22. Hukuk Dairesi 2017/20219 E. , 2019/3529 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı - karşı davalı vekili, müvekkilinin davalı firmada 05.04.2005 tarihinde işe girdiğini ve işten çıkış tarihi olan 29.07.2013 tarihine kadar aralıksız olarak dökümhanede çalıştığını, ödenmeyen ücret alacakları sebebi ile iş akdini haklı nedenle feshettiğini iddia ederek kıdem tazminatı ile bir kısım ücret alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı - karşı davacı vekili, davacının taleplerinin yersiz olduğundan davanın reddi gerektiğini istemiş ayrıca davacının işini mazeretsiz olarak ve iş kanunu hükümlerine göre feshi ihbar etmeden iş akdini fesih ettiğini belirterek çalıştığı süreye göre 56 günlük ihbar tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, dosyadaki tüm deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
I-Davalı- Karşı Davacı Temyizi Yönünden;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere göre, yerinde bulunmayan ve süresinde verilmeyen gerekçeli temyiz dilekçesinde belirtilen hususlar değerlendirilmeksizin sebepleri bildirilmiş olmayan bozma isteğinin reddine,
II-Davacı - Karşı Davalı Temyizi Yönünden;
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı - karşı davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı işçinin hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücretinin hesaplanması hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması halinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Aynı ilkeler hafta tatili ve ulusal bayram genel tatili çalışmaları için de geçerlidir.
Somut olayda; davacı 05.04.2005 – 29.07.2013 tarihleri arasında davalıya ait iş yerinde dökümhane işçisi olarak çalışmış olup dava dilekçesinde ayda 2 kere hafta tatilini kullandığını, milli bayramların tamamında ve 2008 – 2011 yılları arasında dini bayramların tamamında çalıştığını ancak ücretlerinin ödenmediğini iddia etmiştir. Dosya içerisine bir kısım puantaj kayıtlarının ibraz edildiği ve bu kayıtlar esas alınarak davalı işverence düzenlenen denkleştirme çizelgesi başlıklı çizelgenin ibraz edildiği ancak puantaj kayıtlarının tümünün imzalı olmadığı görülmüştür. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ulusal bayram genel tatil ücreti hesabı yapılırken kayıtlara dayalı olan ve olmayan dönemin ayrılmadığı ayrıca hangi genel tatil veya bayram günlerinin hesaplamaya esas alındığı belirtilmemiş, hafta tatili ücret talebi yönünden ise dosyaya ibraz edilen puantaj kayıtları, çizelgelere ve ücret bordrolarına göre davacının çalışmanın büyük döneminde izin kullandığı, hafta tatili gününde çalıştı ise başka günde izin verildiğinin görüldüğü ve izin verilmeyen dönemde de ücretinin ödendiğinin tespit edildiği belirtilerek hafta tatili ücreti hesabı yapılmamıştır. Bu yönüyle bilirkişi raporu hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücreti tespiti bakımından denetlemeye elverişli değildir. Hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti talepleri yönünden yapılacak iş öncelikle bilirkişiden ek rapor aldırılıp, imzalı olan puantaj kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak, kayıtlara göre; davacının hafta tatili ile ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışmasının bulunup bulunmadığının tespiti ile varsa bu günlere ait ücret alacaklarının hesaplanarak hüküm altına alınarak hakkaniyet indirimi yapılmaması ve puantaj ile kayıt altına alınmayan dönem ile imzalı olmayan kayıt dönemi ise tanıkların davacı ile çalışma dönemleri ile sınırlı olarak tanık beyanlarına göre hesaplama yapılarak ve uygun bir hakkaniyet indirimi de yapıldıktan sonra sonuca gitmekten ibarettir. Ayrıca dosya içerisinde yer alan bordrolar da incelenerek bir kısım bordroların imzalı olduğu görüldüğünden bu bordrolarda hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil tahakkuku var ise bu dönemlerin hesaplamadan dışlanması, tahakkuk bulunmakla beraber bordroların imzasız olması ancak ödemelerinin yapıldığının anlaşılması karşısında da bu dönemlerin hesaplamadan mahsup edilmesi gerekirken hatalı bilirkişi raporuna itibarla sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Taraflar arasında hüküm altına alınan bir kısım ücret alacalarına uygulanan faiz başlangıç tarihleri noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda, davacı dava tarihinden önce davaya konu alacaklarının ödenmesi için davalı işverene 29.07.2013 tarihli ihtarname göndererek tebliğden itibaren 3 gün içinde alacaklarının ödenmesini talep etmiş ve bu ihtarname davalı yana 06.08.2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup ihtarnamesinde talep ettiği fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram genel tatili ve yıllık izin ücret alacakları yönünden davalı işveren dava tarihinden önce temerrüde düşürülmüştür. Talep doğrultusunda Mahkemece hüküm altına alınan ve ihtarnamede talep edilen bahsi geçen alacaklar bakımından hüküm altına alınan tüm miktar yönünden temerrüt tarihinden itibaren faize karar verilmesi gerekirken, ıslah edilen alacak miktarlarına ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 18.02.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.