Hukuk Genel Kurulu 2015/1328 E. , 2017/659 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki “Tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Trabzon İş Mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 28.02.2013 gün ve 2012/753 E.-2013/178 K. sayılı kararın temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 20.01.2014 gün ve 2013/11278 E., 2014/761 K. sayılı kararı ile;
"...Dava; davacının 01/09/1994-01/06/2007 tarihleri arasında tarım-bağkur sigortalılığının tespiti ve 6111 sayılı yasadan yararlandırılmasına karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, Dairemizin 11/09/2012 tarih 2012/12626 E. ve 2012/14259 K. sayılı bozma kararından sonra yapılan yargılamada, dosyanın daha önce 09/01/2012 tarihinde işlemden kaldırılmakla, ...nun 150/6 ve 320/4 madde hükümlerine göre davanın açılmamış sayılmasına, karar verilmiştir.
Davacı vekili 28/02/2013 tarihli son duruşmadan önce, mahkemeye mazeret amaçlı faks çekerek, duruşma saatinde Of Sulh Ceza Mahkemesi"nde duruşmaları bulunduğu için duruşmaya katılamayacağını, duruşma saatinin öğleden sonraya alınmasını, ertelenen saatte de duruşmaya yetişemediği takdirde mazeretli sayılmasına ve dosyada eksiklik yok ise yokluğunda davanın kabulü yönünde karar verilmesini talep ettiği dilekçeyi sunmuştur.
İşlemden kaldırma ve davanın açılmamış sayılması müessesesi HMK 320/4. maddesinde (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)’nun 409 ve devamı maddelerinde) düzenlenmiştir.
Kural olarak, mahkemece; taraflara usulüne uygun davetiye çıkarılması, bu yolla tarafların duruşmada hazır bulunmalarının ve savunma yapabilmelerinin sağlanması yasal bir zorunluluk ve hukuki dinlenilme hakkının da gereğidir.
Usulüne uygun davet edilen taraf davacı ise, davasını takip etmek istiyorsa, bizzat ya da vekili vasıtasıyla duruşmaya katılmalıdır. Eğer duruşma günü celseye katılma imkanı yoksa, buna ilişkin mazeretini bildirmeli, belgelemeli ve duruşma gününün kendisine bildirmesi için gerekli giderleri de yatırmalıdır. Davalı taraf ise, yargılamaya katılmak istemiyorsa ve savunma yapmayacaksa katılmak zorunda değildir. Bu durumda davayı inkar etmiş sayılır; davayı takip etmek isteyip de buna imkanı yoksa bu durumu dilekçesi ile bildirmeli, belgelemeli ve tebliğ giderlerini de yatırmalıdır.
Görüldüğü üzere, duruşma günü celseye katılma imkanı olmayan tarafın bu mazeretini bildirip belgeleyerek, bildirim giderlerini de yatırarak duruşmanın ertelenmesini isteme olanağı bulunmaktadır.
Mahkemece, usulüne uygun biçimde davet edilmiş taraflardan yalnız biri duruşmaya katılırsa, gelmeyen tarafın geçerli mazeret gönderip göndermediği, gerekli masrafın karşılanıp karşılanmadığı incelenecek; gelen tarafın bu mazeret dilekçesine karşı beyanına göre, dosyanın işlemden kaldırılmasına ya da kaldırılmamasına karar verilecektir.
Mazeret göndermeyen davacı tarafın yokluğunda duruşmaya gelen taraf davayı takip etmeyeceğini açıkça bildirirse, dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır.
Mazeret bildirilmişse ve diğer taraf hazır ise bu mazeret konusundaki düşüncesi mutlaka sorulmalıdır.
Davacı yanca mazeret bildirilmiş; mazereti hazır bulunan taraf ve mahkeme kabul etmişse, bu halde yargılamaya devam olunarak belirlenecek yeni duruşma gününün yatırılan davacı giderlerinden karşılanarak gelmeyen tarafa bildirilmesi gerektiğinde de kuşku yoktur.
Davacı mazeret bildirmiş ancak belgelendirmemişse ya da gönderdiği mazeret geçerli değilse, hazır bulunan taraf sorulmasına karşın mazereti kabul etmemişse, mahkeme mazereti değerlendirecek kabul ederse açıklanan şekilde davacı tarafa yeni duruşma gününü bildirecek, kabul etmezse de davanın hazır bulunan tarafça takip edildiğine ilişkin açık bir beyan bulunmadığından dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verecektir.
Somut olayda; dairemizin bozma kararından sonra, 28/02/2013 tarihli son celsede davacı vekilinin gönderdiği mazeret dilekçesi duruşmada okunmuş ve duruşmaya katılan davalı taraf vekili, davacı tarafça takip edilmeyen davayı takip etmediklerini beyan etmiş ve mahkemece, masrafı karşılanmadığı, mazeretin belgelendirilmediği, dava dosyasının daha öncesinde de (09/01/2012 tarihinde) işlemden kaldırıldığı gerekçe gösterilerek davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Oysa davacı vekili, mazeret dilekçesinde başka bir mahkemede duruşması olduğunu açıkça bildirmiş olup, mazeretini sebebe dayandırarak, öncelikle duruşmanın öğleden sonraya ertelenmesini talep etmiştir, yine faks yoluyla gönderdiği mazeret dilekçesine pul eklememiş ise de; dosya kapsamından UYAP"ta davacı vekili olarak kaydının bulunduğu, UYAP avukat portalından duruşma zaptını, dolayısı ile duruşma gününü kolaylıkla öğrenebileceği de anlaşılmaktadır. Mazeretini sebebe dayandıran ve UYAP"ta davacı vekili olarak kayıtlı olduğu için ayrıca duruşma gününün tebliğ için dilekçesine pul eklemesinin gerekmediği kabul edilen davacı vekilinin talebi usulüne uygun olup, mahkemece, davacı vekilinin mesleki mazeretinin kabul edilerek duruşmaya devam edilmesi gerekirken, mazeret dilekçesinin reddine ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve yargılamaya kaldığı yerden devam olunmak üzere karar bozulmalıdır…"
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, Tarım Bağ-Kur sigortalılık süresinin tespiti ve 6111 sayılı Kanun’dan yararlandırılması istemine ilişkindir.
Mahkemenin, davanın açılmamış sayılmasına dair kararı Özel Dairece bozulmuş; verilen direnme kararı da davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekilinin direnme kararını temyizine ilişkin isteminin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nca görüşülmesinden önce vekaletnamesinde davadan feragat için yetkisi bulunan davacı vekili tarafından verilen 02.03.2015 günlü dilekçede davadan ve temyizden feragat ettiği açıkça ve koşulsuz olarak bildirilmiştir.
Feragat, HMK’nın 307. maddesinde davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; 311. maddede ise feragatin, kesin hükmün sonuçlarını doğuracağı açıklanmıştır.
Hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebilir. Temyiz edilen ve fakat henüz Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca görüşülmeyen bir direnme kararı usul hukuku çerçevesinde kesinleşmiş olmadığından bu aşamada davadan feragat mümkündür.
Somut olayda, davacı vekili davadan feragat ettiğini açıkça ve koşulsuz olarak bildirdiğinden, bu beyan çerçevesinde işlem yapılması zorunludur.
Böyle bir durumda direnme kararı Hukuk Genel Kurulunca temyizen incelenemez. Hükümden sonra ortaya çıkan ve temyiz incelenmesine usulen engel oluşturan bu durumun yerel mahkemece değerlendirilip karara bağlanması için, direnme kararı bozulmalıdır.
S O N U Ç : Davacı vekili tarafından verilen dilekçenin değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi için mahkeme kararının bu gerekçelerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının temyizden feragat isteminin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 05.04.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.