10. Hukuk Dairesi 2014/3615 E. , 2015/6953 K.
"İçtihat Metni"İş Mahkemesi
Dava, Alman Rant Sigortasına giriş tarihinin Türkiye’de sigorta başlangıcı olarak tespiti ve davacının yurtdışı borçlanmasının 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
25.12.2012 tarihli borçlanma talebi ve 25.12.2012 tarihli ödeme ile Almanya’da geçen 20.08.1991-19.08.1992 tarihleri arasında 360 günlük süreyi 3201 sayılı Yasa kapsamında, 5510 sayılı Yasanın 4/1-b maddesine göre borçlanan davacı, Alman Rant Sigortasına giriş tarihi olan 20.08.1991 tarihinin Türkiye’de sigorta başlangıcı olarak tespitini ve davacının yurtdışı borçlanmasının 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin tespitini istemiş; Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının Almanya’da sigortalı olarak çalışmaya başladığı 20.08.1991 tarihinin Türkiye de 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesi kapsamında sigortalılık başlangıcı olarak tespitine, yurtdışı borçlanmasına konu sürenin 5510 sayılı Yasanın 4/1-a bendi kapsamında sigortalılık haline göre geçmiş sayılması gerektiğinin tespiti isteminin reddine karar verilmiştir. Dosyadan, davacının 10.05.2013 tarihi itibari ile 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesi kapsamında tescili olmadığı anlaşılmaktadır.
17.04.2008 tarihli 5754 sayılı Kanunun 79"uncu maddesiyle değişik 3201 sayılı Kanunun 3"üncü maddesi “Bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilenler ile yurt dışında çalışmakta iken veya yurda kesin dönüş yaptıktan sonra ölenlerin Türk vatandaşı olan hak sahipleri sigortalının Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması yoksa Sosyal Güvenlik Kurumuna, Türkiye’de çalışması varsa en son tabi olduğu sosyal güvenlik kuruluşuna müracaat etmek suretiyle bu Kanunla getirilen haklardan yararlanırlar…” hükmünü içerirken; yine aynı Kanunla 3201 sayılı Kanunun 5"inci maddesine 4"üncü fıkra hükmü olarak eklenen ek fıkra ile de; “Yurtdışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa, aynı Kanunun 4"üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bende kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir.” hükmü getirilmiştir.
Anılan 5754 sayılı Kanun ile, 3201 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler ve getirilen ek düzenlemelere birlikte bakıldığında; başvurulacak kuruluşların belirlenmesinde, eski 3"üncü maddede öngörülen değişik hallerden tümüyle vazgeçilmiş ve sadece, Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4"üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği öngörülmüştür. Anılan düzenlemeyle, Türkiye’de hiçbir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi çalışması bulunmayan kişilerin, 3201 sayılı Kanuna dayalı borçlanma sürelerinin 5510 sayılı Kanunun 4/1-b kapsamında sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi gerekecektir. Yani kişinin yurtiçinde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi sigortalılığı var ise talep tarihi itibariyle en son sigortalılık haline göre 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma yapacaktır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297’nci maddesinde; “...taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmüne yer verilmiştir. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması, gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerekir
Somut olayda; davacının, yurtiçinde herhangi bir sigortalılığı bulunmadığı anlaşıldığından; 3201 sayılı Kanun kapsamındaki borçlanmasının anılan 5510 sayılı Kanunun 4/1-a maddesinde öngörülen sigortalılık statüsünde kabul edilmemesine yönelik mahkeme kararı yerinde ise de; davacının Almanya’da sigortalı olarak çalışmaya başladığı 20.08.1991 tarihinin Türkiye’de 5510 sayılı Yasanın 4/1-a maddesi kapsamında sigortalılık başlangıcı olarak tespitine karar verilerek çelişki oluşturulmak suretiyle, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.