Abaküs Yazılım
8. Hukuk Dairesi
Esas No: 2011/6355
Karar No: 2011/7728
Karar Tarihi: 27.12.2011

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2011/6355 Esas 2011/7728 Karar Sayılı İlamı

8. Hukuk Dairesi         2011/6355 E.  ,  2011/7728 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
    DAVA TÜRÜ : Katılma alacağı
    Davacı-karşı davalı ... ... ile davalı-karşı davacı ... aralarındaki katılma alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Ankara 2. Aile Mahkemesinden verilen 09.05.2011 gün ve 66/714 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay"ca incelenmesi davalı vekili ile davacı vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27.12.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat ... ve karşı taraftan davalı bizzat ve vekili Avukat ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

    KARAR

    Davacı-karşı davalı ... (...) vekili, evlilik birliği içinde edinilen 26763 ada 2 parsel ve sonradan üzerine yapılan bina nedeniyle vekil edeninin yarı payına karşılık 1 daire ile 1 dükkanın tapu kayıtlarının iptaliyle vekil edeni adına tesciline, bu istekleri yerinde görülmezse fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere satılmamış 7, 8, 9 ve 10 nolu bağımsız bölümler için 1.000 TL, ayrıca diğer dairelerin 2003 yılında yapılan satışından elde edilen halen Vakıfbank Çankaya Atakule şubesindeki mevduat hesabında bulunan mevduatın yarı bedelinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak vekil edenine verilmesine karar verilmesini istemiş, 10.1.2008 tarihli ıslah dilekçesiyle talep miktarını 315.000 TL’ye yükseltmiştir.
    Davalı-karşı davacı ... vekili, ...’ın ziynetlerinin, ev eşyalarının, otomobilin, sigorta primlerinin vekil edeni tarafından karşılandığını, ayrıca ...’ın banka hesabında biriken paralarda da vekil edeninin hakkının bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere 12.000 TL’nin yasal faizi ile ...’dan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
    Mahkemece, davalı-karşı davacı ... adına kayıtlı arsanın mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde alınıp kişisel malı olduğu, üzerinde yapılan binanın kocanın kişisel malları ile karşılandığı, bir kısım bağımsız bölümlerin üçüncü kişilere satılması nedeniyle elde edilen gelirin de adı geçenin kişisel malı olduğu, davacı-karşı davalı ...’ın hakkının bulunmadığı, ancak kişisel malın gelirinin edinilmiş mal olduğu gerekçesiyle satış bedelinin faiz getirisinin yarı payı olan 22.323 TL’nin ...’dan alınmasına, davalı-karşı davacı ...’ın feragat nedeniyle ev eşyalarına ilişkin davasının, ...’ın kişisel malı olduğu gerekçesiyle otomobil, ziynetler, sigorta primi ve bankadaki parasınailişkin davasının reddine, bankadaki paranın faiz geliri edinilmiş mal sayıldığından buna ilişkin 2.451,83 TL’nin ...’dan alınmasına, ... ve ...’ın alacaklarının takas edilerek neticeten 19.871,17 TL"nin ...’dan alınarak ...’a verilmesine ilişkin kararın davacı-karşı davalı ... vekili tarafından temyizi üzerine Dairenin 9.6.2009 tarih 2009/1195 Esas 2009/2996 Karar sayılı ilamı ile bozma sevk edilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne 100.033,70 TL"nin karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’dan alınarak davacı ... ...’a verilmesine, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmiş, hüküm davacı-karşı davalı ... vekili ile davalı-karşı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi raporları ve deliller değerlendirilerek hüküm kurulmuştur. Uyulan bozma ilamında kısaca “…Mahkemece yapılacak iş; arsa bedeli hariç 26763 ada 2 parsel üzerindeki binaların 1.1.2002 ve tasfiye tarihindeki (karar tarihi) çıplak sürüm değerlerini belirlemek, tasfiye tarihindeki bina değerinden 1.1.2002 tarihindeki bina değeri çıkarılarak dönem içinde elde edilen geliri bulmak, daha sonra bu gelirden davalı-karşı davacı ...’in kişisel mallarından karşıladığı maliyet bedelini çıkarmak, bu yolla tasfiye tarihi itibarıyla net kârı belirlemek ve davacı-karşı davalı ...’ın net kâr üzerindeki yarı payını bulmaktır. (TMK.nun 231). Mahkemece, açıklanan eksiklikleri tamamlamadan taşınmazların davalı-karşı davacı kocanın kişisel malı olduğu düşüncesiyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetli görülmemiştir…” gerekçesi ile bozma sevk edilmiştir.
    Mahkemece bozma sonrası alınan 2.6.2010, 18.10.2010 tarihli raporlar ile 22.9.2010 ve 18.2.2011 tarihli ek raporlara itibar edilmemiş, 18.3.2011 tarihli üç kişilik uzman bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmuştur. Dava dilekçesinde açıkça 7 ve 8 nolu konutlar ile 9 ve 19 numaralı dükkanlar dava konusu edildiğine, bozma ilamında açıklandığı şekilde dava konusu dairelerin 1.1.2002 ve karar tarihindeki çıplak sürüm değerleri dikkate alındığına, tasfiye değerindeki çıplak sürüm değerinden 1.1.2002 tarihindeki değer çıkarılarak dönem içinde elde edilen gelir bulunduğuna, bu gelir bulunurken davalı lehine istinat duvarının maliyeti ve 36.600,49 TL gider göz önünde bulundurulduğuna, önceki raporlar ile aradaki farklılık ve tesbit edilen değerlerin serbest piyasaya göre belirlenmiş sürüm değerleri olduğu, sonuçta bulunan miktarın da net kara tekabül ettiği de hükme esas alınan raporda gerekçeleri ile açıklandığına, mahkeme dışında alınan raporların hüküm kurulurken dikkate alınma imkanı bulunmadığına göre mahkemece 18.3.2011 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.
    Diğer yandan davalı ... vekili TMK’nun 236/2.maddesi gereğince davacının katılma alacağı isteğinde bulunamayacağını savunmuş ise de, taraflar arasında görülen Ankara 2.Aile Mahkemesinin 22.5.2006 gün 2005/364 Esas 2006/558 Karar sayılı boşanma dava dosyasının incelenmesinde taraflar arasındaki evlilik birliğinin TMK’nun 161.maddesinde yazılı zina nedeni ile değil TMK’nun 166/1.maddesinde yazılı şiddetli geçimsizlik sebebiyle sona erdiği ve kararın kesinleştiği anlaşıldığına göre mahkemece TMK.nun 236/2.maddesinin uygulanmamış olmasında da bir isabetsizlik yoktur.
    Davacı-karşı davalı ... vekili, temyiz dilekçesinde önceki ilamda hükmedilen ve bozma dışında kalması sebebiyle kesinleşen bankadaki mevduatlardan kaynaklanan 22.323 TL alacağın dikkate alınmadığını da ileri sürmüştür. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar; “usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK).  Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (4.2.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).  
    Mahkemece 18.3.2009 tarihli kararda, bir kısım bağımsız bölümlerin üçüncü kişilere satılması nedeniyle elde edilen gelirin...’in kişisel malı olduğu, davacı-karşı davalı ...’ın hakkının bulunmadığı ancak kişisel malın gelirinin edinilmiş mal olduğu gerekçesiyle satış bedelinin faiz getirisinin yarı payı olan 22.323 TL’nin ...’dan alınmasına, ...’ın bankadaki parasının faiz geliri de edinilmiş mal sayıldığından buna ilişkin 2.451,83 TL’nin ...’dan alınmasına, ... ve ...’ın alacaklarının takas edilerek neticeten 19.871,17 TL"nin ...’dan alınarak ...’a verilmesine şeklinde hüküm kurulmuş, temyiz üzerine Dairenin 9.6.2009 tarihli bozma ilamında bu hüküm kısmı bakımından herhangi bir bozma yapılmamıştır. Kaldı ki ilk kararın davacı-karşı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmemesi sadece davalı-karşı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi sebebiyle 19.871,17 TL bölümle ilgili olarak temyiz incelemesi yapılma ve ... aleyhine bozma yapma imkanı da bulunmamaktadır. Dairenin bozması sadece binanın 7, 8 nolu konutları ve 9, 10 nolu dükkanları bakımından ...’ın katılma alacağı talebinin reddedilen bölümüne yönelik olarak yapılmıştır. Bu durumda az yukarıda yazılı karşılıklı banka hesapları üzerinde faiz gelirleri açısından katılma alacakları miktarları ve takas neticesinde ...’ın, Esen’den 19.871,17 TL alacak hakkı bulunduğu hususu usuli kazanılmış hak çerçevesinde kesinleşmiş olmaktadır. Mahkemece kesinleşen bu alacak miktarının, konutlar ve dükkanlarla ilgili net kar üzerindeki katılma alacağı hesabında dikkate alınmaması yerinde olduğu gibi kesinleşen 19.871,17 TL alacakla ilgili son kararda yeniden hüküm kurulmasına da gerek bulunmamaktadır. Mahkemenin son kararda bu miktarla ilgili bir hüküm kurmamış olması ...’ın, Esen’den 19.871.17 TL. takas sonucu katılma alacağı olduğu ve bu miktarın ilk hükmün temyizi sonunda kesinleşmiş bulunduğu sonucunu da değiştirmez.
    Yukarıda belirtilen gerekçelerle davacı-karşı davalı ... (...) vekili ile davalı-karşı davacı ...’ın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 1485,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 4457,00 TL"nin temyiz eden davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacıdan ayrı ayrı alınmasına
    27.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.







    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi