21. Hukuk Dairesi 2017/6682 E. , 2018/198 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : ... 2. İş Mahkemesi
KARAR
Davacı tarafın İstemi :
Davacı vekili, muris ..."ın davalıya ait müessesede çalışmakta iken meslek hastalığına yakalandığını ve malul kaldığını, bu hastalık nedeniyle 02.11.2012 tarihinde vefat ettiğini, murisin ölümünden dolayı müvekkilinin kazanç kayıplarına uğradığını ileri sürerek 1,00 TL maddi tazminatın ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Zonguldak 2. İş Mahkemesi"nin 2016/720 E 2016/615 K sayılı birleşen dosyasında; davacılar vekili, muris ..."ın vefatı ile destekten yoksun kalan eş için 1,00 TL maddi, 8,000,00TL manevi, çocukları için 6.000,00"er TL manevi manevi tazminatın ölüm tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalının Cevabı :
Davalı vekili, zamanaşımı süresinin dolduğunu ve davanın mükerrer olarak açıldığını, müteveffanın başka işyerlerinde de çalışmalarının olduğunu, ölümün başka iş yerlerindeki kötü çalışma koşullarından doğduğunu, Kurumun gerekli önlemleri yaptığını, müvekkilinin kusuru bulunmadığını, ölümün meslek hastalığı sonucu gerçekleşmediğini, davacıların destekten yoksun kaldıkları iddiasının gerçek olmadığını, istenen manevi tazminat miktarlarının çok fazla olduğunu beyan ederek davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin Gerekçesi ve Kararı :
İlk derece Mahkemesi tarafından kararda belirtilen gerekçelerle; davacı eşin maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, davacı ..."ın maddi tazminat talebinin reddine, davacı ..., Döndü, ... ve ..."nın manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin Gerekçesi ve Kararı :
İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirmesi üzerine tarafların yerinde görülmeyen istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esas yönünden reddine karar verilmiştir.
Temyiz :
Davacı vekili, maddi zararın daha fazla olduğu, hesaplamanın eksik ve hatalı olduğu, hükmedilen manevi tazminatların az olduğu gerekçeleriyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, ölüm sebebi hakkında yeterli araştırma yapılmadığı, ölüm ile hastalık arasındaki nedensellik bağının kuşku ve tereddüte yer bırakmayacak biçimde saptanması gerekirken eksik araştırma sonucu hüküm kurulduğu, kusur raporunun hatalı olduğu, Kurum"un sürekli zarar etmesi nedeniyle hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği gerekçeleriyle kararın bozulmasını talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, sigortalının meslek hastalığından vefat ettiği iddiasına dayalı hak sahiplerinin maddi ve manevi zararların giderilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yukarıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.
Dosya kapsamına göre, sigortalı murisin meslek hastalığı nedeniyle vefat ettiğinin Kurumca ve SSYSK"ca kabul edilmediği, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu Ve Adli Tıp Genel Kurulu"nca murisin ölümünün meslek hastalığı sonucu meydana geldiğinin belirlendiği, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ölümün meslek hastalığından kaynaklanmadığı kabul edildiğinden davacı eşe de herhangi bir gelir bağlanmadığı, belirlenen zarardan da bu nedenle gelire ilişkin ilk peşin sermaye değerinin davalının kusuru oranında maddi zarardan düşülmediği anlaşılmaktadır.
Meslek hastalığı sonucu sürekli iş görmez duruma gelen sigortalı, sorumlulardan maddi zararlarının giderilmesini isteyebilir. Maddi zarar kavramı ise, malvarlığının zarar verici olaydan sonraki durumu ile böyle bir olay meydana gelmeseydi göstereceği durum arasındaki farkı ifade etmek için kullanılmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin tazminat davalarında öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi, Yargıtay’ın yerleşik görüşlerindendir.
Yapılacak iş, davanın niteliği göz önünde tutularak davacılar vekiline Kurum"un (SGK) da taraf haline getirilerek davacılar murisinin ölümünün meslek hastalığından kaynaklandığının tespiti davası açması, davanın kabulü halinde davacı eşe Kurumdan gelir bağlanması için Sosyal Güvenlik Kurumuna başvuruda bulunması giderek kurum aleyhine bu konuda da dava açması için önel verilmek ve verilen önelin sonucuna göre gelir bağlandığı takdirde hesap edilen maddi zarardan bu gelirin ilk peşin sermaye değerinin davalının kusuruna isabet eden miktarının tenzili sonucu ile karar vermekten ibarettir.
Kabule göre de;
Gerek mülga B.K"nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı T.B.K’nun 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı eş yararına hükmedilen 6.000,00 TL manevi tazminat ile davacı çocuklar yararına ayrı ayrı hükmedilen 4.000,00 TL manevi tazminat tutarları azdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurulması gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olduğundan temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASI gerekmiştir.
SONUÇ:Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK"nun 373/1. maddeleri uyarınca (KALDIRILMASINA), ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle (BOZULMASINA), dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 16.01.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.