
Esas No: 2013/8903
Karar No: 2013/8903
Karar Tarihi: 14/4/2016
Anayasa Mahkemesinin bu kararı bireysel başvuru kararı olup kişisel veri içerme ihtimali bulunmaktadır. Her ne kadar yayınlamakta yasal bir sakınca bulunmasa da bunun kişilere zarar verme ihtimali karşısında bu kararı yayınlamıyoruz.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ |
ANAYASA MAHKEMESİ |
|
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
G. G. BAŞVURUSU |
(Başvuru Numarası: 2013/8903) |
|
Karar Tarihi: 14/4/2016 |
|
İKİNCİ BÖLÜM |
|
KARAR |
|
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan |
: |
Engin
YILDIRIM |
Üyeler |
: |
Serdar
ÖZGÜLDÜR |
|
|
Osman Alifeyyaz PAKSÜT |
|
|
Alparslan
ALTAN |
|
|
Celal Mümtaz
AKINCI |
Raportör |
: |
Okan
TAŞDELEN |
Başvurucu |
: |
G. G. |
Vekili |
: |
Av. Erhan
ACER |
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, hakkında açılan ceza davasında eksik inceleme
neticesinde ve emsal içtihatlara aykırı biçimde mahkûm edilmesi ve yargılamanın
uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına
ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 11/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan
yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi
neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir
eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 9/1/2014 tarihinde, başvurunun
kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar
verilmiştir.
4. Bölüm tarafından 29/01/2014 tarihinde, başvurunun kabul
edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına
(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 26/2/2014 tarihinde Anayasa
Mahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş
3/3/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın
görüşüne karşı beyanlarını 18/3/2014 tarihinde ibraz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili
olaylar özetle şöyledir:
8. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 20/3/2002 tarihinde, resmî
evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediğinden bahisle başvurucu
hakkında kamu davası açmıştır.
9. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi 27/12/2002,20/9/2007 ve
10/7/2008 tarihli kararlarıyla başvurucunun mahkûmiyetine hükmetmiştir.
10. Bu kararlar sırasıyla Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 25/10/2005
tarihli ve Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 18/4/2008 ile 11/5/2009 tarihli
ilamlarıyla bozulmuştur.
11. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi 16/3/2010 tarihli ve
E.2009/240, K.2010/59 sayılı kararıyla başvurucunun dolandırıcılık suçundan beraatine, resmî belgede sahtecilik suçundan ise hapis
cezası ile cezalandırılmasına ve anılan cezanın infazının ertelenmesine karar
vermiştir.
12. Yargıtay 11. Ceza Dairesi 28/3/2013 tarihli ve E.2012/4202,
K.2013/5178 sayılı ilamıyla kararı düzelterek onamıştır.
13. Yargıtay ilamının en geç ceza fişinin düzenlendiği 17/5/2013
tarihinde İlk Derece Mahkemesi Kalemine ulaştığı anlaşılmaktadır.
14. Başvurucu 11/11/2013 tarihinde nihai karardan haberdar
olduğunu belirtmektedir.
15. Başvurucu 11/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda
bulunmuştur.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 14/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda
başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
17. Başvurucu, Yargıtayın emsal
kararların aksine karar verildiğini, eksik inceleme sonucu mahkûm edildiğini ve
yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek eşitlik ilkesinin ve
adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu bu
nedenlerle yargılamanın yenilenmesi ve 50.000 TL manevi tazminat talebinde
bulunmuştur.
B. Değerlendirme
18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan
hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini
kendisi takdir eder (Tahir Canan,
B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanma
hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
19. Bakanlık yazısında, yargılamanın makul sürede
sonuçlandırılmadığına ilişkin şikâyet kapsamında görüş sunulmasına gerek
duyulmadığı ve başvurucunun bazı iddialarının delillerin değerlendirilmesine
yönelik olduğu belirtilmiştir. Başvurucunun emsal kararlara uyulmadığına dair
iddiaları eşitlik ilkesi kapsamında ele alınmıştır.
20. Başvurucu, Bakanlığın makul süre haricindeki görüşlerine
karşı çıkmıştır.
21. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin
Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun"un "Bireysel başvuru usulü" kenar
başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrasının ilk cümlesi şöyledir:
"Bireysel başvurunun,
başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin
öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir."
22. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü"nün
"Başvuru süresi ve mazeret"
başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Bireysel başvurunun,
başvuru yollarının tüketildiği ve buna ilişkin kararın kesinleştiği tarihten,
başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün
içinde yapılması gerekir."
23. Bireysel başvurunun ön şartlarından birisi de otuz günlük
süre kuralıdır. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate alınması gereken bir
usul hükmüdür (Deniz Baykal, B.
No: 2013/7521, 4/12/2013, § 32).
24. Bireysel başvurunun süre koşuluna bağlanmasıyla
başvuruculara bireysel başvuruda bulunmak için imkân tanımanın yanında hukuki
belirlilik de sağlanmaktadır. Dolayısıyla dava açma ya da kanun yollarına
başvuru için belli sürelerin öngörülmesi -bu süreler dava açmayı imkânsız
kılacak ölçüde kısa olmadıkça- hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve
mahkemeye erişim hakkına aykırı değildir (Remzi
Durmaz, B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 27).
25. Bireysel başvuruların, 6216 sayılı Kanun"un 47. maddesinin
(5) numaralı fıkrası ile İçtüzük"ün 64. maddesinin (1)
numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu
öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde
yapılması gerekmektedir. Anılan düzenlemelerde başvuru yolu öngörülen
durumlarda bireysel başvuru süresinin başlangıcına ilişkin olarak "başvuru
yollarının tüketildiği" tarihten söz edilmekte ise de haberdar olunmayan
bir hususta başvuru yapılamayacağı dikkate alınarak bu ibarenin "nihai
kararın gerekçesinin öğrenildiği" tarih olarak anlaşılması gerekir. Bu
öğrenme somut olayın özelliklerine göre farklı şekillerde gerçekleşebilir (A.C. ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1827,
25/2/2016, § 25; B.L.B. [GK], B.
No: 2013/4690, 25/2/2016, § 27).
26. Bireysel başvuru süresi bakımından "nihai kararın
gerekçesinin tebliği" öğrenme şekillerinden biridir (Mehmet Ali Kurtuldu, B. No: 2013/5504,
28/5/2014, § 27). Ancak öğrenme, gerekçeli kararın tebliği ile sınırlı olarak
gerçekleşmez; başka şekillerde de öğrenme söz konusu olabilir. Bu kapsamda
nihai kararın gerekçesinin "dosyadan suret alınması" gibi hâllerde
öğrenilmesi de mümkündür. Başvurucuların nihai kararın gerekçesini"öğrendiklerini
beyan ettikleri tarih" de bireysel başvuru süresinin başlangıcı olarak ele
alınabilir (İlyas Türedi, B. No:
2013/1267, 13/6/2013, §§ 21, 22).
27. Diğer yandan nihai kararın gerekçesi öğrenilmemiş olmakla
birlikte sonucunun öğrenildiği durumlar da söz konusu olabilir. Böyle bir
durumda sonucu öğrenilen nihai kararın gerekçesine derece mahkemesinden kesin
olarak erişilebilmesi mümkün ise bireysel başvuru süresinin sonucun öğrenildiği
tarihten itibaren başlatılması gerekir. Bu kapsamda bir ceza mahkûmiyetine
ilişkin nihai kararın sonucunun infaz aşamasında "yakalama", "müddetname veya çağrı kağıdının ya da ödeme emrinin
tebliği" suretiyle öğrenildiği durumlarda başvurucular, nihai kararın
sonucundan haberdar olmakta ve nihai karar gerekçesini kesin olarak öğrenme
olanağına sahip bulunmaktadırlar (Aydın
Selçuk, B. No: 2014/3194, 20/11/2014, § 24; Özgür Çapkın, B. No: 2014/2546,
30/12/2014, § 24; Halil Aslan, B.
No: 2014/3038, 10/12/2014, § 38).
28. Nihai kararın gerekçesinin bir şekilde öğrenilemediği veya
nihai kararın sonucunun öğrenilip gerekçesinin kesin olarak öğrenilme imkânının
elde edilemediği hâllerde başvuru süresinin hangi tarihten itibaren
başlayacağının da belirlenmesi gerekir. Aksi hâlde sınırsız bir başvuru süresi
söz konusu olabilecektir. Bu kapsamda bireysel başvuru süresinin başlangıç
tarihinin tespitinde, başvurucuların özen yükümlükleri ile mahkemeye erişim
haklarının aşırı sınırlanmaması hususları birlikte dikkate alınmalıdır (A.C. ve diğerleri [GK], § 28; B.L.B. [GK], § 30).
29. Başvurucuların bireysel başvuruda bulunmak için dava ve
başvurularını takip etmek için gerekli özeni gösterme yükümlülükleri vardır. Bu
yükümlülük kapsamında ilk derece mahkemesine ulaşan nihai kararın gerekçesini
öğrenme konusunda gerekli özeni gösterme sorumluluğu başvuruculara aittir.
Diğer bir ifadeyle başvurucular veya vekillerinin ilk derece mahkemesine ulaşan
kararın bir örneğini almak için özenli davrandıklarını kanıtlamaları gerekir
(Benzer yöndeki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları için bkz. Ölmez/Türkiye (k.k.),
B. No: 39464/98, 1/2/2005; Refik Alpaya ve İbrahim Dağılma/Türkiye (k.k.), B. No: 34384/08, 12/3/2013, § 16).
30. Mevzuatta, Yargıtay ceza dairelerinin kararlarının taraflara
tebliğine ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Ceza yargılamasında nihai
kararın tebliğ edilmediği durumlarda kararın derece mahkemesine ulaşmasından ve
böylece gerekçesinin erişilebilir olmasından sonra, özen yükümlülüğü kapsamında
makul bir süre içinde bireysel başvuru yapmak isteyen ilgililerden karara
erişmeleri ve karar gerekçesini öğrenmeleri beklenir. Bu kapsamda erişilebilir
olan nihai kararın en geç üç ay içinde ilgilileri tarafından bilindiği ve
gerekçesinin öğrenildiği kabul edilmelidir. Aksi tespit edilmediği sürece
bireysel başvuru için Kanun"da öngörülen otuz günlük başvuru süresi bu andan
itibaren başlayacaktır (B.L.B.
[GK], § 32).
31. Somut olayda Yargıtayın onama
ilamının en geç 17/5/2013 tarihinde İlk Derece Mahkemesi kalemine ulaştığı ve
başvurucunun ya da müdafisinin nihai kararın içeriğine erişme imkânını elde
ettiği görülmüştür (bkz. § 13).
32. Dolayısıyla özen yükümlülüğü kapsamında en geç 17/8/2013
tarihinde başvurucunun kararın içeriğini öğrendiği kabul edildiğinden ve bu
tarihten sonra otuz gün içinde başvuruda bulunulması gerekirken, 11/12/2013
tarihinde yapılan başvuruda süre aşımı olduğu sonucuna varılmıştır (B.L.B. [GK], § 42).
33. Açıklanan nedenlerle bireysel başvurunun diğer kabul
edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul
edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli
tutulması talebinin KABULÜNE,
B. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ
OLDUĞUNA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
14/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için bilgi@abakusyazilim.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.