3. Hukuk Dairesi 2013/19279 E. , 2013/17811 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE ... MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen vasiyetnamenin iptali ve tenkisi davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların murisi ..........."in ... ....Noterliğinin 28.....2010 tarihli vasiyetnamesi ile, vasiyetnamede belirtilen taşınmazları davalılara bıraktığını, ancak, vasiyetnamenin şekle aykırı yapıldığı gibi murisin gerçek iradesini yansıtmadığı, murisin rahatsızlığı nedeniyle sağlıklı düşünemediği gerekçeleriyle öncelikle vasiyetnamenin iptalini, olmadığı takdirde davacıların saklı payını aşan kısım yönünden vasiyetnamenin tenkisini talep etmiştir.
Davalılar vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacının tenkis talebinin kabulü ile ... ili ... ilçesi, ......Mahallesi, ... Caddesi sokağında bulunan .....:..., Ada:32, Parsel:79 sayılı gayrimenkul üzerinde bulunan zemin kat, (...) bağımsız bölüm, aynı binadaki ....kat, (...) bağımsız bölüm, aynı binadaki ... kat, (...) bağımsız bölüm nolu mesken niteliğindeki taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile .../... payın davacı ..., .../... payın davacı ..., .../... payın davacı........, .../... payın davalı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm, süresinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davada, vasiyetnamenin iptali, olmadığında tenkisi istenilmiştir. Mahkemece, tenkis talebinin kabulüne karar verilmiş, vasiyetnamenin iptali talebiyle ilgili bir hüküm oluşturulmadığı gibi gerekçede yazılmamıştır. Bu haliyle karar, Anayasa"nın 141/.... ve HUMK"nun 388/....maddeleri (HMK. 297.maddesi) anlamında gerekçe ihtiva etmemektedir.
Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, ... düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve ..."ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün bulunması, zorunludur. Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa"nın 141/....maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren ... Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 388.maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
Öte yandan, bazen bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden kesin hüküm veya güçlü delil oluşturup oluşturmayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür. (... HGK.nun ........2006 tarih ve 2006/...-620 E. 659 K.sayılı ilamı).
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı ... Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 388.maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Somut olayda, mahkemece verilen kararın; yukarıda açıklanan nitelikte bir yasal gerekçeyi içermediği, hem Anayasa"nın 141/....maddesine, hem de HUMK.nun 388 ve 389.(HMK 297) maddelerine aykırılık teşkil ettiği anlaşıldığından, hükmün bozulması gerekmiştir.
Bundan ayrı olarak; her ne kadar tenkis talebinin kabulü yönünde hüküm kurulmuş ise de; tenkis ilkeleri uyarınca bir araştırma ve inceleme yapılmadan hüküm tesisi yoluna gidilmiştir.
Tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (tebberru) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; mirasbırakanın ölüme bağlı veya sağlararası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile, iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Mirasbırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin 743 sayılı Yasa uygulanacaksa bir aylık 4721 sayılı Yasa uygulanacaksa ... aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tesbiti gerekir (TMK.565). Mirasbırakanın Medeni Kanunun 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır.
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar gibi) muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanunun 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı kanunun 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek gerekir.
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (Sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564.maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihinin kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve ........1994 günlü .../... sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca sür"atle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, karar tarihindeki fiatlara göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.
Hal böyle olunca, murisin terekesinde bulunan tüm aktif ve pasifinin araştırılması, uzman bilirkişiden alınacak rapor ile tenkis miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, ........2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.