Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2017/909
Karar No: 2017/622
Karar Tarihi: 05.04.2017

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/909 Esas 2017/622 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2017/909 E.  ,  2017/622 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

    Taraflar arasındaki “menfi tespit ve istirdat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Konya (Kapatılan) 5.Asliye Ticaret Mahkemesince davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne, diğer davalı ... yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen 07.05.2013 gün ve 2012/28 E., 2013/154 K. sayılı kararın temyiz incelemesinin davalılardan ... vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 07.11.2013 gün ve 2013/13809 E., 2013/17485 K. sayılı kararı ile;
    "...Dava, takibe konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve senede karşılık ödenen toplam 27.700 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen istirdadı istemine ilişkindir.
    Davalı ...’e vesayeten annesi Nesibe Büyükceren cevap dilekçesinde, kızının ruh sağlığının bozuk olup, mahkeme kararı ile velayeti altına alındığını, kendisinin hukuki ehliyeti bulunmadığını, yaptığı hukuki işlem ve verdiği senetlerin geçerli olmadığını, kızının diğer davalı ve davacı tarafından kullanıldığını, davaya konu senetle borçlandırıldığını durumdan dava dilekçesinin tebliği ile haberdar olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
    Davalı ... vekili cevabında, davacının müvekkilinin tanımadığı ... adında bir bayanla gelip, otomobil almak istediğini, dava konusu senedin otomobil alım satımı karşılığı düzenlendiğini, davacının toplam 10.500 TL senede mahsuben ödeme yaptığını, bakiye 10.500 TL için icra takibine girişildiğini, davacının borçlu olduğunu savunarak davanın reddi ile lehlerine tazminata karar verilmesini istemiştir.
    Mahkemece davaya konu senedin ihdas nedeni olarak nakden kaydının bulunduğu ancak tarafların senedin, araç alım satımı nedeniyle verildiği konusunda uyuştukları, satıma konu aracın devri davacı üzerinde olmadığından aracın, davacının isteği üzerine devrinin üçüncü bir kişiye yapıldığını ispat yükümlülüğünün satıcı ve senet alacaklısı davalı ... üzerinde olduğu, adı geçen davalının, senet karşılığı davacıya araç satıp, mülkiyetini davacıya devrettiğini veya davacının isteği üzerine bir başka kişiye devrettiğini ispatlayamadığı, davacının toplam ödemesinin 19.700,00 TL olduğu, davacının müşterek ve müteselsil borçlu durumda olan senet borçlusu ...’e karşı açtığı davada hukuki yarar koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, davanın diğer davalı ... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava konusu senedin ihdas (düzenleme) nedeni bölümünde “nakden” kaydı bulunmaktadır. Davacı ve davalı ... senedin otomobil satışı nedeni ile yani mal karşılığı düzenlendiği konusunda hem fikirdirler. Bu durumda senedin ihdas nedeni her iki tarafça talil edilmiş bulunmaktadır. Başka bir anlatımla somut olayda çift taraflı talil söz konusudur. Çift taraflı talilde ispat külfeti yer değiştirmez. Bu durumda mahkemece olay bakımından ispat külfetinin davacıda olduğu gözetilmeden ispat külfeti davalıya yüklenerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir ..."
    gerekçesi ile hüküm bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.


    HUKUK GENEL KURULU KARARI

    Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
    Dava kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti ve icra baskısı altında ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir.
    Davacı vekili, davalı ...’in diğer davalı ... ile Peugeot marka araç satışı konusunda anlaştığını, müvekkilinin bu satışta kefil olarak yer aldığını ve davaya konu takip dayanağı 21.000,00-TL bedelli senedi imzaladığını, davalı ...’ın anlaşmada kararlaştırılandan farklı bir aracı anahtarını göndermek suretiyle teslim etmek istediğini, Opel marka bu aracın kabul edilmediğini, bu aracın daha sonra dava dışı kişiye devredildiğinin öğrenildiğini, takibe konu senede mahsuben 1.000,00-TL kaparo ile birlikte toplamda 14.000,00-TL ödeme yaptığını, senet borcu bakiyesinin dava dışı Nusret Akdeniz tarafından takibe konulması üzerine icra dosyasına 13.700,00-TL daha ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek senet yönünden borçlu olmadığının tespiti ile senet sebebiyle ödenen toplam 27.700,00-TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı ... vekili ve davalı ...’e velayeten annesi Nesibe Büyükercan vekili davanın reddinin gerektiğini savunmuşlardır.
    Mahkemece davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne, diğer davalı ... yönünden ise davanın usulden reddine karar verilmiştir.
    Davalı ... vekilinin temyiz itirazları üzerine hüküm Özel Dairece yukarıda karar başlığında açıklananın gerekçeler ile bozulmuştur.
    Bozma kararına karşı yerel mahkemece davacının davalı ... hakkında açtığı davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine ilişkin hüküm davacı tarafça temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği belirtilerek diğer davalı ... yönünden verilen kararda önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
    Direnme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; senet metninde nakden olarak düzenlenen ihdas nedeninin alacaklı ve borçlu tarafça mal karşılığı düzenlenme yönünde talil edildiği çekişmesiz olan bono yönünden kambiyo senetlerine ilişkin ispat kurallarının mı yoksa tarafların iddia ve savunmalarına göre temel ilişkiye dayalı genel ispat kurallarının mı uygulanacağı noktasında toplanmaktadır.
    Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce Yerel Mahkemenin direnme kararında “…Davacının davalı ... hakkında açtığı davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine ilişkin hüküm davacı tarafça temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına …” şeklinde verdiği kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.
    Bu noktada tartışılması gereken husus bozma kararı ile bozma kapsamı dışında kalan hususlar da dahil ilk hükmün tamamen ortadan kalkıp kalkmadığı, varılacak sonuca göre direnme kararında bozma kapsamı dışında kalan konularda da karar verilmesinin gerekip gerekmediğidir.
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297. maddesine göre; “(1) Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
    a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
    b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
    c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
    ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
    d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
    e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,
    (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.”
    şeklinde düzenlenmiştir.
    “Hükmün Yazılması” başlıklı 298.maddesi ise:
    “(1) Hüküm, hükmü veren hâkim, toplu mahkemelerde başkan veya hükme katılmış olan hâkimlerden başkanın seçeceği bir üye tarafından yazılır.
    (2) Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
    (3) Hükümde gerekçesi ile birlikte karşı oya da yer verilir.
    (4) Hüküm, hükmü veren hâkim veya hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır.” hükmü yer almaktadır.
    Açıklanan hükümlerin ortaya koyduğu bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denilebilir ki, dava içinden davalar doğar ve hükmün hedefine ulaşması engellenir. Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
    Yerel mahkeme kararı, bozma kararı ile birlikte ortadan kalkıp hukuki geçerliliğini yitirmekte olup, bozulan karar sonraki kararın eki niteliğinde değildir. Bu nedenle bozma kararına uyulduktan sonra kurulacak yeni hüküm 6100 sayılı Kanunun 297. maddesine uygun olarak oluşturulmalıdır.
    Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.05.2014 gün ve 2013/9-1989 E., 2014/657K., 05.10.2011 gün ve 2011/20-607 E.-604 K.; 10.10.2012 gün 2012/9-851 E., 2012/705 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler vurgulanmıştır.
    Bu nedenle, mahkemenin, direnme kararı verilmesi sırasında, kararın hüküm fıkrasında yer alan ve bozmaya konu yapılmayan kısım yönüyle de ilk hükümdeki gibi karar verilmesi gerekmektedir.
    Hal böyle olunca mahkemenin 6100 sayılı Kanunun 297. maddesi gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı görüldüğünden direnme kararının, sair temyiz itirazları incelenmeksizin, usule ilişkin bu nedenle bozulması gerekmiştir.
    S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının usulden BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, karar düzeltme yolu açık olmak üzere 05.04.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.  




    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi