21. Hukuk Dairesi 2011/14711 E. , 2013/4229 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığını ve tescilini iptal eden kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava; davacının 1479 sayılı Yasa kapsamındaki yaşlılık aylığının, davalı Kurum"ca tescile esas oda kaydının usulsüz olduğu kabul edilerek geçersiz sayılması işleminin iptaline ve ödenmeyen yaşlılık aylıklarının ödenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece; davacının 02.02.1989 – 14.01.1995 tarihleri arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti ile davalı Kurum"un bu sigortalılığın iptaline ilişkin 03.03.2010 tarihli ve 2814405 sayılı işleminin iptaline karar verilmiştir.
Her uyuşmazlığın, dayandığı işlem veya olayların meydana geldiği tarihte yürürlükte olan yasal kurallara göre çözümlenmesi gerekeceği ilkesinden hareketle yasal koşulların ayrı ayrı ele alınarak Bağ Kur"luluk statüsünün ortaya konması gerekir. 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı Yasa"nın 24. maddesi ilk şekliyle; sigortalılığın oluşumu için kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise sigortalılığın başlangıcı yönünden yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa, Bağ-Kur’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. Nihayet, 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı
Yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir. 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 08.12.1998 varide tarihli bildirgedeki oda kaydı nedeni ile 02.02.1989 tarihi itibari ile tescil edildiği, davacının 02.02.1989 – 14.01.1995 tarihleri arasında oda kaydının bulunduğunun bildirildiği, Kurum müfettişi tarafından hazırlanan 04.06.2009 tarihli raporda; ... Odası"nın üye kayıt defterinde yapılan incelemede, davacının ve ölüm tarihi 28.01.1995 olan dava dışı ... 1998 yılında düzenlenen giriş bildirgeleri ile geriye dönük olarak tescil edildiklerinin, bu şahısların üyelik veya terk işlemleri için dilekçe, yönetim kurulu kararı ve aidat ödemesi bulunmadığının, ... Odası"nın 1988 yılından sonra faaliyetinin bulunmadığının ve 1990 yılında infisah edildiğinin, fiili ve hukuki varlığı kalmayan odanın defter ve belgelerinin ... Esnaf ve Sanatkarlar Birliği"nde muhafaza altına alındığının, bu tarihten sonra oda üyeliğinin devam etmesi mümkün olmadığı halde 14.03.1988 tasdik tarihli üye kayıt defterinden bakılarak düzenlenen, altında il müdürünün imzası bulunan, davacı için 04.12.1998 tarihli mahallinde tespit tutanağında davacının 02.02.1989 – 14.01.1995 tarihleri arasında kaydı devam eden üyelik bildirildiğinin ve davacının hizmet kazandığının, derneğin yönetim kurulu üyesi ..."in; 1989 yılından sonra tuğlacı olarak faaliyet gösteren 2 kişi kaldığını, bu kişilerin ... ve ... olduğunu, bu kişilerin de kendi imkanları ile işi yaptıklarını beyan ettiğinin, odanın kendiliğinden fesih olduğunun ve fesihten sonra odaya üyeliğin ve eski üyeliğin devam etmesinin mümkün olmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacı kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı dikkate alınarak Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edilmiş ise de oda kaydının usulsüz tutulduğunun tespit edilmesi ve Bağ-Kura giriş bildirgesinin yıllar sonra verilip sırf bu kayda istinaden hizmet elde edilmesinin şaibeli olması sebebiyle artık davacının oda kaydına istinaden sigortalı kabul edilmesi yerine gerçekten usulünce araştırılarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davacının tuğlacılık yaptığı anlaşıldığından bunun için nereden, kimden mal aldığı, aldığı malları nerede sattığı, sonraya ilişkin vergi, esnaf ve sanatkarlar sicili kaydı olup olmadığı, sonraya ilişkin aynı faaliyeti sürdürdüğünü gösterir yazılı belge ibraz edip edemeyeceği, zabıta, maliye, muhtarlık marifetiyle davacının gerçekten kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının olup olmadığını araştırmak, ... ve ..."i tanık olarak dinleyerek, derneğin yönetim kurulu üyesi ..."in beyanındaki gibi gerçekten sadece bu kişilerin tuğlacı olarak kalıp kalmadığı, davacının tuğlacılık faaliyeti bulunup bulunmadığı hususlarında beyanlarını almak, böylece davacının bağımsız faaliyetinin bulunup bulunmadığı, oda kaydının gerçek bir çalışmaya ilişkin olup olmadığı hiç bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya koyulduktan sonra karar vermekten ibarettir.
O halde, davalı Kurum vekilin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11/03/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.