21. Hukuk Dairesi 2016/10435 E. , 2018/202 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine, cezai şarta ilişkin ibranamenin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
K A R A R
Dava, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi zararlarının giderilmesi ve ... 1. Noterliğince düzenlenen 18164 yevmiye numaralı ibraname isimli belgede yer alan cezai şartın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, taraflar arasında noter huzurunda düzenlenen ibranamede 6098 sayılı Yasanın 132. maddesindeki kuralın yerine getirildiği dolayısıyla ibranamenin ve bu ibranameyle birlikte düzenlenen cezai şartın geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; davacılar murisi sigortalının 14.09.2015 tarihli iş kazası sonucu vefat ettiği, davacı eşin kendi adına asalaten iki çocuğu adına velayeten imzaladığı 07.10.2015 tarihli ... 1. Noterliği"nin 18164 yevmiye numaralı ibranamesinde maddi ve manevi zararları karşılamak üzere eş için 7.800,00 TL maddi, 5.200,00 TL manevi, iki çocuk için ayrı ayrı 3.600,00 TL maddi, 2.400,00 TL manevi tazminatın ödendiği, ödeme karşılığında dava ve şikayet haklarından kendisi ve çocukları adına feragat ettiği, ...Fabrikası sahibi Hüsnü Olçar ve Kemal Olçar"ı ve olay nedeni ile kusur isnad edilebilecek tüm şirket yetkili ve çalışanlarını ibra ettiğini, dava açması ve şikayetçi olması halinde 30.000,00 TL ödeyeceğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık taraflar arasında düzenlenen ibranamenin geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yargıtay kararlarında vurgulandığı üzere alacaklının alacak hakkından vazgeçmesini ve bu suretle borçlunun borçtan kurtulmasını kapsayan sözleşmeye "ibra" denir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun132. maddesinde ise;“Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
6098 sayılı sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun hizmet sözleşmeleri başlıklı 6. bölümünün 420. maddesinde iş ilişkilerinde borcun ibra yoluyla sona ermesi düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınları dahil, hizmet sözleşmesinden doğan tüm tazminat alacaklarında işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur.
Somut olayda, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu"nun yürürlüge girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra düzenlenen 07.10.2015 tarihli ibranamede yukarıda belirtilen yasal koşulların varlığı aranacaktır. Bu duruma göre yazılı koşula uygun düzenlenen ibranamenin kaza tarihi olan 14.09.2015 tarihinden kısa bir süre sonra 07.10.2015 tarihinde düzenlendiği ve en az bir aylık yasal süresinin geçmemiş olduğu, ayrıca ibranamede davacılar yararına kararlaştırılan maddi tazminat miktarlarının son derece cüz"i tutarlar olup hak tutarına nazaran noksansız olamayacağı anlaşıldığından, Mahkemece 07.10.2015 tarihli ibranamenin yasal koşulları taşımadığından hükümsüz olduğu, hükümsüz olan ibranamede belirlenen cezai şartın da hükümsüz olduğu ve maddenin ikinci fırkası gereğince maddi tazminatlar bakımından içerdiği miktarla sınırlı olmak üzere makbuz hükmünde kabul edilerek değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde ibranemenin tüm yasal şartları taşıdığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yapılacak iş; şayet gerçek zararı karşılamıyor ise, 07.10.2015 tarihli ibranamenin makbuz niteliği taşıyacağı gözetilerek davacıların ödemenin yapıldığı tarihteki karşılanmayan zararlarını aktüerya uzmanı bilirkişi aracılığıyla saptamak, böylece hasaplanan miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında fark bulunup bulunmadığını denetlemek, fark bulunması durumunda maddi tazminata ilişkin ödemeyi "kısmi ifayı içeren makbuz" niteliğinde kabul etmek ve yapılan ödemenin ödeme tarihindeki karşılanmayan zararları hangi oranda karşıladığını belirlemek, hüküm tarihine en yakın tarihteki ücret artışları da gözetilerek davacı hak sahibinin maddi zararlarını bilirkişiye hesaplatmak, bulunan miktarlardan yasal indirimler yapılarak belirlenen karşılanmayan zararlardan davalı işverence ödeme yapılan tarihe göre zararın karşılandığı oranda indirim yapmak, daha sonra kalan miktar ve davacıların talebi gözetilerek maddi tazminat istemi ile ilgili bir karar vermek, cezai şartın iptaline karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacılar vekilinin bu yönleri kapsayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 16.01.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.