Abaküs Yazılım
8. Hukuk Dairesi
Esas No: 2011/972
Karar No: 2011/5264
Karar Tarihi: 20.10.2011

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2011/972 Esas 2011/5264 Karar Sayılı İlamı

8. Hukuk Dairesi         2011/972 E.  ,  2011/5264 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil

... ve ... ile Hazine ve Oymaklı Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ...Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 02.11.2010 gün ve 488/190 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR
Davacılar dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını belirttikleri kadastroca tespit dışı bırakılan taşınmazların A ve B harfleriyle gösterilen bölümlerinin adlarına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı Hazine temsilcisi davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... Tüzel Kişiliği temsilcisi davaya cevap vermediği gibi yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, davacıların davasının kabulü ile, fen bilirkişisi tarafından sunulan 22.06.2010 havale tarihli rapor ve eki 1/5000 ölçekli krokide A harfiyle gösterilen 15.406,80 m2 yüzölçümlü taşınmazın davacılardan Abdulkadir Doğanay, aynı krokide B harfiyle gösterilen 15027,40 m2 yüzölçümlü taşınmaz bölümünün davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalılardan Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; tescile konu taşınmazlar, 1975 yılında yapılan kadastro çalışmasında "taşlık" niteliğiyle tespit dışı bırakılmıştır. Bu tür davaların başarıya ulaşabilmesi için imar-ihya işleminin tamamlanmasından sonra en az 20 yıl süre ile koşullarına uygun olarak zilyet olunması gerekmektedir. Mahkemece, davacı lehine kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde kabul kararı verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğini belirlemekten uzak olduğu gibi hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyleki, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgeye ilişkin 1999 yılına ait hava fotoğrafları dosya arasında bulunmakta ise de; araziye uygulanması ve dava konusu taşınmazın hava fotoğrafındaki niteliğinin belirlenmesi bakımından yetersiz uygulama ve inceleme sözkonusudur. Çünkü 1999 yılına ait hava fotoğrafı, 20 yıllık zilyetliğin başlangıcı açısından yeterli görülmemektedir. 1985 yılına ait hava fotoğrafı ise aşağıda açıklandığı biçimde uygulanmalı ve incelemeye tabi tutulmalıdır. Bir arazinin kullanım süresi, niteliği ile üzerinde imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihin en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Bu hava fotoğraflarının stereoskopik aletle incelenmesi gerekir. Hava fotoğraflarının bu şekilde incelenmesi durumunda taşınmazlar 3 boyutlu görülebilecek ve sınırları belirlenebilecektir. Bu yolla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespiti mümkün olabilmektedir.
Hal böyle olunca, mahkemece yapılacak iş; ziraat mühendisi, kadastro fen elemanı, jeodezi ve fotoğrametri uzmanı harita mühendisinden oluşacak 3 kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla dava konusu taşınmazların bulunduğu yerlere ilişkin dava tarihi olan 20.11.2007 tarihinden en az 20 yıl öncesine ait (1975-1987 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş hava fotoğrafları getirtilerek dosya arasına konulması uzman bilirkişi jeodezi ve fotoğrametri mühendisi aracılığıyla keşifte uygulanması hava fotoğraflarının stereoskopik aletle üç boyutlu olarak ve yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak öncelikle çekişme konusu taşınmazın yeri hava fotoğrafında gösterilmeli, daha sonra niteliğinin, imar-ihyasının, tamamlanma tarihinin, kullanım süresinin ve ne zaman kullanılmaya başlandığının belirlenmesine çalışılması gerekir. Tanık ve diğer bilirkişi sözlerinin uzman bilirkişilerin raporuyla denetlenmeli, taşınmaz üzerinde imar-ihya işlemlerinin başlandığı ve tamamlandığı tarih ile tarımsal amaçlı zilyetliğin başlangıç tarihi ayrı ayrı saptanmaya çalışılmalıdır.
Davacılar imar-ihya olgusuna da dayandığına göre, imar ve ihya işleminin eksiksiz olarak araştırılması gerekir. Dosyada, imar-ihyanın sürdürülüş şekli, başlama ve tamamlanma tarihleri yeterince araştırılmamıştır. Taşınmazın bulunduğu yerde yukarıda açıklanan uzman bilirkişiler hususuyla yeniden yapılacak keşifte, yerel bilirkişi ve mümkün olduğunca taraf tanıklarını da HUMK.nun 258 ve 259. maddeleri uyarınca yüzleştirilmek suretiyle giderilmeye çalışılmalı, bu yolla taşınmazın önceki niteliği ile imar-ihya koşuları netleştirilmelidir.(HMK m. 243, 244, 259 ve 261)
Dosya içerisindeki belgelere, paftaya ve kadastro tutanaklarına göre, dava konusu taşınmaza komşu bir kısım parseller hakkında Suruç Kadastro Mahkemesinin 1977/113 Esas sayılı dosyasında kadastro tespitine itiraz davasının görüldüğü, gerçek kişilerin açtığı davanın kabul hükmünün Hazine temsilcisinin temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinde yapılan inceleme sonucunda 02.03.2010 gün 1323/1068 sayılı bozma ilamında; sınırlarda eylemli meranın bulunduğu belirtilerek mera araştırılmasının yapılması istenmiştir. Buna göre, eldeki iş bu dosyada da uyuşmazlık konusu taşınmaz yönünden mera araştırılmasının yapılması icap etmektedir. Bu doğrultuda, kadastro çalışma alanında kadim ya da tahsisli meranın bulunup bulunmadığının İl Özel İdare ve İl Tarım Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulması, bildirilmesi durumunda mera tutanak, sicil kaydı, karar ve eklerinin istenilmesi, yapılacak aynı keşifte araziye uygulanması, diğer yandan meradan yararı bulunmayan komşu köyler halkı arasından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan aynı hususun sorulması, yukarıda esas numarası belirtilen kadastro mahkemesinde görülen dava dosyası da gözönünde bulundurularak hüküm kurulması anılan dosyaya ait teknik bilirkişinin krokisi keşifte uygulanmak suretiyle krokide yer alan sınırların taşınmazların yönünü ne gösterdiği üzerinde durulması, gerekirken bu hususlar göz ardı edilerek karar verilmesi doğru değildir.
Jeolog bilirkişi ... ile Ziraat Mühendisi ..."in birlikte düzenledikleri raporda: imar-ihya çalışmalarına muhtaç yerlerden olduğu belirtildikten sonra raporun sonunda imar-ihyası tamamlanmış tarım arazisi niteliğinde olduğu belirtilmek suretiyle raporun kendi içerisinde çelişkiye düşülmüştür. Yeniden, önceki bu konunun az yukarıda sıfatları yazılı olan işin uzmanı bilirkişiden bilimsel içerikli rapor alınmalıdır.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçmeyecektir. Anılan hüküm gözönünde tutularak 26.07.1972 tarihinden sonra davacılar ve babası adına kadastro yolu ile veya açılan dava sonunda belgesizden tescil edilen taşınmaz veya taşınmazlar var ise bunların miktarlarının, çalışma alanlarının, tescil tarihlerinin Tapu Sicil Müdürlüğü ile Kadastro Müdürlüğünden, açılmış zilyetliğe dayalı tescil davası olup olmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup belirlenmesi gerekirken mahkemece sadece Yazı İşleri Müdürlüğünden araştırma yapılmıştır. İlçe Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden belirtilen husus sorulmalı, bildirilmesi halinde kadastro tutanaklarının onaylı örnekleri ile tapu kayıtlarının Tapu Sicil Müdürlüğünden istenerek kanunda belirtilen limitlerin aşılıp aşılmadığı üzerinde durulmalıdır. Tüm bu eksiklikler giderildikten sonra istek hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırmaya dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenle yerindedir. Kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.































Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


Avukat Web Sitesi