Abaküs Yazılım
20. Hukuk Dairesi
Esas No: 2011/10963
Karar No: 2012/414

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2011/10963 Esas 2012/414 Karar Sayılı İlamı

20. Hukuk Dairesi         2011/10963 E.  ,  2012/414 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

    Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

    K A R A R
    Hükmüne uyulan Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 16.05.1994 gün 1993/3127 – 5314 sayılı bozma kararında özetle “...Yasaya göre öncesi Hukuk Mahkemesinde davalı olan taşınmazların, tutanaklarının malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tesbitlerinin yapılması, malik hanelerinin mahkemece doldurulması gerekir. Öncesi davalı olan taşınmazların tutanaklarının malikhanelerinin tesbit sırasında doldurulmuş olması hukuken Hiçbir sonuç doğurmaz. Hukuk Mahkemesinde davalı olan taşınmazların, tesbitine yapılan itiraz doğrudan dava niteliği taşır. Bu itiraz hakkında Kadastro Komisyonunun karar verme yetkisi yoktur. Belirtilen parsellerin tespitine Hazine itiraz etmek suretiyle doğrudan davacı sıfatını almıştır. Komisyonunun bu itirazı reddetmesi yasal olmadığı gibi mahkemenin Hazinenin talebini müdahale olarak kabul etmesi de doğru değildir. Hazine bu parseller hakkında usulüne uygun olarak itiraz edip dava açtığına göre delillerinin değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Mahkemenin bu parseller hakkındaki Hazine talebi yönünden görevsizlik kararı vermesi yasaya aykırıdır.
    Hisarbirliğinin Darımazı mevkiindeki 150 numaralı parsel tapu kaydına dayanılarak ... oğlu ... adına tespit edilmiştir. Hazine veya bir başka şahıs tarafından tespite itiraz edilmediği gibi bu parsel hakkındaki davaya Hazine tarafından açılmış bir dava bulunmadığı halde, Hazine aleyhine kesin hüküm oluşturur şekilde karar verilmiş olması da doğru değildir.
    Aynı birliğin 186 sayılı parseli kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ... adına bu tespite ..., ..., ... ve Hazine tarafından itiraz edilmiştir. Taşınmazın öncesi Hukuk Mahkemesinde davalı olmadığına ve tesbit tarihine göre itirazlar hakkında Kadastro Komisyonunca bir karar verilmesi bu karar aleyhine dava açıldığı takdirde yargılama yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Mahkemece parsel hakkında usulüne göre açılmış bir dava bulunmadığı takdirde işin esasına girilip yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
    Temyiz eden Hazine, davaya konu parsellere uygulanan tapu kayıtlarının gayrisabit hudutlu olup miktarı ile geçerli bulunduğu ve kayıt miktar fazlası üzerinde zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleşmediğini ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece, tapu kayıtları getirtildiği halde, mahallinde yeterli şekilde uygulanıp kapsamı belirlenmemiş, tüm komşu parsellerin tutanak ve dayanağını oluşturan belgeler getirtilmediği için uygulamada bu kaynaklardan yararlanılmamış, yerel bilirkişi ve tanıkların mücerret ve dayanaktan yoksun beyanlarına değer verilerek hüküm kurulmuştur. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanarak karar verilemez.
    Doğru sonucu varılabilmesi için tesbite esas alınan tapu kayıtlarının revizyon gördüğü parselleri bir bütün olarak gösterir harita örneği ile bu parselleri kenardan çevreleyen tüm komşu parsellerin tutanak ve dayanağını oluşturan belgeler getirtilip dosya ikmal edilmeli, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen yerel bilirkişilen huzuruyla keşif icra olunmalıdır. Taşınmazın başında icra olunacak keşif sırasında dayanılan tapu kaydı ihdasından itibaren tüm tedavülleri birlikte okunup hudutları zeminde tek tek gösterilmeli, intikaller sırasında kaydın miktarında ve hudutlarında değişiklik yapılmışsa bunun nedeni üzerinde durulmalı, kayıtta yazılı olup, yerel bilirkişilerce gösterilmeyen hudutların tespiti için davalı tarafa tanık dinletme imkanı sağlanıp bu seretle kaydın kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tesbit edilmelidir. Dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazların niteliği, intikali, tasarrufu ve özellikle zilyetliğin hangi tarihte başladığı hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beraberince götürülecek teknik bilirkişiye kayıtların kapsamının gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli ve ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.”gereğine değinilmiştir. Islahiye Kadastro Mahkemesince bozma kararına uyulduktan sonra taşınmazların bulunduğu yerin yeni kurulan ... İlçesi Adli Hudutlarında kaldığından dosya yetkisizlik kararı ile ... Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. Mahkemece 28.02.2002 tarihli duruşmada birleşen dosyaların tefrikine karar verilmiş ve Temmuz 1941 tarih 1 sıra nolu tapu kaydı kapsamında kalan taşınmazlar yönünden temyize konu dosya üzerinden yargılamaya devam olunarak davacı gerçek kişilerin ve Hazinenin davasının REDDİNE, dava konusu 176 ve 186 parsellerin..., 173 parselin ..., 147, 149, 150, 153, 154, 181, 183 parsellerin ... ... mirasçıları, 157 parselin ... ... mirasçıları, 180 parselin İbrahim Göğüş mirasçıları, 146, 164, 169 parsellerin ..., ..., 148, 163, 166, 171 parsellerin ..., ..., 151, 158, 161, 168, 185 parsellerin ..., ..., 152, 162, 167, 172 parsellerin Hanifi ..., 174 parselin ... ..., 178 parselin ... ..., 165 parselin ... Yedipınar, 155 parselin ..., 156 parselin ..., 159, 160, 182 parselin ... ..., 170, 184 parsellerin ..., 176 parselin ..., ..., 179 parselin ..., 175 parselin ..., 103 ve 187 parsellerin Hazine adına tespit gibi tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
    Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı anlaşılamamıştır.
    Mahkemece, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin bozma kararına uyulduktan sonra davacı Hazinenin davasının reddine karar verilmiş ise de, bozma gerekleri yerine getirilmediği gibi yapılan araştırma da hüküm kurulmaya elverişli değildir. Şöyle ki; yukarıda özetlenen bozma kararında 150 sayılı parsele yönelik açılmış bir dava olmadığı halde Hazine aleyhine kesin hüküm oluşturacak şekilde karar verilmesinin yanlış olduğu ile 186 sayılı parselin öncesinin Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olmadığı ve tespit tarihine göre bu taşınmaza ilişkin itirazlar hakkında Kadastro Komisyonunca bir karar verilmesi bu karar aleyhine dava açıldığı takdirde yargılama yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilmesine rağmen mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra yeniden yapılan yargılama sonucunda 150 parsele ilişkin olarak Hazine aleyhine kesin hüküm oluşturacak şekilde yeniden hüküm ihdas edilmesi, yine 186 sayılı parsele ilişkin itirazın değerlendirilmesi için tutanak aslının kadastro komisyonuna gönderilmesi ve komisyon kararının ilanından sonra dava açılması halinde karar verilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen mahkemece 186 sayılı parsele ilişkin tutanak kadastro mahkemesine gönderilmeden yeniden hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca 150 ve 186 sayılı parseller dışındaki dava konusu taşınmazların tutanaklarının Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı oldukları gerekçesiyle malik haneleri açık bırakılmak suretiyle Kadastro Mahkemesine devredildikleri anlaşılmakla 3402 sayılı Yasanın 30/2. maddesi gereğince mahkemece gerçek hak sahibinin araştırılması gerekir. Bu bağlamda dava konusu taşınmazın batı sınırında bulunduğu anlaşılan İçerisi Çayı"ndan sonra orman parseli bulunduğundan orman araştırması yapılması gerekirken mahkemece bu hususta inceleme yapılmadan hüküm kurulmuştur. Yetersiz araştırma ile hüküm kurulamaz.
    Dosya içeriğinden, çekişmeli taşınmazların bulunduğu bölgede daha önce orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı anlaşılamamaktadır. Mahkemece, bu hususta araştırma yapılmamıştır. Bu yerde orman kadastrosu yapılmışsa, kural olarak: bir yerin orman olup olmadığı, kesinleşmiş tahdit harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla çözümlenir ise de, o yerde köy ya da belde sınırlarının tümünü kapsayan ve 4785 sayılı Yasa hükümleri uygulanarak orman kadastrosunun yapılması halinde sağlıklı çözüme ulaştırır. Çünkü, 3116 sayılı Yasa sadece devlet ormanlarının kadastrosunun yapılması öngörülmüştür. Bu nedenle; 4785 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu kesinleşen tahdit harita ve tutanakları sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukuki durumu saptanamayacağından, çekişmeli taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 sayılı Yasalar ile 05.11.2003 gün 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 7. maddesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 4785 sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuş ve iade koşulları yasada gösterilmiştir.
    A)Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 4785 Sayılı Yasa hükümleri gözönüne alınarak yapılan ve dava tarihinden önce kesinleşen orman kadastro çalışması varsa; Mahkemece ilgili orman işletme müdürlüğünden yapılan orman kadastro çalışmalarına ilişkin orman tahdit çalışma tutanakları, işe başlama, iş bitirme, askı ilan tutanakları ile renkli orijinalinden çıkartılmış onaylı orman tahdit haritaları getirtildikten sonra öncelikle kesinleşen orman tahdit harita ve tutanaklarının uygulanması gerektiğinden, halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis, ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar göz önünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazların orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülmeli, yukarıda belirtilen usule uygun olarak yapılacak inceleme sonucunda çekişmeli taşınmazların kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı saptandığında, çekişmeli taşınmazlara uygulanan tapu kayıtlarının hukuken geçerliliklerini yitirdikleri gözönüne alınarak karar verilmesi gerekmektedir.
    B) Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 4785 sayılı Yasa hükümleri gözönüne alınarak yapılan orman kadastro çalışması varsa veya dava tarihinden önce kesinleşen orman kadastro çalışması yoksa; Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmeli ve 150 parsele ilişkin açılmış bir davanın bulunmadığı ile 186 sayılı parsele ilişkin yapılan itirazların kadastro komisyonunca incelenmesinden sonra dava açılması halinde değerlendirileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 23/01/2012 günü oybirliği ile karar verildi.
     







    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi