Abaküs Yazılım
8. Hukuk Dairesi
Esas No: 2011/1560
Karar No: 2011/5916
Karar Tarihi: 17.11.2011

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2011/1560 Esas 2011/5916 Karar Sayılı İlamı

8. Hukuk Dairesi         2011/1560 E.  ,  2011/5916 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

    ... ve müşterekleri ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ...2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 21.12.2010 gün ve 587/603 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:


    KARAR

    Davacılar vekili, vekil edenlerinin ...... ve ... mirasçılarından olduklarını, adı geçen murislerin çocukları olmadığı halde, davalının çocukları gibi nüfuslarına kaydedilmiş olması nedeniyle miras bırakanlardan kalan dava dilekçesinde cilt ve sayfa numaraları belirtilen taşınmazların kadastro çalışmalarında tek mirasçı sıfatıyla davalı adına tespit edildiğini, halen davalının gerçek anne ve babasının hükmen belirlendiğini açıklayarak, Vekil edenlerinin miras bırakanlarından intikalen davalı üzerine tespit ve tescil edilen tapu kayıtlarının iptali ile ...... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı vekili, vekil edeninin miras bırakanlarının kadastro tespit tarihinden önce öldüklerini, hak düşürücü sürenin dolduğunu, davacıların dayandığı kayıt tashihine ilişkin ...Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/549 E.1976/418 K. sayılı dosyanın dahi 1977 yılında kesinleştiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
    Mahkemece, davacıların durumu öğrenme tarihleri de gözönüne alındığında süresi içinde açılmayan davanın TMK.nun 2 ve 3. maddelerinde belirtilen dürüstlük ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğu gibi, hak düşürücü sürenin de geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava konusu 15, 40, 42, 52, 225, 227, 234, 478, 680 ve 732 parseller senetsizden ......’nun zilyetliğinde iken ölümü üzerine oğlu ... adına 1972 yılı Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında yapılan kadastro çalışmalarında tespitle, kısmen itirazsız 15.11.1972, kısmen komisyon kararı ile 6.5.1974 tarihlerinde kesinleşmiştir. Uyuşmazlığa konu 18, 153, 216, 392, 431, 645, 672, 679 sayılı parseller ise tapu kayıtlarına istinaden ...... ve ... tasarrufunda iken ölümleri nedeniyle yine 1972 yılının Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında muhtelif tarihlerde yapılan kadastro çalışmalarında tek mirasçıları-oğulları olduğu bildirilerek davalı ... adına
    tespit edilmiş ve tümü 15.11.1972 tarihinde kesinleşmiştir. Dosya arasında mevcut tapu kayıtlarına göre, davalı halen uyuşmazlık konusu 216 ve 732 sayılı parsellerde paylı mülkiyet şeklinde paydaş, diğer parsellerin ise tamamı üzerinde mülkiyet hakkına sahip bulunmaktadır.
    Dosyaya eklenen ...Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/549 Esas, 1976/418 Karar sayılı dosyası incelendiğinde; ... ve müştereklerinin temyiz incelemesine konu davanın davalısı da olan ... ve müşterekleri ile Nüfus Müdürlüğüne yönelttikleri davada miras bırakanları ...ve ...’nun çocuğu olmadığı halde nüfus kayıtlarına oğulları olarak kayıtlı bulunan ve aslen yeğenleri olan ...’in gerçek hanesine aktarılarak nüfus kayıtlarının tashihine karar verilmesinin talep ve dava edildiği, yargılama süreci sonunda ...’nun mevcut nüfus kaydının iptali ile gerçek anne ve babası olan ... ve ... ...’nun hanesine kaydına karar verildiği, hükmün temyiz edilmeksizin 14.4.1977 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
    Davacılar tarafından ibraz edilen ...Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/ 429 Esas ve 2010/937 Karar sayılı mirasçılık belgesinin incelenmesinde; ......’nun 9.11.1967, eşi ...’nun ise 10.4.1972 tarihinde ölümü üzerine temyiz incelemesine konu dosyanın davacıları, davalı ... ve dava dışı mirasçılarının kaldığı görülmüştür.
    Kural olarak, hukuk sistemimizde ayni hakların kullanımı süreye tabi bulunmamaktadır. Buna karşılık birer tasfiye kanunu olan Tapulama/Kadastro Kanunlarında tapulama ve kadastro yoluyla oluşan kayıtlara karşı açılacak tapu iptali ve tescil davaları için dava açma süresi öngörülmüştür. Yürürlükten kaldırılan 766 sayılı Tapulama Kanununun 31/2 maddesi ve bu maddenin karşılığı olan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde “ Tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.” denilmiştir. Böylece kadastro işlemlerinin eski olaylara dayanılarak süresiz askıda bırakılmasının kamu düzenini ters yönde etkileyeceği ve kamu zararı doğuracağından hareketle kısıtlama getirilmiştir. Esasen bu maddeler ile getirilen düzenleme, doğrudan doğruya hakka yönelik olmayıp, büyük emekle meydana getirilen tapu sicilinde kararlılık sağlanması ve sicillerin sık sık bozulmaması hedeflenmiştir. Başka bir anlatımla, getirilen hak düşürücü sürelere bağlı olarak öngörülen sürenin geçmesiyle tutanaklarda belirtilen ve tapu sicillerine yansıyan kayda karşı hak arama yolunun kapatılmasıyla tapu sicilinin kesinlik kazanması ve kadastroyla ilgili uyuşmazlıkların bir an önce sonuçlandırılması amaçlanmıştır.
    Somut olaya gelince; taraflar miras bırakanları ...... ve ... yukarıda da açıklandığı üzere kadastro tespit tarihlerinden önce vefat etmiştir. Davacılar, davalının miras bırakanlarının çocuğu-tek mirasçısı olmadığını ileri sürerek, kadastro çalışmalarında belirlenen tespite ve davalı adına oluşan sicile karşı çıkmaktadır. Dava, kadastro tespiti ile oluşan sicillere ilişkin olarak miras bırakanların ölüm tarihleri itibariyle oluşan davacıların mirasçılık sıfatı iddiası - tespit öncesi nedene dayalı olarak 15.10.2010 tarihinde açıldığına göre davanın hak düşürücü süreden reddine ilişkin hükümde isabetsizlik bulunmamıştır.
    Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 18,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna 17.11.2011 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
    KARŞI OY

    Davacılar vekili, dava konusu taşınmazların ...ve ..."nun tek mirasçısı olduğu belirtilerek davalı ... adına tespit ve tescil edildiğini, halbuki, kadastro tespit tutanaklarının kesinleşmesinden sonra açılan nüfus kayıt düzeltim davasında davalının adı geçen murislerin çocuğu olmayıp yeğeni olduğunun tespit edildiği, daha sonra açılan davada ise vekil edenlerinin de mirasçı olduğunun saptandığını ileri sürerek, davalı adına olan tapu kayıtlarının iptaliyle ...ve ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, süresi içinde açılmayan davanın TMK.nun 2 ve 3. maddelerinde belirtilen dürüstlük ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gibi hak düşürücü sürenin de geçtiği gerekçeleriyle reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Dosya arasındaki tapulama tutanakları ve tapu kayıtlarına göre, 1972 yılında yapılan tapulama tespiti bir kısım parseller yönünden 1972 yılında, diğer bir kısım parseller yönünden ise 1974 yılında kesinleşmiştir. ...Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/549 Esas, 1976/418 Karar sayılı hükmüyle davalı ..."nun ...ve ..."nun çocuğu olmadığının tespitiyle nüfus kayıtlarının düzeltilmesine karar verildiği, hükmün temyiz edilmeksizin 14.4.1977 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Daha sonra alınan ...Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/429 Esas, 2010/937 Karar sayılı mirasçılık belgesine göre de, davalı ...’nun tek mirasçı olmadığı, ...ve ...’nun mirasçı olarak gerçekte yeğenleri olan davalıyla birlikte, davacıları ve dava dışı başka kişileri bıraktıkları anlaşılmıştır.
    Dava konusu taşınmazların tarafların ortak miras bırakanları ... ve ..."dan miras yoluyla kaldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Tapulama Kanunu ile Kadastro Kanunlarının tasfiye niteliğindeki kanunlar olup ülke sınırlarında bulunan taşınmazların biran önce sicile ve çapa bağlanmalarının amaçlandığı, bu nedenle bir kısım davalar için hak düşürücü sürelerin konulduğu bizimde kabulümüzdedir. Bu amaç doğrultusunda, 766 sayılı TK.nun 31/2. maddesinin karşılığı olan 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde, kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırmalara ve tespitlere, söz konusu tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı düzenlemesi getirilmiştir.
    Somut olayda, öncesinin adı geçen miras bırakanlara aidiyetinde uyuşmazlık bulunmayan dava konusu taşınmazların, kadastro tespitinden sonra açılmış ve kesinleşmiş hükümlerle belirlenmiş olan nüfus kayıtlarına ve buna dayanılarak alınmış mirasçılık belgesine göre, iptal ve tescil isteğinde bulunulmuştur. Davacıların mirasçı oldukları kadastro tespitinden önce bilinmemekteydi. Bu husus kadastro tespitlerinin kesinleşmelerinden sonra kesinleşen mahkeme hükümleriyle anlaşılmıştır. Davacılar tarafından, kadastro tespiti öncesi nedene dayanılmadığından 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde düzenlemesini bulan ve tespit öncesi nedenlere dayanılarak açılan iptal ve tescil davalarına uygulanması gereken 10 yıllık hak düşürücü sürenin eldeki davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
    Mahkemece, iddia ve savunma çerçevesinde taraf delilleri toplanarak buna göre, uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı düşüncesindeyim. Yerel mahkeme hükmünün açıklanan bu gerekçelerle bozulması yerine onanması şeklindeki Sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım. 17.11.2011








    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi