1. Hukuk Dairesi 2019/1511 E. , 2020/2150 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-BEDEL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, bedel davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı ve davalılardan ... vekili ve davalı ... vasisi tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir.
Davacı, mirasbırakan ..."ın mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla 2713 ada 90 parsel sayılı taşınmazı ikinci eşi ..."ye satış suretiyle temlik ettiğini, satışın gerçek olmadığını, murisin ölümünden sonra ..."nin taşınmazı yeğeni..."e temlik edip geri aldığını, bu arada taşınmazı kullanmaya devam ettiğini, daha sonra ..."ın ölümü üzerine taşınmazın mirasçılarına intikal ettiğini, mirasçılardan bir kısmının intikali müteakip paylarını davalı ... ile davalı şirkete satış suretiyle devrettiklerini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tesciline, olmadığı taktirde taşınmazın belirlenecek rayiç değerinden miras payına isabet eden kısmın tahsiline karar verilmesini istemiş, 18.09.2013 tarihinde ıslah suretiyle bedele yönelik talebini bilirkişi raporu ile belirlenen ve 3/4 miras payına isabet eden 148.680,00 TL olarak artırdığını bildirmiştir.
Davalılar Leman ve Mukaddes, murisin ölümünden itibaren 33 yıl geçmiş olup, davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu taşınmazı murisin ikinci eşi ..."nin bedelini ödeyerek satın aldığını, satım bedeli ile murisin çalıştığı kuruma dava açıp, emekli olabildiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı ... Mim. Orm. Ürn. Dek. Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti, davacının iddia ettiği vakıaları hangi delille ispat edeceğini açıklamadığını, dava dilekçesinin usule aykırı olduğunu, kendileri bakımından bir iddiada bulunulmadığını, dava değerinin düşük gösterildiğini, davanın zamanaşımının dolduğunu, dava konusu yere komşu parselde kat karşılığı inşaat yapımı için sözleşmesi yaptığını, maliyeti düşürmek için dava konusu taşınmazdaki payı da bedelini ödeyerek satın aldığını, diğer payları almak için de harekete geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin karar, Dairece; "" Somut olayda, yukarıda açıklanan ilke ve olguları kapsar biçimde bir araştırma ve incelemenin yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, her ne kadar davacı taraf tanık deliline dayanmış, ayrıca tanık listesi vermemiş, davacı vekili 11.10.2013 tarihinde tanık dinletmeyeceğini bildirmişse de, davalılar da tanık deliline dayanmış, davalı şirket tanık ismi bildirmiş olmasına rağmen mahkemece davalıların tanıkları dinlenmemiş, muris ile ikinci eşi ..."nin ne zaman evlenmiş oldukları da tespit edilmemiştir. Hâl böyle olunca; mahkemece, yukarıdaki açıklanan ilke ve olgular doğrultusunda gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, murisin ikinci eşi ... ile ne zaman evlendiğinin tespit edilmesi, davalı tanıklarının dinlenmesi ile murisin çekişme konusu taşınmazı temlikindeki gerçek iradesinin ne olduğunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması, ondan sonra davalıların yukarıda açıklanan olgular gözetilerek durumlarının irdelenmesi ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yetinilerek yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.” gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davacı, davalı ... vekili ile davalı ... vasis tarafından temyiz edilmiş, mahkemece 05.02.2019 tarihli ek karar ile ;harç süresinde yatırılmadığından Vasi ..."in temyiz başvurusunun reddine karar verilmiş, ek karar temyiz edilmemiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; mirasbırakan ..."ın çekişme konusu 2668 (yeni 2713) ada 90 parsel sayılı taşınmazı 18.05.1973 tarihli akitle ikinci eşi ..."a satış suretiyle temlik ettiği, ..."ın 28.02.2002 tarihinde ölümünden sonra 15.02.2012 tarihinde mirasçılarının taşınmazı intikalen adlarına tescil ettirdikleri, ardından mirasçılar ..., ..,, ... ve..."in anılan taşınmazdaki miras paylarını 16.02.2012 tarihli akitle davalı ... Mim. Orm. Ürn. Dek. Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti"ne satış suretiyle temlik ettiği, davalı şirketin aynı tarihte kendisine pay satan mirasçılar hesabına ayrı ayrı satış bedeline dair ödemeler yaptığı, öte yandan mirasçı ..."in de aynı taşınmazdaki miras payını 16.02.2012 tarihli akitle kızı davalı ..."a satış suretiyle temlik ettiği, davalı ..."in ise intikal eden miras payını uhdesinde tuttuğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; davalı şirketin dava konusu taşınmazdaki ediniminin iyiniyetli olması nedeniyle ... Mimarlık Ltd.Şti yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine.
Davalılardan ...’in temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK"nun 190. maddesi ile 4721 sayılı TMK"nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Bir başka ifade ile temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı olduğunu ispat külfeti davacı tarafa aittir.
Somut olayda; davacı vekili 11.10.2013 tarihli celsede tanık dinletmeyeceğini bildirmiş, bozma sonrası dinlenen davalı şirket tanıkları özetle; davalı şirketin dava konusu taşınmazı kat karşılığı inşaat yapmak üzere bedeli karşılığında satın aldığını, hatta dava konusu parselin yanındaki dava dışı parseli de davalı şirketin aldığını, mirasçılar arasında ihtilaf olduğunu bilmesinin mümkün olmadığını, davalı ... tanıkları ise özetle; muris ...’ın dava konusu taşınmazı eşi ...’ye sattığını, ...’nin çalışmalarının karşılığında yaptığı birikim ile dava konusu taşınmazın yapımı sağlandığını, bu nedenle devir işlemin gerçekleştiğini beyan ettiklerinden dosya kapsamı ve tanık beyanları bir arada değerlendirildiğinde dava konusu temlik işleminin mirastan mal kaçırma amacıyla yapıldığının davacı tarafından kanıtlandığını söyleyebilme imkanı yoktur.
Hal böyle olunca, hükmü temyiz eden davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalı ... vekilinin yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.