Abaküs Yazılım
3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2020/5235
Karar No: 2021/4942
Karar Tarihi: 17.05.2021

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2020/5235 Esas 2021/4942 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


Davacı, davalının babası adına tapuda kayıtlı olan taşınmazın bir kısmını kendisine satmayı vaad ettiği sözleşme gereği ödediği bedelin karşılığında almaya hak kazandığını ancak davalının edimini yerine getirmediğini iddia ederek taşınmazın rayiç değerinin belirlenerek davalıdan tahsil edilmesini talep etti. Davalı ise, davanın zamanaşımına uğradığını, işbu davada usul ve esastan ret kararı verilmesi gerektiğini savundu. İlk olarak davacının talebinin zamanaşımına uğramadığına karar verildi ancak dava tarihindeki taşınmaz bedeli üzerinden karar vermek yanıltıcı oldu. Bu nedenle karar bozuldu.
Kanun Maddeleri: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi.
3. Hukuk Dairesi         2020/5235 E.  ,  2021/4942 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

    Taraflar arasındaki alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

    Y A R G I T A Y K A R A R I

    Davacı; davalının babası adına tapuda kayıtlı Antalya ili, ... Mahallesi, .....parselden kendisine intikal etmiş ya da edecek taşınmazlardan 500 m2 yeri Antalya .... Noterliği"nin 23/02/1984 tarihli ... yevmiye numaralı taşınmaz satış vaadi sözleşmesiyle satın aldığını ve bedelini peşin ödediğini, davalının edimini yerine getirmediğini, sözleşmenin geçerliliğini koruduğunun ek sözleşmeyle teyit edildiğini, imar uygulamaları neticesinde bu parselin 5-6 farklı parsele gittiğini, bu nedenle artık ekonomik bir değer sağlamayacağını, davalıya noterden ihtarname çekerek edimini yerine getirmesini istediğini, ihtarnameye cevap verilmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere taşınmazın rayiç değerinin belirlenmesini ve faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı; davanın zamanaşımına uğradığını, Antalya Kadastro Mahkemesinin 1972/420 Esas-1973/491 Karar sayılı ilamı ile taşınmazdaki mülkiyet ihtilafının çözümlendiğini, satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı tarihte taşınmazın durumunun davacı tarafından bilindiğini, 1984 yılından itibaren çok uzun bir zaman geçtikten sonra iş bu davanın açılmasının iyiniyetle bağdaşmadığını, rahatsızlığı nedeniyle alınan yazının geçersiz ve hükümsüz olduğunu, satış vaadinin yapıldığı tarihte taşınmazın maliki olmadığını, yapılan sözleşmenin hukuken geçersiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
    Mahkemece; gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin Antalya ...Noterliğince 23/02/1984’te düzenlendiği, sözleşmeye dayalı hak ve taleplerin düzenlendiği tarihten itibaren on yıl içerisinde talep edilmesi gerektiği, davalı tarafın zamanaşımı definde bulunduğu, davacını satın aldığı taşınmaz hissesinde teslim ve zilyetlik sözkonusu olmadığı ve tazminat talebinin hukuki dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar; davacı tarafın temyizi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 04/06/2018 tarihli 2017/6510 E. 2018/6520 K. sayılı ilamıyla “bir davada davanın hem usulden hem de esastan reddi gerektiren sebepler var ise davanın öncelikle usulden reddi gerektiği, bir başka deyişle görülmekte olan davada hem usulden ve hem de esastan ret gerekçesi oluşturularak karar verilmesinin mümkün olmadığı” belirtilerek temyiz itirazları incelenmeksizin bozulmuştur.Mahkemece; bozma ilamına uyularak; taşınmazın davalıya intikal tarihinin 27/02/2006 tarihi olduğu, bu tarih itibariyle sözleşmenin ifasının mümkün hale geldiği, bu durumda dava tarihi itibariyle henüz 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, taşınmazın dava tarihi itibariyle rayiç bedelinin 125.987,00 TL olduğu gerekçesiyle ıslah doğrultusunda davanın kabulü ile 125.987,13 TL"nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz eidlmiştir.
    Taraflar arasında 23.02.1984 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşme ile davalı babası muristen 1198 parsel sayılı taşınmazın kendisine intikal edecek kısmın 500 m2’lik bölümünü davacıya satmayı vaad etmiş ve davacı tarafından satış bedelinin nakden davalıya ödendiği sözleşmede belirtilmiştir. Davacı ile davalılar arasında geçerli bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesi bulunmakta olup, ifa imkansızlığı nedeniyle taşınmazları devir ve temlik yükümünü yerine getiremeyen vaad borçlularının, ifa edemediği bu edim yerine karşı tarafa yani vaad alacaklısına tazminat ödeme yükümlülüğü söz konusu olacaktır. Davacı, bu durumda şahsi hakkının ifasının imkansız hale getirildiği tarihteki taşınmazın rayiç değerini davalılardan isteyebilir. Bu durumda mahkemece; davacının, satış vaadi sözleşmesi uyarınca ifa yükümlülüğünü yerine getiremeyen davalıdan, sözleşmeye konu taşınmazın ifanın imkansız hale geldiği tarihteki değerini talep etme hakkı olduğu gözetilerek ifasının imkansız hale geldiği tarihteki taşınmazın rayiç değeri belirlenip, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/05/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.




    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi