Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2017/1143
Karar No: 2017/621
Karar Tarihi: 05.04.2017

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1143 Esas 2017/621 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından imzaya itiraz şikayeti üzerine davanın reddine karar verilmiş ancak gerekçeli kararda dava takip itirazla durdurulduğundan İcra ve İflâs Kanununun 170/3 maddesi gereğince tazminata hükmedilmesi kararı verilmiştir. Bu durumda kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre bu durumda hükmün bozulması gerekir. Mahkeme bozma kararına rağmen önceki kararda direnince bu karar, usul ve yasaya aykırı bulunarak bozulmuştur. Kararda yer alan kanun maddeleri: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294, 297, 298/2 ve 321. maddeleri ile İcra ve İflas Kanunu'nun 170/3 maddesi.
Hukuk Genel Kurulu         2017/1143 E.  ,  2017/621 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi


    Taraflar arasındaki “imzaya itiraz” şikayetinden dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 18.02.2014 gün, 2013/1101 E., 2014/135 K. sayılı kararın temyiz incelemesinin şikayetçi borçlu vekili istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 17.04.2014 gün, 2014/8786 E., 2014/11450 K. sayılı kararı ile;
    (... 6100 sayılı HMK" nun 294. maddesi gereğince; hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Aynı Kanunun 297/2. maddesine göre ise; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
    Yine aynı Kanun"un 298/2. maddesinde; gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması, yargılamanın aleniyeti ve kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141.maddesi ile HMK" nun yukarıda değinilen emredici nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, re"sen gözetilmesi yasa ile hakime yüklenmiş bir görevdir.
    Somut olayda, mahkemece, yüze karşı verilen kısa kararda, "davanın reddine" karar verilmesine karşın, gerekçeli kararda “Davanın reddine, ...Takip itirazla durduğundan İİK"nun 170/3. maddesi gereği asıl alacak olan 150.000,00 TL"nin, ...% 20"si olan 30.000,00 TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ...% 10"u olan 15.000,00 TL para cezasının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine” hükmedilmek suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır. 10.04.1992 tarih ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması bozma nedeni olup, bu durumda mahkemece, anılan İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi, bozmadan önce verilen kararla bağlı olmaksızın aradaki çelişkiyi giderecek şekilde yeniden karar verilebilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir...)
    gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.



    HUKUK GENEL KURULU KARARI

    Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
    Şikayetçi borçlu vekili müvekkili hakkında başlatılan Ankara 8. İcra Dairesinin 2013/17836 sayılı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibine dayanak senedin sahte olduğunu, imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek tedbiren durdurulması talebiyle birlikte takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
    Şikayet olunan alacaklı vekili itirazın haksız olduğunu beyanla itirazın reddine ve borçlunun tazminata mahkum edilmesine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
    Mahkemece kısa karar ile davanın reddine denilmiş, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise davanın reddi ile birlikte dava takip itirazla durdurulduğundan İcra ve İflâs Kanununun 170/3 maddesi gereğince tazminata hükmedilmiştir.
    Şikayetçi borçlu vekilinin temyiz itirazları üzerine hüküm Özel Dairece yukarıda karar başlığında yazılı gerekçelerle ile bozulmuştur.
    Yerel mahkemece bozma kararında bahsi geçen 10.4.1992 tarih ve 1991/7 E.-1992/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının somut olaya uymadığı, kısa kararın “davanın reddine” şeklinde oluşturulmasından sonra buna uygun olarak gerekçeli kararın yazılmasının kısa kararla çelişki oluşturmadığı, ayrıntılı alarak hüküm kurulması mahiyetinde olduğu gerekçesi ile önceki kararda direnilmiştir.
    Direnme kararı şikayetçi borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık imzaya itiraz sebebine dayalı şikayet isteminde, istemin reddine karar verilirken kısa kararda hüküm altına alınmayan İcra ve İflâs Kanununun 170/3 maddesi çerçevesinde tazminata gerekçeli karar ile hükmedilip hükmedilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
    Hemen belirtilmelidir ki, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294. maddesinin 3. fıkrasında “hükmün tefhimi herhalde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir. Ayrıca mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı Kanun’un 297. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
    Bu durum yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar ve hükmün hedefine ulaşması engellenir. Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
    Nitekim, Yargıtayın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir (Hukuk Genel Kurulunun 12.06.2013 gün, E:2012/9-1681, K: 2013/831; 21.11.2012 gün ve E:2012/9-839, K:2012/833; 12.06.2013 gün ve E:2012/9-1681, K:2013/831; 18.09.2013 gün ve E:2012/9-1686, K:2013/1374; 05.02.2014 gün , E: 2013/9-595 E., K: 2014/82 sayılı kararları)
    Somut olayda da, 6100 s. Kanunun 294/3, 297, 298/2 ve 321. maddesi hükümlerine uygun bir hüküm fıkrası oluşturulmamış; kısa kararda yalnızca davanın reddine karar verilmişken gerekçeli kararın hüküm fıkrasında İcra ve İflâs Kanununun 170/3. maddesi gereğince tazminata hükmedilmekle çelişki yaratılmıştır.
    Bununla birlikte bozma kararında yazılı 10.04.1992 tarih ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının 6100 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra uygulanabilirliğinin kalmadığı da açıktır. Bu halde bozma kararında yer alan “10.04.1992 tarih ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre” şeklindeki açıklamanın karardan çıkarılması gerekir.
    Netice itibariyle; Yerel Mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına yukarıda açıklanan nedenlerle uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
    Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
    S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle  Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 17.04.2014 gün, 2014/8776 E., 2014/11450 K. sayılı kararında yer alan “10.04.1992 tarih ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre” şeklindeki ifadenin bozma kararından çıkarılmasına, şikayetçi borçlu vekilinin temyiz itirazlarının bu yönden kabulü ile direnme kararının BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcın yatırana geri verilmesine, karar düzeltme yolu açık olmak üzere 05.04.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.





    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi