internet sitesindeki online başvurular kısmında yer alan galle fazlası talep formunun doldurulması şekli ile Genel Müdürlükçe temsilen yönetilen mülhak vakıflarda ise ilgili Bölge Müdürlüğüne başvuru yaparlar.
Galle fazlasının nasıl hesaplanacağına dair Vakıflar Yönetmeliği’nin 54. maddesinde; %15 ihtiyaç akçesi, hayır şartı giderleri, yönetim ve temsil payı, tevliyet ücreti ile vakıf için yapılan diğer giderlerin vakfın gerçekleşen gayri safi gelirinden düşüldükten sonra vakıf evlatlarına veya ilgililere ödenecek galle fazlasının miktarının belirleneceği, bakım ve onarım şartı bulunan taşınmaz bulunması hâlinde vakıfların gayrisafi gelirlerinden yönetim ve temsil payı veya tevliyet ücreti ile diğer kanuni giderler ayrıldıktan ve kalan miktar ile bakım ve onarımlarının yapılacağı belirtildikten sonra “Galle fazlasının ödenmesi” başlıklı 55. maddesinde de, vakıf evladı veya ilgililerinin galle fazlasını almaya hak kazandıkları tarih ilk derece mahkemesi karar tarihi olup, galle fazlasına ilişkin ödemenin mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra yapılacağı, galle fazlasının, mazbut vakıflarda Genel Müdürlük onayından, mülhak vakıflarda ise kesin hesabın tasdikinden sonra 15 gün içerisinde yıllık olarak ödeneceği, intifa ... ödemeleri yapıldıktan sonra ilk defa başvuranlara o yıl ödeme yapılmayacağı ancak hak kazandığı yılın veya yılların evlat hissesi, mahkeme kararının kesinleşmesini müteakip ödeneceği düzenleme altına alınmıştır.
Yargılama sırasında 13.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 208. maddesi ile 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 7. maddesine; “intifa haklarına ilişkin talepler galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer.”
“Mazbut vakıflarda intifa hakları, galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren, vakfın son beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve giderleri ile sınırlı olmak ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla Genel Müdürlükçe belirlenir.” hükümleri ilave edilmiştir.
6111 sayılı Kanun’un 209. maddesi ile de 5737 sayılı Kanun’a geçici 10. madde hükmü eklenerek; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla bu Kanunun 7. maddesine eklenen hükümlerin, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış ve hâlen devam eden intifa haklarının ödenmesi, malvarlığı ve gelirlerinin tespitine ilişkin davalarda da uygulanacağı düzenlenmiştir.
Hemen belirtelim ki, 6111 sayılı Kanun ile düzenlenen 208 ve 209. maddelerin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmuş, Anayasa Mahkemesi 09.05.2013 tarihli ve 2011/42 E., 2013/60 K. sayılı kararı ile, intifa ... talepleri için bir süre sınırlaması getirilmesinde kamu yararı bulunduğu, anılan maddelerin ve yürürlüğe girmesinden önce açılmış davalarda da uygulanacağını belirtilen düzenlemenin, Anayasa'nın 2, 36 ve 138. maddelerine aykırı bulunmadığı gerekçeleriyle iptal isteminin reddine karar verilmiştir.
Davacılar, eldeki davada intifa haklarından olan eksik ödenen ve henüz ödemesi yapılmayan galle fazlasını dava konusu ettiklerine göre, 6111 sayılı Kanun ile 5737 sayılı Kanun’un 7. maddesine ek fıkralar getiren 208. maddenin, aynı Kanun’un 209. madde hükmü gözetilmek suretiyle yargılaması devam eden eldeki davaya uygulanacağı açıktır.
Öte yandan, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’na 208. madde ile eklenen 7. maddenin 4. fıkrasında düzenlenen intifa haklarına ilişkin taleplerin galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşeceği hükmü ile yasa koyucunun neyi amaçladığının, anılan kanun maddelerinin gerekçesi de bulunmadığından irdelenmesi gerekir.
İntifa ..., vakıf evladı veya ilgilisi olduğunu kesinleşmiş mahkeme kararıyla ispat edenlere ödenmektedir (5737 sayılı Vakıflar Kanunu m. 75; Vakıflar Yönetmeliği m. 53). Bu ödemenin yapılabilmesi için; vakfiyede evlada ödeme yapılmasının öngörülmüş olması, vakfiyede belirtilen nitelikleri haiz vakıf evladı arasında bulunmaları ve vakfın gelir fazlasının mevcut olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Vakıflar Kanunu’nun 7. maddesine 6111 sayılı Kanun’un 208. maddesi ile eklenen 4. fıkrada, “İntifa haklarına ilişkin talepler galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer”, 5. fıkra ile de“Mazbut vakıflarda intifa hakları, galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren, vakfın son beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve giderleri ile sınırlı olmak ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla Genel Müdürlükçe belirlenir." denilmiştir. Vakıflar Yönetmeliğinin 56. maddesinin ilk fıkrasında, “Galle fazlasına ilişkin ilk derece mahkemesi kararının ilgili bölge müdürlüğüne ya da mülhak vakıf yöneticiliğine tebliğ edilmesi halinde, galle fazlası karar tarihinden itibaren ilgililerine ödeninceye kadar emanet hesaplarda izlenir.”, Yönetmeliğin 57. maddesinde ise, “Emanet hesabına alınan galle fazlaları, alacağın doğduğu tarihten itibaren beş yıl içerisinde talep edilmemesi hâlinde vakfının hesabına gelir kaydedilir” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Vakıflar Kanunu’nun 7. maddesine göre, mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren beş yıllık süre içinde Vakıflar Genel Müdürlüğüne ya da ilgili mülhak vakıf yönetimine başvuru yapılmamış ise, galle üzerindeki hak sahipliği ... düşer. Bununla birlikte mahkeme kararı ile birlikte beş yıllık süre içinde başvuru yapılmış, ancak emanet hesapta izlenen galle alacağı beş yıl içinde talep edilmemişse, beş yıllık alacak vakfın hesabına gelir kaydedilecektir. Hak sahibi, süresinde başvuru yapmış ise, üzerinden beş yıl geçmiş alacakları talep edemeyecek ise de, beş yıl geçmemiş galle alacağını talep edebilecektir. Aksi hâlde, vakfedenin iradesine aykırı olarak gallenin ödenmesi süreye bağlanmış olacaktır. Vakfedenin süresiz olarak galle üzerinde hak sahibi olmasını istediği ilgililerin belirli bir süreyle hak sahibi olmasının sağlanması ise, vakfedenin iradesine ve dolayısıyla vakıf müessesesinin amacına aykırı olacaktır (..., s. 846). Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 12.11.2014 tarihli ve 2013/18-1095 Esas, 2014/897 Karar sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir (HGK, 16.06.2020, 2017/(18)8-2149 esas-2020/404 karar).
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; davacılar tarafından açılan dava sonucu ... 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.06.1996 tarihli ve 1996/76-502 sayılı ilamı ile mazbut vakıflardan olan Esbak Maliye Nazırı ... ... Vakfı’nın, galleye müstehak evladından olduklarının tespitine karar verildiği, kararın 13.09.1996 tarihinde kesinleştiği; davacıların alınan bu ilam üzerine galle fazlasının ödenmesi için ...’ne başvurdukları, ... tarafından da dosyada bulunan intifa ... ödenmesine ilişkin belgelere göre 1996 yılı itibariyle muhtelif yıllarda hesaplanan bir kısım galle fazlalarının kendilerine ödendiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu Esbak Maliye Nazırı ... ... Vakfı ... 08.12.1966 tarihli, 391-374 sayılı kararı ile mazbutaya alınmıştır. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 31/2. fıkrası gereğince mazbut vakıfların her birinin gelir ve giderleri ayrı ayrı takip edilir. Yine aynı Kanun’un 75. maddesine göre; galle fazlası dışında bir hak, ücret, maaş, tahsisat vs. bırakılmış ise, bu durumda bunu almaya hak kazanan vakıf evlatlarına bu ödemeler yine vakfiye hükümleri çerçevesinde yapılabilecektir. Böylece mazbutaya alınmış vakıflar için bile vakıf evlatlarının vakfiye hükümlerine göre bırakılan her türlü intifa hakları (galle, maaş, tahsisat vs.) korunma altına alınmıştır. 6111 sayılı Kanun ile değişik 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 7. maddesine getirilen düzenlemelere göre mazbut vakıflara ait her türlü intifa hakkının (galle fazlası, vazife karşılığı bırakılmamış ücret, maaş vs. dâhil) ödenmesi sırasında bu hakkın kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmemiş galle alacağı talep edebilecek ve vakfın son beş yıldaki mal varlığı dikkate alınacaktır.
1. Dava dilekçesinde vakfiyede öngörülen tevliyet ücretinin de tazmini talep edildiği halde Mahkemece bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru olmamıştır.
2. Mahkemece hükme esas alınan rapor denetime ve hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki, bilirkişilerce dava konusu Vakfın malvarlığı tam olarak tespit edilmemiş, 5 yıllık galle alacağı olarak bildirilen bedelin hangi verilere göre hesaplandığı açıklanmamış, taviz bedeli olarak bildirilen bedellerin ise gerçekten tahsil edilip edilmediği hususu araştırılmamıştır. Öte yandan davalı idarece davacılara muhtelif tarihlerde galle fazlası ödemesi yapıldığı dosya kapsamı ile sabit olduğu halde bu bedeller hesaplanan galle fazlası alacağına mahsup edilmemiş; yine raporda galle fazlası alacağının hesaplanacağı dava tarihinden geriye 5 yıllık dönemde her bir yıla ilişkin kesin evlat sayısı belirlenmemiş ve davacılardan başka sözkonusu dönemlerde galle alacağına müstahak başkaca evlat bulunup bulunmadığı hususu araştırılmamıştır. Bu yönüyle eksik araştırma ve incelemeye, farazi tespitlere dayalı rapor esas alınarak hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Buna göre; Mahkemece somut olayda yapılacak iş; eski hukukumuza dayalı olarak kurulmuş bulunan vakıflar ve muhasebe konularında uzman bir bilirkişi kurulu oluşturularak, dava konusu Vakfın emaneten yönetildiği tarihler ve mazbutaya alındığı tarihler ile dosya içinde mevcut Vakfın bu tarihlerde sahip olduğu malvarlığına ilişkin belgeler de gözetilerek, Vakfın tüm gelir, gider, kesin hesaplarına ilişkin belgelerin Vakıflar Genel Müdürlüğünden getirtilmesi, davacı tarafın varsa göstereceği tüm kanıtların da toplanarak gerektiğinde bilirkişiye yetki verilerek ... ve tapu müdürlükleri gibi kurumlarda yerinde inceleme de yaptırılarak Vakfın son beş yıl içindeki malvarlığının kesin olarak tespit edilmesinden sonra, bu malvarlığından elde edilecek gelirin belirlenmesi ile ödeme yapılacak yıllara ilişkin kesin evlat sayısı ile her yıl için ödenmesi gereken toplam miktarın denetime elverişli biçimde tespit edilmesi; nüfus kayıtlarına göre ücrete hak kazanma, idareye zamanında başvurma, temerrüde düşürme, faiz başlangıcı ve zamanaşımı gibi konular için de ayrıntıları yukarıda açıklanan Vakıflar Mevzuatının emredici hükümleri dikkate alınarak varsa ödenecek payın belirlenmesinden sonra idarece yapılan ödemelerin de mahsubu dikkate alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 10.05.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.