3. Hukuk Dairesi 2009/21707 E. , 2010/3040 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde haksız yere tahsil edilen 3428 TL"nin istirdatı ile 1000 TL manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı dava dilekçesinde, 1988 tarihinde davalılardan ..."ye satılıp teslim edilen ev yönünden abone sözleşmesini iptal ettirmemesi nedeniyle davalı idare tarafından kendisi hakkında, 3428,00 TL kaçak elektrik bedeli tahakkuk ettirildiği, kaçak elektrik kullanmadığı halde icra tehdidi altında ihtirazi kayıtla bu paranın ödendiği, bu durumun kendisine maddi ve manevi zarar verdiği iddia olunarak, ödediği 3428,00 TL"nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile 1000 TL"de manevi tazminata hükmolunması talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece davanın davalı ... yönünden 2548,37 TL’den sorumlu olduğu ve diğer (yeni malik) davalının 389,14 TL’den sorumlu olduğu gerekçesi ile bu miktarla sınırlı olarak davanın kısmen kabulüne ve yine 300,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline yönelik verilen karar, davacı ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının tüm davalı ... vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Davada, davacının elektrik abonesi olduğu meskenin tutanak tarihinden çok önce satılması nedeniyle tahakkuk ettirilen kaçak elektrik bedelinden sorumlu olmadığı nedeniyle davalı idareden ve satın alan yeni malikten istirdadı ve bununla birlikte manevi tazminat istenilmiştir.
Davalı ... yönünden;
4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1.maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2.maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacı ile davalı arasında 4077 sayılı yasanın değişik 11/A maddesi kapsamında sözleşme(abone) ilişkisi bulunduğu anlaşılmaktadır.
4077 sayılı yasının 23.maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı öngörülmüştür.
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir.
Öyle ise mahkemece, davanın tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yanlış gerekçeler ile davanın esası hakkında bir karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de, dava konusu olayda; davacı abone olup evin satılması halinde basit bir başvuru işlemiyle abonelik sözleşmesini sona erdirip sözleşme nedeniyle hem kendisi ve hem de karşı tarafla olan tüm hak ve borçlardan kurtulması mümkün iken bunu yapmayarak yeni malikin elektrik kullanmasına olanak tanımış olması nedeniyle davalının alacağını takip etmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.2.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.