Abaküs Yazılım
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2017/2108
Karar No: 2017/966

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/2108 Esas 2017/966 Karar Sayılı İlamı

Özet: (Bu özet Yapay Zeka tarafından yazılmıştır. Hukuki olarak geçerliliği yoktur.)


Dava işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. Davacı işçi, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız ve sebepsiz yere feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı işveren ise işçinin iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddedilmesini istemiştir. Mahkeme, davalı işverenin gerekçelerinin yeterli olmadığına karar vererek davacının talebini kabul etmiştir. Ancak davalı tarafın temyiz başvurusu sonrasında, Özel Daire davacının talebinin reddedilmesi gerektiği yönünde karar vermiş, mahkemece yapılan direnme kararı üzerine, Hukuk Genel Kurulu davacının talebinin kabul edilmesi yönünde karar vermiştir. Bu karar sonrasında davalı işveren tarafından yapılan temyiz talebi reddedilmiştir. İlgili kanun maddeleri: İş Kanunu 25/2. fıkra.
Hukuk Genel Kurulu         2017/2108 E.  ,  2017/966 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

    Taraflar arasındaki “işçilik alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gaziantep 1. İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 16.11.2012 gün ve 2011/344 E., 2012/557 K. sayılı kararın davalı şirket vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 13.02.2014 gün ve 2013/3663 E., 2014/2156 K. sayılı kararı ile;
    "…Davacı vekili; davacının iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatlarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı davacının iş sözleşmesinin diğer çalışanlara hakaret ve küfür etmesi sebebiyle haklı olarak feshedildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
    Mahkemece bilirkişi raporundaki hesaplamalara göre kısmen kabulüne karar verilmiştir.
    Uyuşmazlık İş sözleşmesini sona erdiren işverenin feshinin haklı olup olmadığı noktasındadır.
    Davacı işçinin 24.09.2007 tarihinden beri davalıya ait mağazada reyon yöneticisi olarak çalıştığı 13.05.2011 tarihli fesih bildirmi ile davacının diğer reyon çalışanlarına hakaret ettiği, nezaket ve terbiye kurallarına aykırı davrandığı, onları aşağılayarak tehdit ettiği gerekçeleri ile iş sözleşmesinin haklı sebeplerle sona erdirildiğinin iddia edildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda şahit olarak da dinlenen bir kısım reyon çalışanları hem dilekçelerinde hem beyanlarında davacının yöneticilerle görüşmeden geldikten sonra yönetcilerin tavrından dolayı onlara küfrettiğini duyduklarını, yine diğer çalışan bayan reyon görevlilerine “mal” diye hitap ettiğini, “gerizekalı mısın” dediğini, bayan bir çalışana “ben sevgilinmiyim ki bana mesafe koyuyorsun” dediğini doğrulamalarına göre davacının tüm bu davranışları iş sözleşmesinin sataşma ve hakaret sebebiyle haklı olarak sona erdirildiğini gösterdiğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile aksi yönde karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir..."
    gerekçesiyle karar bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.


    HUKUK GENEL KURULU KARARI

    Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
    Dava işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkindir.
    Davacı vekili iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kıdem ve ihbar tazminatlarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Davalı vekili davacı işçinin iş sözleşmesinin, işyeri yönetimine ve iş arkadaşlarına karşı küfürlü ve hakaret içerikli sözler sarfetmesi, reyon yöneticisi olarak birlikte çalıştığı mağaza çalışanlarını aşağılaması, onur kırıcı sözler söylemesi, işten çıkarmakla ve molalarını kullandırmamakla tehdit etmesi, bazı çalışanların mola saatlerini prosedürlere göre kullandırmaması, çalışanlara şirket kültürü ile bağdaşmayan emirler vermesi nedenleriyle haklı olarak feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
    Mahkemece dinlenen tüm tanık beyanları ile toplanan delillerin birlikte değerlendirilmesinde, davacının iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız ve sebepsiz yere feshedildiği, tutulan tutanakların tanıklara özgür iradeleri ile imzalatılmadığı ve gerçeği yansıtmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Davalı vekilinin temyizi üzerine hüküm Özel Dairece yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.
    Mahkemece İş Kanununun 25/2. fıkrasına 30.06.2012 tarihinde “işçinin işverene yahut onun aile üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması” ibaresinin eklendiği, fesih tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre böyle bir düzenleme olmadığından fesih sebebinin geriye yönelik olarak uygulama olasılığı bulunmadığı gerekçesi ile önceki gerekçeler tekrarlanmak suretiyle direnme kararı verilmiştir.
    Direnme kararını davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
    Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, somut olayda davalı işveren tarafından yapılan fesih işleminin haklı nedene dayanıp dayanmadığı, burada varılacak sonuca göre de davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmayacağı noktalarında toplanmaktadır.
    Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce mahkemece verilen ilk kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece bozulduğu, bozma sonrası yapılan duruşmada davacı vekilinin direnme talep ettikten sonra davalı vekilinin de bozma kararına karşı direnilmesini talep ettiği, mahkemece direnme kararı verilmesi üzerine de bu kez davalı vekilince direnme kararının temyiz edildiği görülmekle direnme kararına karşı davalı vekilinin temyizinde hukuki yararı olup olmadığı hususu ön sorun olarak tartışılmıştır.
    Bilindiği üzere hukuki yarar dava şartı olduğu kadar, temyiz istemi için de aranan bir şarttır.
    Mahkemece verilen 16.11.2012 gün ve 2011/344 E.-2012/557 K. sayılı davanın kabulüne ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olup Özel Dairece fesih haklı nedene dayandığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur.
    Mahkemece bozma kararı sonrası yapılan duruşmada davacı ve davalı vekilleri bozma kararına karşı direnilmesini talep ettikleri, davalı lehine kesin bozma yapılan bu karara karşı davalı vekilinin direnilmesini talep etmesi nedeniyle artık bu direnme kararını temyiz etmesinde hukuki yararı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
    Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmelerde davalı vekilinin kesin bozma kararına karşı direnilmesini talep etmesinin davanın kabulü sonucunu doğuracağı, buna karşılık somut olayda açık ve net şekilde kabul beyanında bulunulmayıp imza ile de tevsik edilmediğinden davalı vekilinin direnme kararını temyizde hukuki yararı bulunduğu belirtilmişse de bu görüş yukarıda belirtilen gerekçelerle çoğunluk tarafından benimsenmemiştir.
    Hal böyle olunca davalı vekilinin direnme hükmüne yönelik temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmelidir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin temyizde hukuki yararı bulunmadığından REDDİNE, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 24.05.2017 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğuyla karar verildi.


    KARŞI OY

    Dava kıdem ve ihbar tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
    Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar Özel Dairece davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle kesin olarak bozulmuştur.
    Bozma sonrası celsede davalı vekili müvekkilinin aleyhine olarak kesin bozma kararı konusunda yine müvekkilinin aleyhine olarak direnme kararı verilmesi isteminde bulunmuştur. Bu beyan açıklanan hali ile davanın kabulü sonucunu doğuracak nitelikte olup HMK 154/2. ç. maddesine göre beyanda bulunana okunup imzası alınmak suretiyle yapılması gerektiğinden geçerli bir kabul kararı niteliğinde değildir.
    Bu nedenle davalı tarafın direnme kararını temyizde hukuki yararı olduğu görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 24.05.2017




    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi