Abaküs Yazılım
9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/10188
Karar No: 2019/2542
Karar Tarihi: 29.01.2019

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2018/10188 Esas 2019/2542 Karar Sayılı İlamı

9. Hukuk Dairesi         2018/10188 E.  ,  2019/2542 K.

    "İçtihat Metni"


    MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
    DAVA TÜRÜ : ALACAK

    Taraflar arasındaki, yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 29/01/2019 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılar adına Avukat ... ile karşı taraf adına Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
    YARGITAY KARARI
    A) Davacı İsteminin Özeti:
    Davacı vekili, davacının müşterek işverenlerden ... Emeklilik A.Ş. bünyesinde 01.01.2010-05.06.2012 tarihleri arasında ve .... bünyesinde ise 01.06.2010-05.06.2012 tarihleri arasında "genel müdür" (...) olarak çalıştığını, müvekkilinin iş sözleşmesinin 05.06.2012 tarihinde haksız olarak feshedildiğini, taraflar arasında 5 yıl asgari (belirsiz) süreli iş sözleşmesi olduğunu, sözleşmenin 12.2 maddesinde 5 yıldan önce fesih halinde asgari müddet süresince ödenmesi gereken hakların kesinti yapılmadan ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacıya ödenecek ücret ve eklerinin taraflar arasında imzalanmış iş sözleşmesinin 5. maddesinde düzenlendiğini, davacıya bunların ödenmediğini, ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, bakiye süre ücreti, performans primi alacağı, sadakat ikramiyesi alacağı ve diğer ek haklara(ücret eklerine) yönelik alacakların tahsilini istemiştir.
    B) Davalı Cevabının Özeti:
    Davalılar vekili, davacı ile 01.01.2010 tarihinde 5 yıl asgari süreli hizmet sözleşmesi imzalandığını, davalının genel müdür sıfatıyla hem şirketlerde yönetim kurulu üyesi olduğunu hem de diğer grup şirketlerde yönetim kurulu üyeliği ve şirket hissedarlığının bulunduğunu, davacının iş akdinin doğruluk ve bağlılığa uymayan nedenlerden dolayı davalı şirketlerce 15.06.2012 tarihinde sonlandırıdığını ve iş akdinin sonlanma tarihi itibarı ile tahakkuk eden davacı alacaklarının kendisine ödendiğini, davacının Ağustos 2012 tarihinden itibaren de başka bir sigorta şirketinde “genel müdür” sıfatı ile çalışmaya başladığını, Yargıtay İçtihatları doğrultusunda davacının tüzel kişi organını oluşturan somut işveren konumunda olduğunu, işçi kabul edilmesi halinde bile davacının davalı şirketlere karşı sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini, davacının davalı grup şirketlerin satışı surecinde "satış görüşmeleri için yetkilendirildiğini" bu görüşmelerde davacının kendi şahsi menfaatlerini ön planda tuttuğunu, satış projesini yöneten ve yönlendiren kişilere bilgi akışını kestiğini, genel müdür yardımcılarını da örgütleyerek davalı şirketlerle satış sonrasına yönelik pazarlıklar yaptığını, davacının hem kendisine maddi çıkar sağlamaya hem de genel müdür yardımcıları ile şirket arasındaki güven ilişkisini zedelemeye çalıştığını, iş akdinin haklı nedenle feshedilmesi nedeniyle bakiye ücretlere, kıdem tazminatına hak kazanılamayacağını, 25,5 günlük yıllık izin ücretinin fesih tarihinde davacıya ödendiğini, davacının işten ayrılması nedeniyle tasarruf ettiği masrafların ve elde ettiği kazançların hesaplamada göz önünde bulundurulması gerektiğini, çalışılmayan dönem için performans primi ve sadakat ikramiyesi istenemeyeceğini, davacının diğer haklar başlığı altında istemiş olduğu miktarın davacının genel müdürlük görevi nedeniyle kendisine verilmiş haklar olduğunu ve genel müdürlük görevini yapmadığı dönem için bu hakları talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
    C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
    Mahkemece yapılan yargılama sonunda, 6772 sayılı Türk Ticaret Kanun’unun 342. Maddesinde ki düzenleme gereğince, anonim şirket genel müdürlerinin, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu düzenleyen hükümlere tabii oldukları ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun da Türk Ticaret Kanununda özel olarak düzenlendiği, bu uyuşmazlıklara ilişkin davaların Türk Ticaret Kanununun 4/1. Madde uyarınca mutlak ticaret dava oldukları, bu davalara o yerde Ticaret Mahkemesi varsa, bu mahkemenin bakması gerektiği, somut olayda, davacının şirketin genel müdürü olarak görev yaptığı, görevi sebebi ile yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu düzenleyen hükümlere tabi olan davacının, davalı şirket aleyhine açtığı dava yönünden Ticaret Mahkemesi görevli olacağı gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiştir.
    Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dairemizin 2015/2192 E. 2015/7519 K. ve 19/02/2015 tarihli ilamı ile özetle "davalı ... şirketleri ile davacı arasında beş yıl belirli süreli iş sözleşmesi imzalandığı, davacının ... tabir edilen genel müdür olarak çalışacağının, aylık ücret alacağının ve işverenlerin talimatına uygun olarak bağımlı çalışacağının belirtildiği, sözleşmenin iş sözleşmesinin unsurlarını taşıdığı açıktır. Davacının murahhas üye olduğu, ortak olduğu da savunulmamıştır. Yasadan kaynaklanan yönetim kurulu üyesi olması ona organ sıfatını kazandırmaz. Mahkemece davacının murahhas üye veya ortak olup olmadığı araştırılmadan, eksik inceleme ile görevsizlik kararı verilmesi hatalıdır " gerekçesi ile karar bozulmuştur.
    Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre davacının davalılara ait işyerinde iş sözleşmesi ile çalıştığı, iş sözleşmesinin davalılarca haklı neden olmadan fesh edildiği, buna göre davacının kıdem tazimnatı ile bakiye süre ücreti, yıllık izin ücreti, iş sözleşmesindeki hükümlere göre performans primi ve sadakat ikramiyesine hak kazandığı ancak ücret ekleri alacağı olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, karar verilmiştir.
    D) Temyiz:
    Kararı taraflar temyiz etmiştir.
    E) Gerekçe:
    1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
    2- Mahkemenin ilk kararı davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin yukarıda yazılı ilamı ile bozulmuştur.
    Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sırasında davacı vekili davasını ıslah ederek yıllık izin ücretine yönelik talebini artırmış ve Mahkemece bu ıslaha değer verilmiştir.
    Bozmadan sonra ıslah yapılıp, yapılamayacağı hususunda Yargıtay Hukuk Daireleri arasındaki içtihat uyuşmazlığının giderilmesi amacı ile içtihatların birleştirilmesi gündeme gelmiş, konu Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunda değerlendirilmiş ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu" nun 06.05.2016 tarih ve 2015/1 E. 2016/1 K. sayılı kararı ile “ Her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair 04.02.1948 tarih ve 1944/10 E. 1948/3 K. sayılı YİBK. nın  değiştirilmesine gerek olmadığına” karar verilmiştir.
    Yargıtay Kanunu" nun 45/5. maddesi “ İçtihadı birleştirme kararlarının benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, Dairelerine ve Adliye Mahkemelerini bağlayacağı “ hükmünü içermektedir.
    Yargıtay Kanunu" nun 45/5. maddesi karşısında Dairemizce “ Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu" nun bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına ilişkin 06.05.2016 tarih ve 2015/1 E. 2016/1 K. sayılı kararına uygun karar verilmesi gerekmiştir.
    Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece davacı vekilinin bozmadan sonra yaptığı ıslaha göre karar verilmesi HMK.nun 177/1. maddesinin “Islah tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir” hükmü ile “Her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına" dair 04.02.1948 tarih ve 1944/10 E. 1948/3 K. sayılı YİBK. nın  değiştirilmesine gerek olmadığına ilişkin 06.05.2016 tarih ve 2015/1 E. 2016/1 K. sayılı YİBK” karşısında isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
    3- Davacı taraf dava dilekçesinde yıllık izinlerin tamamının kullandırılmadığını ileri sürmüş, davalı ise davacının iş sözleşmesine göre 84 gün yıllık izin hakkı olduğunu, 47,5 gün izin kullandığını bakiye 25,5 günlük kısmın ise ücretinin ödendiğini savunmuştur.
    Mahkemece yıllık iznin kullandırıldığına yönelik belge bulunmadığı gerekçesi ile nasıl hesaplandığı anlaşılmayan 7.070 EURO izin ücretine hükmedilmiştir.
    Davacı tarafın yıllık izne yönelik talebi açık olmadığından Mahkemece dava dilekçesindeki yıllık izne yönelik anlatım ve davalının 47,5 gün izin kullanmaya yönelik savunması sorulup davacının beyanı alınmalı, bozma sonrası yapıldığı için itibar edilmemekle birlikte 11/07/2016 tarihli ıslah dilekçesinde talep edilen (davalı tarafça yapılan ödemenin dikkate alındığı) miktar da göz önüne alınarak davacının hakedişi tespit edilip dava dilekçesindeki taleple de bağlı kalınarak hüküm kurulmalıdır.
    Eksik inceleme, araştırma ve yetersiz gerekçe ile hesap yöntemi de açıklanmadan alacağa hükmedilmesi hatalıdır.
    4- Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda kıdem tazminatı tavanı dikkate alınarak net 7.028,29 TL kıdem tazminatı hesaplanmasına rağmen Mahkemece gerekçesi açıklanmadan 7.333,13 TL ye hükmedilmesi hatalıdır.
    5- Taraflar arasında davacının sadakat primine hak kazanıp kazanmadığı hususunda uyuşmazlık vardır.
    Alacağın dayanağı olan taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 5. maddenin f bendinde sadakat primi ile ilgili "...... Emeklilikteki ilk iş gününden başlayarak sözleşmenin ilk 5 yıllık süresi dolduktan sonra sadakat primine hak kazanacaktır. Bu prim sözleşmenin ilk 5 yılında ..."ya ödenen toplam primlerin (imza primi hariç) % 25"i olarak belirlenecektir" hükmü bulunmakta olup davacı 5 yıllık çalışma süresini doldurmadığından sadakat priminin sözleşmesel koşulları oluşmamıştır. Davacının fiilen çalıştığı süre içinde aldığı ve çalışması gereken süreye ait alması gereken primler toplamının % 25"i olarak sadakat primi hesabı ile isteğin kabulü hatalıdır. Sözleşmenin 5 yıllık olarak yapılması ve süresinden önce feshe bağlı olarak ceza ödenmesi, işçinin fiili çalışmasının 5 yılı doldurduğu şeklinde değerlendirilemez. Davacının işyerinde geçen süresi 2 yıl 5 ay 4 gün olup, sözleşme hükmüne göre sadakat primine hak kazanamaz. Mahkemece bu yöndeki isteğin reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
    6- Dosya kapsamındaki bilgi, beyan ve belgelere göre iş sözleşmesinin haklı nedenle feshine yönelik savunma işverence ispatlanamamıştır. Buna göre 01/01/2010 tarihli iş sözleşmesi hükümlerine göre davacı bakiye süre ücretine ve performans primi alacaklarına hak kazanmıştır.
    Davacının sözleşmesinin süresinden önce feshi sebebiyle bakiye süre ücreti talep edilmiş, mahkemece sözü edilen talep cezai şart olarak nitelendirilmek suretiyle indirim de yapılarak karar verilmiştir. İndirim oranı yönünden her iki taraf kararı temyiz etmiştir.
    İş sözleşmesinin 5. maddesinde ücret ve diğer tüm haklar belirlenmiş, 12.2. maddesinde ise kararlaştırılan süreden önce fesih halinde kalan süreyle ilgili olarak 5. maddede belirtilen hakların tamamının ödeneceği kararlaştırılmıştır. Bu itibarla mahkemece hukuki değerlendirmenin cezai şart olarak yapılması yerindedir. Ancak hesaplanan miktar gözetildiğinde yapılan indirim oranı düşüktür. Taraflar arasında kararlaştırılan çalışma süresi 5 yıl olup, davacı işçi 2 yıl 5 ay 4 gün çalışmış ve bakiye süre 2 yıl 6 ay 25 gündür. Davacı işçinin çalıştığı süre ve işverenin çalıştırma yükümlülüğünü yerine getirmediği süreler de dikkate alınarak daha yüksek oranda indirime gidilmelidir.
    İş sözleşmesinin 5/d hükmünde "..."nun maaşının %50 si kadar yıllık prim almayı hak ettiği taraflar arasında kararlaştırılmıştır. Bu prim ... politikaları ve ... Genel Müdürülüğü tarafından yapılan bir önceki mali yıldaki performans değerlendirmesi esas alınarak belirlenecektir. Bu şekilde verilen primler önceki mali yılın yıllık hesaplarını onaylayan ... Genel Müdürlüğü tarafından verilen son karar üzerine ... ya ödenecektir" şeklinde düzenleme olup açıklandığı üzere prim ücretin eki niteliğindedir ve Mahkemece bakiye süre ücretinden olduğu gibi primden de indirim yapılması yerindedir. Ancak yukarıdak, açıklamalar çerçevesinde daha yüksek oranda indirim yapılması gerekir.
    7- Davacı işçi iş sözleşmesinin 12.2. maddesi hükmüne dayalı olarak sözleşmenin kalan süresi için araç yardımı, sosyal üyelik harcamaları, cep telefonu yardımı, bilgisayar ve benzin yardımları ile çocuklarının okul harcamaları, bireysel emeklilik, hayat sigortası ve sağlık sigortası yardımlarını talep etmiş, Mahkemece, davacının sözü edilen talepler; işin efektif olarak yürütülmesi için gerekli görülürek, çalışılmayan süreye yönelik olduğu gerekçesiyle isteklerin reddine karar verilmiştir.
    Sözleşmenin 12.2. maddesinde, " İşverenin"in sözleşmeyi herhangi bir sebeple İş Kanunu 25. maddesi hükümleri saklı kalmak kaydıyla kararlaştırılan ilk 5 yıl içerisinde feshetmesi halinde işveren, çalışana madde 5 uyarınca fesih tarihinde kalan tüm tazminatları kesinti yapmadan tam olarak ve derhal ödemeyi taahhüt eder" şeklinde kurala yer verilmiştir. Sözü edilen 5. madde de ise a, b, ve c bentlerinde temel ücret düzenlenmiş, d, e ve f bentlerinde primler belirlenmiş, g bendinde şirket aracı sağlanacağı, h bendinde sosyal ve klüp üyeliklerinin aidatlarının işverence karşlılanacağı, i bendinde çocukların okul harcamalarının beli sınırlar dahilinde işverence karşılanacağı, j, k ve l bentlerinde bireysel emeklilik, hayat ve sağlık sigortalarına ait primlerinin işveren tarafından ödeneceği ve m bendinde ise telefon ve bilgisayar verileceği öngörülmüştür. Şu hale göre sözleşmenin süresinden önce feshinde, salt kalan süreye ait ücretler bakımından cezai şart ödeneceği öngörülmemiş, 5. maddede yer alan tüm alacaklar cezai şart kapsamında değerlendirilmiştir.
    Bu genel tespitten sonra sözleşmenin 5. maddesinde düzenlenen hakların hangilerinin işin yürütümü ile ilgili olduğunun belirlenmesi gerekir. Zira sözü edilen haklardan bir kısmı işçinin salt çalışması karşılığı ve sadece işin yürütümü ile ilgili olup, işgörme ediminin yerine getirilmesiyle ilgili olan bu tür harcamalarının işçinin çalışmasının olmadığı bakiye süre içinde ödenmesi gerekmez ve cezai şart kapsamında değerlendirilemez.
    Mahkemece, araç yardımı, sosyal üyeliklere ait harcamalar, cep telefonu yardımı, bilgisayar ve benzin yardımları yönünden verilen red kararı ve gerekçesi yerindedir.
    İş sözleşmesinin 5. maddesinde her çocuk için yıllık 10,000EURO limitini aşmamak kaydıyla okul yardımı yapılacağı belirtilmiş ve bireysel emeklilik, hayat sigortası ve sağlık sigortası yardımları da öngörülmüştür. Sözü edilen yardımların işgörme ediminin ifasına yönelik olmadığı açıktır. Davacının çocuklarının okul harcamaları ve her üç sigorta primi yardımları, davacıya sağlanan sosyal yardımlar niteliğindedir ve bizatihi işin görülmesini kolaylaştırmaya yönelik haklardan değildir.
    Bu nedenle çocuklarının okul harcamaları, bireysel emeklilik, hayat sigortası ve sağlık sigortası yardımlarına yönelik taleplerin yazılı gerekçe ile reddi hatalıdır. Davacı vekli tarafından 11.07.2016 tarihli dilekçe ekinde bazı belgeler sunulmuş, sonraki aşamalarda da sigorta primi ödemelerini gösteren poliçeler ile eğitim harcamalarına dair yazılar eklenmiştir. Mahkeme tarafından belirtilen yönlerden belgelerin dosyaya sunulduğu kabul edilmiş ancak sözü edilen harcamaların işin efektif olarak yürütülmesi ile ilgili olduğu gerekçesiyle okul yardımı, bireysel emeklilik, hayat sigortası ve sağlık sigortası yardımlarına ait istekler yönünden de cezai şarta dair karar verilmemiştir.
    Mahkemece cezai şart kapsamına değerlendirilmesi gereken bakiye süreyle ilgili okul yardımı, bireysel emeklilik, hayat sigortası ve sağlık sigortası yardımlarına dair dosyaya sunulan deliler tek tek değerlendirilmeli, gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılarak davacının bu kalemlerde alacağı olup olmadığı belirlenmelidir. Davacının sözleşmenin kalan süresi içinde sözü edilen harcamalarının tespiti halinde cezai şart niteliğindeki belirlenen alacaktan indirim hususu da düşünülerek bir karar verilmelidir.
    8- Davacı vekili davaya konu tazminat ve alacaklar için dava ve ıslah dilekçesinde davalı işverenin temerrüde düşürüldüğü tarihten itibaren faize karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece temerrüt ihtarı ve buna yönelik istem dikkate alınmadan, kıdem tazminatı dışındaki alacaklara dava tarihinden itibaren işleyecek faize hükmedilmesi de hatalı olup ayrı bir bozma nedenidir.
    F) Sonuç:
    Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 29/01/2019 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.


    (M)
    KARŞI OY

    Davacı 1 Ocak 2010 tarihli iş sözleşmesinin süresinden önce haksız feshedildiğini, bu sebeple sözleşme 5. madde kapsamında yer alan tüm haklarının eksik süreyi kapsar şekilde hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
    Mahalli mahkemesince tüm delil ve dosya kapsamı değerlendirilmek suretiyle ücret ve ekleri olan maaş, ikramiye, prim davacı yararına hüküm altına alınırken, beşinci maddede yer almakla birlikte diğer haklar olan, kulüp üyeliği, araç ve şoför, bireysel emeklilik sağlık ve hayat sigortası, okul yardımı alacak taleplerini red etmiştir.
    Taraflarca kararın temyizi üzerine, sayın Dairemizce, dosyada yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre 7 bent halinde sıralanan bozma nedenleri dışında karar onanmıştır.
    Sözleşme 5. maddenin başlığı maaş ve diğer yardımlar olup davacının hakları;
    a)esas ücret, b) fazla mesai, c)ikramiye, d)imza ikramiyesi e)bağlılık ikramiyesi, f)şirket aracı g)üyelikler h)okul yardımı ı)özel emeklilik i)hayat sigortası j)sağlık sigortasi k)diğer.... tlf.... laptop şeklinde, kalem kalem sıralanmıştır.
    Aynı sözleşme 12.2. madde başlığı işveren tarafından Erken Feshi olup, erken fesih halinde bu sözleşme kapsamında "işverence tüm kalan ücretin" ödeneceği kararlaştırılmıştır.
    İşverenin haksız feshi kabul edilerek sözleşme kapsamında cezai şart olarak değerlendirilmek suretiyle geniş olarak ücret kapsamında yer alan; kalan süre ücreti, ikramiyeler prim yerel mahkemece hüküm altına alınmış, çalışma şartına bağlı sayılan diğer haklar araç, şoför cep telefonu, kulüp üyelikleri, okul yardımı, sağlık sigortası, hayat sigortası, özel emeklilik talepleri red edilmiştir.
    Sözleşme bir bütün olup 5 ve 12.2. maddeleri objektif ve subjektif olarak sözleşmenin esaslı noktalarıdır ve birlikte değerlendirmek gerekir. Objektif ana unsur ücret, sözleşmenin feshi halinde de sorumluluk subjektif esas ana nokta olup yerel mahkeme ve daire aynı düşünce ile her iki madde yorumu ile hüküm oluşturmuştur. Ancak sözleşmenin yorumu noktasında sayın çoğunluğun bir kısım hakları da ücret kapsamına alması noktasında farklı kanaat oluşmuştur. Şöyleki sözleşme beşinci madde çok açık bir şekilde esas ücret ve eklerini saymış sözleşme 12.2. maddede ise fesih halinde ödenecek olanın "kalan ücret" olduğu bildirilmiştir. O vakit geniş anlamda ücrete girecek olan hakların kalan kısmı verilecektir. Ücret harici olan sosyal haklar, diğer yardımlar, cezai şart kapsamında değildir. Kaldıki 12.2. maddenin açık ifadeside buna engeldir.
    Davacı 1 Eylül 2012 tarihinde Zurich Sigorta"da işe girdiği ve bu yöndeki sözleşmeyi ve eki belgeleri dosyaya sunmuştur. Bu sözleşme incelendiğinde 3 yıl asgari süreli olduğu, ücret ve diğer hakların düzenlendiği 3. maddede esas ücret yanında sağlık sigortası, hayat sigortasının düzenlendiği ve davacının sahip olduğu sağlık ve hayat sigortası tazminatlarına eş değer olacağının kararlaştırıldığı görülmüştür. Ayrıca bireysel emekliliğin tutarı belirlenmiştir. Bireysel emeklilik hariç sağlık ve hayat sigortasının dönemsel olarak düzenlendiği dikkate alındığında davacının hiç bir kaybının olmadığı, bu yönde bir iddiasınında olmadığı, kaldıki Zurich Sigorta ödeme dekontlarında 2012 yılı 10.uncu ayında ödeme olmadığı 11. aydan ödeme başlatılmasınında davacının bu iki talep yönünden somut bir zararının olmadığını doğrulandığı düşünülmüştür.
    Ayrıca dava açıldıktan sonra bilirkişiler esas ve ek rapor aşamalarında (03/07/2017 tarihli rapor) davacının okul yardımı, sigortalar ve emekliliğe yönelik delil sunmadığı "bu sebeple önceki hesaplamada bir değişikliğe gidilmediği" şeklindeki tesbiti dikkate alındığında bu aşamada bu delillerin tamamlamasının HMK"nın delil sunma süresi yönünden aşamaların geçtiğinden süre verilemeyecektir.
    Tüm bu sebeplerle sayın daire çoğunluğunun ilamın 7. bend 3. paragrafla başlayan çocuk yardımı, sağlık sigortası, hayat sigortası, özel emekliliğe yönelik bozma gerekçesine katılmıyoruz. Bu kalemlerinde onanması görüşünde olduğum yönünde azınlık görüşüdür.29.01.2019





    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi