(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2013/2767 E. , 2013/7474 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın vekil edeni adına tapuya tescil edilmesini istemiştir. Davalılardan Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 25/04/2003 gün ve 2641 - 2849 sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; " Taşınmazın 1972 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında çalılık olarak tesbit harici bırakıldığı, halen üzerinde kapama zeytin ağaçları bulunduğu bildirilmişse de komşu parsel tutanakları ve dayanağı kayıtlar getirtilerek çekişmeli taşınmaz yönünü ne olarak gösterdiklerinin araştırılmadığı "na değinilmiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne; 28/05/2004 tarihli krokide (A) harfi ile işaretli 2490 m² yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesine göre açılan tescil davası niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1972 yılında yapılan arazi kadastrosu ile 17/11/1982 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece, bozma kararı öncesinde hükme esas alınan uzman bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığının bildirilmesi nedeniyle ve zilyedlik şartlarının da davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; taşınmazın orman olup olmadığı konusunda uzman orman mühendisi bilirkişi tarafından memleket haritası ve hava fotoğraflarına göre araştırma ve inceleme yapılmamış, taşınmazda bulunduğu bildirilen zeytin ağaçlarının dikme mi, aşılama mı olduğu, teraslama öncesinde taşınmazın gerçek eğiminin ne olduğu ziraat uzmanı tarafından açıklanmamıştır.
3402 sayılı Kadastro Kanunun 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen ve imar - ihyanın tamamlandığı tarihten tescil davasının açıldığı güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülen taşınmazların, Kadastro Kanununun 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ve ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdirî delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile davanın açıldığı tarihten 15 - 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen steroskopik çift hava fotoğraflarının steroskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi gerekir.
O halde; dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği, en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile dava tarihinden 15-20 yıl önce çekilmiş steroskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir harita-kadastro mühendisi ile bir orman yüksek mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar ve ihya ile zilyetliğin hangi tarihte başlayıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası 1/5000 ve 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumu belirlenmeli, orman sayılmayan ve zilyedlikle kazanılacak yerlerden ise, öncesinin ne olduğu, imar ve ihya yapılmışsa hangi tarihte başlayıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, teraslama öncesi gerçek eğim durumu, zeytin ağaçlarının dikme mi, aşılama mı olduğu, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorularak saptanmalı; keşif sırasında, taşınmazın çeşitli yönlerinden hali hazır durumunu gösterir renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dosya içine konulmalı; taşınmaz, genel kadastro sırasında çalılık olarak tespit harici bırakıldığına göre, teraslama öncesi eğim % 12"nin üzerinde ise, 6831 sayılı Kanunun 1/J maddesinin karşıt kavramına göre orman sayılan yerlerden olduğu belirlenirse ormanların mülkiyeti Hazineye, yararlanma hakkı Orman Genel Müdürlüğüne ait bulunduğundan, Orman Genel Müdürlüğü kanunî hasım olarak davaya dahil edilmeli, orman kadastrosu yapılıp taşınmazın orman sınırı dışında bırakıldığı 17.11.1982 tarihine kadar orman sayılacağı, bu tarih ile davanın açıldığı gün arasında 20 yılın dolmadığı düşünülmeli, Hazine ve Orman Yönetiminin tescil istemi bulunup bulunmamasına göre sonuç değerlendirilerek bir karar verilmelidir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve kanuna uygun olmayan hükmün BOZULMASINA 02/07/2013 günü oy birliği ile karar verildi.