16. Hukuk Dairesi 2012/5745 E. , 2013/2 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında ... Köyü çalışma alanında bulunan 136 ada 1 parsel sayılı 3588690,15 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz yayla vasfıyla sınırlandırılmıştır. Davacı ... yasal süresi içinde, tapu kaydı ve irsen intikal nedenine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli parselin fen bilirkişisinin 01.06.2010 tarihli raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen kısmının çayır vasfı ile paylı olarak ... mirasçıları adına tesciline, geriye kalan kısmın yayla olarak sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın fen bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen bölümünün davacı tarafın dayandığı tapu kaydının sabit sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak davacının dayandığı K.Evvel 1306 Y. 368 numaralı tapu kaydının dosyada bulunan örneklerinde "gözeciği, gözekili, kürteceki" olarak farklı şekillerde yazılan sınırın neresi olduğu ve bu ibarenin ne anlama geldiği keşif sırasında yerel bilirkişiye sorularak, bu sınırın bulunduğu yer fen bilirkişi krokisinde gösterilmemiştir. Aynı şekilde tapu kaydında "tanas köprü" olarak belirtilen sınırda sözü edilen tanasın ne anlama geldiğinin yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmamasının ve ziraat bilirkişi raporunda yer alan fotoğraflarda bu köprünün gösterilmemesinin yanında, sınırlarda yazılı derenin güzergahının değiştiğine dair ziraat bilirkişi raporu ve zeminde gösterilen yolun patika yol olduğu göz ardı edilerek tapu kaydının sabit sınırlı olduğunun kabul edilmiş olması nedeniyle, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için dayanılan tapu kaydının sınırında yazılı bulunan "...", "...", "..." isimlerinden hangisinin doğru olduğu konusunda araştırma yapılarak doğrusu belirlenmeli, bundan sonra taşınmazın bulunduğu yerde elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları, tüm tespit bilirkişileri, ve fen bilirkişi huzuruyla keşif icra edilmeli, davacı tarafın dayandığı tapu kaydının sınırlarında okunan isimlerin ne anlama geldiği yerel bilirkişilerden sorularak, yerlerini göstermeleri istenmeli, gösterilen bu sınırlar teknik bilirkişiye haritasında işaretlettirilmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli,
bilirkişi ve tanık sözlerinin tutanaktaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, taşınmazın değişik yönlerden özellikle tapu kaydında sınır olarak gösterilen köprüyü de gösterir şekilde çekilmiş fotoğrafları dosyaya konulmalı, fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, dayanak tapu kaydının sınırlarını tüm yönleriyle gösterir rapor ve harita düzenlettirilmeli, tapu kaydının sabit sayılabilecek sınırlarından başlayarak kayıt miktarı olan 919 m2 yer kayıt kapsamı olarak belirlenip, davacıya verilmeli; dört tarafı yayla ile çevrili olan yerde sürdürülen zilyetliğin hukukça bir değer taşımayacağı, bu nedenle miktar fazlasının tespit gibi yayla olarak sınırlandırılmasının gerektiği göz önünüde bulundurulmalı, sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, bu hususlar yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı Hazine’nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.01.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.