8. Hukuk Dairesi 2018/9636 E. , 2020/443 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.01.2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden ... ve müşterekleri vekili Avukat ... ve karşı taraftan davacı vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 195 m2 miktarlı 3415 parsel sayılı taşınmazın vekil edenine ait olduğunu, davalının ise komşu 168 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalının vekil edeninin taşınmazının 20 m2"lik kısmına ihata duvarı yapmak ve bahçe olarak kullanmak suretiyle müdahalede bulunduğunu, davalıya ait evin balkonunun da vekil edeninin taşınmazına 15 m2"lik tecavüzünün bulunduğunu açıklayarak, davalının vekil edeninin taşınmazına vaki müdahalesinin önlenmesine, ihata duvarının yıkılmasına, davalının evinin ve balkonunun tecavüzü nedeniyle 4.000 TL tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiş, 5.7.2011 tarihli dilekçesi ile, her ne kadar dava dilekçelerinde meni müdahale ve kal istenilmiş ise de, bilirkişi raporunda belirlenen 24.260 TL tazminatın davalıdan alınmasına karar verilmesini istediklerini beyan etmiştir.
Davalı vekili, taşınmazlar üzerindeki yapıların 25 yılı aşkın bir zamandan beri mevcut olduğunu, taşınmazlar arasında duvarın müşterek masraf yapılarak örüldüğünü, herhangi bir tecavüzün bulunmadığını beyanla davanın reddini savundu.
Mahkemece, tecavüzlü 72,87 m2"lik kısmın ifrazı ile davalı adına tesciline, 24.260 TL bedelin davalıdan alınmasına ilişkin olarak verilen kararın, dava konusu taşınmazın m2 birim fiyatına ilişkin olarak yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarındaki tespitlerin çelişkili olduğu, bu nedenle üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığı ile önceki raporların tartışılması ve çelişkilerin giderilmesi suretiyle yeniden değer belirlemesinin gerektiği gerekçesi ile Yargıtay 1. Hukuk Dairesi"nin 12.12.2012 tarihli ve 2012/11682 Esas ve 2012/15001 Karar sayılı sayılı ilamı ile bozulması üzerine bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, Mahkemece, davanın kabulü ile Kadastro Teknisyeni Bilirkişi ... 26/06/2008 tarihli raporunda bulunan krokide taralı olarak gösterilen toplam 72,87 m2 alanın Kahramanmaraş ili ... ilçesi ... kasabası 3415 parsel sayılı taşınmazdan ayrılarak farklı bir parsel numarası verilerek davalı adına tesciline, taşınmazın değeri olan 24.264,91 TL bedelin dava tarihi olan 25/06/2006 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair verilen karar davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay’ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan hukuk mahkemesi, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm vermek zorundadır.
Ne var ki; Mahkemece, bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Az yukarıda da açıklandığı üzere, bozma ilamında, dava konusu taşınmazın m2 birim fiyatına ilişkin olarak yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarındaki tespitlerin çelişkili olduğu, bu nedenle üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığı ile önceki raporların tartışılması ve çelişkilerin giderilmesi suretiyle yeniden değer belirlemesinin gerektiği hususlarına değinilmesine rağmen, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava dosyasında başka emsal bulunmadığından İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün araştırmaları sonucunda tespit edilip hazırlanan tutanaktaki miktara itibar edildiği bildirilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller" başlıklı 266. maddesi gereği, çözümü hâkim tarafından bilinemeyen (hukuk dışında) özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiye başvurulur. Bilirkişilik özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği için, herkes bilirkişi olamaz ve bu nedenle kimse bilirkişiliği kabul etmeye zorlanamaz.
Hakim; bilirkişi görevlendirirken rapor alınacak konuda, özel ve teknik bilgi sahibi olan uzman kişiler arasından seçim yapılmasına özen göstermek, bilirkişinin oy ve görüşü (raporu) hâkimi bağlamadığından bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirmek, sunulan bilirkişi raporunun dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerle örtüşüp örtüşmediğini denetlemek, gerektiğinde ek rapor veya alanında uzman başka bir bilirkişiden rapor alarak oluşacak sonuca göre bir karar vermek durumundadır.
Somut olayda, bilirkişi heyetince, İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün araştırmaları sonucunda tespit edilip hazırlanan tutanaktaki miktara itibar edilmiş ise de, emniyet mensuplarının taşınmaz değeri tespit etmek yönünde bir görevleri bulunmadığı gibi bu konuda özel ve teknik bilgilerinin bulunduğundan da bahsedilemeyeceğine göre, Mahkemece yapılması gereken iş, taraflardan bu konudaki delillerinin sorulması, Tapu Müdürlüğünden, Belediye Başkanlığından ve ilgili kurumlardan dava konusu taşınmaza emsal olabilecek taşınmazların değerinin araştırılması, gerekirse bu araştırmaların yapılması açısından bilirkişi heyetine de yetki verilmesi, bilirkişilerden, rapora esas alınan emsallerin eksik ve üstün taraflarının da tartışıldığı, açık, denetime ve hükme elverişli rapor alınması, ondan sonra toplanmış ve toplanacak delliller çerçevesinde bir karar verilmesidir.
Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek, eksik araştırma, inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile hüküm verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK"nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK"un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.540,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine, taraflarca HUMK"un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 21.1.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.