
Esas No: 2015/9441
Karar No: 2015/9441
Karar Tarihi: 17/4/2019
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
MAKBULE KAYMAZ BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2015/9441) |
|
Karar Tarihi: 17/4/2019 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
Başkan |
: |
Engin YILDIRIM |
Üyeler |
: |
Recep KÖMÜRCÜ |
|
|
Celal Mümtaz AKINCI |
|
|
Rıdvan GÜLEÇ |
|
|
Recai AKYEL |
Raportör |
: |
Murat İlter DEVECİ |
Başvurucu |
: |
Makbule KAYMAZ |
Vekili |
: |
Av. Erdal KUZU |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kolluk görevlilerinin karıştığı bir ölüm olayı
hakkında yürütülen ceza yargılaması sonunda sanıklar hakkında verilen beraat
kararı aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuruda yaşam
hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi üzerine yapılan yargılamanın
yenilenmesi isteminin reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği
iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 2/6/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön
incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm
tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve
esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına
(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAYLAR VE OLGULAR
8. Başvurucu 21/11/2004 tarihinde kolluk görevlilerinin
karıştığı bir olay sırasında ölen A.K.nın eşi, U.K.nın ise annesidir.
9. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi
(UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:
10. Kızıltepe Emniyet Müdürlüğüne 20/11/2004 tarihinde,
yanlarında uzun namlulu silahlar bulunan birkaç şüpheli kişinin A.K. ve U.K.nın ikamet ettiği eve geldiği ihbar edilmiştir.
11. Cumhuriyet savcısının talimatı üzerine ihbarda sözü edilen
kişilerin yakalanması için kolluk görevlilerince bir operasyon planlanmıştır.
12. Cumhuriyet savcısı, A.K. ve U.K.nın
bulunduğu evde arama yapılmasına karar vermiştir.
13. Arama esnasında çıkması olası çatışmada evdeki sivillerin
zarar görme ihtimaline karşı kolluk görevlilerince ev gözetim altına
alınmıştır.
14. Şüpheli kişilerin yakalanması için yapılan plan uyarınca
yanlarında uzun namlulu silahlar bulunan kişiler evin dışında
yakalanacaklardır.
15. A.K. ve U.K., 21/11/2004 tarihinde saat 17.00 sıralarında
evlerinin yakınında öldürülmüştür.
16. A.K. ve U.K.nın ölümleriyle ilgili
olarak yürütülen soruşturma sonunda dört polis memuru hakkında meşru müdafaa
sınırının aşılması suretiyle müstakil faili belli olmayacak şekilde adam
öldürme suçundan Mardin Ağır Ceza
Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.
17. Kamu davası, Bakanlığın talebi üzerine Yargıtay 5.
Dairesince verilen karara istinaden kamu güvenliği gerekçesiyle Eskişehir 1.
Ağır Ceza Mahkemesine (Ceza Mahkemesi) nakledilmiştir.
18. Yaptığı yargılama sonunda uzun namlulu silah taşıyan
kişilerin evin dışında yakalanması için gerekli önlemler alınırken aniden
çatışma çıktığı ve sanıkların silah kullanma yetkileri kapsamında ve meşru
müdafaa şartları içinde hareket ederek A.K. ve U.K.nın
ölümüne neden oldukları sonucuna varan Ceza Mahkemesi, neticeten sanıkların beraatine karar verilmiştir. Ceza Mahkemesine göre
ölenlerin kullandıkları silahların özelliği dikkate alındığında sanıkların
ateşli silah kullanmaları ölçülüdür ve aniden gelişen olay sırasında
alınabilecek başka bir koruma tedbiri bulunmamaktadır.
19. Başvurucunun da aralarında bulunduğu katılanların temyiz
talepleri, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 11/6/2009 tarihli kararıyla
reddedilmiştir. Böylece sanıkların beraatine ilişkin
hüküm kesinleşmiştir.
20. Başvurucu -kayınvalidesi ve kayınbiraderi ile birlikte-
başka ihlal iddiaları yanında ölen yakınlarının yaşam haklarının da ihlal
edildiğini ileri sürerek 9/12/2009 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine
(AİHM) başvuru yapmıştır.
21. Yaptığı inceleme sonunda AİHM 25/2/2014 tarihinde,
operasyonun tüm riski olabildiğince azaltacak şekilde hazırlanmadığı ve kontrol
edilmediği, olayda kullanılan ölümcül gücün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi"nin
(Sözleşme) 2. maddesi anlamında mutlak gerekli olduğunun tespit edilmediği
gerekçesiyle yaşam hakkının maddi (esas) boyutunun; soruşturmadaki
yetersizlikler nedeniyle de yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine
karar vermiştir. Bundan başka AİHM, başvuruculara 70.000 avro maddi, 70.000 avro
manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Kararda, ihlalin giderilmesine
yönelik genel veya bireysel herhangi bir önlem veya araca yer verilmemiştir.
22. AİHM yaşam hakkının usul boyutuyla ilgili karara varırken
Cumhuriyet Başsavcılığının olaya karışan polis memurlarını olaydan on günden
daha fazla zaman geçtikten sonra ifadeye çağırmasını, aynı polis memurlarının
olay sonrasında birbirlerinden ayrı tutulmamasını ve adli soruşturmadan önce
idari soruşturma kapsamında ifade vermelerinin kendilerinden istenmesini, evi
izlemekle görevli iki polis memurunun ifadelerine olaydan yaklaşık bir yıl
sonra başvurulmasını, başvurucuların olay yerinde olayın yeniden kurgulanmasına
(keşif yapılmasına) yönelik taleplerinin Ceza Mahkemesince reddedilmesini ve
ölenlerin yakınında bulunan silahlarda herhangi bir parmak izi incelemesi
yapılmamasını dikkate almıştır.
23. Başvurucu vekili 21/1/2015 tarihinde, AİHM kararında yapılan
tespitleri gerekçe göstererek Ceza Mahkemesinden 4/12/2004 tarihli ve 5271
sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 311. maddesine istinaden yargılamanın
yenilenmesini talep etmiştir.
24. Ceza Mahkemesi, yasal şartları bulunmadığı gerekçesiyle
yargılamanın yenilenmesi talebini reddetmiştir.
25. Başvurucu vekili, 5271 sayılı Kanun"un 311. maddesinde
yazılı şartların gerçekleştiği iddiasıyla Ceza Mahkemesince verilen karara
itiraz etmiştir.
26. Başvurucu vekilinin itirazı, Eskişehir 2. Ağır Ceza
Mahkemesince (2. Ceza Mahkemesi) 22/4/2015 tarihinde reddedilmiştir. Söz konusu
kararın ilgili kısmı şöyledir:
"CMK. nun 311
maddesinde hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi müessesesi düzenlenmiş olup,
katılanlar tarafından hükümlü aleyhine yargılamanın yenilenmesi talebinde
bulunulmakta olduğundan, bu kapsamda değerlendirilecek olan maddenin CMK.nun 311 değil, CMK.nun 314
maddesi olduğu, Avrupa İnsan Mahkemesi"nin itiraza konu edilen kararı ile
birlikte CMK.nun 314. maddesi ele alındığında,
Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi"nin 16/02/2015 tarih ve 2005/226 Esas,
2007/162 Karar sayılı ek kararı usul ve yasaya uygun olup, herhangi bir
isabetsizlik görülmediğinden, söz konusu karara itiraz eden katılanlar
vekillerinin yerinde görülmeyen itirazının reddine ... karar verilmiştir.
..."
27. 2. Ceza Mahkemesince verilen karar başvurucu vekiline
6/5/2015 tarihinde tebliğ edilmiş olup bireysel başvuru 2/6/2015 tarihinde
yapılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
28. 5271 sayılı Kanun"un "Hükümlü
lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" kenar başlıklı 311. maddesinin ilgili kısımları
şöyledir:
"(1) Kesinleşen bir
hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak
yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:
...
f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana
Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle
verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü
aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane
çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde
yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği
tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.
(2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri,
4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile,
4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular
üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır."
29. 5271 sayılı Kanun"un "Sanık
veya hükümlünün aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedenleri"
kenar başlıklı 314. maddesi
şöyledir:
"(1) Kesinleşen bir
hükümle sonuçlanmış olan bir dava aşağıda yazılı hâllerde sanık veya hükümlünün
aleyhine olarak yargılamanın yenilenmesi yolu ile tekrar görülür:
a) Duruşmada sanığın veya hükümlünün lehine
ileri sürülen ve hükme etkili olan bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.
b) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri,
aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek
nitelikte olarak görevlerini yapmada sanık veya hükümlü lehine kusur etmiş ise.
c) Sanık beraat ettikten sonra suçla ilgili
olarak hâkim önünde güvenilebilir nitelikte ikrarda bulunmuşsa."
B. Uluslararası Hukuk
1. Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi Yönünden
30. Sözleşme"nin "Kararların
bağlayıcılığı ve infazı" kenar
başlıklı 46. maddesi şöyledir:
"1. Yüksek Sözleşmeci Taraflar, taraf
oldukları davalarda Mahkeme’nin verdiği kesinleşmiş kararlara uymayı taahhüt
ederler.
2. Mahkeme’nin kesinleşen kararı, infazını
denetleyecek olan [Avrupa Konseyi] Bakanlar Komitesi’ne gönderilir.
3. [Avrupa Konseyi] Bakanlar Komitesi, kesinleşen bir kararın infazının
denetlenmesinin, söz konusu kararın yorumundan kaynaklanan bir zorluk nedeniyle
engellendiği kanaatinde ise, bu yorum konusunda karar vermesi için Mahkeme’ye
başvurabilir. Mahkeme’ye başvurma kararı, Komite toplantılarına katılma hakkına
sahip temsilcilerin üçte iki oy çokluğu ile alınır.
4. [Avrupa Konseyi] Bakanlar Komitesi, bir Yüksek Sözleşmeci Taraf’ın, taraf olduğu bir davada verilen kesin karara
uygun davranmayı reddettiği görüşünde ise, ilgili Taraf’a
ihtarda bulunduktan sonra, Komite toplantılarına katılmaya yetkili
temsilcilerin üçte iki oy çokluğu ile alınacak bir kararla, ilgili Taraf’ın 1. fikrada öngörülen
yükümlülüğünü yerine getirmediği meselesini Mahkeme’ye intikal ettirebilir.
5. Mahkeme 1. fıkranın ihlal edildiğini tespit
ederse, alınacak önlemleri değerlendirmesi için davayı [Avrupa
Konseyi] Bakanlar Komitesi’ne gönderir.
Mahkeme, eğer 1. fıkranın ihlal edilmediğini saptarsa, davayı, incelemesine son
verecek kararı alması için [Avrupa Konseyi] Bakanlar Komitesi’ne iletir. "
2. Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi Uygulaması Yönünden
31. AİHM"e göre Sözleşme’nin veya ekli
protokollerinin ihlal edildiğinin tespitine ilişkin bir karar davalı devlete,
adil tazmin yoluyla ödenmesine hükmedilen miktarları ödeme ve Avrupa Konseyi
Bakanlar Komitesinin (Bakanlar Komitesi) denetimine tabi olan genel ve/veya
gerektiğinde bireysel önlemleri seçme yükümlülüğü yükler. Bu önlemler AİHM"in tespit ettiği ihlale iç hukuktaki düzen içinde son
verme ve ihlalin doğurduğu sonuçları mümkün olduğunca ihlalden önceki duruma
geri getirecek şekilde telafi etme amacını taşımaktadır (Assanidze/Gürcistan [BD], B. No: 71503/01, 8/4/2004, § 198; Benzer ve diğerleri/Türkiye, B. No:
23502/06, 12/11/2013, § 215;L.M. ve
diğerleri/Rusya, B. No: 40081/14, 40088/14, 40127/14, 15/10/2015, §
165).
32. Sözleşme’nin 46. maddesi kapsamındaki yükümlülüğü ifa etmek
için iç hukukunda kullanacağı araçları seçmek -Bakanlar Komitesinin denetimine
tabi olmak koşuluyla- öncelikle ilgili devletin görevidir. Ancak bu yöntem AİHM
kararında belirtilen hükümlere uygun olmak zorundadır (Scozzari ve Giunta/İtalya [BD], B. No:
39221/98, 41963/98, 13/7/2000,§ 249).
33. Bununla birlikte AİHM, aleyhine ihlal kararı verilen devlete
Sözleşme’nin 46. maddesi kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi
konusunda yardımcı olmak amacıyla, tespit ettiği durumun sonlandırılmasına
yönelik ne tür özel ve/veya genel tedbirlerin alınabileceğini açıklama yoluna
gidebilir (L.M. ve diğerleri/Rusya,
§ 166; Scoppola/İtalya (No.
2) [BD], B. No: 10249/03, 17/9/2009, § 148).
34. AİHM istisnai olarak, aleyhine ihlal kararı verilen devlet
tarafından başvurulması gereken özel yolu veya alınması gereken başka bir
tedbiri açıkça belirtir. Örneğin AİHM;
-L.M. ve diğerleri/Rusya (anılan
kararda bkz. § 169) kararında başvuruculardan ismen belirttiği ikisinin derhâl
serbest bırakılmasının sağlanmasının davalı devletin görevi olduğunu,
-Yiğitdoğan/Türkiye (No.2)
(B. No: 72174/10, 3/6/2014, § 73) kararında en uygun giderimin başvurucunun bu
yönde bir talebinin olması hâlinde Sözleşme’nin 6. maddesinde belirtilen
koşullar doğrultusunda yeniden yargılanması olacağını,
-Nihayet Arıcı ve
diğerleri/Türkiye (B. No: 24604/04, 16855/05, 23/10/2012, § 176)
kararında davalı devletin bakanlar kurulunun kontrolü altında on üç yıldan beri
sorgulama aşamasında olan soruşturmanın en kısa sürede sonuçlandırılması ve
başvuranların yakınlarının hangi şartlar altında öldüğünün açıklanabilmesi için
gerekli uygulamaları gerçekleştirmesi ve başvuruculara ödenmesi gereken
tazminat konusunda sonuçlara varması gerektiğini,
-Benzer ve diğerleri/Türkiye
(anılan kararda bkz. § 219) kararında derdest olan soruşturmanın etkili bir
şekilde yürütülmesi gerekliliğini,
-Atiman/Türkiye (B. No: 62279/09, 23/9/2014, §
47) kararında gerekli yasal değişikliklerin yapılması gerekliliğini
belirtmiştir.
3. Bakanlar Komitesince
Kabul Edilen Kararlar Yönünden
35. Bakanlar Komitesi 19/1/2000 tarihli ve R (2000) 2 No.lu
tavsiye kararında; Sözleşme"nin 46. maddesi uyarınca Sözleşmeci Devletlerin
AİHM kararlarına uyma yükümlülüklerinin hak ihlali nedeniyle zarar gören
tarafın ihlal öncesinde bulanabileceği duruma mümkün olduğunca getirilmesini sağlayan
birtakım önlemlerin alınmasını gerektirebileceğini hatırlatmış ve eski hâle
getirmenin sağlanmasında en uygun önlemlerin neler olduğunun sorumlu devletin
yetkili otoriteleri tarafından ulusal hukuk sisteminde bulunan yollar dikkate
alınarak tespit edileceğini belirtmiştir. Bundan başka anılan kararda, AİHM
kararlarının icrasına ilişkin uygulamanın bazı istisnai koşullarda yeniden
yargılama yapılmasının eski hâle getirmenin sağlanmasında en etkin yöntem
olduğunu gösterdiği hatırlatılarak Sözleşmeci devletler, eski hâle getirmenin
en ileri düzeyde sağlanması maksadıyla ulusal boyutta etkin olanakların
mevcudiyetini sağlamaya davet edilmiştir. Son olarak tavsiye kararında;
-İhlale neden olan ulusal karardan ciddi manada olumsuz
etkilenmeye devam eden mağdurun mağduriyeti adil tazmin kararı ile ortadan
kaldırılamadığı ve davanın yeniden incelenmesi veya yeniden görülmesi dışında
mağduriyetin giderilebilmesinin mümkün olmadığı durumlarda,
-Ulusal kararın Sözleşme"ye açıkça
aykırı olduğu durumlarda,
-Tespit edilen ihlalin dayandığı usule ilişkin hatalar veya
noksanlıkların şikâyet edilen iç hukuk yargılamasının sonucunda ciddi kuşkular
uyandırdığı durumlarda Sözleşmeci tarafların -özellikle yargılamanın yeniden
yapılması da dâhil- davanın yeniden incelenmesine imkân veren yeterli
olanakları sağlamak amacıyla kendi hukuk sistemlerini incelemesinin teşvik
edildiği vurgulanmıştır.
36. 10/5/2006 tarihli 964. Daimî Temsilciler Toplantısı’nda
kabul edilen metinde yer alan AİHM kararlarının infazının denetimiyle ilgili 6.
kurala göre Bakanlar Komitesi bir kararın infazının denetlenmesi çerçevesinde;
i. Mahkemenin vermiş olduğu adil tazminin varsa gecikme faiziyle
birlikte ödenip ödenmediğini,
ii. Gerektiğinde, karara uymak gayesiyle gerekli araçları seçmek
için Sözleşmeci tarafa tanınan takdir hakkını gözönünde
bulundurarak,
-İhlali sona erdirmeyi sağlamak ve mağdur tarafın mümkün
olduğunca Sözleşme"nin ihlalinden önceki durumuna kavuşturulması için bireysel
önlemler alınıp alınmadığını,
-Tespit edilmiş ihlallerin benzerlerinin yinelenmesinin
önlenmesi veya devam eden ihlallere son verilebilmesi amacıyla genel
tedbirlerin alınıp alınmadığını inceleyecektir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
37. Mahkemenin 17/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
ve Bakanlık Görüşü
38. Başvurucu; yakınlarının yaşam haklarının ihlal edildiğinin
AİHM tarafından tespit edilmesine rağmen yargılanmanın yenilenmesi talebinin
gerekçesiz olarak reddedildiğini belirterek kendisi yönünden yaşam hakkı ile
adil yargılanma hakkının, ölen yakınları yönünden ise yaşam hakkının ihlal
edildiğini ileri sürmüştür.
39. Bakanlık görüşünde; başvuruya konu olayla ilgili hukuki
süreçler özetlenip Anayasa Mahkemesinin konuyla ilgi kurulabilecek kararları
ifade edildikten sonra öz itibarıyla AİHM"in ihlal
kararında belirtilen tazminatın yargılama giderleri ile birlikte başvurucuya
ödendiği, bu nedenle başvurucunun mağdur sıfatının ortadan kalktığı, 5271
sayılı Kanun"un sanık aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedenlerine ilişkin
314. maddesinde AİHM tarafından verilen ihlal kararlarının sayılmadığı,
yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin yorum yoluyla genişletilemeyeceği ve
Anayasa Mahkemesince yapılacak incelemenin yargılamanın yenilenmesi talebiyle
ilgili hukuki süreçle sınırlı olduğu belirtilmiştir.
B. Değerlendirme
40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan
hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini
kendisi takdir eder (Tahir Canan,
B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun ihlal iddiasını dile getiriş
biçimini dikkate alan Anayasa Mahkemesi, başvurunun başvurucunun ölen
yakınlarının yaşam hakkıyla sınırlı olarak incelenmesi gerektiği kanısındadır.
41. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı”
kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes, yaşama...
hakkına sahiptir."
42. Anayasa’nın "Devletin
temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili
kısmı şöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri, (...)
kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle
bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri
kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları
hazırlamaya çalışmaktır.”
43. Anayasa"da güvence altına alınmış temel hak ve
özgürlüklerden Sözleşme kapsamındaki herhangi birinin ihlal edildiği iddiasını
incelemek, bireysel başvuru yoluyla incelemeye yetkili olan Anayasa
Mahkemesinin görev alanına girer. Aksinin kabulü, Anayasa ve Sözleşme"nin ortak
koruma alanı içinde yer alan temel hak ve özgürlüklerin bireysel başvuru yolu
ile etkili bir şekilde korunmasını öngören Anayasa"nın amacı ile bağdaşmaz. Bu
sebeple AİHM tarafından verilen bir ihlal kararının gereklerinin yerine
getirilip getirilmediği Anayasa Mahkemesince incelenmelidir (Sıddıka Dülek ve diğerleri,
B. No: 2013/2750, 17/2/2016, §
70). Nitekim anılan Sıddıka Dülek ve diğerleri başvurusunda
AİHM tarafından yaşam hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi üzerine yapılan
yargılamanın yenilenmesi isteminin Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından
etkili ve yeterli inceleme yapılmaksızın reddedilmesi nedeniyle yaşam hakkının
ihlal edildiği iddiası, AİHM tarafından verilen ihlal kararının gereklerinin
yerine getirilip getirilmediği ile ilgili olarak sınırlı incelenmiş ve yaşam
hakkının usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
44. Sözleşme ile güvence altına alınan temel hak ve
özgürlüklerin etkili bir şekilde korunması, AİHM tarafından verilen ihlal
kararlarının iç hukukta gereği gibi yerine getirilmesi ile mümkündür. AİHM
tarafından verilen ihlal kararlarının iç hukukta gereği gibi yerine
getirilmemesi, Sözleşme ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin
uygulamada etkili bir şekilde korunamadığı anlamına gelir (Sıddıka Dülek ve diğerleri, § 69).
45. İşte bu nedenle bir kararın/hükmün Sözleşme ve eki
protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin AİHM tarafından tespit edilmesi,
temel hak ve özgürlüklerin teoride olduğu gibi pratikte de etkili bir şekilde
korunabilmesi amacıyla 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu"nun 53. maddesinde, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
Kanunu"nun 375. maddesinde ve 30/3/2016 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa
Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun"un ise 67.
maddesinde yargılamanın yenilenmesi /iadesi nedeni olarak kabul edilmiştir.
46. Aynı amaç doğrultusunda, verilen bir ceza hükmünün Sözleşme
ve eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin AİHM tarafından tespit
edilmesi de 5271 sayılı Kanun"un 311. maddesinde yargılamanın yenilenmesi
sebebi olarak sayılmıştır. Öte yandan sanıklar aleyhine yargılamanın
yenilenmesi sebeplerinin tahdidi olarak sayıldığı 5271 sayılı Kanun"un 314.
maddesinde AİHM tarafından verilen ihlal kararlarından söz edilmemiştir.
47. Somut başvuruya konu olayda AİHM, yaşam hakkının maddi ve
usul boyutlarının ihlal edildiğine karar verip adli tazmine hükmetse de ihlalin
giderilmesine yönelik genel veya bireysel herhangi bir önlem veya araç
belirlememiştir (bkz. § 21).
48. Bu durumda Sözleşme"nin 46. maddesi ve AİHM"in
anılan hükme ilişkin pratiği uyarınca ihlalin giderimi için ulusal hukukta
kullanacağı araçları seçmek -Bakanlar Komitesinin denetimine tabi olmak
koşuluyla- Türkiye"ye aittir (bkz. §§ 31, 32). Ancak 5271 sayılı Kanun"un 314.
maddesi imkân vermediğinden sanıklar aleyhine yargılamanın yenilenmesi yolu,
ihlalin giderimi konusunda ulusal hukukta kullanılabilecek bir araç değildir.
AİHM bugüne kadar bu durumun tespit edilen ihlallerin gideriminin
önünde engel teşkil ettiğine veya Sözleşme"nin 2. ve/veya 46. maddesiyle
bağdaşmadığına dair herhangi bir karar da vermemiştir. O hâlde AİHM tarafından
verilen ve Sözleşme"nin 46. maddesi uyarınca alınması gerekli genel veya
bireysel herhangi bir tedbir içermeyen bir ihlal kararının yerine
getirilebilmesi için yargılamanın yenilenmesinde zorunluluk bulunduğu
söylenemez. Bu sebeple yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesi
nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan
yoksun olduğu sonucuna varılmıştır.
49. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiğine
ilişkin iddianın diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle
kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle
KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
17/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.