Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2015/2252
Karar No: 2017/952
Karar Tarihi: 10.05.2017

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2015/2252 Esas 2017/952 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2015/2252 E.  ,  2017/952 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

    Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Denizli 1. İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 29.04.2014 gün ve 2012/185 E., 2014/172 K. sayılı kararın temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 18.09.2014 gün ve 2014/16925 E., 2014/24372 K. sayılı kararı ile;
    "...Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde mevsimlik işçi kadrosuyla işe alındığını ve bir süre sonra asıl kadroya geçirildiğini, kayıtlarda mevsimlik işçi olarak gösterilse de aslında sürekli işçi olduğunu beyanla, mevsimlik işçi olduğu dönemde kullandırılmayan yıllık ücretli izin haklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
    Davalı vekili, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, davacının daimi kadroya geçtiği zamana kadar mevsimlik işçi olarak çalıştığını, işyerinde müvekkili adına Türk Ağır Sanayi ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası ile Yol İş Sendikası arasında imzalanan işletme toplu iş sözleşmesi’nin geçici 4. maddesinde de 26.10.2000 tarihli protokol doğrultusunda mevsimlik işçilikten sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin geçmişteki parçalı hizmetlerinin yıllık ücretli izin hesabında gözetilmesine rağmen, bu hususun geçmiş yıllar için işçiye yıllık ücretli izin hakkı kazandırmayacağının öngördüğünü, davacının sürekli işçiliğe geçtikten sonra geçmişteki parçalı hizmetleri de gözetilerek belirlenen yıllık ücretli izin haklarının da kullandırıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Taraflar arasında davacı işçinin yıllık izin ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususu uyuşmazlık konusudur.
    Çalışmanın sadece yılın belirli bir döneminde yoğunlaştığı işyerlerinde yapılan işler mevsimlik iş olarak tanımlanabilir. Sözkonusu dönemler işin niteliğine göre uzun veya kısa olabilir. Her zaman aynı miktarda işçi çalıştırmaya elverişli olmayan ve işyerinde yürütülen faaliyetin niteliğine göre işçilerin her yıl belirli sürelerde yoğun olarak çalıştıkları ve fakat yılın diğer döneminde işçilerin iş sözleşmelerinin ertesi yılın faaliyet dönemi başına kadar ara vermeyi gerektiren işler mevsimlik iş olarak değerlendirilebilir.
    4857 sayılı İş Kanunu"nun 53/3. maddesi uyarınca, mevsimlik işlerde yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümler uygulanmaz. Bir başka anlatımla, mevsimlik işçi, 4857 sayılı Kanun"un yıllık ücretli izin hükümlerine dayanarak, yıllık ücretli izin kullanma veya buna dayanarak ücret alacağı isteminde bulunamaz. Hemen belirtmek gerekir ki, 53/3. maddede ki kural, nispi emredici kural olup, işçi lehine bireysel iş sözleşmesi ya da toplu iş sözleşmesi ile yıllık ücretli izne ilişkin hükümler düzenlenebilir ve mevsimlik işçiler için yıllık izin hakkı tanınabilir.
    Davacı işçinin davalı işyerinde mevsimlik işçi olarak çalıştığı dönemde geçen çalışmalarında yılda onbir ayın üstünde çalıştığı süreler bakımından işçinin dinlenme hakkının varlığını gerektirmektedir. 4857 sayılı Kanun"un 53. maddesinde mevsimlik işlerde yıllık izin hakkının doğmayacağı belirtilmiş ise de, yılın ne kadar bölümünde çalışılma halinde mevsimlik iş sayılacağı yönünde bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Öyle ki yılın tamamına yakın bir bölümünde çalışılma halinde Anayasal temeli olan dinlenme hakkının tanınmasının gerekeceği açıktır. (HGK 3.11.2011 gün 2011/9-596 esas 2011/8725 karar)
    Somut olayda, toplu iş sözleşmesinin geçici 4. maddesine göre mevsimlik işçilerde yıllık izne hak kazanılmayan yılların izin süresinin belirlenmesinde esas alınacak kıdemin tespitinde dikkate alınamayacağı hususu açıktır. Bu sebeple davacının mevsimlik işçi olarak çalıştığı döneme ilişkin olarak sadece onbir ay ve üzerinde çalışmasının bulunduğu yıllar bakımından yıllık izin hakkının doğduğu dikkate alınarak o yıl ile ilgili olarak toplu iş sözleşmesine göre yirmiiki gün kabul edilerek izne hak kazanılan süreye göre alacağının hesaplanması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir..."
    gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.


    HUKUK GENEL KURULU KARARI

    Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
    Dava yıllık izin ücreti alacağının tahsili istemine ilişkindir.
    Davacı vekili müvekkilinin Köy Hizmetleri İl Müdürlüğüne ait işyerinde çalışmakta iken 2001 yılı Şubat ayında kadroya alındığını, 5286 sayılı Kanunla işyerinin İl Özel İdaresine devrinden sonra çalışmaya devam ettiğini, emeklilik nedeni ile işten ayrıldığını, davacıya kadroya alındığı tarihten emekli olduğu tarihe kadar yıllık izin haklarının kullandırıldığını ancak 2001 yılında kadro alınmasından önceki hizmet süresi içinde yıllık izin kullandırılmadığını, mevsimlik işçi sayılması mümkün olmadığından fasılalı çalışmaları birleştirilmek sureti ile yıllık izin süre ve ücretinin hesaplanarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalı ... İl Özel İdaresi vekili davacının kadroya alınana kadar mevsimlik işçi olarak çalıştığını, yıllık izne hak kazanmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
    Davanın devamı sırasında 6360 sayılı Kanun ile 30.03.2014 tarihi itibari ile Denizli İl Özel İdaresinin tüzel kişiliğinin kaldırılarak davanın Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyonu tarafından Denizli Büyükşehir Belediye Başkanlığına devri üzerine dava bu davalıya karşı sürdürülerek sonuçlandırılmıştır.
    Davalı ... vekili davanın reddini talep etmiştir.
    Mahkemece hükme esas alınan hesaplamanın Hukuk Genel Kurulunun 08.05.2013 gün ve 2013/9-257 E., 2013/592 K. sayılı kararına göre denetime elverişli olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne ve 4.675,20-TL brüt yıllık izin ücretinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
    Davalı ... vekilinin temyizi üzerine karar Özel Dairece yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmuştur.
    Mahkemece önceki gerekçe tekrar edilmek sureti ile direnme kararı verilmiştir.
    Direnme kararı davalı ... vekili tarafından temyize getirilmiştir.
    Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, davacının mevsimlik işçilikte geçen hizmetinin yıllık izin süresinin hesabında esas alınacak kıdem süresinin belirlenmesinde dikkate alınıp alınmayacağı noktasında toplanmaktadır.
    Anayasa’nın 50 nci maddesi "Dinlenmek çalışanların hakkıdır. Ücretli hafta ve bayram tatili ile yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir. " hükmünü içermektedir.
    4857 sayılı İş Kanununun konuya ilişkin “Yıllık ücretli izin hakkı ve izin” başlıklı 53 üncü maddesi;
    "İşyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir. Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez. Niteliklerinden ötürü bir yıldan az süren mevsimlik veya kampanya işlerinde çalışanlara bu Kanun"un yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümleri uygulanmaz." şeklinde düzenlenmiştir.
    Öte yandan Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliğinin 12 nci maddesi uyarınca; "4857 sayılı İş Kanununun 53. maddesinin 3. fıkrasında sözü geçen ve nitelikleri yönünden bir yıldan az süren mevsim veya kampanya işlerinin yürütüldüğü işyerlerinde devamlı olarak çalışan işçilerin yıllık ücretli izinleri hakkında bu yönetmelik hükümleri uygulanır " hükmünü haizdir.
    Anılan düzenlemelerde açıkça öngörüldüğü üzere niteliklerinden ötürü bir yıldan az süren mevsimlik veya kampanya işlerinde çalışanlara 4857 sayılı İş Kanununun yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümleri uygulanamaz.
    Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde öncelikle mevsim ve kampanya işleri kavramlarının açıklanması gerekmektedir.
    Bilindiği üzere İş Hukuku mevzuatımızda iş kanunlarıyla mevsimlik işçilerin çalışma koşulları düzenlenmiş olmasına rağmen mevsimlik işin tam bir tanımı yapılmadığı gibi hangi işlerin mevsimlik işler olduğu da açıkça belirtilmemiştir.
    Mevsimlik işlere ilişkin hükümler, 4857 sayılı İş Kanununun 29/7 ve 53/3, aynı Kanunun 60 ıncı maddesine dayanılarak çıkarılan Yönetmeliğin 12, 394 sayılı Hafta Tatili Hakkında Kanunun 4/f maddelerinde yer almaktadır. Bu hükümlerde mevsimlik işin tanımına yer verilmemiş ancak yılın herhangi bir devresinde çalışmaların yapıldığı, diğer zamanlarda yapılmadığı veya çalışmanın azaltıldığı işyerleri tanımı yapılarak mevsimlik çalışanların yıllık izin haklarının bulunmadığı, ancak toplu iş sözleşmesi kapsamına alınabileceği hükme bağlanmıştır.
    Düzenlemelerden yola çıkılarak çalışmanın yılın belirli bir döneminde yoğunlaştığı işyerlerinde yapılan işler, mevsimlik işler olarak tanımlanabilir.
    Nitekim mülga 3008 sayılı İş Kanununun 2/B maddesinde “yılın herhangi bir devresinde tam veya fazla faaliyette bulunup, öteki devrede tümüyle faaliyetten kalan veyahut faaliyetini azaltan işyeri” mevsimlik işyeri olarak kabul edilmiştir.
    Mevsimlik iş öğretide de yılın belli dönemlerinde faaliyetin yoğunlaştığı, diğer dönemlerinde azaldığı veya tamamen durduğu ve bu durumun yılın belli dönemlerinde tekrarlandığı işler olarak tanımlanmaktadır.
    Söz konusu dönemler işin niteliğine göre uzun veya kısa olabilir. Her zaman aynı miktarda işçi çalıştırmaya elverişli olmayan ve işyerinde yürütülen faaliyetin niteliğine göre işçilerin her yıl belirli sürelerde yoğun olarak çalıştıkları fakat yılın diğer döneminde iş sözleşmelerine ertesi yılın faaliyet dönemi başına kadar ara vermeyi gerektiren işler, mevsimlik iş olarak değerlendirilebilir.
    Mevsimlik işler, Hukuk Genel Kurulunun 07.03.2012 gün 2011/9-755 E., 2012/117 K., 30.11.2011 gün 2011/9-596 E., 2011/725 K. ve 08.05.2013 gün ve 2013/9-257 E., 2013/592 K. sayılı kararlarında da işin niteliğine ve yapısına göre yılın belirli dönemlerinde ortaya çıkan veya bu dönemlerde artan faaliyetlere uygun olarak çalışılan işler olarak tanımlanmıştır.
    4857 sayılı İş Kanununun 53/3 üncü maddesi uyarınca mevsimlik işlerde yıllık ücretli izinlere ilişkin hükümler uygulanmayacağından mevsimlik işçi, 4857 sayılı İş Kanununun yıllık ücretli izin hükümlerine dayanarak yıllık ücretli izin kullanma veya buna dayanarak ücret alacağı isteminde bulunamaz. Hemen belirtmek gerekir ki, 53/3 üncü maddedeki kural, nispi emredici kural olup işçi lehine bireysel iş sözleşmesi ya da toplu iş sözleşmesi ile yıllık ücretli izne ilişkin hükümler düzenlenebilir ve mevsimlik işçiler için yıllık izin hakkı tanınabilir.
    Öte yandan, bir işyerinde başlangıçta mevsimlik olarak çalıştırılan ve daha sonra devamlılık arzeden işte çalıştırılan işçinin, mevsimlik dönemdeki çalışması kıdeminde dikkate alınmasına rağmen, yıllık ücretli izinde dikkate alınmaz. Bu nedenle işçinin mevsimlik dönemde geçen kıdemi, daha sonra izne hak kazandığı dönemde izin süresinin belirlenmesinde dikkate alınmalıdır. Ancak bu olgu için işçinin mevsimlik çalıştığı belirtilen dönemde yapılan işin gerçekten mevsime bağlı olarak yapılması gerekir.
    Yapılan iş mevsimlik değil ancak işçi aralıklı çalıştırılmış ise mevsimlik işten söz edilemeyeceğinden bu sürede de bir yılı doldurmak koşulu ile izne hak kazandığı kabul edilmelidir.
    Yasa koyucunun mevsimlik işte yıllık izin öngörmemiş olmasının temel gerekçesi, çalışılan süre itibarıyla dinlenme ihtiyacının ortaya çıkmamış oluşudur. Ne var ki özellikle işçinin her yıl 11 ay civarında çalıştırılması ve kısa bir askı süresinden sonra yeniden çalışmaya devam etmesi, diğer bir ifade ile yılın tamamına yakın bir bölümünde çalışılma halinde Anayasal temeli olan dinlenme hakkının tanınması gerekmektedir. 11 ayı aşan çalışmalarda ise yılın kalan bölümünde dinlenme hakkının gereğinin yerine getirilmesi için gereken süre bulunmadığından, 11 ayı aşan çalışmalarda çalışma şeklinin mevsimlik iş olarak değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır. Bu çeşit bir çalışmanın mevsimlik olarak değil, fasılalı çalışma olması nedeniyle ve mevsimlik işten söz edilemeyeceğinden bu sürede de bir yılı doldurmak koşulu ile işçinin izne hak kazandığı kabul edilmelidir.
    Çalışmaların mevsimlik iş olup olmadığının, işin ve işyerinin özelliğine göre titizlikle irdelenmesi gereği de göz ardı edilmemelidir.
    Öte yandan 01.03.2001-28.02.2003 tarihleri arasındaki dönemi kapsayan Yol-İş Sendikası ile Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü adına Türkiye Ağır Sanayii ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri (TÜHİS) Sendikası arasında işletme düzeyinde imzalanan 9 uncu dönem toplu iş sözleşmesinin Geçici 4 üncü maddesinde, "29.10.2000 tarihli protokol ile geçici işçilikten daimi işçiliğe geçen işçilerin geçmiş parçalı hizmetleri yıllık izin hesabında dikkate alınır. Ancak önceki parçalı hizmetleri için yıllık izin hakları doğmaz." hükmü bulunmaktadır.
    Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 02.02.2001 tarihinde daimi kadroya geçen davacı işçinin o tarihten sonra Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünde aralıksız çalıştığı, Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünün 5286 sayılı Kanun ile kapatılarak işyerlerinin İl Özel İdaresine devredildiği, İl Özel İdaresi işyerinde çalışırken iş sözleşmesinin davacının emekli olması nedeniyle sona erdiği, davacının çalışmalarının kadroya geçmeden önceki dönem bakımından genelde 11 ayın altında kaldığı, bazı yıllar ise 11 ay ve üzerinde çalıştığı anlaşılmaktadır.
    Davacı işçi işyerinde daimi kadroya geçinceye kadar toplu iş sözleşmesinin belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılacak işçiler kapsamında çalıştırılmış, ağırlıklı olarak yılın son aylarında çıkarılmış ve yılın ilk aylarında yeniden çalışmak üzere işe alınmış, işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinin yıllık ücretli izinle ilgili hükümlerinden yararlandırılmamıştır.
    Bu durumda davacının ifa ettiği görev ve çalışmaların geçtiği Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü işyerindeki işin niteliği, işverenin ve işyerinin faaliyetleri dikkate alındığında mevsim koşullarına göre belli dönemlerde daha fazla işgücüne ihtiyaç duyulması ve dolayısıyla çoğunlukla arazide çalışması gereken davacı işçinin çalışmalarının belli bir mevsimde yoğunlaşması kaçınılmazdır.
    O halde mevsimlik işçi olarak çalıştığı dönemde 11 ayın altında çalıştığı yıllar bakımından yılın kalan bölümünde işyerinde çalışması olmayan davacı işçinin yıllık izin hakkının doğmadığı kabul edilmelidir. Zira işe giriş tarihine göre yılın çalışılmayan bölümünde davacı işçi bu hakkını kullanmış olup kanun koyucunun mevsimlik işte yıllık izin öngörmemiş olmasının temel gerekçesi de çalışılan süre itibarıyla dinlenme ihtiyacının ortaya çıkmamış oluşudur.
    Bununla birlikte davacı işçinin 11 ay ve üzerinde çalıştığı yıllarda çalışılan süre dikkate alındığında dinlenme hakkının yani yıllık izin hakkının doğduğunun kabulü gerektiği gibi, hak kazanılan yıllık izin süresinin belirlenmesinde mevsimlik işçilikte geçen kıdem süresi de dikkate alınmalıdır.
    Hal böyle olunca somut olayda mahkemenin hükme esas aldığı hesaplama bu tespitlere uygun olarak yapıldığından direnme kararı yerindedir.
    Açıklanan bu nedenlerle direnme kararı onanmalıdır.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçe ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı (241,55-TL) harcın temyiz edenden alınmasına, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 10.05.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.



    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi