
Esas No: 2019/3786
Karar No: 2019/9613
Karar Tarihi: 09.10.2019
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2019/3786 Esas 2019/9613 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı; 2009-2014 yılları arasında davalı belediyeye briket ve çeşitli inşaat malzemeleri sattığını, davalının kendisine zamanında ödeme yapmadığını, davalı ile kalan alacakların ödenmesi konusunda 06.03.2014 tarihli bir protokol yapıldığını, düzenlediği faturaların davalı belediyenin muhasebesine işlenmesine rağmen davalının protokoldeki şartlara uymadığını, bu sebeple Diyadin İcra Müdürlüğü"nün 2014/14 Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlattığını, davalı belediyenin borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine alacağın %20’si oranında inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacının temyizi yönünden; İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötü niyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, kabul edilen miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, yanlış değerlendirme sonucu icra inkar tazminatı talebinin reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Davalının temyizi yönünden; davacı eldeki dava ile davalıya sattığı inşaat malzemelerinin bedelinin tahsili amacıyla başlattığı takibe vaki itirazın iptalini talep etmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının temerrüde düştüğü tarih ile davacının takiple talep ettiği işlemiş faize ilişkin bir inceleme yapılmamıştır. Takip öncesi temerrüt faizi talep edilebilmesi için davalının TBK 117(eski TBK 101) maddesi uyarınca temerrüt ihtarnamesi ile temerrüde düşürülmesi ya da borcun ödeneceği günün tarafların anlaşmasıyla kesin olarak belirlenmesi (TBK. m. 117/2)şarttır. O halde mahkemece, davacının talep ettiği asıl alacağa işlemiş faiz talebine ilişkin, TBK"nın 117. maddesi göz önüne alınmak suretiyle alınacak bilirkişi raporu neticesinde hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Yukarıda bir ve iki nolu bentte belirtilen bozma nedenlerine göre davacı ve davalının sair temyiz itiraz nedenlerinin bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına, 2.bent gereğince davalı yararına BOZULMASINA, 3. bentte gösterilen nedenle davacı ve davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 44,40 TL harcın davacıya, 2.398,55 TL harcın davalıya iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.