
Esas No: 2015/2621
Karar No: 2017/703
Karar Tarihi: 12.04.2017
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2015/2621 Esas 2017/703 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Muğla 1. Asliye Hukuk Mahkemesince (İş Mahkemesi Sıfatıyla) davanın kabulüne dair verilen 21.03.2014 gün ve 2012/1174 E. 2014/125 K. sayılı kararın temyizen incelenmesi davalı ... Belediyesi vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 25.09.2014 gün ve 2014/19087 E.- 2014/25607 K. sayılı kararı ile;
"...Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde Tez Koop-İş Sendikası üyesi iken işyerinde işyeri kolunun değişmesine bağlı olarak 2010 yılında Türkiye Yol- İş Sendikasına üye olduğunu, işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmelerinden yararlandırıldığını, ancak sanki o tarihte yeni işe girmiş gibi ücret ve parasal haklarının belirlendiğini, intibakının da yanlış yapıldığım belirterek, Türkiye Yol-İş sendikasına üye olduğu tarihte yapılan intibakın yanlış olduğununu tespiti ve kurumdan ayrıldığı tarih itibariyle bulunması gereken derece ve kademesinin belirlenmesi ile alması gereken yevmiyesinin tespitini; ayrıca ücret fark alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının intibaka ilişkin iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının iddia ettiği değişik nedeniyle Yol-İş Sendikası ile bağıtlanan toplu iş sözleşmesindeki ücreti aldığını bu ücretin önceki ücretinin iki katı civarında olduğunu, tüm haklardan yararlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı idare tarafından davacının sendika üyesi olduğu tarih itibariyle derece ve kademesinin yanlış belirlenmesi sebebiyle davacının çalıştığı hizmet süresine göre davacıya yapılan ödemelerde davacı aleyhine durum yaratıldığı ve eksik ödeme yapıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı, 2010 yılında işyerinde faaliyette bulunan Yol İş Sendikasına üye olmuş ve sendika aidatı ödemeye başlamıştır. İşyerinde bağıtlanan 2009-2011 dönemine ait Toplu İş Sözleşmesi 17. maddesinde işe 01.03.2005 tarihinden önce girenlere Ek/l-A, sonra girenlere ise Ek/l-B çizelgesine göre ücret ödeneceği kararlaştırılmıştır. Bu çizelgelerde işçinin yaptığı iş ve kıdemine göre yevmiyeler tespit edilmiştir.
Toplu iş sözleşmesinin kademe ilerlemesi başlıklı 98. maddesinde; “En az bir yıl iş sözleşmesi ilişkisi bulunmak, bulunduğu kademede en az bir yıl çalışmak, bulunduğu derecede ilerleyeceği kademe bulunmak, değerlendirme fişinde kişisel davranış bakımından en az 7 puan almak ve toplam 60 puan almak şartıyla her yıl Şubat ayı içerisinde işçilere bir kademe ilerlemesi yaptırılır ve izleyen Mart ayı başından itibaren uygulanır.
Bir işçinin kişisel davranış puanı, işçinin Disiplin Kurulu"na girmiş veya ceza alması halinde 7 puandan aşağıya düşürülebilir.
Mazeretinden dolayı, iş sözleşmesi devam etmekle beraber, işinden ayrı kalan işçinin kademe ilerlemesi yapabilmesi için yukarıdaki şartlara ilaveten, o yıl içinde tatiller dahil, bulunduğu kademe terfii tarihinden geriye doğru toplam 90 gün çalışması gerekir.
İşe ilk defa veya tekrar alınan işçilere, bu maddedeki şartlarla kademe ilerlemesine hak kazandıkları takdirde; bir yılını doldurduğu tarihle, izleyen Mart ayının birinci günü arasındaki süre içinde, bulunduğu kademe ile ilerleyeceği kademe arasındaki ücret farkı tutarı, bir defaya mahsus olmak üzere sözü edilen Mart ayı içinde ödenir. Bu ödeme başka ödemeleri etkilemez. İşçinin kademesinde ilerleme sayılmaz.” hükmü yer almaktadır.
Derece terfi başlıklı 99. maddesinde; “işçilerin çok dereceli pozisyonlarda, alt derecelerden üst dereceye terfii edebilmeleri için;
a)Bulundukları derecede 2 yıl çalışmış olmaları,
b)Kademe ilerlemesine hak kazanmaları.
c)Bir önceki yıl kademe ilerlemesi yapmış olması ve son yıla ait değerlendirme fişinde de en az 70 puan almış olması
d)Terfii edebileceği üst derece olması şarttır.
Derece terfii, kademe ilerlemesi yapıldıktan sonra ve kademe ilerlemesine hak kazanacağı dönemlerde yaptırılır.
Derece terfii ile işçi ancak bir üst dereceye yükselebilir.
Derece terfiine hak kazanan işçi, kademe ilerlemesi yaptırıldıktan sonra bulunacak gündeliğine, bulunduğu derece ile yükseltileceği derecenin birinci kademe gündelikleri arasındaki fark ilave edilmek suretiyle bulunacak rakam, yükseltileceği derecenin kademeleri arasında mevcutsa bu kademeye, değilse bu rakama en yakın lehte kademeye intibak ettirilir. Derece terfiine esas tarihler ve derece terfiine esas teşkil eden kademeye 103. maddeye göre tesbit edilen 1 Mart günü esas teşkil eder.” hükmü yer almaktadır.
Toplu İş Sözleşmesinin 98. ve 99. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde işyerinde daimi olarak çalışan işçilerin kademe ve derece ilerlemeleri nesnel şartlara bağlanmıştır.
Toplu İş Sözleşmenin 17. maddesinde 01.03.2005 tarihinden önce işe giren işçilere “Ek/A" . sonra işe girenlere Ek 1/B. çizelgesinin uygulanacağı açıkça belirtilmiştir.
Davacının 01.03.2005 tarihinden önce işe girdiği ve Ek 1/A. çizelgesinden yararlanacağı tartışmasızdır. Ancak davacının daimi kadroya atanmadan önce geçici işçi olarak davalı işveren bünyesinde çalıştığı sabittir. Toplu İş Sözleşmesinin 98. ve 99. maddeleri nazara alındığında davacının geçici işçi olarak çalıştığı dönemler dikkate alınarak toplam kıdemine göre kademe ve derece ilerlemesi yaptırılamaz. Bu durumda davacının yevmiyesi Ek 1/A. çizelgesinden kendisine uyan kısmının en alt derecesine göre tespit edilerek varsa fark ücret, alacakları hesaplanarak hüküm altına alınmalıdır. Davacının geçici işçi olarak çalıştığı toplam süre dikkate alınarak derece ve kademesi tespit edilerek buna uygun Ek 1/A. çizelgesine göre talep edilen işçilik alacaklarının hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir..."
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, fark işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili davacının davalı ... İl Özel İdaresinde çalıştığını, işyerinin öncesinde Büro İşkoluna girdiğini, davacının da Tez Koop-İş Sendikası ile imzalanan toplu iş sözleşmesinden yararlandığını, 2010 yılında yapılan işkolu tespiti ile davalıya ait işyerinin 15 numaralı "İnşaat" İşkoluna girdiğinin tespit edilmesi ve bu kararın kesinleşmesi üzerine 2010 yılı Kasım ayında Türkiye Yol-İş Sendikasına üye olduğunu, bu sendikanın işveren ile bağıtladığı toplu iş sözleşmesinden yararlanmaya başladığını ancak o tarihte yeni işe girmiş gibi derece ve kademe intibakı yapılarak ücret ve parasal haklarının hesaplandığını, intibakının yanlış yapılması nedeni ile eksik ücret belirlendiğini ileri sürerek Türkiye Yol-İş Sendikasına üye olduğu tarihte yapılan intibakın yanlış olduğunun tespiti ile bu sendikaya üye olmadan önceki hizmet süresinin dikkate alınarak derece ve kademe intibakının yapılması gerektiğinin ve alması gereken yevmiyesinin tespitine ve buna bağlı olarak ücret farkı (maaş ve ikramiye) alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... İl Özel İdaresi vekili davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının toplu iş sözleşmelerine göre tüm haklarının eksiksiz ödendiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davanın devamı sırasında 6360 sayılı Kanunun 1 inci maddesi uyarınca davalı ... İl Özel İdaresinin tüzelkişiliğinin kaldırılarak dava dosyalarının Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu kararı ile Muğla Büyükşehir Belediyesine devredilmesi nedeni ile davaya Muğla Büyükşehir Belediyesine karşı devam edilmiştir.
Mahkemece yürürlükte bulunan 1475 sayılı İş Kanununun 14/5 inci maddesinin 2 nci bendinde işçilerin kıdemlerinin, iş sözleşmesi devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanacağının düzenlendiği, davalı işverenin davacının işçi olarak geçen hizmet sürelerini kıdemine dahil etmeyerek sendika üyesi olduğu tarih itibariyle işe yeni başlamış bir işçi gibi düşük derece ve kademe üzerinden ücret ödeyerek davacının emsal işçilere göre eksik ücret almasına sebebiyet verdiği ve dolayısıyla ücrette adalet ve eşit davranma ilkesini ihlal ettiği, ayrıca davacının üye olduğu dönemde yürürlükte bulunan Toplu İş Sözleşmesinin 98, 99 ve 100 üncü maddeleri derece ve kademe ilerlemesi değerlendirme durumlarını içermekte olup, Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinde ücretlendirme sisteminin, derece ve kademe sistemine dayalı olduğundan, davacı durumunda olanların intibakında da bu durumun gözetilmesinin eşitlik ilkesi gereği olduğu, Toplu İş Sözleşmesi"nde bunu engelleyen bir geçiş hükmünün bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı ... vekilinin temyizi üzerine karar Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmuştur.
Mahkemece dava konusu işlemin benzeri nitelikte değişik mahkemelerden verilen kararların Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği ve önceki kararın doğru olduğu gerekçesi ile direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararı davalı ... Belediyesi vekili tarafından temyize getirilmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacının Türkiye Yol-İş Sendikasına üye olmasından önce aynı işveren nezdinde geçen hizmet süresinin derece ve kademe intibakında dikkate alınıp alınmayacağı ve bu hususta varılacak sonuca göre fark alacaklara hak kazanıp kazanmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Davalı ile Türkiye Yol-İş Sendikası arasında 17.04.2011 tarihinde imzalanan 01.03.2009-17.04.2011 yürürlük süreli II. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin 17 nci maddesinde, “01.03.2005 tarihinden sonra işe ilk defa alınacak işçilere uygulanacak ücret skalası Ek1/B"de belirlenmiştir. Bu işçilerin intibakları işe alındıkları pozisyonun başlangıç derecesinin birinci kademesine yapılır. Bu işçiler TİS hükümlerinden yararlanırlar.” hükmü bulunmaktadır.
Toplu İş Sözleşmesinde EK/1 olarak 01.03.2005 tarihinden önce ve Ek 1/B olarak 01.03.2005 tarihinden sonra işe giren işçiler bakımından ayrı ayrı derece ve kademeye göre yevmiyelerin tespit edildiği görülmektedir.
Aynı Toplu İş Sözleşmesinin kademe ilerlemesi başlıklı 98 inci maddesi ise;
“En az bir yıl iş sözleşmesi ilişkisi bulunmak, bulunduğu kademede en az bir yıl çalışmak, bulunduğu derecede ilerleyeceği kademe bulunmak, değerlendirme fişinde kişisel davranış bakımından en az 7 puan almak ve toplam 60 puan almak şartıyla her yıl Şubat ayı içerisinde işçilere bir kademe ilerlemesi yaptırılır ve izleyen Mart ayı başından itibaren uygulanır.
Bir işçinin kişisel davranış puanı, işçinin Disiplin Kurulu"na girmiş veya ceza alması halinde 7 puandan aşağıya düşürülebilir.
Mazeretinden dolayı, iş sözleşmesi devam etmekle beraber, işinden ayrı kalan işçinin kademe ilerlemesi yapabilmesi için yukarıdaki şartlara ilaveten, o yıl içinde tatiller dahil, bulunduğu kademe terfii tarihinden geriye doğru toplam 90 gün çalışması gerekir.
İşe ilk defa veya tekrar alınan işçilere, bu maddedeki şartlarla kademe ilerlemesine hak kazandıkları takdirde; bir yılını doldurduğu tarihle, izleyen Mart ayının birinci günü arasındaki süre içinde, bulunduğu kademe ile ilerleyeceği kademe arasındaki ücret farkı tutarı, bir defaya mahsus olmak üzere sözü edilen Mart ayı içinde ödenir. Bu ödeme başka ödemeleri etkilemez. İşçinin kademesinde ilerleme sayılmaz.” hükmünü içermektedir.
Derece terfi başlıklı 99 uncu maddesinde de;
“İşçilerin çok dereceli pozisyonlarda, alt derecelerden üst dereceye terfii edebilmeleri için;
a) Bulundukları derecede 2 yıl çalışmış olmaları,
b) Kademe ilerlemesine hak kazanmaları,
c) Bir önceki yıl kademe ilerlemesi yapmış olması ve son yıla ait değerlendirme fişinde de en az 70 puan almış olması
d) Terfii edebileceği üst derece olması şarttır.
Derece terfii, kademe ilerlemesi yapıldıktan sonra ve kademe ilerlemesine hak kazanacağı dönemlerde yaptırılır.
Derece terfii ile işçi ancak bir üst dereceye yükselebilir.
Derece terfiine hak kazanan işçi, kademe ilerlemesi yaptırıldıktan sonra bulunacak gündeliğine, bulunduğu derece ile yükseltileceği derecenin birinci kademe gündelikleri arasındaki fark ilave edilmek suretiyle bulunacak rakam, yükseltileceği derecenin kademeleri arasında mevcutsa bu kademeye, değilse bu rakama en yakın lehte kademeye intibak ettirilir.
Derece terfiine esas tarihler ve derece terfiine esas teşkil eden kademeye 103. maddeye göre tesbit edilen 1 Mart günü esas teşkil eder.” hükmü yer almaktadır.
Öte yandan irdelenmesi gereken başka bir husus ise "eşit işlem borcu"dur.
Eşit davranma ilkesi tüm hukuk alanında geçerli olup, iş hukuku bakımından işverene işyerinde çalışan işçilere eşit davranma, eşit değerdeki işlerde çalışan işçilere eşit çalışma koşullarını uygulama yükümlülüğünü ifade eden çağdaş iş hukukunun tanıdığı ve genellikle hakkaniyet esasına dayandırılan bir borçtur (Çelik, N.: İş Hukuku Dersleri, İstanbul 2009, s. 22. Bası, s.:177).
Eşitlik ilkesi Anayasa"nın 10 uncu maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Adı geçen maddenin 1 inci fıkrasına göre “Herkes, dil, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir”.
Aynı şekilde 07.05.2004 tarihli ve 5170 sayılı Kanunla Anayasa"nın 10 uncu maddesine eklenen 2 nci fıkrada da “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür” hükmüne yer verilmiştir.
Bu Anayasal ilke iş hukukunda, 4857 sayılı İş Kanununun 5 nci maddesinde ifadesini bulmaktadır.
4857 sayılı Kanunun “Eşit davranma ilkesi” başlıklı 5 nci maddesinde:
“İş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayırım yapılamaz.
İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi karşısında kısmî süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz.
İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz.
Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz.
İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz.
İş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davranıldığında işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki uygun bir tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir. 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesi hükümleri saklıdır.
20 nci madde hükümleri saklı kalmak üzere işverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davrandığını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Eşit işlem yapma borcu, kural olarak iş ilişkisi kurulduktan sonra ortaya çıkan ve işvereni keyfi uygulamalar yapmaktan alıkoyan bir borçtur (Yıldız, Gaye B.: İşverenin Eşit İşlem Yapma Borcu, Ankara 2008, s. 68).
Buna göre, işveren kural olarak işyerinde çalışan işçilere eşit işlem yapmak, eşit çalışma koşullarını uygulamak zorundadır. İşveren, haklı bir neden olmadıkça farklı davranmama, sosyal yardım ve parasal menfaatlerinden eşit olarak yararlandırma borcu altında olup, kamu düzenine ilişkin eşit işlem borcunun re"sen gözetilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
Ancak eşit işlem borcu, işverenin tüm işçilere mutlak bir biçimde eşit davranacağı anlamına gelmez.
Farklı çalışma koşullarına tabi işçiler için eşitlik ilkesinden sözedilemez. Bu durumdaki işçiler arasında ayırım yapılabilir. Ancak bunun yapılan işin niteliğine, objektif ölçülere uygun olması gerekir (Çelik, N.: İş Hukuku Dersleri, 2009, s.179).
Eşit davranma yükümlülüğü aynı nitelikte işçiler için söz konusudur. İşveren gerek işçinin yaptığı iş, uzmanlığı, öğrenimi, kıdemi gibi objektif nedenlere, gerek çalışkanlık, yetenek, liyakat gibi subjektif nedenlere dayanarak farklı çalışma koşulları yaratabilir
Hemen belirtelim ki, 4857 sayılı Kanunun 120 nci maddesi hükmüne göre, yürürlükte bırakılan 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinde, iş sözleşmesinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceği de hükme bağlanmıştır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dosya kapsamına göre davacı işçinin uzun yıllardan beri Muğla İl Özel İdaresine ait işyerinde çalıştığı, işyerinin Büro İşkolunda yeraldığı dönemde işyerinde örgütlü Tez Koop-İş Sendikası ile bağıtlanan toplu iş sözleşmelerinden yararlandığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 21 Temmuz 2010 tarih ve 27648 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2010/41 sayılı kararı ile Muğla İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği ve bağlı işyerlerinin 15 numaralı "İnşaat" işkoluna girdiğine yönelik işkolu tespiti üzerine 05 Kasım 2010 tarihinde "İnşaat" işkolunda kurulu ve işyerinde örgütlü Türkiye Yol-İş Sendikasına üyelik talebinde bulunduğu, 11 Kasım 2010 tarihinde üyeliğinin anılan sendika yönetim kurulu tarafından kabul edildiği ve bu sendikanın işveren ile imzaladığı toplu iş sözleşmesinden yararlanmaya başladığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda davalı işverence, davacının Türkiye Yol-İş Sendikasına üye olmasından önce aynı işyerinde geçen hizmet süresinin kıdeme dahil edilmeyerek sendika üyesi olduğu tarih itibariyle işe yeni başlamış bir işçi gibi düşük derece ve kademe üzerinden ücret ödenmesi, eşit davranma borcuna aykırılık teşkil etmekte ve davacının emsal işçilere göre eksik ücret almasına sebebiyet vermektedir.
Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 02.12.2015 gün ve 2015/22-1025 E.-2015/2769 K. sayılı kararında da aynı sonuca varılmıştır.
O halde tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararı yerindedir.
Ne var ki, Özel Daire bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazları incelenmediğinden bu yönde inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçe ile direnme uygun bulunduğundan davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 22. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 12.04.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.