Abaküs Yazılım
8. Hukuk Dairesi
Esas No: 2011/2250
Karar No: 2011/6371
Karar Tarihi: 28.11.2011

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2011/2250 Esas 2011/6371 Karar Sayılı İlamı

8. Hukuk Dairesi         2011/2250 E.  ,  2011/6371 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    DAVA TÜRÜ : Tescil

    ... ile Hazine ve Keberli Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 02.03.2011 gün ve 24/235 sayılı hükmün Yargıtay"ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı tapulama harici bırakılan 8864 m2 yüzölçümlü taşınmazın vekil edeni tarafından imar ve ihya yoluyla 20 yılı aşkın bir süreden beri zilyet ve tasarruf ettiğini açıklayarak TMK.nun 639/1, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri gereğince davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
    Davalı Hazine vekili, 24.3.2010 tarihli cevap dilekçesinde açıkladığı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
    Davalı köy tüzel kişiliğini temsilen köy muhtarı dava konusu yerin davacı tarafından kullanıldığını beyan etmiştir.
    Mahkemece, dava konusu yerin tespiti amacıyla yerinde yapılan keşifte uzman bilirkişilerden alınan rapor ve krokilere göre uyuşmazlık konusu yerin N41-D-20 nolu paftada yer aldığı, ancak davacı vekilinin tescilini talep ettiği taşınmazın ise N41-D-15-C paftasında olduğu, bu sebeple farklı taşınmazlar olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir.
    Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Yerin tespiti amacıyla yapılan keşifte dinlenen teknik bilirkişilerin raporuna göre dava dilekçesinde gösterilen paftanın uygulaması sonunda yerin farklı paftada çıkması maddi yanılgı olarak değerlendirilmelidir. Yüksek Yargıtay ve Hukuk Dairelerinin sapma göstermeyen uygulamaları da bu yöndedir. Önemli olan keşif yerinde dava konusu yapılan yerin doğru gösterilmesi olup, bunun dava dilekçesinde gösterilen pafta ya da ada ve parsel dışında başka bir paftada veya ada ve parselde yer almasının bir önemi bulunmamaktadır. Davacı veya vekilinin keşifte gösterdiği yer esas alınarak araştırma ve incelemenin yapılması dava ekonomisi bakımından da önem arz etmektedir. Sırf saptanan bu maddi hata nedeniyle davanın reddi doğru olmadığı gibi keşfe hazırlık amacıyla deliller toplanmadan yalnızca yerin tespiti içinde keşfin yapılması HMK.nun 30 (HUMK. m. 77) ve Anayasanın 141/son fıkrasına uygun düşmez. Esas olan tüm deliller toplandıktan ve dosya keşfe hazır hale getirildikten sonra keşfin yapılmasıdır.
    Davacı vekili, dava dilekçesinde dava konusu yerin ihya yoluyla elde edildiğini açıkladığına göre bu yerin imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesinde imar ve ihya içinde yer alan tüm olumlu ve olumsuz koşulların davacı yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması zorunludur. Öncelikle teknik bilirkişilerin rapor ve krokisi eklenmek suretiyle dava konusu yerin yapılan kadastro çalışmaları sırasında hangi tarihte ve ne niteliğiyle tespit dışı bırakıldığının Kadastro Müdürlüğünden, çifte tapunun önlenmesi açısından aynı biçimde teknik bilirkişilerin rapor ve krokisi eklenerek dava konusu yerin tapuda kayıtlı yerlerden olup olmadığının Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulması, Hazine vekilinin 24.3.2010 tarihli cevap dilekçesinin ikinci sayfasında; davacı tarafından 2010/25 ila 19 Esaslarında da açılan tescil davaları bulunduğunu, (toplam 7 dosya) açıkladığına göre cevap dilekçesinde açıklanan tüm bu dosyaların bulundukları mahkemelerden getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinde açıklanan sınırlamalar bakımından ve ayrıca keşifte gözönünde tutulması gerekmektedir.
    Bundan ayrı, dava konusu yer tapulama çalışmaları sırasında tapulama dışı bırakıldığına ve bu nedenle tapusuz olduğu anlaşıldığına göre TMK.nun 713/4 ve 5. fıkraları uyarınca teknik bilirkişilerin krokileri de esas alınmak suretiyle yöntemine uygun bir biçimde yerel ve gazete ilanlarının yapılması, son ilan tarihinden itibaren yasal üç aylık sürenin beklenilmesi, yöntemine uygun bir biçimde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gözönünde tutularak miktar araştırmasının yapılması, davacının aynı çalışma alanı içerisinde sulu toprakta 40, kuru toprakta ise en fazla 100 dönüm alabileceği konusunun gözetilmesi, yerel bilirkişilerin mahkemece belirlenmesi, tarafların tanık ve delillerini bildirmeleri için kendilerine süre ve imkan tanınması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK.nun 243 ve 244. maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, aynı Kanunun 259 ve 290/2. fıkraları uyarınca uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle yerel bilirkişi ve tanıkların keşif yerinde dinlenilmeleri, beyanlar arasında çelişki bulunduğu taktirde HUMK.nun 261. maddesi gereğince aykırılığın giderilmesi, davacının dava konusu yerin imar ve ihyasına hangi tarihte başladığı, imar ve ihyayı ne şekilde sürdürdüğü ve hangi tarihte tamamladığı hususlarının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının hesaplanması, HMK.nun 290/2. maddesi uyarınca taşınmaz ve çevresini gösterir renkli fotoğraflar keşfe birlikte götürülecek bilirkişi fotoğrafçı tarafından çektirilip mahkeme hakimince onaylandıktan sonra dosya arasına konulması, tüm delillerin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde toplanması, daha önce götürülmeyen uzman bilirkişi ziraat mühendisince taşınmaz ve çevresinin bir bütün olarak toprak yapısı incelendikten sonra dava konusu taşınmazın kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, hangi tarihten itibaren kültür arazisi olarak kullanıldığı, imar ve ihyanın hangi tarihte tamamlandığı konularında tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
    Mahkeme kararın gerekçesinde davalı köy muhtarının davacının babası olduğunu açıkladığına ve dosyadaki bilgilere göre de soy isimleri aynı olduğuna göre gerçekten davalı ..."nü temsilen yargılama oturumlarına katılan köy muhtarı davacının babası ise, köy ile davacı oğlu arasında yarar çatışması bulunduğundan 442 sayılı Köy Kanununun 10, 33/b, 37/7 ve 20. maddeleri gözönünde tutularak köy derneğince davada köyü temsil etmek üzere bir kişinin seçilmesi ve onun huzuruyla yargılamaya devam olunması gerekirken, köy tüzel kişiliği ile davacı arasındaki yarar çatışması gözardı edilerek davaya köy muhtarı sıfatıyla davacının babasının katılması anılan kanun hükümlerine aykırıdır.
    Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK.nun Geçici madde 3. yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 28.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.






    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi