8. Hukuk Dairesi 2011/90 E. , 2011/4792 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
... ile Hazine ve ... aralarındaki tescil davasının reddine dair Batman 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 21.07.2010 gün ve 349/531 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekilleri dava dilekçelerinde mevkii ve sınırlarını açıkladıkları taşınmazların 50 yılı aşkın bir süredir aralıksız çekişmesiz malik sıfatıyla vekil edeninin zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu 40 yılı aşkın bir süre önce söz konusu taşınmazda bulunan taşları para ve emek sarf etmek suretiyle temizlediğini, ağaçlar diktiğini açıklamışlar ve anılan taşınmazların vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında sayılan yerlerden olduğunu, kuzey tarafında kayalık, batısında dere yatağı tespit edildiğini, imar ve ihya yoluyla taşınmazın edinilmesinin mümkün olmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuş, 8.6.2010 tarihli dilekçesiyle de dava konusu taşınmazın TMK.nun 713/6. maddesi gereğince Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... kişiliğine dava dilekçesi yöntemine uygun bir biçimde tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamış, cevapta vermemiştir.
Mahkemece, “…her ne kadar keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu taşınmaz bölümlerinin uzun yıllardan beri davacının zilyet ve tasarrufunda olduğunu bildirmişler ise de, gerek mahkemece keşifte yapılan gözlemde gerekse jeolog bilirkişi tarafından sunulan fotoğraflar gözetildiğinde, taşınmazın halen yoğun bir şekilde taşlık ve kayalık bir yapıda olduğunu, sürülü olan kısımlarının dahi taşlık niteliğinde olduğunun belirlendiğini, buna göre imar ve ihyanın tamamlanmadığını dolayısıyla davacı yararına tescil koşullarının gerçekleşmediğini…” gerekçe göstermek suretiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili Av. ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1, 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar vermiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Taşınmaz bölümlerinin niteliği konusunda duraksama söz konusudur. Batman Kadastro Müdürlüğünün 27.8.2008 gün ve 3190 sayılı karşılık yazılarında dava konusu taşınmazın 766 sayılı Tapulama Kanununun 2. maddesi gereğince tapulama dışı bırakıldığının açıkladığına ve dava dilekçesinde ise, davacının 40 yılı aşkın bir süre önce taşınmazda bulunan taşları emek ve para sarf etmek suretiyle temizlediği bildirildiğine göre dava konusu yerin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesi uyarınca imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun kabulü gerekir. İmar ve ihyaya muhtaç bulunan bir yerin kazanmayı sağlayan zilyetlikle edinilmesine ilişkin koşullar yanında taşınmazın aynı zamanda imar ve ihya edildiğinin de kanıtlanması ve buna ilişkin tüm olumlu ve olumsuz koşulların saptanıp belirlenmesi zorunludur. Keşifte dinlenen üç yerel bilirkişinin birlikte dinlenildiği saptanmıştır. HMK.nun 261/1. maddesi uyarınca tanıklar ayrı ayrı dinlenir (1086 sayılı HUMK. m.265). Tanıklar hakkındaki hükümler aynı zamanda bilirkişiler hakkında da uygulanır. Bu nedenle yerel bilirkişilerin birlikte dinlenmiş olmaları anılan madde hükmüne aykırı düşer.
Bundan ayrı keşifte dinlenen uzman bilirkişi jeoloji mühendisi Osman Demir 5.5.2010 tarihli raporunda “…hava fotoğraflarını incelediğini” açıklamıştır. Hangi tarihli hava fotoğraflarının uygulanıp incelendiği açıklanmadığı gibi yöntemine uygun bir biçimde yapılan bir uygulamadan da söz edilemez. Kural olarak ve Daire uygulaması gereğince hava fotoğrafları konunun uzmanı olan jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi aracılığıyla uygulanır. Dava 16.7.2008 tarihinde açılmış olup, dava konusu taşınmaz ise Kadastro Müdürlüğünün yazısına göre 1957 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tapulama harici bırakılmıştır. Teknik bilirkişinin krokisinde A harfi ile gösterilen kısım halen tespit dışı kalan yer olup, aynı krokide kırmızıya taralı B harfi ile işaretli yer ise 12.6.2008 tarihinde idari yoldan maliye Hazinesi adına 891 parsel numarası ile 124 hektar 0852,50 dm (1.240.852.50 m2) olarak ham toprak niteliğiyle tapuya kaydedilmiştir. Görüldüğü gibi 891 parsel oldukça büyük bir yerdir. Davacı her ne kadar başlangıçta tümü için zilyetlikten tescil davası açmış ise de, krokide B harfi ile belirlenen yer bakımından dava tapu iptali ve tescil davasına dönüşmüştür. Batman Tapu Sicil Müdürlüğünün 23.6.2010 tarih 1648 sayılı karşılık yazılarında ise 891 sayılı parselin ifraz gördüğü ve ifraz sonrası oluşan parsellerin tapu kayıtlarının gönderildiği görülmektedir. Ancak dava konusu krokide B harfi ile gösterilen yerin ifraz sonrası hangi parsel kapsamında kaldığı anlaşılamamaktadır. Bu konuda teknik bilirkişi raporu gerekmektedir.
Öncelikle dava konusu yerler ile çevresindeki ve komşu parselleri gösterir birleşik paftanın Kadastro Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulması, tescil ve tapu iptali ile tescile konu yapılan A ve B harflerine komşu 651, 653, 654, 658, 659, 660, 663, 714, 715, 716 ve 717 sayılı parseller ile birleşik pafta üzerinde mahkemece tespit edilecek diğer komşu parsellerin kadastro tutanak ve ekleriyle kadastro sırasında bu parsellere revizyon gören tapu ve vergi kayıtları bulundukları yerlerden getirtilerek dosya arasına konulması, dava konusu ve krokide A harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü bakımından davanın açıldığı 16.7.2008 ve krokide B harfi ile belirtilen yer bakımından ise idari yoldan Hazine adına tapunun oluştuğu 12.6.2008 tarihinden geriye doğru en az 20 yıl öncesine ait iki ayrı zamanda çekilmiş hava fotoğrafları bulundukları yerlerden getirtilerek dosyaya eklenmesi, ondan sonra uzman bilirkişi jeodezi ve fotogrametri mühendisi teknik bilirkişi ve daha önce götürülmeyen uzman bilirkişi ziraat mühendisi aracılığıyla hava fotoğraflarıyla komşu parsellere ait tapu ve vergi kayıtlarının zemine uygulanması, komşu kayıt ve belgelerin taşınmaz yönünü ne gösterdikleri üzerinde durulması, hava fotoğraflarının çekildikleri tarihlere göre taşınmazın imar ve ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı, kültür arazisi haline getirilip getirilmediği veya hangi durumda bulundukları hususlarının saptanması, hava fotoğraflarının stereoskopik aletle üç boyutlu olarak incelemeye tabi tutulması, taşınmazın gerçek niteliğinin belirlenmesine çalışılması, yerel bilirkişi ve tanıkların 6100 sayılı HMK.nun 243 ve 244. (1086 sayılı HUMK.nun m.258) maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle aynı kanunun 259. maddesi (1086 sayılı HUMK. m. 259) gereğince keşif yerinde dinlenilmeleri, dava konusu taşınmaz bölümlerinin davacı tarafından hangi tarihte imar ve ihyaya başladığı, imar ve ihyayı ne şekilde sürdürdüğü ve ne biçimde emek ve para sarf ettiği olaylara dayalı olarak yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, beyanlar arasında çelişki bulunduğu taktirde bu aykırılığın yüzleştirilerek giderilmesi, mahkemenin keşifte yaptığı gözlemde değinildiği hususlarda gözönünde bulundurularak dava konusu yapılan taşınmaz kısımlarının hakim vasfının taşlık, kayalık mı, yoksa tarım arazisi mi olduğu konusu üzerinde durulması, uzman bilirkişiden bu konuda görüşünün istenmesi, toprak kalınlığının kaç (cm) olduğunun saptanması, tüm bu konularda uzman bilirkişilerden Yargıtay"ın ve tarafların denetimine açık gerekçeli ve karşılaştırmalı rapor alınması, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması doğru değildir.
Oluşacak duruma göre Hazinenin tescil isteğinin değerlendirilmesi, ancak Hazine adına tescile karar verilebilmesi için taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olması gerekir. TMK.nun 715 ve 999. maddelerinin kapsamı gereğince tapu kütüğüne tescili mümkün olmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde ise Hazinenin de tescil isteğinin reddi düşünülmelidir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 17,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 03.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.