(Kapatılan)13. Ceza Dairesi 2012/2607 E. , 2013/15012 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme, işyeri dokunulmazlığını bozmak
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I- Sanık ... hakkında hırsızlık, işyeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyizin incelenmesinde;
Sanık hakkında hırsızlık, işyeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçları ile ilgili olarak, 5271 sayılı CMK’nın 321/5. maddesi uyarınca verilen ‘hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına’ ilişkin karara karşı, aynı Kanunun 231/12. maddesi uyarınca itiraz yolu açık olup, temyiz olanağı bulunmadığından, sanık ... müdafiinin bu konudaki temyiz talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince tebliğnameye uygun olarak REDDİNE, 5271 sayılı CMK’nın 264/1. maddesi uyarınca sanık ... müdafii yönünden yasa yolu ile merciinde yanılma, haklarını ortadan kaldırmayacağından, aynı maddenin 2. fıkrasına göre itirazı incelemeye yetkili ve görevli mahkemeye iletilmek üzere, dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE,
II- Sanıklar Abdülaziz Yılmaz ve ... hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümlere yönelik temyizin incelenmesinde;
5237 sayılı TCK’nın 50/5. maddesinde öngörülen düzenlemeye göre, hükmolunan cezanın türü ve miktarına göre, 1412 sayılı CMUK’un 5219 sayılı Kanun ile değişik 305/1 maddesi gereğince hükmün temyizi olanaklı bulunmadığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince sanıklar Abdülaziz Yılmaz ve ... müdafiilerinin temyiz talebinin tebliğnameye uygun olarak REDDİNE,
III- Sanıklar ... ve ... hakkında hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyizin incelenmesinde ;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık ... tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanık ...’ın aşamalarda değişmeyen savunmasının aksine, yüklenen suçu işlediğine ilişkin, diğer sanıklar ... ve ...’in sonradan vazgeçtikleri soyut suç atma niteliğindeki anlatımları dışında mahkumiyetine yeterli kesin inandırıcı ve hukuka uygun delil bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine, yazılı şekilde hükümlülüğüne karar verilmesi,
2-5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, anılan Kanunun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1, 522(pek fahiş). maddelerinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu; sanık ...’ın, arkadaşı ... ile beraber suç tarihinde gece saat 21:00 sıraları müştekinin işyerinin kepenginde takılı muhkem asma kilidi kırıp içeriden 4000 TL değerinde kumaş, overlok makinasını çalması şeklinde gerçekleşen eyleminin, 5237 sayılı TCK"nın 142/1-b,143/1, 53. maddelerine uyan hırsızlığın yanı sıra, aynı Kanunun 116/2-4, 119/1-c, 53 ve 151/1, 53. maddelerine uyan işyeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu ve mala zarar verme suçundan verilen cezanın miktar yönü ile kesinleştiği de göz önüne alınıp sonucuna göre, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK"nın ilgili maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan Kanunun yeniden belirlenmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... müdafiilerinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanık ...‘ın kazanılmış hakkının korunmasına, 20.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.