
Esas No: 2015/14954
Karar No: 2015/14954
Karar Tarihi: 17/4/2019
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
SEDAT DURMUŞ BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2015/14954) |
|
Karar Tarihi: 17/4/2019 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Engin YILDIRIM |
Üyeler |
: |
Recep KÖMÜRCÜ |
|
|
Celal Mümtaz AKINCI |
|
|
Rıdvan GÜLEÇ |
|
|
Recai AKYEL |
Raportör |
: |
Yücel ARSLAN |
Başvurucu |
: |
Sedat DURMUŞ |
Vekili |
: |
Av. Barış ÇİLİNGİR |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, öğretmen olan başvurucunun üyesi olduğu sendikanın
kararı üzerine e-okul sistemine süt dağıtımı form girişlerini yapmaması
nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının zorla çalıştırma yasağı ile
sendika hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 27/8/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön
incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve
esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına
(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmesine gerek görülmediğini
belirtmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili
olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu 1966 doğumlu olup Samsun"un İlkadım
ilçesinde bir ortaokulda sınıf öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Başvurucu,
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM-SEN/Sendika) üyesidir.
9. Olayların geçtiği tarihte 10/10/2012 tarihli ve 28437 sayılı
Resmî Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen okul sütü programı kapsamında
2012-2013 eğitim-öğretim yılı ikinci döneminde ülke genelinde ana sınıfı ile
ilköğretim 1., 2., 3. ve 4. sınıf öğrencilerine yönelik olarak kamu okullarında
ve özel okullarda süt dağıtımına başlanmıştır.
10. Çıkarılan bir tebliğ ile de süt dağıtımının uygulama usul ve
esasları belirlenmiştir. Buna göre dağıtım öncesi velilerden "Okul Sütü Dağıtım İzin Formu"
alınacak ve dağıtımın sonrası meydana gelen şikâyetlerin tam olarak izlenmesi
amacıyla "Okul Sütü Programı Şikayet
Sonrası İzleme Formu" oluşturulacaktır.
11. Millî Eğitim Bakanlığının 14/12/2012 tarihli Genelgesi"nde;
okul sütü programının 2012-2013 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde kamu
okullarında ve özel okullarda uygulanacağı, Genelge ekinde yer alan "Okul Sütü Dağıtım İzin Formu" ile
"Okul Sütü Programı Şikayet Sonrası
İzleme Formu"nun
e-okul sisteminde yer alması amacıyla Sağlık Bakanlığınca oluşturulduğu
belirtilmiştir. Genelge"de "Okul Sütü Dağıtım İzin Formu"nun öğrenci velisi
tarafından doldurulduktan sonra sınıf öğretmenine teslim edileceği ve öğretmen
tarafından tüm öğrenciler (dağıtılacak sütten yararlanmak isteyen ve istemeyen)
için 2012-2013 eğitim öğretim yılı birinci döneminin son iki haftası içinde
e-okul sistemine girileceği tüm okullara duyurulmuştur.
12. Genelge"de ayrıca "Okul Sütü Programı Şikayet Sonrası İzleme Formu"nun
ise süt içen çocuklarda oluşabilecek sorunların tam olarak sebebinin
anlaşılabilmesi için düzenlendiği, süt içimi sonrası bir öğrencide bile sorun
olursa süt içip içmediğine bakılmaksızın sınıf öğretmeni tarafından sınıftaki
her bir öğrenci için ayrı bir form doldurulacağı ve aynı gün e-okul sistemine
girileceği belirtilmiştir.
13. Bu hususa ilişkin olarak EĞİTİM-SEN tarafından süt
dağıtımına ilişkin 18/1/2013 tarihinde Sendika şubelerine duyurulan karar ise
şu şekildedir:
"Milli Eğitim Bakanlığı"nın geçtiğimiz
eğitim öğretim yılında başlattığı "Okul Sütü Programı" kapsamında okullara
gönderilen "Süt İçilmesi Halinde Oluşan Şikayet Formu" başlığındaki anketle,
öğretmenlerin süt nedeniyle oluşan bir sorunla karşılaşıldığında sınıflarındaki
tüm öğrencileri kapsayacak şekilde anketleri uygulayarak, sorunu tespit
etmeleri isteniyor. Milli Eğitim Bakanlığı böylelikle bir kez daha öğretmenlere
yeni angaryalar yüklemeye çalıştığı ve sorunların asıl kaynağını görmezden
gelen çözümler üretmeye çalıştığı görülüyor. Bu nedenle şubelerimizin,
yaşanacak sorunların "Sağlık Bakanlığı", "Milli Eğitim Bakanlığı" ve "Gıda,
Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı"nın denetim sorumluluklarını yerine getirerek
çözülebileceğini, bu nedenle öğretmenlere angarya olarak getirilen bu
anketlerin okullarda doldurulmaması gerektiği yönünde, üyelerimize gerekli
bilgilendirmeyi, ekteki açıklama çerçevesinde yapması gerekmektedir."
14. Anılan karar ekindeki “Okul
Sütü Projesinde Yaşanan Sorunların Çözümü Öğretmenlerin Sırtına Yeni Angaryalar
Yüklemek Değildir!" başlıklı açıklamada ise şu hususlar yer
almaktadır:
"MEB’in "Okul Sütü
Programı" ya da "Okul Sütü - Akıl Küpü" projesi olarak bilinen uygulama ile
çocuklarımıza bozuk sütlerin dağıtımı nedeniyle yaşanan skandallar karşısında
Bakanlık, çözümü öğretmenlere yeni angaryalar getirmekte buldu.
Hatırlanacağı üzere, geçtiğimiz eğitim öğretim
yılında çok sayıda öğrencimizin zehirlenmesine neden olan kampanyada, "süt
dağıtım firmalarının", "mevsimsel üretim fazlası stoklarının" eritilmesi
amaçlanmış ve elde edilecek rant karşısında çocuklarımızın hayatı riske
atılmıştı. Bu skandalın ardından sütlerin üretiminden, okullara dağıtım
aşamasına kadar birçok yeni skandal da art arda gündeme düşmüştü. Milli Eğitim
Bakanlığı ise sorunun çözümünü öğretmenlerin üzerine yüklemiş ve sütü
öğrenciler içmeden önce öğretmenlerin sütün tadına bakmaları, koku ve kıvamını
kontrol etmeleri gibi uygulamalar yürürlüğe konulmuştu.
İlköğretim öğrencileri için son derece faydalı
olduğunu düşündüğümüz okul sütü uygulamasını eline yüzüne bulaştıran hükümet ve
ilgili bakanlıklar buldukları yeni çözümle yine sorumluluğu öğretmenlerin
üzerine yıkmayı başardı.
Okullara gönderilen "Süt İçilmesi Halinde
Oluşan Şikayet Formu" başlığındaki anketle, öğretmenlerin süt nedeniyle oluşan
bir sorunla karşılaşıldığında sınıflarındaki tüm öğrencileri kapsayacak şekilde
anketleri uygulayarak, sorunu tespit etmeleri isteniyor. Milli Eğitim Bakanlığı
böylelikle bir kez daha öğretmenlere yeni angaryalar çıkarmakta ve sorunların
asıl kaynağını görmezden gelerek, basit çözümler üretmeye çalışmaktadır. Çünkü;
• Sütlerin üretim
aşamasından saklanma aşamasına ve okullarda dağıtımı sürecine kadar gerekli
denetimler yapılmamaktayken, çocuklar rahatsızlandığında yapılacak bir anketle
çözüm üretilmek istenmektedir.
• Kaldı ki çocuklarımız
rahatsızlandıktan sonra yapılacak bir anketin, öğretmene angarya iş çıkarılması
dışında hiçbir anlamı bulunmamaktadır.
Ayrıca, öğrencilerimizin yaşadığı sorunlar
karşısında, zaten öğretmenler ve okul yönetimi elinden geleni yapmaktadır.
• MEB, yandaş süt
dağıtım firmalarına kazanç sağlamaya dönük yapılan ihaleleri denetim dışında
tutmak için her yola başvurmakta, ancak öğretmenlere sütlerin ve rahatsızlanan
çocukların kontrollerini yaptırarak sorunu çözebileceklerini sanmaktadır.
Eğitim-Sen olarak bir kez daha altını
çiziyoruz. Süt dağıtımının çocuklarımızın sağlığına olumsuz bir etki yapmadan
gerçekleştirilebilmesinin yolu, "ben yaptım oldu" mantığıyla hareket etmek,
"çocuklarımızın sağlığını geliştirmek yerine yandaşlarınıza kazanç yaratmayı"
amaçlamak, sütlerini üretim aşamasından okullardaki dağıtımına kadar gerektiği
şeklide yapmayıp, çocuklarımız rahatsızlandıktan sonra yapmak" değildir.
Eğitim-Sen olarak sütlerin kontrollerini
yapacak olanların öğretmenler değil, kampanyayı yürüten ilgili bakanlıklar
olduğunu tekrar vurguluyoruz. Bilinmelidir ki süt dağıtımı sonrasında yaşanacak
olası olumsuzluklarda sorumluluğun öğretmenlerin sırtına yıkılması, ögretmenlerın omzundaki iş yüküne yeni angaryaların
yüklenmesi kabul edilemez."
15. Başvurucu ve çalıştığı okuldaki diğer öğretmenlere okul sütü
programına ilişkin Millî Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğünün
14/12/2012 tarihli yazısı 2013 Ocak ayı içinde duyurulmuş ve okul sütü dağıtım
izin formları öğretmenlere dağıtılmıştır. 4-F şubesi sınıf öğretmeni olan
başvurucu dışında diğer öğretmenler süt izin formlarını e-okul sistemine
girmişlerdir. Başvurucu ise Sendikanın kararını öne sürerek 7/2/2013 tarihine
kadar e-okul sistemine gerekli formları girmemiştir. Bunun üzerine 8/2/2013
tarihinde okul müdür yardımcısı tarafından telefonla aranarak e-okul
formlarının girişlerinin yapılması istenmiştir. Başvurucu, telefonda okul
müdürü ile de görüşmüş; okul müdürü tarafından kendisine Millî Eğitim Bakanlığı
yazısı hatırlatılmıştır. Başvurucu; okul müdürüne talep edilen işin angarya bir
iş olduğunu, okula gelmeyeceğini ve form girişlerini yapmayacağını beyan
etmiştir. Okul müdürü girişleri yapmaması hâlinde kendisine yasal işlem
başlatacaklarını ve bilgileri idare olarak kendilerinin gireceklerini belirtmiştir.
Başvurucu, tavrında ısrar etmiş ve yaklaşımının kişisel değil ilkesel olduğunu
ifade etmiştir. Başvurucunun gerekli girişleri yapmaması üzerine müdür
yardımcısı tarafından öğrencilerin mağdur olmaması amacıyla başvurucunun
sınıfındaki tüm öğrenciler süt içiyor kabul edilerek (formlar öğretmende
olduğundan) bilgiler sisteme girilmiştir.
16. Okul idaresi tarafından başvurucu hakkında 8/2/2013
tarihinde okul sütü dağıtım izin formlarını Genelge"de
belirtilen sürede e-okul sistemine girmediği yönünde tutanak tutulmuştur.
Açılan disiplin soruşturması sonucunda başvurucuya okul sütü dağıtım izin
formlarını süresinde e-okul sistemine girmemesi nedeniyle 10/6/2013 tarihli
işlem ile 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu"nun 125. maddesinin
(B) bendinin (a) alt bendine göre kınama cezası verilmiştir. Başvurucu,
hakkında tesis edilen disiplin cezasının iptali istemiyle Samsun 2. İdare
Mahkemesinde dava açmıştır. İlk derece mahkemesi 29/5/2014 tarihinde davayı
reddetmiştir.
17. Mahkeme gerekçesinde; ilgili düzenlemelere göre süt dağıtımı
öncesi izin ve dağıtım sonrası izleme formlarıyla söz konusu dağıtımda meydana
gelmesi muhtemel sorunların tespitinin erken yapılıp buna göre önlemlerin erken
alınmasının amaçlandığını, bu uygulamanın sınıf bazındaki gözetimi ve
denetiminden sınıf öğretmeninin sorumlu olduğunun açık olduğunu belirtmiştir.
Mahkeme esasen sınıf öğretmeni olarak görev yapan başvurucunun kendi sınıfında
mesai saatinde gerçekleştirilmesi öngörülen ve sınıfındaki öğrencileri
ilgilendiren bu programdan ilgisiz ve sorumsuz olduğundan söz edilemeyeceğini
zira başvurucunun vermiş olduğu kamu hizmeti olan ilköğretim eğitimi hizmetinin
niteliğinin bu ilgiyi ve sorumluluğu gerektirdiğini ifade etmiştir. Dolayısıyla
Mahkeme, bahse konu program dâhilinde yürütmesi gereken iş ve işlemleri yapması
gerekirken yapmadığı tespit edilen başvurucuya verilen kınama cezasını hukuka
uygun bulmuştur.
18. Başvurucunun karara itiraz etmesi üzerine itirazı inceleyen
Samsun Bölge İdare Mahkemesi 30/12/2014 tarihinde ilk derece mahkemesi kararını
oyçokluğuyla onamıştır. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Mahkemece
30/6/2015 tarihinde yine oyçokluğuyla reddedilmiştir.
19. Karşıoy yazısında; ilgili Bakanlar
Kurulu kararında denetimin ve idari yaptırımların Millî Eğitim Bakanlığı ve
Sağlık Bakanlığına ait olduğunun belirtildiği, süt dağıtımına dair
düzenlemelerde toplanan verilerin sınıf öğretmenleri tarafından e-okul
sistemine girileceği yolunda açık bir düzenlemeye yer verilmediği ifade edilmiştir.
Yazıda, bu nedenle sınıf öğretmeni olarak görev yapan başvurucunun kendi
sınıfında mesai saatinde gerçekleştirilmesi öngörülen ve sınıfındaki
öğrencileri ilgilendiren bu programdan ilgisiz ve sorumsuz olduğundan söz
edilemeyeceği belirtilerek esas görevi eğitim-öğretim hizmeti olan öğretmene
mevzuatın açıkça görevli saymadığı bir iş ya da faaliyeti yapmadığından bahisle
disiplin cezası verilmesinin ceza hukukunun genel ilkeleri ile bağdaşmadığı
belirtilmiştir.
20. Mahkeme kararı başvurucu vekiline 29/7/2015 tarihinde tebliğ
edilmiştir.
21. Başvurucu 27/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda
bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
22. 657 sayılı Kanun’un “Disiplin
cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” kenar
başlıklı 125. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Devlet
memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını
gerektiren fiil ve haller şunlardır:
…
B - Kınama : Memura, görevinde ve
davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.
Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller
şunlardır:
a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında
yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine
getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması,
kullanılması ve bakımından kusurlu davranmak,
…”
23. Aynı Kanun"un 45. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Hiç bir memur sınıfının dışında ve
sınıfının içindeki derecesinin altında bir derecenin görevinde
çalıştırılamaz."
24. 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri
Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu"nun 18. maddesinin ilgili kısımları
şöyledir:
"Kamu görevlileri, iş saatleri dışında
veya işverenin izni ile iş saatleri içinde sendika veya konfederasyonların bu
Kanunda belirtilen faaliyetlerine katılmalarından dolayı farklı bir işleme tabi
tutulamaz ve görevlerine son verilemez.
...
Kamu işvereni kamu görevlileri arasında
sendika üyesi olmaları veya olmamaları nedeniyle bir ayırım yapamaz."
25. Aynı Kanun"un 19. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...Sendika ve konfederasyonlar kuruluş
amaçları doğrultusunda toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeterek aşağıdaki
faaliyetlerde bulunabilirler:
a) (Değişik bent: 04/04/2012-6289 S.K./14.md.)
Genel olarak kamu personelinin hak ve ödevleri, çalışma koşulları,
yükümlülükleri, iş güvenlikleri ile sağlık koşullarının geliştirilmesi
konularında görüş bildirmek ve toplu sözleşmenin uygulanmasını izlemek üzere
yapılacak çalışmalara temsilciler göndermek.
..."
26. Okul Sütü Programı Uygulama Esasları Hakkında Bakanlar
Kurulu kararının ilgili kısımları şöyledir:
"Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Bu Kararın amacı; Gıda, Tarım ve
Hayvancılık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığınca ortaklaşa
hazırlanan ve 2012-2013 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde yürütülecek
olan Okul Sütü Programı (Program) kapsamında, ana sınıfı dahil olmak üzere
ilkokul öğrencilerine, süt içme alışkanlığını kazandırmak ve dengeli beslenme
suretiyle gelişme oranlarını artırmak amacıyla UHT içme sütü ambalajlı, UHT
içme sütü dağıtılmasına ilişkin esasların belirlenmesidir.
Miktar, takvim, üretim ve sevkiyat
MADDE 2 – (1) Milli Eğitim Bakanlığınca
belirlenecek olan okullarda her öğrenciye, bu maddede belirtilen esaslar
çerçevesinde haftada 3 gün, 200 ml sade UHT içme sütü dağıtılır.
(2)
Program doğrultusunda dağıtılacak sütün temini ve dağıtım takvimi Gıda, Tarım
ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından belirlenir.
(3)
Program süresince yapılacak okul sütü sevkiyatları Gıda, Tarım ve Hayvancılık
Bakanlığınca belirlenecek kriterlere uygun olarak yapılır.
(4)
Okul sütü sevkiyatları, il içinde il milli eğitim müdürlüklerinin organizasyonu
ve kontrolünde yüklenici tarafından yapılır.
…
Görev, sorumluluk ve organizasyon
MADDE 3 – (1) Bu Karar kapsamında; Programın
koordinasyonu ile okul sütünün tedariki ve illere dağıtımından Gıda, Tarım ve
Hayvancılık Bakanlığı; Okul Sütü Komisyonu tarafından kabul edilen sütün
muhafaza edilmesi ve/veya ettirilmesi, okullara ulaştırılması, dağıtılması ve
uygun şartlarda tüketimlerinin sağlanmasından Milli Eğitim Bakanlığı; Program
uygulama döneminde öğrencilerin gelişme oranlarının ve süt tüketimi
alışkanlıklarındaki değişikliklerin tespitine ilişkin çalışmalardan Sağlık
Bakanlığı sorumludur.
(2)
Aile hekimleri, öğretmenler ve/veya veliler tarafından süte karşı duyarlılığı
tespit edilen öğrenciler okul yönetimleri tarafından Program dışında tutulur.
(3)
Dağıtılacak UHT içme sütü Türk gıda mevzuatına uygun olur.
(4)
İllerde; vali yardımcısı başkanlığında il gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüğü,
il milli eğitim müdürlüğü, defterdarlık ve il sağlık müdürlüğü temsilcilerinden
oluşan ve Programın yürütülmesinden sorumlu Okul Sütü Komisyonu kurulur. Okul Sütü
Komisyonu, mal muayene ve kabul komisyonu olarak görev yapar.
…
Denetim ve cezai hükümler
MADDE 6 – (1) Programla ilgili ödemeler ve
diğer hususlarda denetimi sağlayacak tedbirleri, Programdaki sorumluluklarına
göre Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık
Bakanlığı alır.
(2)
Haksız ödemelerin yapılmasında ödemeyi sağlayan belge veya belgeleri düzenleyen
gerçek ve tüzel kişiler geri alınacak tutarların tahsilinde müştereken sorumlu
tutulur.
..."
27. Olay tarihinde yürürlükte olan 27/8/2003 tarihli ve 25212
sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim
Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliği"nin (olay tarihinde yürürlükteki
Yönetmelik) öğretmenin görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin 64. maddesi
şöyledir:
"İlköğretim okullarında dersler sınıf
veya branş öğretmenleri tarafından okutulur.
Öğretmenler, kendilerine verilen sınıfın veya
şubenin derslerini, programda belirtilen esaslara göre plânlamak, okutmak,
bunlarla ilgili uygulama ve deneyleri yapmak, ders dışında okulun
eğitim-öğretim ve yönetim işlerine etkin bir biçimde katılmak ve bu konularda
kanun, yönetmelik ve emirlerde belirtilen görevleri yerine getirmekle
yükümlüdürler.
İlköğretim okullarının 1-5 inci sınıflarında
sınıf öğretmenliği esastır. Sınıf öğretmenleri, okuttukları sınıfı bir üst
sınıfta da okuturlar. Ancak istekleri yönetimce uygun görülmesi hâlinde başka
bir sınıfı da okutabilirler. Herhangi bir sınıfta başarı gösteren öğretmenler,
isteklerinin yönetimce uygun görülmesi hâlinde aynı sınıfı okutmaya devam
edebilirler.
İlköğretim okullarının 4 üncü ve 5 inci
sınıflarında özel bilgi, beceri ve yetenek isteyen beden eğitimi, müzik,
resim-iş, din kültürü ve ahlak bilgisi, yabancı dil, iş eğitimi ve bilgisayar
dersleri, branş öğretmenleri tarafından okutulabilir. Hangi derslerin branş
öğretmenlerince okutulacağı Bakanlıkça belirlenir.
Ancak yeterli sayıda branş öğretmeninin
bulunmaması durumunda, beden eğitimi, müzik, resim-iş, din kültürü ve ahlak
bilgisi, yabancı dil, iş eğitimi ve bilgisayar dersleri, bu alanlarla
ilişkilendirilmiş ek branşı olan sınıf veya branş öğretmenlerince okutulabilir.
Derslerini branş öğretmeni okutan sınıf
öğretmeni, bu ders saatlerinde yönetimce verilen eğitim-öğretim görevlerini
yapar."
28. 26/7/2014 tarihli ve 29072 sayılı Resmî Gazete’de
yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları
Yönetmeliği"nin (Yönetmelik) öğretmenin görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin
43. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"(1) Okul öncesi ve ilköğretim kurumu
öğretmenleri, kendilerine verilen grup/sınıf/şubede eğitim ve öğretim
faaliyetlerini, eğitim ve öğretim programında belirtilen esaslara göre
planlamak ve uygulamak, ders dışında okuldaki eğitim ve öğretim işlerine etkin
bir biçimde katılmak ve bu konularda mevzuatta belirtilen görevleri yerine
getirmekle yükümlüdür.
...
(4)
İlkokullarda Yabancı Dil ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri, alan
öğretmenlerince okutulduğunda sınıf öğretmenleri bu ders saatlerinde yönetimce
verilen eğitim ve öğretim görevlerini yapar.
...
(6)
Öğretmenlere, eğitim, öğretim ve yönetim görevlerinden başka bir görev
verilemez.
...
(8)
Okul öncesi eğitim kurumlarında sabah ve ikindi kahvaltısı esnasında çocuklarla
birlikte bulunur, grubundaki çocukların düzenli bir şekilde yemek yemelerini
sağlar."
B. Uluslararası Hukuk
29. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi"nin (Sözleşme) "Kölelik ve Zorla Çalıştırma Yasağı"
başlıklı 4. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“1. Hiç
kimse köle ya da kul durumunda tutulamaz.
2. Hiç kimse zorla çalıştırılamaz ve zorunlu
çalışmaya tabi tutulamaz.”
30. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından da
Sözleşme’nin 4. maddesinin yorumlanmasında ILO Sözleşmesi’nde yer alan tanıma
başvurulmaktadır (Sliadin/Fransa, B. No: 73316/01, 26/10/2005, §§
115, 116). AİHM içtihatlarında zorla veya
zorunlu bir çalışmanın tespitinde iki ayrı durumun varlığı
aranmaktadır. Bunlardan ilki, kişinin yaptığı çalışmanın yasal zorunluluk veya
yükümlülük gereği olması ya da kendi iradesi dışında çalışmaya zorlanması;
ikincisi ise bu çalışmanın kişiye sıkıntı verici, kişiyi usandırıcı ya da
bunaltıcı veya meşakkatli olmasıdır. AİHM, serbestçe yapılmış bir sözleşme
gereğince yapılması gereken işin taraflardan biri taahhüdünü yerine
getirmediğinde kişinin yaptırımla karşılaşması nedeniyle zorla çalıştırma
sayılamayacağını belirtmektedir (Van Der Mussele/Belçika, B. No: 8919/80, 23/11/1983, §§
32-34).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
31. Mahkemenin 17/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Sendika Hakkının İhlal
Edildiğine İlişkin İddia
32. Başvurucu; sendikal faaliyetleri dolayısıyla disiplin
cezasıyla cezalandırılması nedeniyle angarya yasağı, sendika hakkı ile toplantı
ve gösteri düzenleme hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
33. Başvurucu, üyesi olduğu Sendikanın eylemine katılması
nedeniyle kendisine disiplin cezası verilmesinin AİHM ve Anayasa Mahkemesi
kararlarına aykırı olduğunu ve sendika hakkının ihlal edildiğini ileri
sürmüştür.
34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan
hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini
kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.
No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, üyesi olduğu Sendikanın veri girişi
yapılmaması yönündeki kararı üzerine istenen bilgileri e-okul sistemine
girmemesi nedeniyle disiplin cezasıyla cezalandırılmıştır. Bu nedenle
başvurucunun iddialarının bir bütün olarak sendika hakkı kapsamında incelenmesi
gerektiği değerlendirilmiştir.
35. Anayasa’nın “Sendika
kurma hakkı” kenar başlıklı 51. maddesinin (1) numaralı fıkrası
şöyledir:
"Çalışanlar ve
işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve
menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve
üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme
haklarına sahiptir.
Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik,
kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile
başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla
sınırlanabilir.
..."
36. Somut olayda başvurucunun üyesi olduğu EĞİTİM-SEN,
öğretmenlere yeni angaryalar yüklediği gerekçesiyle öğrencilere okul sütü
dağıtılmasına ilişkin ilgili düzenlemelere göre "Okul Sütü Programı" kapsamında
okullara gönderilen "Süt İçilmesi
Halinde Oluşan Şikayet Formu" başlıklı anketlerin
doldurulmaması yönünde karar almış ve bu kararı şubelerine duyurmuştur (bkz. §§
13, 14).
37. Başvurucu, üyesi olduğu Sendikanın yapmama şeklindeki eylem kararı
çerçevesinde Millî Eğitim Bakanlığının 14/12/2012 tarihli Genelgesi"nde
belirtilen ve anılan Genelge ekinde yer alan "Okul Sütü Dağıtım İzin Formu"nu 2012-2013 eğitim öğretim
yılı birinci döneminin son iki haftası içinde e-okul sistemine yüklememiştir
(bkz. §§ 12,15).
38. Somut olayda başvurucunun sendika hakkına bir müdahale
olduğundan söz edilebilmesi ya da bu yönde inceleme yapılıp yapılmayacağının
değerlendirilebilmesi için en azından sendikanın aldığı kararda yer alan
hususlardaki bir eyleminin disiplin cezası verilmesine neden olmuş olması
gerekmektedir. Sendikanın kararı ve eki incelendiğinde süt içen çocuklarda
oluşabilecek sorunların tam olarak sebebinin anlaşılabilmesi için hazırlanan "Süt İçilmesi Halinde Oluşan Şikayet Formu"
başlığındaki anketlerin doldurulmaması yönünde karar alındığı görülmektedir.
Oysa başvurucunun disiplin cezasına esas teşkil eden eylemi hangi öğrencilerin
okul sütü içeceğinin tespiti için hazırlanan, süt dağıtımının yapılacağı
2012-2013 eğitim öğretim yılı ikinci dönemi başlamadan evvel e-okul sistemine
girilmesi istenen ve velilerden tarafından öğretmene verilmesi gereken "Okul Sütü Dağıtım İzin Formu"nu belirtilen sürede
sisteme yüklememesidir.
39. Bu durumda somut olayda başvurucunun eyleminin dayandığı bir
sendika kararı söz konusu olmadığından ve süt dağıtımından önceki bir aşamaya
ilişkin bir sendika kararının da başvurucu tarafından sunulmadığı
anlaşıldığından başvurucunun sendika hakkına yönelik bir müdahale bulunmadığı
ve dolayısıyla somut olayda bir ihlalin olmadığının açık olduğu sonucuna
varılmıştır.
40. Açıklanan gerekçelerle sendika hakkına yönelik bir
müdahalede bulunulmadığı anlaşıldığından başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez
olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Zorla Çalıştırma Yasağının İhlal Edildiğine
İlişkin İddia
41. Başvurucu, veri girme işinin teknik hizmetler sınıfına ait
bir iş olması nedeniyle kendisinden veri girişi yapmasının beklenmesinin 657
sayılı Kanun"un 45. maddesine aykırı olduğunu belirterek kendisine veri girişi
yapmadığı için disiplin cezası verilmesinin Anayasa"nın 18. maddesinde yer alan
zorla çalıştırma yasağına aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu, okulda
idari işlerle ilgili istihdam edilen personel bulunmasına rağmen veri girişinin
kendisinin yapmasının beklenmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu belirtmiştir.
42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı
fıkrasında, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul
edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun
ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin
olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya
zorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul
edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,
B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
43. Anayasa’nın "Zorla
Çalıştırma Yasağı" başlıklı 18. maddesinin birinci fıkrası
şöyledir:
“Hiç kimse zorla çalıştırılamaz. Angarya yasaktır.”
44. Anayasa’nın 18. maddesinin birinci fıkrasında hiç kimsenin
zorla çalıştırılamayacağı belirtilmiş, angarya yasaklanmıştır. Zorla
çalıştırmaya ilişkin ne Anayasa"da ne de gerekçesinde bir tanım bulunmaktadır.
Ancak zorla çalıştırma kavramının
sözel anlamından yola çıkıldığında çalıştırılmanın zora (cebre) dayalı olması
gerektiği anlaşılmaktadır. Zor, eylemin iradiliğini
ortadan kaldıran dışsal bir unsur olup daha üstün bir iradenin buyurmasının
varlığına işaret eder. Zor kullanımından söz edilebilmesi için buyuran iradenin
buyurulan iradeyi edilgenleştirmesi gerekir.
Dolayısıyla zora dayalı çalıştırma, bir kimsenin serbest iradesi bulunmadan
çalıştırılmasıdır. Öte yandan zor (cebir) kavramı, yaptırım tehdidinin
varlığını şart kılar. Esasında bir buyurmanın zorakilik
vasfını kazanması, yaptırım tehdidi ile desteklenmiş olması sayesindedir.
Yaptırım tehdidi içermeyen buyurmalar, zora dayalı olma vasfını taşımaz. Bu
durumda yaptırım tehdidini içermeyen buyurmaya dayalı çalıştırmanın
zoraki/cebri olduğunun kabulü imkânsızdır. Sonuç olarak zorla çalıştırmanın kişinin iradesi dışında ve yaptırım tehdidi altında
çalıştırılması biçiminde tanımlanması mümkündür (Yasemin Balcı, B. No: 2014/8881,
25/7/2017, § 63).
45. Nitekim 29 No.lu Sözleşme’nin 2. maddesinde zorla çalıştırma
“Herhangi bir kişinin ceza tehdidi altında
ve bu kişinin tam isteği olmadan mecbur edildiği tüm iş veya hizmetler”
biçiminde tanımlanmıştır. Bu Sözleşme"ye göre de
zorla çalıştırmadan söz edilebilmesi için kişinin ceza tehdidi altında ve
rızası bulunmaksızın çalıştırılması gerekmektedir (Yasemin Balcı, § 64).
46. Hizmetin yerine getirilmesinin bunu zorunlu kılan bir
hukuksal yükümlülüğün varlığına dayanması tek başına söz konusu hizmetin zorla
çalıştırma veya angarya olduğu sonucuna ulaşılabilmesi bakımından yeterli
değildir. Bu noktada hizmet yükümlüsünün rızasının varlığı büyük önem
kazanmaktadır. İlgilinin kendi rızasıyla kabullendiği bir hizmetin yerine
getirilmesi hususunda yasal zorunluluk bulunması bu hizmeti zorla çalıştırma
veya angarya hâline getirmez. Zira bu hâlde kanunda öngörülen çalışma
zorunluluğu, ilgilinin serbest iradesiyle bir sözleşme akdetmiş olması veya bir
statüye girmiş bulunmasının doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır (Yasemin Balcı, § 65).
47. Bu bakımdan olağan görev kapsamında tanımlanan veya açıkça
tanımlanmasa bile öngörülebilen işlerde rızanın bulunduğu varsayılabilir. Bu
bağlamda gerek statü hukukuna gerekse akdi hukuka tabi olarak çalışan kişilere
öngörülemeyen ve öngörülmesi de mümkün olmayan bir iş veya görev yüklenmedikçe
rızanın bulunmadığı öne sürülemez (Yasemin
Balcı, § 65).
48. Başvuru konusu olayda başvurucu 657 sayılı Kanun"a tabi
devlet memuru statüsünde olup sınıf öğretmeni olarak görev yapmaktadır.
Başvurucu "Okul Sütü Programı"
kapsamında velilerden alınacak ve çocuklarının süt içip içmemesi konusunda
izinlerini içeren "Okul Sütü Dağıtım
İzin Formu"nu
Millî Eğitim Bakanlığının ilgili Genelgesi"nde (bkz. § 11) belirtilen sürede
e-okul sistemine girmemiş ve kendisine kınama cezası verilmiştir.
49. "Okul Sütü Programı"na
ilişkin Bakanlar Kurulu kararında o dönemki Gıda, Tarım ve Hayvancılık
Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığınca ortaklaşa hazırlanan
ve 2012-2013 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde yürütülecek olan "Okul Sütü Programı" kapsamında
öğrencilere süt içme alışkanlığını kazandırmak ve dengeli beslenme suretiyle
öğrencilerin gelişme oranlarını artırmak amacıyla süt dağıtılmasına ilişkin
esaslar belirlenmiştir. Bu esasların
"Görev, Sorumluluk ve Organizasyon" başlıklı 3. maddesinde
(bkz. § 26) sütün muhafaza edilmesi ve/veya ettirilmesi, okullara
ulaştırılması, dağıtılması ve uygun şartlarda tüketimlerinin sağlanmasından
Millî Eğitim Bakanlığının; program uygulama döneminde öğrencilerin gelişme
oranlarının ve süt tüketimi alışkanlıklarındaki değişikliklerin tespitine
ilişkin çalışmalardan da Sağlık Bakanlığının sorumlu olduğunu belirtilmiştir.
Aynı maddede bu sorumluluğa paralel olarak aile hekimleri, öğretmenler ve/veya
veliler tarafından süte karşı duyarlılığı tespit edilen öğrencilerin okul
yönetimleri tarafından program dışında tutulacağı ifade edilmiştir.
50. Öğretmenlerin öğrencilerin duyarlılık durumlarının
tespitindeki görevi çerçevesinde öğrenci velilerinin izinlerini tespit
etmesinin de yer aldığında şüphe bulunmamaktadır. Zira veli izni bu tür
durumların tespiti için en güvenilir unsurdur. Sınıf öğretmeni eğitim-öğretim
faaliyetleri kapsamında sorumlu oldukları öğrencilerle ve velileriyle yakın
ilişki içinde olan ilk kişidir. Bu nedenle öğrencilerin sağlığını da
ilgilendiren süt dağıtımında ilgili yönetmelikler (bkz. §§ 27, 28) ve Bakanlar
Kurulu kararıyla verilen görevlerin sınıf öğretmenlerinin eğitim-öğretim
hizmetlerinin iyi şekilde yürütümüyle doğrudan ilgili olduğu açıktır.
Dolayısıyla başvurucunun disiplin cezasına esas olan ve velilerin çocuklarının
süt içmesine ilişkin rızalarına ya da çocuklarının süt içmemelerine ilişkin
formların onlarla en yakın iletişimde olan sınıf öğretmeni tarafından tespit
edilerek sisteme girilmesinin -bu konudaki düzenlemeler ve sınıf
öğretmenlerinin yaptıkları işin kendine özgü niteliği dikkate alındığında-
sınıf öğretmenlerine verilebilecek görevlerden olmadığı söylenemez.
51. Sonuç olarak başvurucunun şikâyet konusu hizmetin sınıf öğretmeni olarak memur
statüsünde aylık karşılığı yürüttüğü görevinin bir parçası olduğu
anlaşılmaktadır. Öte yandan memuriyet görevinin bir parçası olarak yürütülen veri girme işinin başvurucu açısından
öngörülemez olmadığı ve başvurucuya aşırı bir külfet yüklemediği de açıktır. Bu
durumda statü hukukuna bağlı yürütülen söz konusu hizmetin rıza dışı olduğu ve
dolayısıyla zorla çalıştırma teşkil ettiği söylenemeyecektir.
52. Açıklanan gerekçelerle zorla çalıştırma yasağının ihlal
edilmediği açık olduğundan başvurunun bu şikâyet hususunda diğer kabul
edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin
açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna
karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Zorla çalıştırma yasağına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 17/4/2019
tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.